 |
Hat ve müziğin her ikisi de Türklerin geleneksel
güzel sanatlarındandır. Bu iki sanatın birbirine
yakınlığını daha önce bir makalemde işlemiştim.
Orada hat sanatıyla çalgı resimlemeleri üzerinde
durmuş, bazı hattatlardan örnekler vermiştim (Toplumsal
Tarih, sy. 109, 2003, s. 62-65). Yazının
oluşumu XVIII. Yüzyıl müzisyenlerinden Hasan
Sezai'nin güfteleri kullanarak yaptığı
resimlerle başlamış daha sonra hat sanatıyla
yapılan kös, bağlama, çenk gibi çizimlerden
örnekler verilmişti. Tarihimizde bazı
müzisyenler aynı zamanda hattat oldukları için
biyografileri yalnızca hat tezkirelerinde
bulunmaktadır. İşte müzikle hattatlığı kendinde
bütünleştirmiş üstatlardan biri de Kemal
Batanay'dır.
Hat üstadı Muhiddin Serin, XXI. Yüzyıl başında
üstatlarına vefa borcunu ödemek ister gibi
hattatları bir seri halinde ele almaya
çalışıyor. Hat üstatları serisinin üçüncüsü olan
Kemal Batanay kuşe kâğıda büyük boy ve renkli
olarak basılmıştır.
|
Çoğunlukla iyi bir kitabın ortaya çıkışı bir ekip
işidir. Bu kitapta yazar kendi arşivi dışında Sinan
Zeyneloğlu, Emin Barın, Seyhan Batanay, Murat
Bardakçı'nın arşivlerini, Ara Güler'in fotoğraflarını
kullanmıştır. Muhittin Serin kitap tasarımından imlasına
kadar her türlü katkıda bulunanlara önsözünde teşekkür
etmektedir.
Kitapta Kemal Batanay'ın hayatı büyük bir titizlikle ele
alınmış olduğu eserin hemen kronolojiye verdiği önemden
anlıyoruz. Kemal Batanay acaba önce müziğe mi yoksa
hatta mı merak sardı diye düşünmeğe gerek yok, eserin
olayları anlatımından müzik eğitimine daha önce
başladığı anlaşılmaktadır. Klasik Türk müziği eğitiminde
ilk hocası babası olmakla beraber Hafız Cemaleddin
Efendi ile başlar. Sadettin Kaynak'ı da alıp hocaya
götüren odur, ama yıllar sonra yolları müzik
anlayışlarının farklı oluşundan dolayı ayrılacaktır.
1913'de Galata Mevlevihanesi'nde ayinleri öğrenir.
Liseyi bitirdiği zaman Mevlevi olmaya karar verdiğini bu
biyografiden öğreniyoruz. Emin Dede, Rauf Yekta'dan
başka Ahmet Irsoy, Ahmet Avni Konuk, Ömer Bey, Kadı Fuad
Efendi, Refik Fersan'dan tambur ve müzik dersleri
almıştır. Dârülelhan'ın Türk müziği kısmının
kapatılmasına Rauf Yekta ile birlikte üzülürler.
Hat sanatına onbeş yaşlarında başlayan Kemal Batanay'ın
ilk hocası Muhyiddin Efendi olmuş. Daha sonra Hasan
Hüsnü Efendi, Hulusi Efendi, Mehmed Efendi ve Ferid
Bey'den dersler almış ama daha çok talik yazıya gönül
vermiştir.
Kemal Batanay'ın 1916'da asker iken, Edirne'de Mustafa
Kemal'le (Atatürk) karşılaşmalarını, birlikte aynı
camiye gittiklerini, beraber oldukları bir gece geç
saatlere kadar müzik sohbetleri yaptıklarını başka bir
yerde okumanız mümkün olabilir mi acaba? 1919'da
askerliği bitirdiği zaman, İstanbul işgal güçlerinin
eline geçmiş; oluşan kıtlık, işsizlik ve sıkıntı üzerine
ticarete teşebbüs ve iflas yaşamış, 1920'de işbaşı
yaptığı memuriyeti 1956'da emekli oluncaya kadar sürmüş.
Elbette arada düz bir hayat yok. Kemal Batanay müzik
meclislerinden özellikle Şişli'de H. Sadettin Arel'in
evine ve Bakırcılar'da İbnülemin'in evine gider, bazı
geceler bu evlerde gecelermiş. Çeşitli ortamlarda müzik
ve hat dersleri veren, hiçbir ücret almayan Kemal
Batanay, 1971 Kubbealtı Akademisi Vakfında bu dersleri
düzenli olarak vermeğe başlamış. 1976'da eşi tamburi
Naîme'nin de çalıştığı MEB Türk Musikisi
Konservatuvarı'nda (daha sonra İTÜ TMDK) tambur
öğretmeğe başlamıştır. 1981'de evinde vefat etmiş olan
Kemal Batanay'ın öleceğini anlayınca İstanbul'un ünlü
hafızlarından Abdurrahman Gürses'i telefonla arayıp
Kur'an okumasını rica etmiş olması ne kadar ilginçtir.
Kemal Batanay'ın hat eserleri çeşitli koleksiyoncuların
arşivlerinde yer almıştır. Hem müzikte hem hatta temiz
bir uslubu yaşatmış olduğu izlenimi veren Kemal
Batanay'ın kişiliğini yansıtan, hafızlığı ve dini
hassasiyetini gösteren olaylar okunmağa değer.
Bestelerini, geleneğin aksine, tarihlendirmeğe özen
gösterdiği geride bıraktığı listede görülmektedir.
Listeye göre ilk bestesini 1928'de, son bestesini de
1973'de yapmıştır. Tamburiliği ve hanendeliğinde eski
klasik tavrı aktarmağa özen gösterdiği çeşitli
hatıratlarda ifade edilmektedir. Onun tambur tavrının
eskiliğini anlatmak için tamburi İzak'a kadar uzanan bir
silsileden söz edilir. Günümüzde hem müzik hem hat
alanında yetiştirdiği öğrencilerden epey ünlü kişiler
vardır. Onu bizzat tanıyan 1967'den 1980'e kadar ondan
ders alan Muhittin Serin hoca kitabında onun
hattatlığını yeterince değerlendirmiştir.
Kemal Batanay hat ve müzik sanatındaki kadar güçlü
olmasa da şiir de kaleme almıştır. Tarih düşürecek kadar
şiirin temel taşlarını bilen Kemal Batanay, neyzen Emin
Dede'ye (s. 88) ve Hafız Ali'ye mersiyesi, Rauf Yekta,
S. Arel, Hafız Ahmet Irsoy, İsmail Hakkı ve Rifat
Bey'lerin adının geçtiği Dârülelhan şiiri ve diğer tarih
düşürdüğü şiirleri tarihe ışık tutması açısından
önemlidir. Şiirlerinden seçmelerinin ardından hat
örneklerine (s. 96-203) kitapta bolca yer ayrılmıştır.
Kaynakçadan kitabın oluşumunda çeşitli arşivler yanında
İTÜ TMDK personel arşivinden, Ticaret Odası arşivinden
yararlandığını öğreniyoruz. Murat Bardakçı'nın Kemal
Batanay'ın eserlerinden bir CD (2003) yayınladığını,
Yusuf Ömürlü'nün ise Kemal Batanay'ın bestelerinden bir
kitap (s. 65) hazırlamış olduğunu öğreniyoruz. Kitabın
sonunda isimler ve terimler indeksi (s. 206-208) yer
almaktadır.
1893'de doğan ve hayatının 31 yılını Osmanlı devrinde,
57 yılını Cumhuriyet devrinde geçiren, geleneğin köprüsü
olmaya çalışan Kemal Batanay'ı ele alan bu kitap bir
öğrencinin hocasına saygısını ifade eden güzel bir
çalışmadır. Hem hatlarıyla hem de fotoğraflarıyla diğer
çalışmalara belgeler sunmaktadır. Kitapta müzik
talebelerine bir bölüm ayrılmışken, hat öğrencilerine de
bir bölüm ayrılması, hat örnekleri gibi bestelerine de
bu eser içinde yer verilmesi kitabı tamamlayıcı
olabilirdi. Dipnotlar ve kaynaklar belirtilmiş olmakla
birlikte her zaman teknik özene dikkat edilmesi iyi
olurdu. Bununla birlikte Süheyl Ünver'in dediği gibi (s.
6) Muhittin Serin, bu kitabıyla hocasına ihanet eden
öğrencilerden olmadığını yeterince göstermiştir. |