|
Süper Audio CD, Direct Stream Digital olarak bilinen
yeni bir tür şifreleme sistemini kullanabilmek için
geliştirilmiş, yüksek çözünürlüklü bir formattır. Direct
Stream Digital (DSD) 2.8 MHz’de örneklenmiş 1 bit
çalışan dijital bir sistemdir. Bu da, bir PCM ses
cd’sinden 64 kat fazla örnekleme hızı ve 64 kat fazla
örnek içermesi demektir. CD’den farkı, gürültü
kaynaklarının (artifacts) ve 44.1kHz/16 bit (CD
kalitesi) veya 24 bit dijital sistemde bulunan ‘Dijital
Sound’un olmayışıdır.
Birçok mühendis, sanatçı ve eleştirmen DSD’yi çok fazla
“analog benzeri” olarak yorumluyorlar. ABKCO
Records’un başkan yardımcısı Jody Klein şunları
söylemiştir:
Elimizdeki kayıtları yalnızca bir kere transfer etmeye
ve üç formatla eşzamanlı yürümeye karar verdik. Yarım
inch, 30 ips analog tape’i denemek istedik. Bir de
işlerin nasıl yürüdüğünü bildiğimiz PCM dünyası vardı.
Daha sonra DSD’yi duydum. Üçünü de dinleyebileceğimiz
bir zincir kurduk. Transfer ederken orijinal master’a
karşın, analog kopyayı çaldık; kulağa iyi geliyordu. PCM
daha iyiydi. DSD düğmesi ise çalışmıyordu, çünkü sesin
kaynağı ve DSD arasında hiçbir fark duyamıyordum!
Sonunda neler olduğunu anladım. DSD çalışmıyor gibi
gelmişti, çünkü master’ın tamamen aynısını çalıyordu.
(Verna, Paul.
Satisfaction!, Mixonline, 2002)
DSD sistemin nasıl analog kaydedilmiş bir master gibi
duyulduğunu anlamak için; her iki PCM ve DSD sisteme de
aktarılan analog master’ların yüksek frekanslarını
analiz edebilir ve aradaki farkı inceleyebiliriz. Yüksek
frekanslarda farkı görmek daha kolaydır, çünkü bir ses
dalgasının harmonik içeriği, dijital bir kayıt
sisteminin nyquist frekansına yaklaştıkça daha da
sınırlı hale gelir. Örneğin, 16 bit / 44.100 Hz PCM
sistemde kaydedilmiş bir 10 kHz kare ses dalgası
Şekil-1’deki biçimde grafik edilebilir.
Teorik olarak, periyodik bir kare ses dalgasında sonsuz
sayıda ‘tek harmonik’ bulunur (1-3-5...). Ya da şöyle
söyleyebiliriz: basit bir periyodik sinüs dalganın
sonsuz sayıdaki tek doğuşkanları toplamı kare bir dalga
elde etmemizi sağlar. Dijital bir PCM sistemde (44.1 kHz-48
kHz) filtreler, nyquist frekansdan itibaren üst
frekansları kesecektir ki bu da ancak ikinci bir
doğuşkanın (20khZ) üretilebileceğini gösterir, daha
fazlasını değil. 44.1 kHz ve 48 kHZ sistemlerindeki
filtrelemeyi Şekil 3’te görebiliriz. PCM sistemlerde 10
kHZ ana frekansın üçüncü doğuşkanı olarak 30 kHz bir
dalga bu filtreleme sonucu üretilemez. Bu nedenle
sonuçta elde edilen dalga şekli kareden çok sinüs
olacaktır. (Daha fazla ayrıntı için Fourier Serileri’ni
inceleyiniz).
|

Şekil 1.
16 bit / 44.100
Hz PCM sistemdeörneklenmiş 10 kHz’lik bir kare
dalga |

Şekil 2
1 bit / 2.8 MHz DSD sistemde
örneklenmiş
bir kare dalga. |

Şekil 3.
44.1 kHz ve 48 kHz örnekleme hızında filtreleme.
Şekil-2’de, DSD sisteminde
kaydedilmiş ve yeniden üretilmiş bir kare dalga formu
görüyoruz. Bu da doğuşkan içeriğinin sesi doğal veya
analog şeklide hissetmenin ne kadar önemli olduğunu
gösteriyor.
Bu denklem, kare bir dalga
fonksiyonunun matematiksel temsilini gösterir.
Gördüğümüz üzere, 0’dan başlayan toplam, 0 için (eğer
fundamental kabul edersek ), bir ses dalgasının en temel
ve basit formu olan sin x’e eşitlenir. Kare bi dalganın,
filtrelendiğinde sinüs bir dalga gibi duyulmasının veya
o şekilde üretilmesinin sebebi işte budur. Kompleks bir
ses dalgasını filtrelediğinizde, en basit anlatımla
doğuşkanlarının bir kısmını veya tamamını silmiş veya
iptal etmiş oluruz.
Aşağıdaki resimde, bir analog, bir 48
kHz, bir 96 kHz, bir 192 kHz ve bir Direct Stream
Digital sistemin (6 dB giriş of 3 ms’lik zaman
aralığında) impulse cevabının karşılaştırmasını
görebiliriz.

Resim
1.
Bir
analog, bir 48 kHz, bir 96 kHz, bir 192 kHz
ve bir Direct Stream Digital sistemin (6
dB giriş of 3 ms’lik zaman aralığında) impulse cevabı
Direct Stream Digital
Direct Stream Digital (DSD), kompakt disk veya
konvansyonel bilgisayar ses sistemleri tarafından
kullanılan Pulse Code Modulation’dan çok farklıdır. DSD
1 bittir, 2.8224 megahertz örnekleme hızına sahiptir ve
1 bit quantizasyon gürültüsünü ultrasonik (insan kulağı
tarafından duyulamayan) frekanslara kadar itmek için
gürültü şekillendirme quantizasyon tekniklerini
kullanır. Bu da , formata CD’den daha büyük bir dinamik
aralık ve daha geniş bir frekans aralığı verir. Sony ve
Philips tarafından, promosyonal materyallerde bu
sistemin 20 Hz’den 20 kHz’ye kadar 120 db’lik dinamik
bir aralığa ve 100kHZ’e kadar genişletilmiş bir frekans
aralığına sahip olduğu söylenir. Birçok SACD çalar ise
üst limit olarak 80-90 kHz göstermektedir.
Şekil-4, DSD sistemdeki bir gürültü şekillendirme
işleminin sonucunu göstermektedir.

Şekil 4. DSD sistemdeki gürültü şekillendirme.
Standart PCM teknolojisinin ana problemi; 20 kHZ’in
üstündeki ( spesifik olarak 22.05 kHZ ) frekansları
bloke etmek için keskin filtrelere ihtiyaç duymasıdır,
ki bu filtreleri inşa etmek kolay değildir. Aynı
zamanda, örnek sayısını çoğaltmak ( up-sampling ) ya da
azaltmak ( down-sampling ) için kullandığı dijital
filtreler ek bir re-quantizasyon gürültüsüne de ihtiyaç
duymaktadır. Bu problemler, yeniden üretilen sesin
aslına uygunluğunu (çözünürlüğünü) zedeler. DSD ise tüm
filtreleri kaldırarak sesi direkt olarak 1 bit, 64x over-sampled
delta-sigma modülasyonu formunda kaydeder (Şekil 5).

Şekil 5. PCM ve DSD sistemlerinde kayıt ve re
prodüksiyon.
1 bit’in ne şekilde quantize edildiği ve depolandığı
konusunu basitçe şöyle düşünebiliriz; Bir örnekleme
periyodunda elde edilen değer, daha önceki
örneklemelerden negatif geri besleme döngüsünde (şekil
6) toplanan değerin üzerine çıkar ise dijital çıkış
değeri bir adet “1” olur, altında kalırsa “0” olur.
Sonuç olarak, full pozitif dalga formlarının hepsi 1,
full negatif dalga formlarının hepsi 0 olur. Değişen
1’ler ve 0’lar 0 noktasını temsil eder. Şekil 7, delta-sigma
analogdan dijitale konvertörün analog girişi ve dijital
çıkış pulse’ı arasındaki bağlantıyı ortaya koymaktadır.

Şekil 6. Analog giriş ( sol ) ve dijital çıkış (
sağ ).

Şekil 7. Pulse Treni.
SİGMA DELTA MODÜLASYONU
Bu bölümde,
(Sigma-Delta) konvertörlerinin çalışma prensibi
anlatılmıştır. Örnek olarak, aşağıda birinci mertebeden
bir sigma-delta konvertör devresi gösterilmektedir.
Giriş voltajı olarak 1 volt, referans voltajı olarak da
2.5 volt alınmıştır. Devre, esas olarak bir integratör,
bir komparatör ve bir DAC’dan oluşmaktadır.

Şekil 8.a
a)
1-volt giriş voltajı devreye girer (Şekil
8.a).

Şekil 8.b
b) Şimdilik 0 olan DAC çıkış
değeriyle toplanır ve integratöre doğru yoluna devam
eder (Şekil 8.b).

Şekil 8.c
c) Bir integratör, bir önceki integrasyon aşamasında
depoladığı değeri bu yeni gelen değere ekler. Şu durumda
eski değer 0’dır, çünkü önceki aşamada bir integrasyon
yoktu. Yani; 0 (önceki aşama) + 1 (gelen)= 1.
İntegratörden sonra komparatör değeri alır ve gelen
değerin negatif veya pozitifliğini kontrol eder. Eğer
pozitif ise dijital çıkış 1, negatif ise 0 olur. Bu kez
dijital çıkış 1’dir, çünkü gelen değer +1’dir (Şekil
8.c).

Şekil 8.d
d) Çıkış değerinin kopyası
DAC’a gider, DAC değerin 0 veya 1 olduğunu kontrol eder
ve gelen değere göre negatif veya pozitif bir referans
voltajı (+/- 2.5 volt) çıkarır. Bu durumda gelen değer
+1 olduğu için çıkış +2.5 volt’tur (Şekil 8.d).

Şekil 8.e
e) Bu değer (+2.5 volt), giriş voltajıyla toplanmadan
önce -1’le çarpılır. DAC’dan sonra değer +2.5 volttu,
fakat +1 giriş değeriyle toplanırken -2.5 olarak alınır.
Toplama işleminden sonra [1+(-2.5)=-1.5] integratöre
giden değer -1.5 volt’tur (Şekil 8.e).

Şekil 8.f
f) İntegratör, gelen değeri
bir önceki aşamada depoladığı değerle toplar. Geçen
sefer bu değer +1’di. Toplam [+1+(-1.5)=-0.5] -0.5'tir
ve komparatöre doğru devam eder (Şekil 8.f).

Şekil 8.g
g) Komparatör çıkışı, negatif gelen
değer yüzünden 0 olur. 0’ın bir kopyası DAC’a gider ve
DAC -2.5 volt dışarı verir (Şekil 8.g).

Şekil 8.h
h) -2.5 volt önce -1’le çarpılır,
sonra (giriş voltajı ile) +1’le toplanır. Toplamda,
integratöre giden 3.5 volt olur (Şekil
8.h).

Şekil 8.i
i) İntegratör bu 3.5 voltu -0.5 voltla (önceki değer)
toplar ve dışarı 3 volt verir. Komparatör bu değeri
kontrol eder ve bir dijital 1 çıkarır (Şekil
8.i).
Sonuçta; “1 0 1”
gibi bir dijital çıkışa sahip oluruz. İşte bir sigma-delta
konvertör temel olarak bu şekilde çalışır.
DİNAMİK ARALIK
Sigma-delta konvertörlerinin doğası nedeniyle DSD ve
PCM’in dinamik aralıkları ve frekans aralıkları arasında
doğrudan bir karşılaştırma yapılamaz. Fakat yaklaşımda
bulunmak mümkündür ve DSD’nin bazı açılardan 20 bit
bit-derinliği ve 88 kHZ örnekleme frekansı olan PCM
formatı ile karşılaştırılmasına imkan verir. Bu da
DSD’yi 192 kHZ’de 24 bit örneklemesiyle DVD-Audio PCM
arasında en yüksek çözünürlük formatına karşı bir rakip
yapar.
DSD, PCM ile kullanılan
rekonstrüksiyon filtrelerinin tipik çınlama efektlerini
göstermediği için, iki format yüksek frekanslı
seslerdeki çözünürlük açısından farklılıklar
gösterirler. Öte yandan, yüksek gürültü şekillendirme
tekniklerinin güçlü bir şekilde kullanımına bağlı olarak
20 kHz’nin üzerindeki frekanslarda DSD’nin dinamik
aralığı hızla azalırken, PCM’in dinamik aralığı her
frekans için aynıdır (http://www.answers.com/topic/super-audio-compact-disc).
Sony ve Philips 1 bit’lik DSD işleminin PCM’den üstün
olduğunu iddia etse de piyasaya sunulan hemen hemen her
birim (buna Sony’nin SACD çalarları da dahil) DSD data
dizilimini DA konvertörlerinden çıkarmadan önce 88 kHZ
PCM’e çevirir.
MEDYA
SACD iki katmanlı hybrid bir disktir; katmanlardan biri
geleneksel “Red Book Audio” 16bit / 44.1kHz CD
standardını içerir, böylece bu yeni disk standart cd
çalarlarda da çalışır. İkinci ve yüksek yoğunluklu
katmanı ise SACD çalarlarda çalışır ve 2 kanallı(stereo)
ve çoklu kanallı (6 kanal veya surround) olarak ve
DC’den 100kHZ’e kadar frekans aralığı ve 120 dB’den
büyük bir dinamik aralık sunar. (Al Rashid, Shahin,
2001, Super Audio CD Production Using Direct
Stream Digital Technolog). Bu değerler bir CD’nin
sahip olduklarından çok daha üstündür, çünkü teorik
olarak bir CD’nin dinamik aralığı ancak 96 db’dir (1
bit-6db).
Ayrı bir katmanda CD formatında stereo mix bulundurmak,
bu disklerin mevcut CD çalarlarla uyumlu olmasını
sağlar. SACD katmanı, yalnızca spesifik olarak SACD için
tasarlanmış çalıcılarda çalışır. Fiyat aralığı ve
seçenekler genişledikçe, bu çalıcıların üretici listesi
de günden güne uzamaktadır. SACD’nin yüksek yoğunluklu
katmanı text, grafik ve video depolanmasına izin vererek
çalma esnasında multimedya bir performans sergilenmesine
de olanak tanır.
Süper Audio CD, Tek Katmanlı Disk (bir adet yüksek
yoğunluklu katman içerir), Çift Katmanlı Disk (ekstra
kayıt süresi için iki adet yüksek yoğunluklu katman
içerir) ve Hybrid Disk (bir adet yüksek yoğunluklu
katman ve her türlü playerlarda çalmak için bir de
standart CD katmanı içerir) olarak üç farklı disk
varyasyonu sunar.
Üç tip data dizilimi (DSD, multi kanal DSD ve CD) aynı
program materyaline de sahip olmak zorunda değildir.
Bazı şirketler 4.7 GB DSD katmanının tek diske
kaydedilmeye değer çeşitli CD’leri bir diske basmak için
ideal bir araç olduğunu düşünüyor. Çünkü, teorik olarak
SACD 256 dakikalık yüksek çözünürlüklü stereo
depolayabilir.
KOPYA KORUMA
SACD teknolojisi, yüksek çözünürlüklü ve çok kanallı ses
özelliklerinin yanında, formatındaki çok katmanlı kopya
koruma ve şifreleme nedeniyle son derece güvenlidir.
Bunlar; Görünmez Watermark (Invisible Watermark), İçerik
İzin Kontrolü (Content Access Control), Süper Audio CD
İşareti (Super Audio CD Mark) ve Çalım Kontrolü (Playback
Control)’dür. Tümü Sony ve Philips’in geliştirdiği yeni
teknolojilerdir.
Görünmez Watermark:
Görünmez Watermark’a PSP-PDM (Pit Signal Processing-Physical
Disc Mark) da denir.
PSP-PDM’i kaydedilebilir bir diske yazmak çok zordur.
Yalnızca Süper Audio CD lisanslı ekipmanla master
edilirken kullanılabilir. Bu sistem playback kontrolü
için kullanılır (Bir Süper Audio diskin çalımının
başlatılması için gereklidir). PSP-PDM aynı zamanda
içerik izin kontrolü için de kullanılır (disceramble
anahtarının bir kısmı PSP-PDM’de gizlidir).
İçerik İzin Kontrolü:
DSD içeriği Süper Audio CD şifresi vasıtasıyla
harmanlanarak karıştırılmıştır. Süper Audio CD’nin şifre
algoritması senkronize bir akım şifresidir. Bu
şifrelemede kullanılan key-stream jeneratörü clock
kontrollü shift register’lar üzerine kuruludur. Şifre
algoritması, donanımda yüksek performans elde etmek için
optimize edilmiştir.
Süper Audio CD şifre algoritması çalışmak için iki
anahtara ihtiyaç duyar:
1-
Diskte gizli olan PSP-PDM anahtarı
2-
IC’de saklı bir anahtar olan Ana Değer. Bu
anahtar değerleri tek bir IC dışında kullanıma açık
değildir ve IC’ler arasında transfer edilemezler.
Süper Audio CD İşareti:
Disk Giriş Kontrolü. Süper Audio CD işareti belirli disk
parametrelerini gizler. Sürücüler okumaya başlama için
bu bilgiye ihtiyaç duyarlar. Böylece, uyumsuz bir sürücü
herhangi bir Süper Audio CD diskinden veri elde edemez.
Playback Kontrolü:
DSD, ancak PSP fiziksel disk işareti bulunduğunda
çalabilir. PSP-PDM’i kaydedilebilir bir diske yazmak çok
zordur. Bu, diskin orijinal olduğunu işaret etmek için
mükemmel bir imzadır. (Sony-Philips, 2001, www.superaudio-cd.com/technology_explained/detailed_information/whitepaper.pdf)
DIRECT EXTREME DIGITAL ( DXD )
1 bitlik çalışma prensibinden dolayı DSD’ye “Pulse-Density
Format” denir. Daha önce söylediğimiz gibi, DSD
yüksek çözünürlüklü analog teyp kayıtlarını depolamak
için çok uygundur. Fakat DSD’nin olumsuz bir özelliği de
vardır: gürültü şekillendirme özelliği bir şekilde
pulse’ı bozar. Ayrıca DSD’yi editleme imkanı yoktur.
SACD’nin Direct Stream Digital yüksek çözünürlülüğünden
faydalanmak ve kaydı editleyebilmek için, kaydı analog
teyp kayıt cihazı veya herhangi bir yüksek çözünürlüklü
PCM formatı gibi yüksek çözünürlüklü bir cihazda yapmak
gerekir. Editleme işleminden sonra kayıt DSD’ye konvert
edilebilir ve SACD’ye kaydedilebilir. Fakat hangi kayıt
formatı kullanılmalıdır? Kompakt diskin 16 bit ve 44.1
kHZ’lik formatı veya dijital bir kaset kayıt cihazının
48 kHZ’lik formatı yüksek çözünürlüklü formatlar olarak
adlandırılamaz.
Eğer 1 bitlik bir formatta editleme mümkün değilse,
düşük bit’li ki 5 bitlik bir formatta mümkündür. Bu
yüzden yeni bir kayıt formatına ihtiyaç duyulmuş ve
geliştirilmiştir: DXD (Direct Extreme Digital). DXD
editlemenin mümkün olduğu bir formattır. Yüksek bir
örnekleme frekansı ve önceki 44.1 kHZ ve 16 bitlik
dijital formattan daha yüksek bir çözünürlüğü vardır.
DXD düşük bit-derinliği ve vuruş genişliği olan bir
formattır. DSD kayıt sistemlerinin kullandığı gürültü
şekillendirme seviyesinin yaklaşık yarısını kullanır.
Bu, aynı zamanda pulse’ın düzgünleştirildiği anlamına da
gelir (Bruil, 2006).
Herhangi bir formatta yapılan herhangi bir kayıt DXD’ye
konvert edilebilir. Sinyali DXD’de editlendikten sonra
DSD’ye konvert edilebilir ve SACD’da depolanabilir.
DXD’nin kullanım amacı SACD’dan daha iyi sound
alabilmektir. DSD ve DXD için çok fazla konvertör veya
editleme-kayıt yazılımı ve donanımı yoktur, fakat yakın
gelecekte bunlardan fazla sayıda bulunabilecektir.
SONUÇ
Yukarıda anlatılanlardan da anlaşılabileceği üzere,
SACD’lerin hayatımıza girmesi, müzik alışkanlıklarımızı
az da olsa değiştirecektir ki,bu, çoğu kişide büyük bir
etki yarat(a)mayabilir çünkü müzik prodüksiyon alanında
çalışanlar dışında kalan bir çok insan için bu kalite ve
getirdikleri bir ayrıntı olarak kalabilir. Böyle
düşünmemdeki asıl sebep ise; hālen MP3, WMA, vs… gibi
ses ve bileşenleri açısından son derece kalitesiz ve
aynı zamanda kayıplar-hatalar içeren formatların en çok
kullanılanlar içinde yer alarak, bu şekilde
kullanımlarının sürekli artmasıdır. Bütün bu verilerin
de ortaya koyduğu üzere; sonuçta müzik dinlemenin, çok
büyük bir kitle için, kaliteli ses dinlemekten bağımsız
olduğu gerçeği ile karşı karşıya kalmaktayız.
|