|
Karanlıktan aydınlığa geçişimiz için yazının icadını öne
süreriz. Yazının icadı bir çağı kapatıp yeni bir çağı
açacak kadar önemlidir. Aslında yazıdan önceki dönemlere
karanlık dönem denilse de, insanlar bir şekilde iletişim
halinde olmalılar. Bizler sadece bilgi aktarımında
ulaşabildiklerimizde yazının öneminden dolayı, yazının
icadını büyütüyoruz.
Yazı sözün gücünü imgelere aktarıp, yüzyıllar
sonrasının şekillenmesinde önemli bir paya sahip
olmuştur. Yazı olmasa, belki de Mozart'tan, Fatih'ten,
Hititler'den, vb. söz edemeyecektik. Ya da bilgiler bize
sözel kanaldan çok farklı biçimde ulaşacaktı.
Müzisyen olarak bizler için yazı iki kere önemlidir.
Birincisi, müzikal kültürün aktarımını sağlamak için,
ikincisi ise seslerin ifadesinde bir araç olarak (nota)
başvuru kaynağımız olduğu için.
Her bilim dalının bilgi birikimi, paylaşımı, yayınlar
kanalı ile olur. Eğer yayınlar olmazsa, sempozyum
ürünleri, "soyut" kalacak, yeni kavramlar, buluşlar,
hikayeler, romanlar vb. ilgili insanlara ulaşamayacak,
müzik hakkında elimize gelen yüzyıllar öncesinin
bilgileri yok olup gidecekti.
Uzun yıllar müzik yayıncılığı salt nota basımı olarak
düşünüldü. Yazılan müzik eserlerinin notaya alınıp
basılması ve çoğaltılması işi, müzik üzerine yazılanları
son yüzyıla kadar gölgeledi. Sosyal bilimlerin araya
girmesi, müzisyen notları, anıları ve düşünceleri
müziğin notadan ibaret olmadığını gösterdi.
Özellikle XX.yüzyıl tüm disiplinlerin yayıncılığa
yöneldiği ve bilimcilerin tartışmalarını kitap-dergi
ekseninde tartıştığı dönem olarak bilinir. Müzik
alanında yapılan araştırmalar-çalışmalar,
müzikoloji-Müzik bilim disiplinini ortaya çıkarmıştır.
Böylece müziğin nota dışında yazılabilen yönleri, bir
başka değişle müzik kültürünün yazıya dönüşümü
sağlanmıştır.
Yayınların ve dergilerin artması müzik yazarları için
bulunmaz bir fırsattır. Böylece kendi çalışmalarını ve
düşüncelerini paylaşabilecekleri seçenek artmaktadır.
Makalelerin, tezlerin, telif eserlerin
değerlendirilmesindeki öznel kriterler ortadan
kalkacaktır. Sonuçta her türlü müzik bilimsel görüş
kendine bir kapı bularak, okurlara ve tartışma zeminine
ulaşacaktır.
Müzik alanında olanların ( besteci, icracı, müzik
yazarı, vb. ) müzik yayınlarına yeterli ilgi gösterdiği
söylenemez. Müzik yayıncılığında: Müzik Ansiklopedisi
Yayınları, Pan Yayıncılık, Sun yayınevi, Ürün Yayınları,
Bağlam yayınları-Müzik Bilimleri Dizisi Müzikoloji
alanına önemli katkı sağlamaktadır. Müzik yayıncılığı,
üniversitelerde kurulan müzikoloji- müzik bilimleri
bölümleri ile önemini bir kat daha artırmıştır. Alanın
kaynak ve başvuru kitapları bu yayınevlerince
sağlanmaktadır.
Müzik ile uğraşanlar müzik yayınlarına yeterli desteği
vermemektedir. Bu durum müzikoloji birikimini
kısırlaştırarak, entelektüel gelişimi yavaşlatmaktadır.
Yüksek Lisans ve Doktora tezlerinin çoğunun yayına
dönüşmeme nedenlerinden birisi de bu kısırlıktır.
Bilginin dağılımı, yayılımı ve paylaşımı aksamaktadır.
Tezler yayınlanmadığı sürece raflarda karanlık
dönemlerini yaşamaktadır. Tezlerin basımı gündeme
geldiğinde ise, yararlılığı ve yeterliliği
tartışılmaktadır. En önemli konu ise basılan yayınların
ilgili kişilerce dikkate alınmaması ve desteğin
verilmemesidir.
SONUÇ
Türkiye'de müzik yayıncılığı önemli bir yol kat etmesine
rağmen, ilgisizlik nedeni ile yayın dünyası
sıkıntıdadır. Bilinmelidir ki, yayın dünyasının
sıkıntısı ileride bu alandakilerin kendi çalışmalarını
paylaşacakları zeminleri ortadan kaldıracaktır. Ayrıca
bu ilgisizlik, yayın evlerinin müzik yayınları
projelerini tekrar gözden geçirmelerine, hatta
durdurmalarına neden olacaktır. Müzik yayıncılığının
olmadığı bir müzikoloji ve müzik bilimleri nasıl
mümkündür? Bu sorunun yanıtı tartışılmalıdır. Çünkü
ileride müzik yazarları dosyalarını yayınlatacakları
yayınevi bulamama sorunu ile karşı karşıya
geleceklerdir.
Müzik alanında yayınlanacak her türlü telif - derleme
eser bu alanın gelişmesine katkıdır. Bu alana yazarak
olmasa bile en azından okuyarak-tartışarak destek ve
katkı verilmelidir. Bilgi birikimi ancak paylaşım ve
aktarım ile mümkündür.
|