M   Ü   Z   İ   K          v  e          B   İ   L   İ   M
" U l u s l a r a r a s ı   H a k e m l i   B i l i m s e l    M ü z i k   D e r g i s i
"
ISSN: 1304 - 6446 (Online)


Yarı zamanlı; Mart, Eylül
 Sayı:7 (Mart  2007)  

 
ÇOCUKLARDA VE GENÇLERDE MÜZİK EĞİTİMİNİN ÖNEMİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME
Yrd. Doç. Dr. Mustafa USLU
Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi
Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü
Müzik Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi

ÖZET:

Çocuğun müzik yeteneğinin saptanarak onu bir müzik eğitimi ortamına ulaştırmak, ailelere düşen görevlerdendir. Çocukların müzik eğitiminde bu eğitime hazır oluşluluk durumu öncelikle gereklidir. Eğitim ortamına ulaştırılan çocukların ve gençlerin doğru ve tutarlı bir eğitim almaları onların sanatsal gelişmeleri açısından önemlidir.

Aile ortamından sonra okul öncesi ve okuldaki eğitimin her aşamasında çocukların ve gençlerin müzik eğitimi iyi planlanmalıdır. Aile, öğretmen işbirliği eğitimdeki hızın durumunda ve çocukların ya da gençlerin doğru yönlendirilmelerinde destek oluşturacaktır. Hem müziksel ortamları yaşayarak, hem de sergilenen kaliteli konser aktivitelerini izleyerek bireylerin müzik birikimlerine hız katılabilir.

Mutlu ve başarılı çocukların ve gençlerin bulunduğu ortamların çoğaltılarak toplum düzeyinde sosyal gelişmişlik elde edilebilir. Çocukların ve gençlerin müzik eğitimi, iyi yetiştirilmiş bireyler ve gelişmiş bir toplum oluşturulması bakımından önemli ve gereklidir.

 Anahtar Kelimeler:  
Müzik Eğitimi - Müzik - Çocuk - Genç .


Giriş

Çocukların ve gençlerin eğitiminin önemsenmesi ülkelerin eğitim düzeyini, dolayısıyla bireysel ve toplumsal gelişmesini etkiler. Sanat eğitiminin bir kolu olan müzik eğitimi, bireylerin müzik aracılığıyla kendini geliştirmesinde önemli bir rol üstlenir. Müzik eğitimi alan bireyler, bu eğitimin gereği olan müziksel davranışları kazanarak belirli gelişmelere ulaşırlar. Müzik eğitiminin asıl amacı, eğitimin her aşamasında kişiye katkı sağlamak, onlara kendi yeteneklerini tanıma ve geliştirme fırsatı oluşturmak olmalıdır. Bu yolla kişiler güzel değerleri tanırlar ve yaptıkları işten zevk alabilirler. Ayrıca sevdikleri ve başardıkları bir işi sürekli yaparak mutlu olabilirler. Bu kişiler müziksel ortamlarda başkalarıyla bazı işbirliği, etkileşim ve paylaşımlarla kişilik ve sosyal gelişimlerine katkı sağlayabilirler.

 

Yapılan iyi eğitim ortamlarında eğitim alana olumlu kazanımlar sunan müzik eğitiminin, çocuklarda ve gençlerde önemsenmesi gereklidir. Çocukların duygusal ve zekâ gelişimlerinde müzik eğitiminin etkisi çoktur. Bu eğitimin algılama, kavrama ve aktarma konularında yararları yakından gözlemlenmiştir. Müzik eğitimi alan çocukların okul derslerinde başarılarının arttığı bilinmektedir. Çevresiyle iyi ilişkiler içerisinde bulunma konusunda da bu eğitimin kişiye önemli etkisi bulunmaktadır. Yakın ve uzak çevresiyle yeteneklerini, çalışmalarını ve ürünlerini paylaşmaya çalışan çocuklar ve gençler bu yolla çevrelerine kendilerini tanıtmaya çabalarlar. Bireylerin olumlu davranış kazanma konusunda müzik eğitiminin bu tür katkıları bulunmaktadır.

 

Çocuklarda doğumdan önce bile müzik eğitimi başlatılabilir. Anne karnındaki çocuk, annenin dinlediği müzikten, söylediği şarkıdan, çaldığı çalgıdan etkilenmektedir. Doğumundan itibaren çocuğun çevresine müzik katılabilir. Zaten insanlar genelde müzikle iç içe bir yaşam içersindedir. Fakat çocuğa sunulan müziklerin kalitesi de önemsenmelidir. Aile ortamından başlamak üzere, okul öncesi dönem ve okuldaki eğitimde çocukların müzik eğitimi planlanabilir. Özellikle çocuğun müziğe ilgisinin oluşturulması ve daha sonra yeteneğinin belirlenmesi gerekmektedir. Bazen yetenek doğru eğitimle geliştirilebilir. Bu yüzden çocuklara ve gençlere müzik eğitimi olanağının sağlanması öncelikle önemlidir.

 

Ailelerin müzik eğitimine yönelik sorumluluk taşımaları çocukların ve gençlerin iyi yetişmeleri için gereklidir. Aile ortamından sonra okul ortamında müzik derslerindeki uygulamaların önemi büyüktür. Müzik derslerinde çocukların öncelikle sanata ve müziğe ilgi duymaları, müzikten zevk almaları sağlanabilir. İlgi ve yeteneği ön plana çıkan çocuklara ayrıca özen gösterilebilir. Bu çocuklar daha ciddi bir müzik eğitimi ortamına ulaştırılabilir. Bu konuda aile- öğretmen diyalogu gerekmektedir. Çocukların eğitimleri okullarda ders dışı müzik faaliyetleriyle de geliştirilebilir. Kısa sürede gelişme gösteren, müzik yapmayı yaşamına katan bazı çocukların daha profesyonel ortamlarda eğitim almaları teşvik edilebilir ve desteklenebilir.

 

Müzik birikimi elde etmiş olan akran grupları, toplu müzik çalışmaları yoluyla daha iyi düzey elde edebilirler. Çalışmalarını dinleti ve konserlerle yakın ve uzak çevrelere sergileyebilirler. Bu yolla hem kendi müziksel gelişmelerine hem de toplumda müzik kültürünün gelişmesine ve yaygınlaşmasına katkıda bulunabilirler.

 

Hem bireysel hem de toplumsal açıdan olumlu katkıları bulunan müzik çocukların ve gençlerin yaşamına sokulmalıdır. Onlara mutlaka bir müzik eğitimi olanağı yaratılmalı ve sunulmalıdır.

 

Müzik Eğitimin İçeriği

Müzik eğitimi, hem bir eğitim aracı, hem de bir eğitim alanı olarak oldukça kapsamlı bir özelliğe sahiptir. Bireyin ve toplumun müziksel olaylara ve konulara bilinçli ve duyarlı olmasında, müziksel yaşamın anlamlaştırılmasında, müzik eğitiminin olumlu katkısı bulunmaktadır. Bu katkının içeriğinde ve derecesinde, alınan eğitimin ve eğitime verilen değerin, emeğin belirleyici olduğu belirtilebilir. Müzik eğitimi sonucunda, müzikle ilgili yaşamsal değeri bulunan çeşitli verimler elde edilebilir. Sözgelimi, müzik alanında yetkinleşme, tanınan ve sevilen insan olma, bilinçli müzik dinleme, müzik zevkini geliştirme, müzikle ilgili plak, kaset, CD, kitap ya da kaynak temininde bilgili ve duyarlı olma, canlı konser izleme kapasitesine sahip olma, müzik yapan bireylerin, yaptıkları işlerine ciddi yaklaşmaları, önem vermeleri vb... konular, müzik eğitimi sonucunda elde edilebilecek kazanımlardan bazılarıdır.

 

"Müzik eğitimi, temelde, bir müziksel davranış kazandırma veya bir müziksel davranış değişikliği oluşturma sürecidir. Bu süreçte daha çok, eğitim gören bireyin (çoğunlukla öğrencinin) kendi müziksel yaşantısı temel alınır, bu temelden yola çıkılarak, belirli amaçlar doğrultusunda, planlı ve yöntemli bir yol izlenir ve bu yolla belirli hedeflere erişilir. Müzik eğitimi yoluyla, birey ile çevresi özellikle müziksel çevresi arasındaki iletişim ve etkileşimin daha sağlıklı, daha düzenli, daha etkili ve daha verimli olması beklenir." (Uçan, 1994: 14)

 

Müzik eğitimi yoluyla bireysel ve toplumsal bazı değişiklikler ve gelişmeler gözlemlenebilir. Müzik eğitimi içerisinde bulunanlarda, müziksel bazı yaklaşımların ve bakış açıların değişeceği belirtilebilir. Bu yolla müzik eğitimine karşı toplumda var olan ilginin de giderek artacağı görülebilecektir. Çünkü toplumda bir alanda gerçekleşen olumlu gelişmeler, o alanın ilgili birimlerini de doğrudan olumlu biçimde etkileyebilecektir.

 

Müzik eğitiminin öğrenmeyi olumlu yönde etkilediği ve kolaylaştırdığı söylenebilir. Bu eğitimin özellikle bireyde izleme, bellekte tutma, taklit etme gibi eylemleri geliştirdiği görülebilir. Oldukça kapsamlı işlevleri ve etki alanı bulunan müziğin eğitimde kullanımı, önemi ve değeri artarak sürmektedir. Bu konuda ünlü felsefecilerden Aristo, müziğin eğitime olan katkısına ilişkin "Politika" adlı eserinde şu açıklamaları yapıyor:

"Müzik bir eğitim midir? Bir eğlence midir? Vakit geçirecek bir şey midir? Her üçüne birden yöneldiğini ve hepsinden bir pay aldığını söylemek doğru olur. Müziğin ister sadece bir çalgı ile yapılsın, ister yanı sıra şarkı söylensin, en hoş ve en zevkli şeylerden biri olduğunu hepimiz kabul ederiz. Öyle ki, çocuklara öğretilmesi gerektiği yalnızca bu olgudan çıkartılabilir... Dinlenilen müziğin bizde sahiden duygusal bir değişiklik yaratması, bunun bir belirtisidir. Müzikte ahlaki nitelikler vardır. İşittiğimiz melodiler bunları temsil eder. Böyle olduğu besbellidir, çünkü bir kere, makamlar ya da uyumlar arasında doğal ayrılık vardır. Bunlar dinleyenlerde farklı tepkiler yaratırlar, hepsi aynı yönde etkilemez. Aynı şey, çeşitli ritim türleri için de doğrudur. Bazılarının durultucu bir etkisi vardır, bazılarının ise denge bozucu... Bütün bunlardan müziğin gerçekten belli zihin halleri yaratma gücü olduğu anlaşılıyor, bu doğruysa o zaman belli ki, eğitime uygulamalı, gençler müzik eğitimi görmeli ve müzikle eğitilmelidir."

(Aristoteles, 1975: 239-241)

 

Yine Aristo, müziğin eğitim ve öğretimdeki yeri ve önemi konusunda şu sözleri aktarmıştır:"... Duyguları, belirgin olarak ifade hususunda hiçbir şey ritim ve şarkı söyleme kadar kuvvetli değildir. Mademki bu o kadar gerçek bir kudrettir, şu halde müzik mutlaka çocukların eğitiminde kullanılmalıdır..." (Yönetken, 1952: 1)

 

Eflatun ise müziğin eğitimde önemli bir araç olduğu konusunu şu sözleriyle vurguluyor. "Hiçbir şey insanın içine ritim ve müzik kadar işlemez. Müzik eğitimi gereği gibi yapıldığında insanı yüceltir, özünü güzelleştirir. Kötü yapılınca da, bunun tersi olur... Müziğin insanı götüreceği yer, güzellik sevgisidir." (Plato, 1971: 89-93)

 

İnsanda etki gücü olan müzik eğitimi, bireylerin duygusal ve düşünsel gelişimlerinde yarattığı sonuçlarla önem kazanmaktadır. Müzik eğitimi ortamında bulunanların zekâ, kişilik ve sosyal gelişimlerinin olumlu yönde etkilendiği belirtilebilir. Müzik eğitimi, insanların özünde var olan insancıl değerleri geliştirebilir. Ayrıca, sosyal bir ortamda, bireysel ve toplumsal ilişkilerin sağlıklı sürdürülmesine katkı sağlayabilir. 

 

Çocukların Müzik Eğitimine Hazır Oluşluluk Durumunun Belirlenmesi Ve Müziğe Yönlendirilmesi

Çocukların, müzik eğitimine hazır oluşluk durumu, bu eğitimin rahat yapılabilmesi, amaca yönelik sürdürülebilmesi ve sonuç alınabilmesi açısından oldukça önemlidir. Özellikle çocuğun fiziksel gelişmişlik ve algılama düzeyi ile psikolojik açıdan müzik eğitimine uygunluğu, dikkate alınması gereken konulardır. Çocukların, ruhsal yönden eğitime hazırlanması, eğitimdeki başarıda temel etkenlerdendir. Müzik eğitimcisi, Albert Lavignac, Musiki Terbiyesi adlı kitabında, "Müzik eğitimine başlanması uygun olan yaş tamamıyla belli değildir. Kesin olarak tespit edilemeyen bu yaş herkes için aynı olmaz." (Lavignac, 1939: 20) diyerek yaş faktörüyle hazır oluşluk arasındaki ilişkiden söz etmektedir.

 

Çocukların ruhsal yönden hazır oluşluğuyla ilgili olarak, ünlü keman virtüözü Yehudi Menuhin [1]

"Çocuğunuzun herhangi bir alet çalmaya hevesi yoksa onu zorlamayınız. Canını sıkmayacak biçimde yaşamına müzik sokunuz ve böylelikle yavaş yavaş ilgisini uyandırınız. Sözgelimi, radyoda güzel bir konser varsa susunuz ve dinlemesini isteyiniz. Bütün müzikçilerin yaşamlarına ilişkin ilgi çekici kitaplar okutunuz. Konser ve operaya götürünüz.”  diyerek konunun hassasiyetini vurgulamaktadır.

 

Müzik eğitimine erken başlanması ve eğitilen çocuğun ilerideki başarısında üstün bir müzisyen durumuna gelebilmesi ve daha mutlu olması açısından ailelerin konuya duyarlı ve bilinçli yaklaşmaları oldukça önemlidir. Bu yüzden, ailenin çocuğunu iyi tanıması, onun ilgi ve yeteneklerini yakından gözlemlemesi gerekmektedir. Çocukların ilgilerinin tespitinde, çocuğa oluşturulacak müziksel ortam çok belirleyicidir. Çocukların çevresinde müziksel bir ortam oluşturmak bu yönelimin ilk koşullarındandır. Çocukların oyuncakları arasına bir çalgının konması, evde müzik dinlenmesi, şarkılar söylenmesi, çocuğa müzikli masallar dinletilmesi, müzikli filimler seyredilmesi, televizyondan konser programları izlenmesi çocukların ilgisini kendiliğinden bu alana yöneltecektir. 

           

Müzik eğitimi alanındaki en etkin yöntemlerden birini Japon eğitimci Shinichi Suzuki geliştirmiştir. Özelilikle çocukların eğitiminde etkili olan Suzuki;

“Yetenek olağandır. Yeteneği besleyip, geliştirecek çevreyi bulmak olağan değildir. Her çocuk pek çok yeteneğe, olasılığa yatkın doğar. Eğitimin gizi bu yetenekleri, becerileri ortaya çıkaracak çevrenin ve ortamın yaratılmasında ve geliştirilmesindedir.”

diyerek müzik eğitiminin çocuklardaki etkisine değinmiştir. Bazı çocuklar ilk zamanlarda müziğe karşı yeterince ilgi duymayabilirler. Dolayısıyla tam anlamıyla müzik eğitimi ortamına hazır olmayabilirler. Ancak böyle durumlar onların tamamıyla müziksel yetenekten yoksun olduklarını göstermez. Bazen müziksel yetenek kişide ortaya çıkarılamamış olabilir. Farklı nedenlerden dolayı bu yetenek fark edilip geliştirilememiştir. Aslında müziksel eğitimin fonksiyonlarından biri çocuktaki müziksel içgüdüyü geliştirmek olmalıdır. Ancak, bu durumun erken yaşta fark edilmesi nasıl olabilir? Bu durumun ortaya çıkmasında gözle görülen belirtiler nelerdir? Bu konunun öncelikle irdelenmesi, kavranması ve değerlendirilmesi oldukça önemlidir.

 

Çocukların müziğe ve çalgı eğitimine erken yaşlarda yönlendirilmesiyle ilgili olarak, piyanist Judith Uluğ, "Çalgısıyla birlikte büyümeli çocuk, fiziği de çalgısıyla kontrol altında olmalı. Ne kadar küçük başladınızsa bu işin içinde o kadar çok olgunlaşmış olursunuz. Beden ve beyin ona göre bir koordinasyon geliştirecektir.” demektedir. Müzik eğitimcisi, Prof. Özer Sezgin, "Müzik bir sanat, bilim ve dildir. Müzik dilinin öğrenilmesi de dillerin öğrenilmesine benzer. Bu dili çocukluğundan itibaren öğrenmeye başlayanlar, ileriki yaşlarda öğrenmeye başlayanlardan daha çabuk öğrenirler ve başarılı olurlar." (Sezgin, 1999: 41) derken, Yehudi Menuhin ise: "Çocuğum eğer, kemanımı üzerinde ses çıkarmak amacıyla eline aldığını ya da piyanoya giderek tek parmağıyla bir melodi aradığını görürsem onu ilk müzik derslerine başlatacağım"(Menuhin, 1993: 33) demiştir.

 

Mithat Fenmen, "Yeni kuşağın müzikle ilişiği ilköğretimden önce başlamalıdır. Beş, altı ve bünyeye göre hatta dört yaşı bu ilişki için ilk çağlardır. Şarkı söylemek, solfej yapmak ve müzik aleti ile yakınlık kurabilmek, müzik dinlemek" (Fenmen, 1993: 35) derken, Filiz Ali ise, konuyu Türkiye açısından da değerlendirerek, "Müzik eğitimi çok küçük yaşlarda başlaması gereken özel bir eğitimdir. Herhangi bir çalgı çalmayı öğrenmeye karar vermeden önce başlaması gereken müzik eğitiminin, ülkemizde, batı ülkelerinde olduğu gibi toplu şarkı söyleme veya birlikte müzik yapma geleneği olmadığından ve ilkokullardaki müzik eğitiminin yetersizliğinden, müziğe ilgi duyan çocuk, bu konuda bir şeyler yapmaya karar verdiğinde genellikle yaşının epey ilerlemiş olduğunu görür." (Ali, 1987: 142-143) demektedir.

 

Gençlerin de bazen müzik yeteneğinin belirlenmesi gecikmiş olabilir. Bireylerde çocukluk döneminden sonra da müziğe olan ilgi artabilir. Gençlik döneminde de var olan yeteneğin yönlendirilmesi gerekli olabilir. Gencin gösterdiği ilgi ve eğilim durumuna göre; çevredeki müzik konusunda güvenilebilir tecrübeli ve uzman kişilerden yararlanılabilir. Gencin müzik eğitimi geçmişi varsa onun üzerine katkı sağlanabilir. Eğer gencin hiç müzik eğitimi yoksa ona en baştan bir eğitim olanağı sunulabilir. Önemli olan müzik eğitimine yönelen gencin, o eğitim aracılığıyla kendisini gerçekleştirmesi, yaptığı işten zevk alması ve mutlu olmasıdır. Bazen ileriki yaşlarda müziğe başlayıp profesyonel düzeyde müzisyen olan kişilerle de karşılaşılabilmektedir. 18–19 yaşlarında bir çalgıyı öğrenip, orkestra sanatçısı olan, akademik kariyer yapan müzisyenler bunlara örnektir. Bu yüzden gençlik döneminde de ilgili insanları müzik eğitimine yönlendirmek, amacıyla yetenek tespitinin yapılması gereklidir. Bu yeteneğin bilinçli olarak değerlendirilmesi de aynı derece de önemlidir.

 

Müzik Eğitimi Aracılığıyla Çocukların ve Gençlerin Kişilik ve Sosyalleşme Yönünden Gelişmesi

Müzik eğitimi alan birey, kendini tanıma, başkalarına tanıtma, çevresine ait olma, bilinçlenme, tutarlı ve geçerli davranışlar geliştirme, müzik birikimi oluşturma gibi olumlu sonuçlara ulaşmaktadır. Bu eğitim ortamındaki bireyler, kültürel açıdan da bir birikim elde etmektedirler.

 

Müzik eğitiminin insanlar üzerindeki kayda değer etkisi ile ilgili olarak belirleyici açıklamalar sunulabilir: "Genel eğitim ve öğretimin amacı, ruhsal ve bedensel olarak insanın gelişimine katkıda bulunmaktır. Bedensel eğitim çok çeşitli yollarla ve olanaklarla yapıla gelmektedir. Daha karmaşık ve güç olan, zaman isteyen ruhsal gelişim için, önerilebilecek en doğru yol, insanları küçük yaşlardan itibaren doğrudan doğruya sanatsal eğitim ve müzik eğitimi çalışmaları içine almakla sağlanabilir.” (Çetin, 1988: 515) Konu sosyalleşme ve kültürel birikim edinme açısından değerlendirildiğinde;

"Müzik eğitimi ve özellikle müzik etkinlikleri, bireyin çevresi ile etkileşimini yoğunlaştırır, sosyal ve eğitsel amaçlı bu ilişkilerin daha sağlıklı ve düzenli olmasını sağlar. Algılama ve beğeni düzeyi yönünden gelişen birey, sadece belli bir türe koşullanmak yerine çok yönlü bir bakış açısı ile değerlendirmeyi, eleştirmeyi ve nitelikli müziği diğerlerinden ayırt edebilmeyi öğrenir. Müzik eğitimi sadece şarkı söylemek, çalgı çalmak veya bu alandaki kuramsal bilgilerin bir bölümünün öğretilmesiyle sınırlı tutulamaz. Bu eğitimin bireye kültürel ve sosyal boyutları yanında, müzikte hedeflenen davranış değişikliklerini kazandırması da büyük önem taşımaktadır." (Çevik, 1989: 83)

 

Müzik eğitimi alan bireyin, kendisinde var olan müzik yeteneğinin geliştiğini hissetmesi onu mutlu edebilir. Müziksel ortamlarda müzik yapanların birbirleriyle ya da izleyicilerle duygularını paylaşmaları da bir mutluluk kaynağı olabilir. Başarılı bir prova esnasında gruptakilerin duyduğu zevk, verilen başarılı bir konser ya da yarışmada elde edilen ödül sonrası hissedilen güzel duygular bu tip paylaşımlara örneklerdir. Böyle ortamlar müzik yapanların kişilik gelişmelerine katkı sağlayabilir.

“Ses, müzik ve konuşma bir davranış oluşturur. Davranış ve konuşma, iletişimi güçlendirir, bir bütün olarak insanları ortak duygu ve düşünce etrafında toplayabilir ya da ayırabilir. Bu özellikler düşünürlerin ilgisini müzik ve sosyal yapıya çekmiştir. Ancak bakış açısına göre bazıları müziğin gücünü, işlevini, etkisini, eğitimdeki yerini, toplumsal yönünü, kişi ve toplum ruhunu ve benzeri özellikleri temel alarak tanımlamaya çalışmışlardır. Kimileri yaratı ortaya koyma, yani sanatçı açısından yola çıkarak tanımlamaya çalışmışlardır. Belli bir yeteneğe erişmiş olma, müziğin kendi iç değerlerini, yasalarını özgürce biçimleme yeteneğine ve eserlerle insanı ölümsüzleştirmeye yönelik yaratıcı gücünü temel almışlardır. Bunlar müziğin hem sanat hem de bilim olarak değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.”  (KAPLAN, 2005: 13-14)

Sanat ve bilim özelliği taşıyan müziğin, eğitim aracılığıyla insanlar arasındaki bağı güçlendirdiği, kişilerin yaratıcılık yönünü geliştirdiği vurgulanabilir. Bireylerin sosyalleşmelerinde bazı ortamların özellikle etkisi çoktur. Örneğin; akran grupları, toplumsal yanı olan gruplar olmalarından dolayı, sosyal yaşam içerisinde insanlar açısından birleştirici bir özelliğe sahiptirler. İnsan yaşamında, birden çok bireyin bir araya gelebilmesi bir toplumsallaşmanın göstergesidir. Müzik yapmak amacıyla bir araya gelen insanlar, aynı zamanda, birlikte bir iş başarmaya, sosyalleşmeye ve kültürlenmeye yönelmiş insanlardır. Bu toplumsal olayda, müzik ve onun kolları olan müzik toplulukları bir aracı ve birleştirici konumdadır. Toplu müzik ortamı  bireyleri birçok açıdan olumlu biçimde etkileme gücüne sahiptir; topluluk olarak varlık gösterme duygusu ile birlikte, başarma, paylaşma, sorumluluk, disiplin, kendini tanıma ve gerçekleştirme duygusu ve müziksel gelişme gösterme, yeni çalışmalara yönelme fırsatları vb.. olumlu etkenler sayılabilir.

“Görünen bir gerçek olarak, grup çalışmaları ya da müziksel deneyimlerin paylaşımında, çocukların eğitimi için son derece iyi fırsatların olduğu, bunların ise sosyal ya da grup hedeflerinden çok, bireyin ileriki gelişimini sağlayacağı ve bu durumdan, başkalarının da yararlanacağı belirtilebilir.” (Nketia, 1974: 39-40)

Bu nedenlerle insanların yetişmelerine ve gelişmelerine fırsat oluşturmak amacıyla toplu müzik eğitimi önemsenmelidir ve geliştirilmelidir.

"İnsan, biyolojik bir organizma olarak içine doğduğu kültürel uyarıcılar örüntüsüyle etkileşim halindedir. Birey, kültürel ve toplumsal çevresiyle etkileşimi sonunda yeni yeni davranışlar kazanır. Birey açısından 'sosyalleşme'-'kültürlenme', toplum açısından ise 'sosyalleştirme'-'kültürleme' olarak adlandırılan bu süreç, aslında kapsamlı bir öğrenme ya da öğretme sürecidir. Kendi sürekliliğini sağlayabilmek için, toplum da üyelerinin belli özelliklere sahip olmasını isteyecektir. Bundan ötürü, bireyler, hem kendilerinin hem de üyesi bulundukları toplumun gereksinimlerini gidermede işe yarayacak belli bilgi, beceri, tutum ve alışkanlıklar kazanmak zorundadır.” (TEKİN, 1977: 2)

Bu değerlerin oluşmasında akranların birlikte müzik ortamı yaşamaları zorlayıcı ve hızlandırıcı etki yapmaktadır.

 

Müzik eğitimi yoluyla, sosyal bir insan olmanın gereğine inanan bireyler, bir müzik grubu içerisinde çeşitli çalışmalar yaparak, bunları etkinliğe dönüştürme gereksinimi duyarlar. Bu tür bir gereksinimi, yaşça denk grupların birlikteliğiyle yapılan müziksel çalışma ortamları önemli ölçüde karşılamaktadır. Bireylerin bu tür bir grupta yer alarak bazı bilgi, davranış ve becerileri kazanması, kendi grubundakilerle paylaşım içerisinde olması, toplumsal bir oluşum ve sosyal bir gelişim olarak nitelendirilebilir.

 

“Müzik eğitimi, temelde belli müziksel etkinlikler ve etkileşimler yoluyla bireyin ve giderek toplumun estetik gereksinimlerini karşılamayı, sanatsal yaratma güdüsünü doyurmayı, beğenisini (zevkini) geliştirmeyi, müziksel yaşamını daha sağlıklı ve daha etkili ve verimli kılmayı, böylece bireysel ve toplumsal düzeyde özel ve genel yaşamın daha mutlu olmasına katkıda bulunmayı amaçlar. Bireyin giderek toplumun içinde yaşadığı kültürel gerçekliği algılama, kavrama, betimleme, açıklama, yorumlama, değerlendirme, denetleme, değiştirme ve geliştirmede duyarlı ve yararlı olmasına katkı sağlar. Ayrıca bireyin içinde yaşadığı doğal, toplumsal ve kültürel çevrenin yapıcı, yaratıcı ve üretici, paylaşıcı ve tüketici bir öğesi olarak bilinçlenmesinde ve bilinçle davranmasında rol oynar.” (Uçan, 1993: 116)

Bu yönüyle çocukların ve gençlerin iyi ve nitelikli insan olarak yetişmelerinde müzik eğitiminin etkisi büyük bir değer taşımaktadır.

 

Sanatsal eğitim durumundaki müzik eğitiminde, bu eğitim içerisinde bulunanların bazı yönlerinin geliştiği vurgulanabilir. Sanat aracılığı ile insanda, "Duyguların eğitiminin, imgelemin (düşlem gücünün) geliştirilmesini ve insanın yalnızca akılcı yanının değil, onun duyuşsal yanının duygularının da eğitilip geliştirilmesini, yalnızca bilme içgüdüsünün değil, uyuma yönelen içgüdünün de eğitilmesi gerekliliğini Max Osborn, 'Ana-Baba ve Çocuklar İçin El Kitabı'nda ısrarla talep ediyordu." (San, 1984: 76) Böyle bir oluşum için müzik eğitiminin oldukça önemli ve etkili bir eğitim aracı olduğu belirtilebilir.

 

Şüphesiz ki çocuğa ve gence verilen kişisel ve toplu müzik eğitimi gelişimin ana öğesidir. Bu eğitim, kişiliğin oluşturulmasında ve geliştirilmesinde üst düzeyde etkilidir. Müzik eğitiminin sosyal ve kültürel boyutu bu eğitimi farklı kılmaktadır. Bu konunun uzmanları müziği tek başına değil sosyal ve kültürel etkilerle düşünmemizi vurgularlar. Bu nedenle müzik eğitimcilerinin görevi çocuğu ve genci sadece yeteneği bilgisi ve yaratıcılığıyla geliştirmek değil, bir toplum içinde yaşayan sosyal bir yaşamın üyesi olan kişi olarak eğitmek olmalıdır. Kişilik kazanma ve sosyalleşme açıdan iyi yetişmiş, kültür değerlerinden haberdar kişilerin olduğu toplumda huzur, mutluluk ve paylaşım daha üst düzeylerde gerçekleşebilir.

           

Müzik eğitiminin insan ve toplum üzerindeki fonksiyonları, çeşitli alanlardaki etkisi ve kullanımı göz önünde bulundurulduğunda, bu eğitimin çocuklar ve gençler açısından sürekli önemsenmesinde, ayrıca kullanıldığı her alanda bulunduğu, durumdan daha iyi duruma getirilmesinde yarar vardır.

 

SONUÇ

Çocukların ve gençlerin iyi bir müzik eğitimi alabilmeleri açısından ilgili birey ve kurumların bu konuya destek vermeleri oldukça önemlidir. Ruhsal açıdan sağlıklı, sosyal, kişilikli, sanatçı yanı olan ülke değerlerine sahip, kültürel birikimi olan, insancıl, çalışkan, faydalı üretken insanların bulunduğu toplumlarda ve sosyal gelişme düzeyi de yüksek olacaktır. Bu yüzden bu kavramların oluşmasında etkin rolü bulunan müzik eğitimi çocukların ve gençlerin eğitiminde iyi planlanmalı ve uygulanmalıdır.

 

İlgili kişi, kurum ve kuruluşlarca çocukların ve gençlerin müzik eğitimlerine hız kazandıracak eğitici etkinlikler düzenlenebilir. İlgili kurum ve kuruluşlarca konuyla ilgili söyleşiler, paneller, sempozyumlar kongreler gibi bilimsel çalışmalar organize edilebilir. Kitlelerin ilgisini müzik eğitimine çekmek için, ulusal ve uluslar arası şenlikler, festivaller, yarışmalar düzenlenebilir. Tüm etkinliklerde amacın gerçekleşmesine katkı sağlayabilecek destekler bulunabilir.

           

Ailelerin bilinçlendirilmesi açısından, bilimsel toplantılarda, kuşaklar arası oluşan fark, insanlık ve estetik değerlerin azalarak maddi değerlerin ortaya çıkışı, müzik dinleyicilerinin gelişen müziğe adapte olamaması gibi konuların müzik ve eğitimi üzerinde yarattığı problemlere çözümler üretmek gibi konular işlenebilir.

           

Okullarda çocukların ve gençlerin sosyalleşmeleri açısından destekleyici eğitim olanakları ve ortamları yaratılabilir. Bu fırsatın oluşması için okul yönetimine, öğretmenlere ve ailelere önemli sorumluluk düşmektedir.

 

Okuldaki müzik eğitiminde, müzik öğretmeni, öncelikle öğrencilerin ruhunda güzellik duygusunu yaratmaya çaba göstermelidir. Öğretmen, güzellik duygusunu tanımlayarak, açıklayarak sanat bilgisi konusunda öğrencilerine bir bilinç verebilir. Önemli sanat eserlerinden, sanatçılardan örnekler anlatılarak ve görüntülü ya da canlı sunumlar yaparak öğrencilerde müziğe yönelik ilgi ve istek oluşturulabilir.

 

Toplu müzik eğitimi ortamlarındaki çocukların yeni bir bakış açısıyla birikim elde etmeleri için kendilerinden daha iyi düzeydeki örnekleri görmelerinde fayda vardır. Çocuklar özellikle yaşça daha büyüklerin oluşturduğu gruplarla zaman zaman bir araya gelebilirler. Bu birliktelik onların sosyalleşmeleri, başkalarıyla iletişim ve etkileşim kurmaları açısından da önemlidir.

 

Çocukların ve gençlerin müzik eğitimi almaları, hem kendilerine hem de toplumun sanatsal ve kültürel gelişmesine katkı sağlayacaktır. Müzik eğitimi ortamındaki bireyler kendilerini geliştirirken, mutlu olma fırsatı elde edeceklerdir. Aldıkları nitelikli bir eğitimle kendilerini diğer insanlardan ayrıcalıklı hissedeceklerdir. Müziğin insana kazandırdığı değerlerden yararlanma şansı bulacaklardır. Çevrelerinde hayatı kendileriyle paylaşan insanlarla daha çok paylaşım içerisinde bulunacaklardır. Çocukların ve gençlerin sanatı yaşayarak öğrenmeleri açısından müzik eğitimi önemsenmelidir. Estetiğe dayalı bir eğitim alarak, insanları ve toplumu etkileme, yönlendirme, değiştirme ve geliştirme açısından müzik eğitimi desteklenmelidir. Neşeli, huzurlu ve kendine güvenli insanların yetiştirilerek, toplumsal mutluluğun artmasına katkı sağlamak açısından müzik eğitimi gereklidir. İyi müzik eğitimi alan insanlar yetiştirilerek, ülke düzeyinde amatör ve profesyonel ses ve çalgı topluluklarının arttırılması açısından bu eğitim önemli ve gereklidir. Alt yapısı iyi olan öğrencilerin müzikle ilgili okullara girerek bu okulların seviyelerinin yükseltilmesi açısından müzik eğitimi geliştirilmelidir. Ulusal ve uluslar arası düzeyde sanatçı yetiştirebilmek açısından çocukların ve gençlerin müzik eğitimi iyi planlanmalı ve yaygınlaştırılmalıdır.

 

Genel olarak, bir ülkenin eğitimsel, sanatsal ve kültürel kalkınmasına hız kazandırabilmek açısından çocukların ve gençlerin müzik eğitimi, eğitimin her ortamında ve her aşamasında iyi planlanmalı, uygulanmalı ve desteklenmelidir. Bu konuda ilgili bireylere ve kurumlara bazı sorumlulukların düştüğü unutulmamalıdır. Herkes bu konuda kendisine düşen görevleri yapmaya çalışmalıdır.

 
 

DİPNOTLAR:                         

[1] Menuhin, 1993: 34.

 

 

KAYNAKLAR:                         
ARİSTOTALES; (İstanbul: 1975), Politika (Çeviri: Mete Tuncay), Remzi Kitapevi.
ALİ, Filiz; (İstanbul: 1987), Müzik Eğitimimiz ve Sorunlarımız, Cem Yayınevi.
ÇETİN, Ayhan; (İzmir: 1984), "Çocuk ve Gençlik Koroları", 1. Müzik Kongresi, Bildiriler, Dokuz Eylül Üniversitesi Yayınları.
ÇEVİK, Suna; (Ankara: 1989), "Müzik Eğitiminde Başlıca Sorunlar" Paneli, Ortaöğretim Kurumlarında Müzik Öğretimi ve Sorunları, Türk Eğitim Derneği (T.E.D.)Yay.
FENMEN, Mithat; (Ankara 1993), "Müzik Yuvaları", Müzik Eğitimi, Müzik Ansiklopedisi Yay.
KAPLAN, Ayten; (İstanbul 2005), Kültürel Müzikoloji, Bağlam Yayınları.
LAVIGNAC, Albert; (İstanbul 1939), Musiki Terbiyesi, Kanaat Kitabevi.
MENUHIN, Yehudi; (Ankara 1993), "Çocuklarımın Müzik Yeteneği Olsaydı", Müzik Eğitimi, Müzik Ansiklopedisi Yay. s.33-34. (Müzik Görüşleri, Sayı: 15, 1950 s. 4’den aktarım.).
PLATO; (İstanbul 1971), Devlet, (Çev.: Sebahattin Eyüboğlu - M. Ali Cimgöz, Remzi Kitabevi.
NKETIA J. H. Kwabena; (Moskova 1974), The Place of The Young Musician in Community Life, Music Education in The Modern World, Progress Publishers.
SAN, İnci, (Ankara 1984), Sanat Eğitimi Kuramları, Tan Kitap-Yayın-Ticaret ve Lim. Şti., Ankara:1984, ("Osborn Max Erziehung und Kunst in: Die Kunst im Lebendes Kindes, s.2-13", Schutz, s. 16'dan Aktarım.), 1902.
SEZGİN, Özer, "Çocuk ve Müzik", Orkestra Dergisi, Sayı: 220, s. 41.
SUZUKI, Shinichi; (New York 1977), “A New Approach to Education Exposition Pres Inc.

SUZUKI, Shinichi; (Matsumoto 1899), "Early Child Development Education" Talent Education Ins.
TEKİN, Halil; (Ankara 1977), Eğitimde Ölçme ve Değerlendirme, Mars Matbaası.
UÇAN, Ali; (Ankara 1994), Müzik Eğitimi, Temel Kavramlar-İlkeler-Yaklaşımlar, Müzik Ansiklopedisi Yayınları.
UÇAN, Ali; (1993), “Ülkemizde Müzik Öğretimine Genel Bir Bakış”, Müzik Eğitimi, Müzik Ansiklopedisi Yayınları, .
ULUĞ, Judith; (1989), "Önce Logoya Sabır", Müzik Söyleşileri, TV. Programı.
YÖNETKEN, Halil Bedii; (İstanbul 1952), Okul Müzik Eğitimi, Milli Eğitim Basımevi.

 www.muzikbilim.com
Bütün hakları saklıdır.