Müziğin anlamlarına varmak, onun vereceği hazzı
azaltmaz; tersine artırır. Sanatın verdiği haz iki
türlüdür. Biri çok sık yaşanan deneyimdir; yaşamın
dertlerinden kaçış yolu olarak duyumların
yatıştırılmasına sığınmaktır. Öbürüyse, zihnin duyumlar
aracılığıyla gerçek dünyanın, insan yaşamının ve
düşüncesinin daha önceleri bilinmedik ya da gizemli
kalmış bir yanına uyanışın vereceği coşkudur (Finkelstein,
1996:9).
Bu felsefi yaklaşımdan sonra, Yunanca "musiki"
kelimesinden yola çıkarak çeşitli dillerde farklı
telaffuz edilen müziğe ilişkin felsefeciler tarafından
şu tanımlar yapılmıştır:
1. Yunanlı filozof Pythagoras (Pisagor, MÖ 6. yy.),
"Birkaç benzeşmeyen sesten oluşan ahenk";
2. J.J. Rousseau (1712-1778), "Musiki, sesleri kulağa
hoş gelecek şekilde uyarlamak sanatıdır";
3. E. Kant ise "Bir sıra hoş duyguları seslerle
ifadelendirmek sanatıdır" diye tanımlamıştır (Gazimihal,
1961:160).
Aslında Avrupa'da Orta Çağdan bu yana süregelen bir
geleneğe göre müzik; aritmetik, geometri ve astronominin
yanında yer almaktaydı. Altıncı yüzyılda müzik konusunda
yazılar yazmakla ünlü Cassiodorus, müziği: "numaralarla
uğraşan bir bilim dalı" (disciplina vel sciente quae de
numeris loquitur) olarak tanımlıyordu (Erdener, :69).
Müzik denilince akla çoğu kez onun zevk, eğlence veya
sadece sanatsal yönü gelse de yukarıda da görüldüğü gibi
aslında en başından bu alan felsefi ve sayısal olarak
değerlendirilmektedir.
Bununla birlikte, müziğin bir sanat olarak ele alındığı
tanımlar arasında ortak/temel noktalar vardır. Bu
ortak/temel noktaları kapsayan yaklaşımla
tanımlandığında, sanat olarak müzik, kısaca
"duygu, düşünce, tasarım ve izlenimleri düzenli/uyuşumlu
seslerle estetik bir yapıda anlatan bir bütündür"
denilebilir. Ancak müziğin sanılanın tersine, her zaman
bir şey anlatmadığını, bir anlatım sanatı olmadığını öne
süren görüşlere de rastlanmaktadır. Bu bakımdan bu tür
görüşleri de dikkate alan bir yaklaşımla ele
alındığında, sanat olarak müzik, "sesleri
maksatlı olarak estetik bir yapıda birleştirme
sürecidir" diye tanımlanabilir (Uçan, 1996:33).
Yukarıda müziğe sadece estetik olarak yaklaşan
tanımların dışında bu makalede incelenecek disiplin veya
bilim yaklaşımına daha uygun akılcı bir tanım ise
şöyle olabilir:
Sanat olarak müzik, "duygu, düşünce, tasarım ve
izlenimleri veya başka gereçlerin de katkısıyla belli
durum, olgu ve olayları, belli amaç ve yöntemle, belli
bir güzellik anlayışıyla birleştirip düzenlenmiş
uyuşumlu/uylaşımlı ( ya da uyuşumsuz) seslerle, estetik
bir yapıda işleyip anlatan bir bütündür" (Uçan,
1996:15-16).
Yukarıdaki son tanımlama, -eksiklikleriyle birlikte-
günümüzde daha geniş bir çerçevede/çevrede kabul
edilebilecek bir tanım olarak düşünülebilir. Ancak
müzik sanatların içerinde en soyutu olduğu için, müziğe
ait en eski tanımlamalardan bugüne kadar estetik ve
öznel yaklaşımlar
ağırlıktadır.
Müzik bilgi, disiplin ve bilim içerisinde
değerlendirilecek olursa, müzik denilen olaya bilginin
açılımı çeşitli yönlerden olabilir. Tarih boyunca
sürekli evrim içinde değilse bile, yer yer, ayrı ayrı,
müzik üzerinde bilimsel ve usçu (akılcı) yöntemlerle
çalışmalar yapıldığını görüyoruz. Örneğin, MÖ altıncı
yüzyılda Pythagoras, sayı kuramlarını müziğe
uygulayarak, ses aralıkları ölçülerindeki oranları
belirlemişti. Bu bakımdan Pythagoras'a ilk müzik bilgini
demek yerinde olur (Mimaroğlu, 1995:186-187).
Bununla beraber müziği inceleme, herhangi bir şeyi
incelemekten farklı değildir. Herhangi bir alandaki
incelemeci, ele aldığı konuyu, "ne", "neden" ve "nasıl"
gibi yönlendirici sorular sorarak açıklamaya çalışır.
Müzik incelemecisi de ele aldığı bir müzik parçasını,
bir seslendirmeyi, bir çalgıyı ya da karşılaştığı bir
müziksel olguyu bu sorulara yanıt arayarak anlama
çabasındadır (Özer, 1997:1).
Sözgelimi, müziği estetik deneyim olarak gören
perspektif ile inceleme, ister-istemez ele alınan
müziğin kendi bünyesinde olduğu kabul edilen estetik
özelliklerine yönelir; tanımlanmak istenen, tınının
güzelliği ve ne anlatmak istediğidir (Özer, 1997:3).
Ancak müzik incelemesinin akademik disiplin olduğunu
öneren iki terim "müzikoloji" ve "etnomüzikoloji",
perspektif açısından bakıldığında, birden çok anlam
taşıyan ve içeriği açıkça belli olmayan ana
başlıklardır. Müzikoloji ya da etnomüzikoloji'nin
temelde müziksel disiplin oluşturmasıyla ilgili
olduklarını söylemek bu başlıkları kullanan tüm
araştırmacıların, aynı konulara yöneldikleri ya da aynı
perspektifleri paylaştıkları anlamına gelmez (Özer.
1997:4).
Müzik incelemesine ait iki disiplinin anlam ve içeriği
tam olarak belirgin değilse o zaman bunları öncelikle
ayrı ayrı incelemek daha doğru olabilir. Müzikolojiye
ilişkin eski bir tanımlama şöyledir:
Müzikoloji, musikinin nazariyat ve tarihini saran ilim.
Avrupa dışı kıdemli musikileri mukayeseli
(karşılaştırmalı) bir suretle incelemek, hep
müzikolojinin sahasındadır. Musiki hakkında nazari ve
tarihi teliflerin (yazılı özgün eser) en eskileri ilk
çağlardan kalmadır ve musiki bilginliğinin kıdemi
böylesine derindir; fakat kadrolanış, metoda bağlanmak
isteniliş ve yüzyılımızın ilim anlayışına alınış
bakımlarından konu genç bir bilimdir. Yüzyılımızın
başlangıçlarında Fransız ve Alman bilginleri arasında
müzikolojinin tasnif ve görüşleri maddelerinde geniş
farklar vardı (Gazimihal, 1961:171).
Sözgelimi etnomüzikoloji ise (bugün dünyada
müzikolojiden daha çok ön planda yer tutulmaktadır) kimi
araştırmacılar için "bilimsel" bir inceleme disiplini
iken (Merriam, 1977:190) başkaları için -bilimsellik bir
yana- disiplin olmanın gerektirdiği özellikleri bile
taşımaz (Özer, 1997:4).
Görüldüğü gibi, müzikoloji ve etnomüzikoloji, bilimsel
ya da başka herhangi bir inceleme normları bütününün
belirleyici olduğu, üzerinde uzlaşılmış standartları
bulunan disiplinler oluşturmamaktadır. Bu iki ana
başlığın ortaya çıkmasında egemen olan tek ve açık neden
konu sınırlamalarıdır. Müzikoloji, tarihsel (ve
sistematik) çerçevede Avrupa Sanat Müziği'ni konu alır;
etnomüzikoloji ise Avrupa dışı müziklerle ilgilidir
(Özer, 1997:6).
Geleneksel olarak müzikolojinin birinci işlevi, müzik
konusundaki bilgi bütününe yeni şeyler ekleyerek
kompozisyon ve seslendirmenin beslenmesine katkıda
bulunmak olmuştur. Böyle bakınca, bugün tüm müzikbilimin
işlevi aslında, etnomüzikoloji olmak, yani araştırma
alanını "toplumbilimsel" denen gereçleri kapsayacak
biçimde genişletmektir (Özer, 1997:7).
Bu bağlamda bakılacak olursa etnomüzikoloji terimi
ortaya çıkmadan önce yapılan Avrupa dışı müzik
incelemeleri, "karşılaştırmalı müzikoloji" (Comparative
Musicology) olarak adlandırılmaktaydı. Yani Avrupa Sanat
Müziği'yle Avrupa dışı müzikler karşılaştırılarak ortaya
çıkan farklılıklar değerlendirilmekteydi. Ancak bunun
yeterince güvenilir sonuçlar ortaya çıkarmadığını
savunan Jaap Kunst, 1950'de "comparative" sözcüğünü
çıkarıp, yerine "etnoloji" sözcüğünü koyarak, Avrupa
dışı müziklerin "etno-müzikoloji" terimi içinde
incelenmesini önermiştir.
Sözgelimi yöntem farklılığı açısından, tarihsel inceleme
müzikoloji'nin karakteristik yöntemi olarak görülse de,
müziksel olgularda tarihsel boyutun önemi
etnomüzikoloji'de de azımsanmamıştır (Özer, 1997:6).
Ayrıca geleneksel olarak müzik tarihini içeren
müzikoloji, 20. yüzyılda, müziğin her türünü incelemek
üzere alanını genişletmiştir (Tansuğ, 1999:129).
Tabii müzikoloji sadece müzik tarihini incelemek veya
müziğin her türünü incelemenin dışında "tarihsel" ve
"sistematik" olmak üzere iki ayrı çalışma alanı içinde
varlığını sürdürmüştür. Özellikle sistematik çalışmalar,
müzik ile sayısal alanların ilişkisini geliştirerek
sürdürmektedir. Bir de ayrıca müzikoloji, daha çok müzik
tarihi alanını ve Avrupa Sanat Müziği eserlerini
incelediği için masa başında yapılan bir
inceleme/disiplin olarak görülürken, etnomüzikoloji ise
Avrupa dışı kültürleri incelediği için sadece "alan
araştırması" olarak görülmüştür. Ancak alan araştırması
etnomüzikoloji'nin içinde çeşitli teknikleri barındıran
bir bilgi toplama yöntemidir. Alan araştırması
sonrasındaki inceleme/değerlendirme aşaması ise
müzikoloji'den daha çok masa başı çalışmasını
gerektirmektedir. Ayrıca bugün müzikoloji'de varolan bir
sistematik çalışma Avrupa dışı müziklerin incelenmesinde
de kullanılmaktadır.
Yöntem açısından birbiri içine girmiş iki alandan
etnomüzikoloji bugün alanını geliştirerek daha farklı
tanımlara ulaşmıştır; örneğin, bilimsel ve insanbilimsel
araştırma yöntemlerini birleştirerek insanın müziğe
dayalı iletimiyle uğraşan bir disiplinidir.
Etnomüzikoloji'nin başlıca görevi, insanların gösterimde
bulunma, dinleme ve konuşma aracılığıyla müzik olarak
tanımladıkları şeyin müziksel duyumunu nasıl
yaptıklarını keşfetmektir. Etnomüzikolojik keşif, farklı
toplumsal bağlamlardaki farklı bireyler tarafından
yapılarak anlam verilen müziğin tasarım sürecini ortaya
çıkaracak duyusal-bağlamlı alan araştırması aracılığıyla
en iyiye ulaşmaktır (Blacking, 1999:55-58).
Yani bugün etnomüzikoloji, müzik-toplum-kültür
ilişkisini (alan araştırması yöntemiyle) yerinde
inceleyen bir alan haline gelmiştir.
Alan araştırması ve laboratuar analizi, müziğin yapısı
ve kültürel alt yapı, geniş karşılaştırma ve
geliştirilmiş ikinci müzikalite ile ilişkili daha
sınırlı uzmanlaşma, eş zamanlı ve kuşkusuz ki ard
zamanlı inceleme hepsi konuyla ilgili ve önemlidir (Nettl,
1999:71).
Her ne kadar uluslararası disiplin veya bilim dalı
olsalar da müzikoloji, etnomüzikoloji ve müzikbilim
alanlarına ilişkin tanımlamalar ve içerikleri hala
çeşitli ülkelere göre değişkenlik göstermektedir. Bu
durum sonucunda ilgili alanların belirlenmeye çalışılan
yöntem ve içerikleri sürekli zorlaşmaktadır.
Örneğin İngilizler ve genelde Avustralyalılar için
"müzikbilim" kapsamlı bir terimdir:...müzik kuramcıları
ve etnomüzikbilimcilerin (aslında etnomüzikoloji olarak
kullanılması gereken terim çevirmen tarafından bu
şekilde kullanılmıştır) tümü müzikbilimcidir, ama müzik
tarihçileri kendilerine ya bu adı vermekte ya da
"tarihsel müzikbilimci" demektedirler. Kuzey Amerika'da
ise tersine, müzik tarihçileri kendilerine müzikbilimci
derken, kendilerini müzik kuramcılarından ve
etnomüzikbilimcilerden ayırmaktadırlar. Ayrıca burada bu
ayrım İngiltere'de olduğundan daha önemlidir. Amerikalı
akademisyenler kendilerini açık bir biçimde
müzikbilimci, müzik kuramcı ya da etnomüzikbilimci
olarak tanımlarlar; her grubun ayrı meslek kuruluşu
vardır ve iş ilanlarında normal olarak bu üçlüden
hangisinin istendiği açıkça belirtilir (Cook,
1999:123-124).
Müzikbilimciler ve müzik kuramcıları, etnomüzikbilimini
kendilerinin incelemediği müziğin incelenmesi olarak
görüyorlardı; etnomüzikbilimcilerse tüm müziğin,
üretimini, kabulünü ve anlamını da kapsayan toplumsal ve
kültürel bağlam açısından incelenmesi olarak kabul
ediyorlardı (Cook, 1999:141).
Aslında müzik üzerinde yöntemlendirilmiş bilgilerin tümü
"müzikbilim"in kapsamına girer. Bu bilgilere bilimsel
inceleme ve araştırma yöntemlerinin uygulanmasıyla
erişilir. Müzik sanatının oluşumu ve evrimi, genel
olarak insanın bu sanatla olan ilintisi, müzik
türü ayırmaksızın, müzikbilimin başlıca inceleme
konularıdır (Mimaroğlu, 1995:186).
Yukarıda da görüldüğü üzere ülkelerdeki müzik
incelemesine olan yaklaşımlar farklı yaklaşımlar
içermektedir.
Dolayısıyla disiplin-yöntem-inceleme
konusu üçgeninde dönen bu belirsizlik (Özer, 1997:7)
müzikoloji ve etnomüzikoloji'nin ilgi alanlarının ve
yöntemlerinin birbiri içine geçmiş ve tam olarak
belirlenememiş olduğunu göstermektedir.
"...oloji" ekinin, her iki terimi de bilim ile
ilişkilendirmesine karşın, bu terimlerden birini
yeğleyen bütün incelemecilerin bilimsel çerçeveyi çıkış
noktası olarak almadıkları ya da bilimden farklı farklı
şeyler anladıkları ortadadır. Bu durum sadece
etnomüzikoloji'de değil, müzikoloji'de de görülür (Özer,
1997:5).
Aslında "...oloji" ekinin bilimi mi disiplini mi
karşıladığı tartışma konusudur, bununla beraber Almanca
"wissenshaft" (bilim) ile İngilizce ve Fransızca'da
kullanılan "science" (bilim) kelimelerinin içerikleri
birbirini karşılamamaktadır.
SONUÇ:
Tüm bu bilgilerin ışığında sonuç olarak
görülmekteki, geçmişte ve bugün de gerek müziğin bir
disiplin veya bilim içerisinde incelenip incelenmeme
durumu, gerekse farklı ülkelerde farklı
isimlendirmelerle içeriğinin değişimi ve buna bağlı
olarak yöntem-teknik belirsizlikleri, müziğin kuramsal
yönünün tam anlamıyla nasıl veya hangi alan içerisinde
inceleneceğini belirtmemektedir. Bu bağlamda müzikoloji
ve etnomüzikoloji'nin ilgi alanları ve içerikleri ile
yöntem ve teknikleri uluslar arası yaklaşımla ya
birbirinden ayrılabilen bir şekilde belirlenmeli ya da
dünyadaki tüm müziklerin incelenimi, yeni yöntem ve
tekniklerle "music science" (müzik bilim) terimi altında
global bir yaklaşımla yapılmalıdır.
Bu da iki şekilde olabilir:
a)
Bilimi, kendi içindeki devinimini de göz önüne
alarak, başka alanlarda ve daha önceden olgunlaşmış bir
model olarak alıp... müziğe uyarlamak;
b)
İnceleme konusunun özelliklerinden ve yerleşik
tanım ve kavramlarından yola çıkarak...müziğe özgü bir
bilimin tanımını yeniden oluşturmak (Özer, 1997:79).