M   Ü   Z   İ   K          v  e          B   İ   L   İ   M
" U l u s l a r a r a s ı   H a k e m l i   B i l i m s e l    M ü z i k   D e r g i s i
"
ISSN: 1304 - 6446 (Online)


Yarı zamanlı; Mart, Eylül
 Sayı:5 (Mart  2006)  

 

MÜZİK TARİHİMİZDE BİR MÜZİKLE TEDAVİ KİTABI
Yard. Doç. Dr. Recep USLU

İ.T.Ü. TÜRK MUSİKİSİ DEVLET KONSERVATUARI Öğretim Üyesi


Kitabın Adı: Gevrekzâde Hafız Hasan Efendi ve Mûsikî Risâlesi
Yazarı:
       
Ahmet Hakkı TURABİ
Yayımcı:     
Rağbet Yayınları
Yayım Yeri ve Yılı:
İstanbul,
2005, 240 sayfa
ISBN No: ISBN 975-6373-53-9
 


Aynı zamanda bir kanun sanatçısı olan Ahmet Hakkı Turabi önemli akademik çalışmalar yapmasıyla tanınır. Kindî'nin müzik risalelerini (yüksek lisans tezi), İbn Sina'nın Mûsikî'sini (İstanbul 2004) Türkçe'ye kazandırdı. Turabi, başarılı çalışmalarına bir yenisini daha eklemiş oldu. Bu eserin önemine eserden bahseden bazı makalelerde işaret edilmekte ise de, eser hakkında aktarılan yanlışlara dikkati çeken ciddi yazılardan biri TDV İslam Ansiklopedisi'nde (c. XV, 1997, 316-318) "Hasan Efendi Gevrekzade"(1727-1801) maddesinde yayınlanmıştı. Bu önemli araştırmanın ardından İTÜ TMDK Müzikoloji bölümü öğrencilerinden Duygu Nevşe bir bitirme ödevi hazırlarken, eser üzerinde çalışmasını tamamlamış olan Ahmet Hakkı Turabi, çalışmayı yayınlanmak üzere bir yayınevi ile anlaşmış olduğunu bir yıl sonra İTÜ TMDK'da sunduğu bir sempozyum dolayısıyla ifade etmişti.

Eserin önsözünde hem eserin oluşumunda kendisini teşvik eden hem de yardımcı olan bir çok değerli hocalarım yanında müzik ansiklopedisti Yard. Doç. Dr. Nuri Özcan'ın adını da görüyoruz. Bu tür eserleri yayınlamayı çoğu yayınevi göz önüne alamaz. Bu nedenle Ahmet Hakkı Turabi'yi "Gevrekzade Hafız Hasan Efendi ve Musiki Risalesi"çalışmasından dolayı kutlarken, yayınevini de kutlamak gereğini duyuyoruz.

 

Kitabın yayınlanan şekliyle adından eserin müzikle tedaviyle ilgili olduğu "Musiki Risalesi"başlığından tam olarak anlaşılmıyor, ama Türk müzik tarihinde müzikle tedavi başlığını taşıyan tek eserdir. Özellikle Gevrekzade Hafız Hasan Efendi'nin bu müzik risalesi müzikle tedavi konusuna ayrılmış başlıbaşına bir eser olmasıyla çok önemlidir, yoksa müzikle tedavi konusunu Hasan Şuuri, Mehmed Hafid Efendi (İstanbul Pan yay. 2001) ve benzerlerinin müzik eserlerinde de bilgiler bulmak mümkündür. Bu çalışmanın kapağında yer alan "İnceleme ve Metin: Ahmet Hakkı Turabi"ifadesi sanki "metin"yazarının Ahmet Hakkı Turabi olduğunu çağrıştırmaktadır. Halbuki sadece "Metin incelemesi"ni yapan Ahmet Hakkı Turabi'dir, metnin aslı Gevrekzâde'ye aittir, yanlış anlaşılmamalıdır.

 

Eserin orijinal adı o günlerin bilim dili olan Arapça cümleyle "er-Risâletü'l-mûsikiyye mine'd-devâi'r-rûhâniyye"olup anlamı "Ruhi Tedaviden Bahseden Müzik Risalesi"şeklindedir. İçindekiler ve kısaltmaların ardından bir önsöze yer verilmiştir. Ahmet Hakkı Turabi eseri geniş bir bakış açısıyla incelemeye aldığını önsözde açıklamaktadır. Burada araştırma metodolojisi gereği verdiği bilgiye göre çalışmasının kaç bölüm olduğunu, bölümlerin kısaca tanıtımını, karşılaştığı güçlükleri, inceleme-değerlendirme metotlarını, çalışmasının kaynaklarını verdikten sonra teşekkürlerini ifade etmektedir. Önsözün ardından yer alan "Giriş"te kısaca müzikle tedavinin tarihini özetlemiştir.

 

Eserin birinci bölümünde (s. 27-86) Gevrekzâde'nin hayatı ve eserlerini açıklarken bir çok araştırma ve kaynağı dikkate almıştır. Dipnotları hem kullandığı kaynakları belirtmek için hem de açıklayıcı bilgiler vermek için açıklayıcı dipnot anlayışıyla kullanmıştır. Gevrekzâde'nin bir hekimbaşı oluncaya kadar verdiği hayat mücadelesini, müzik eğitimi alıp almadığını, hangi devlet görevlerinde bulunduğunu, hayatını nerelerde sürdürdüğünü (s. 27-42) yazdıktan sonra çoğu tıpla ilgili olan eserlerini (s. 42-86), Gevrekzâde'nin tıp eserleri yanında İslam tarihi, müzikle tedavi, o dönemin bazı kültür problemleri hakkında yazdığı kısa kitapçıkları, hatta çevirilerini ayrıntılı olarak ele almıştır. Çevirileri içinde kendisinin her fırsatta tekkelerine devam ettiğini anladığımız Mevleviliğin kurucusu Mevlâna'nın menkıbelerini Türkçeye çevirdiği kitap önemli görünmektedir. Turabi'nin bu incelemesine eserler hakkında geniş açıklamalar vermesi araştırmasına ayrıca bir değer katmaktadır.

 

İkinci bölüm "Risâletü'l-mûsikiyye"nin incelenmesine (87-151) ayrılmıştır. Burada önce Risâletü'l-mûsikiyye'nin kaynakları hakkında tartışma ve incelemeler yapılmış, böylece Gevrekzâde'nin bu eseri yazarken kullandığı müzikle tedavi eserleri ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Risâle sadece müziğin tedavi edici özellikleri hakkında bilgi vermeyip bunun yanı sıra edvar kitaplarında anlatılan müziğin icadı mitosu, müzikle tedavinin özellikleri, hekimin rolü, şubelerle dört unsur arasındaki ilişki, avazelerle gezegenler arasında varsayılan ilişki, risalede adı geçen makamlar ve terkipler (s. 109-118), makamların etkileri yani tedavi ettiği hastalıklar (118-120), makamların burçlarla ilişkileri (120-121), insanların ten renkleriyle makamlar arasındaki ilişki (121-122), makamlarla milliyetler arasındaki ilişki, makamlarla meslekler arasındaki ilişki (123), makamlarla vakit dilimleri arasındaki ilişkiler (123-125) ayrı ayrı ele alınmış belli başlıklarla incelenmiştir. Eserde geçen bazı isimler hakkında bilgi vermek bu tür eserleri incelemede takip edilmesi gereken bir metottur. Çünkü isimler hem Yunan tarihini, hem müzik mitolojisini, hem tıp tarihini, hem tasavvuf tarihini, hem müzik tarihini ilgilendiren isimler olabilmektedir. Nitekim Turabi eserde geçen isimler hakkında da araştırma yapmış ve bu araştırmalarını aktarmıştır. Eserde geçen Lamek, Davud, Buhtunnasr, Pitagoras/Pisagor, Galen (Calinus), Sokrat, Platon (Eflatun), Hipokrat, Aristo, İskender, Farabi, Fahreddin Razi, Mevlana, Safiyyüddin Abdülmümin, Nasırüddin Tusi, Muhammed Parsa, Abdülgani Nablusi, Şuuri Hasan Efendi, Müstakimzade hakkında yeterince bilgi (s.126-151) verilmiştir.

 

Eserin üçüncü bölümünde "Risâletü'l-mûsikiyye"nin Osmanlıca yazmasının yeni harflere çevrilmiş şekli verilmiştir (157-178). Ancak bu "transkripsiyona"geçmeden önce "Risalenin Transkripsiyonunda Takip Edilen Metot"(s. 155) başlığında köşeli parantezleri niçin kullandığını, "edüp, eyleyüp"veya "darüşşifa, reisületibba"gibi iki kelimeden oluşan kelimelerin imlalarında izlediği tercihlerini anlatmıştır. Burada tercihlerinin nedenlerini de anlatması gerekirdi, bu tercih nedenleri okuyucuların yapacakları benzer çalışmalara yol göstermesi açısından önemlidir. Aslında inceleme metotlarını girişte vermek bu tür çalışmalarda bir gelenektir. Nitekim önsözde de inceleme metotları hakkında açıklamalar yapılmıştır. Risalenin transkripsiyonunda da zaman zaman dipnotlarla açıklama vermiş, şiirleri Şuuri'nin eseriyle karşılaştırmıştır.

 

Eser iyi bir bibliyografya ve indeksle sona ermektedir. İndekste hem şahıs, hem kitap hem de makam isimlerinin bulunması ve tek bir indeks yapılması iyi bir metot olarak görülmektedir.

 

Yukarda adı geçen Duygu Nevşe, bitirme ödevini henüz teslim etmeden 13-15 Mayıs 2005 tarihlerinde yapılan IX. Eyüpsultan Sempozyumu'nda sunduğu "Eyübün Meşhurlarından Bir Hekimbaşının Müzikle Tedavi Risalesi"başlıklı bildirisinde çalışmasının sonuçlarını dinleyicilerle paylaştı. Olumlu tepkiler ve tebrikler alan bu çalışma daha sonra basılmaya değer bulundu ve Eyüpsultan belediyesi tarafından basıldı (IX. Eyüpsultan Sempozyumu, İstanbul 2005, s. 304 vd.). "Risâletü'l-mûsikiyye"nin kaynakları arasında Mehmed Hafid Efendi'nin eserinin de bulunduğu Duygu Nevşe'nin tespitlerinden biridir. Konuyla ilgilenenlerin bilmesi için burada bu çalışmayı anmayı gerekli gördük. Bu çalışmaların aynı zaman dilimine denk gelmesi nedeniyle yazarın bunlardan haberdar olmaması veya olduysa bile eserine katamamış olması tabiidir.

 

Aslında Gevrekzâde'nin yaşadığı zaman dilimindeki müzik çevresi de böyle bir incelemede araştırılmalıydı. Nitekim Mevlevi muhibbi olduğu, Mevlevi tekkelerine gittiği biliniyorsa niçin o günlerin Mevlevi tekkelerinden, şeyhlerinden hatta müzik çevresinden kısaca söz edilmesin?. Sarayda o devirde hangi müzisyenlerin olduğunu bilmek Gevrekzâde'nin müzik çevresi hakkında en azından bir fikir verebilirdi. Eserde geçen isimlerden özellikle Müstakimzâde ile hem İstanbul'da olmaları, hem aynı devri paylaşmaları açısından bakılırsa birbirleriyle tanışıyor olmalılar. Nitekim Gevrekzade, iletişim araçlarının gelişmediği o devirde Müstakimzâde'nin devranla ilgili çeviri kitabından nasıl haberi olabilirdi? Sonuç kısmı eser üzerinde inceleme yaparken elde edilen tespitleri de içermelidir. Bu açıdan bakıldığında Gevrekzâde ve müzikle tedavi risalesi üzerine yapılan bu geniş incelemenin sonucu biraz zayıf kalmaktadır. Aslında inceleme kısmında görülen önemli tespitler özet olarak sonuca da taşınmalıydı. Okuyucu böylece yapılan tespitleri kolayca görebilirdi ve daha sağlıklı değerlendirmelerde bulunabilirdi. Bu nedenle okuyucular mutlaka eserin içindeki tespitleri de okuması gerekir

 

Yayınlanan kitap müzikle tedavinin tarihiyle ilgili önemli bir kaynaktır. Gevrekzâde'nin eseri sadece müzikle tedaviyi değil, müzik mitolojisi, müzik tarihi, müzik psikolojisini de ilgilendirmektedir. Eser Türk ve Dünya müzik tarihini oluşturan önemli taşlardan biridir. Yayınlanması bilinmesi ve okunması gerekirdi. Ahmet Hakkı Turabi'yi çalışmasından dolayı kutluyor, yeni çalışmalarında başarılar diliyorum.

 www.muzikbilim.com
Bütün hakları saklıdır.