M   Ü   Z   İ   K          v  e          B   İ   L   İ   M
" U l u s l a r a r a s ı   H a k e m l i   B i l i m s e l    M ü z i k   D e r g i s i
"
ISSN: 1304 - 6446 (Online)


Yarı zamanlı; Mart, Eylül
 Sayı:5 (Mart  2006)  

 

GELENEKSEL HAT VE MÜZİĞİN ÜSTADI: KEMAL BATANAY
Yard. Doç. Dr. Recep USLU

İ.T.Ü. TÜRK MUSİKİSİ DEVLET KONSERVATUARI Öğretim Üyesi


Kitabın Adı: Kemal Batanay: Bestekar, Tamburi, Hattat, Hafız
Yazarı:
       
Muhittin SERİN
Yayımcı:     
Kubbealtı Neşriyatı
Yayım Yeri ve Yılı:
İstanbul,
2006, 208 sayfa
ISBN No: ISBN 975 6444 26 6
 


Hat ve müziğin her ikisi de Türklerin geleneksel güzel sanatlarındandır. Bu iki sanatın birbirine yakınlığını daha önce bir makalemde işlemiştim. Orada hat sanatıyla çalgı resimlemeleri üzerinde durmuş, bazı hattatlardan örnekler vermiştim (Toplumsal Tarih, sy. 109, 2003, s. 62-65). Yazının oluşumu XVIII. Yüzyıl müzisyenlerinden Hasan Sezai'nin güfteleri kullanarak yaptığı resimlerle başlamış daha sonra hat sanatıyla yapılan kös, bağlama, çenk gibi çizimlerden örnekler verilmişti. Tarihimizde bazı müzisyenler aynı zamanda hattat oldukları için biyografileri yalnızca hat tezkirelerinde bulunmaktadır. İşte müzikle hattatlığı kendinde bütünleştirmiş üstatlardan biri de Kemal Batanay'dır.

 

Hat üstadı Muhiddin Serin, XXI. Yüzyıl başında üstatlarına vefa borcunu ödemek ister gibi hattatları bir seri halinde ele almaya çalışıyor. Hat üstatları serisinin üçüncüsü olan Kemal Batanay kuşe kâğıda büyük boy ve renkli olarak basılmıştır.

 

Çoğunlukla iyi bir kitabın ortaya çıkışı bir ekip işidir. Bu kitapta yazar kendi arşivi dışında Sinan Zeyneloğlu, Emin Barın, Seyhan Batanay, Murat Bardakçı'nın arşivlerini, Ara Güler'in fotoğraflarını kullanmıştır. Muhittin Serin kitap tasarımından imlasına kadar her türlü katkıda bulunanlara önsözünde teşekkür etmektedir.

 

Kitapta Kemal Batanay'ın hayatı büyük bir titizlikle ele alınmış olduğu eserin hemen kronolojiye verdiği önemden anlıyoruz. Kemal Batanay acaba önce müziğe mi yoksa hatta mı merak sardı diye düşünmeğe gerek yok, eserin olayları anlatımından müzik eğitimine daha önce başladığı anlaşılmaktadır. Klasik Türk müziği eğitiminde ilk hocası babası olmakla beraber Hafız Cemaleddin Efendi ile başlar. Sadettin Kaynak'ı da alıp hocaya götüren odur, ama yıllar sonra yolları müzik anlayışlarının farklı oluşundan dolayı ayrılacaktır. 1913'de Galata Mevlevihanesi'nde ayinleri öğrenir. Liseyi bitirdiği zaman Mevlevi olmaya karar verdiğini bu biyografiden öğreniyoruz. Emin Dede, Rauf Yekta'dan başka Ahmet Irsoy, Ahmet Avni Konuk, Ömer Bey, Kadı Fuad Efendi, Refik Fersan'dan tambur ve müzik dersleri almıştır. Dârülelhan'ın Türk müziği kısmının kapatılmasına Rauf Yekta ile birlikte üzülürler.

 

Hat sanatına onbeş yaşlarında başlayan Kemal Batanay'ın ilk hocası Muhyiddin Efendi olmuş. Daha sonra Hasan Hüsnü Efendi, Hulusi Efendi, Mehmed Efendi ve Ferid Bey'den dersler almış ama daha çok talik yazıya gönül vermiştir.

 

Kemal Batanay'ın 1916'da asker iken, Edirne'de Mustafa Kemal'le (Atatürk) karşılaşmalarını, birlikte aynı camiye gittiklerini, beraber oldukları bir gece geç saatlere kadar müzik sohbetleri yaptıklarını başka bir yerde okumanız mümkün olabilir mi acaba? 1919'da askerliği bitirdiği zaman, İstanbul işgal güçlerinin eline geçmiş; oluşan kıtlık, işsizlik ve sıkıntı üzerine ticarete teşebbüs ve iflas yaşamış, 1920'de işbaşı yaptığı memuriyeti 1956'da emekli oluncaya kadar sürmüş. Elbette arada düz bir hayat yok. Kemal Batanay müzik meclislerinden özellikle Şişli'de H. Sadettin Arel'in evine ve Bakırcılar'da İbnülemin'in evine gider, bazı geceler bu evlerde gecelermiş. Çeşitli ortamlarda müzik ve hat dersleri veren, hiçbir ücret almayan Kemal Batanay, 1971 Kubbealtı Akademisi Vakfında bu dersleri düzenli olarak vermeğe başlamış. 1976'da eşi tamburi Naîme'nin de çalıştığı MEB Türk Musikisi Konservatuvarı'nda (daha sonra İTÜ TMDK) tambur öğretmeğe başlamıştır. 1981'de evinde vefat etmiş olan Kemal Batanay'ın öleceğini anlayınca İstanbul'un ünlü hafızlarından Abdurrahman Gürses'i telefonla arayıp Kur'an okumasını rica etmiş olması ne kadar ilginçtir.

 

Kemal Batanay'ın hat eserleri çeşitli koleksiyoncuların arşivlerinde yer almıştır. Hem müzikte hem hatta temiz bir uslubu yaşatmış olduğu izlenimi veren Kemal Batanay'ın kişiliğini yansıtan, hafızlığı ve dini hassasiyetini gösteren olaylar okunmağa değer. Bestelerini, geleneğin aksine, tarihlendirmeğe özen gösterdiği geride bıraktığı listede görülmektedir. Listeye göre ilk bestesini 1928'de, son bestesini de 1973'de yapmıştır. Tamburiliği ve hanendeliğinde eski klasik tavrı aktarmağa özen gösterdiği çeşitli hatıratlarda ifade edilmektedir. Onun tambur tavrının eskiliğini anlatmak için tamburi İzak'a kadar uzanan bir silsileden söz edilir. Günümüzde hem müzik hem hat alanında yetiştirdiği öğrencilerden epey ünlü kişiler vardır. Onu bizzat tanıyan 1967'den 1980'e kadar ondan ders alan Muhittin Serin hoca kitabında onun hattatlığını yeterince değerlendirmiştir.

 

Kemal Batanay hat ve müzik sanatındaki kadar güçlü olmasa da şiir de kaleme almıştır. Tarih düşürecek kadar şiirin temel taşlarını bilen Kemal Batanay, neyzen Emin Dede'ye (s. 88) ve Hafız Ali'ye mersiyesi, Rauf Yekta, S. Arel, Hafız Ahmet Irsoy, İsmail Hakkı ve Rifat Bey'lerin adının geçtiği Dârülelhan şiiri ve diğer tarih düşürdüğü şiirleri tarihe ışık tutması açısından önemlidir. Şiirlerinden seçmelerinin ardından hat örneklerine (s. 96-203) kitapta bolca yer ayrılmıştır. Kaynakçadan kitabın oluşumunda çeşitli arşivler yanında İTÜ TMDK personel arşivinden, Ticaret Odası arşivinden yararlandığını öğreniyoruz. Murat Bardakçı'nın Kemal Batanay'ın eserlerinden bir CD (2003) yayınladığını, Yusuf Ömürlü'nün ise Kemal Batanay'ın bestelerinden bir kitap (s. 65) hazırlamış olduğunu öğreniyoruz. Kitabın sonunda isimler ve terimler indeksi (s. 206-208) yer almaktadır.

 

1893'de doğan ve hayatının 31 yılını Osmanlı devrinde, 57 yılını Cumhuriyet devrinde geçiren, geleneğin köprüsü olmaya çalışan Kemal Batanay'ı ele alan bu kitap bir öğrencinin hocasına saygısını ifade eden güzel bir çalışmadır. Hem hatlarıyla hem de fotoğraflarıyla diğer çalışmalara belgeler sunmaktadır. Kitapta müzik talebelerine bir bölüm ayrılmışken, hat öğrencilerine de bir bölüm ayrılması, hat örnekleri gibi bestelerine de bu eser içinde yer verilmesi kitabı tamamlayıcı olabilirdi. Dipnotlar ve kaynaklar belirtilmiş olmakla birlikte her zaman teknik özene dikkat edilmesi iyi olurdu. Bununla birlikte Süheyl Ünver'in dediği gibi (s. 6) Muhittin Serin, bu kitabıyla hocasına ihanet eden öğrencilerden olmadığını yeterince göstermiştir.

 www.muzikbilim.com
Bütün hakları saklıdır.