|
Çocukların ve gençlerin temel
eğitiminde müzik eğitimi her geçen gün biraz daha önem
kazanmaktadır. Okul öncesi eğitimden başlayarak,
ilköğretim ve ortaöğretim kapsamındaki müzik eğitimi ile
ilgili dünyanın çeşitli ülkelerinde değişik yaklaşımlar
ve önemli gelişmeler görülmektedir.
Konuya uluslar arası düzeyde bakılırsa, okullardaki
müzik eğitiminin amaç ve kapsamındaki gelişmeler ve
değişmeler görülebilir. Müzik, artık salt bir eğitim
aracı olarak ele alınmamaktadır. Tam tersine, müziğin
kendisi, artık okullardaki müzik derslerinin asıl
konusu, ekseni ve amacı olmuştur.
Müzik dersinin bu yeni açılımı, işlenecek konulara
gelişmeler ve yenilikler getirmiştir. Bu zenginleşme,
belirli bir sistem oluşturma ihtiyacı doğurmuştur.
Böylece, müzik derslerinin konuları belirli alanlarda
toplanmıştır. Hemen hemen bütün batı ülkelerinde
görebildiğimiz bu sınıflandırma prodüksiyon,
reprodüksiyon, resepsiyon, transpozisyon ve refleksiyon
adlı beş alan içermektedir.
"1- Prodüksiyon: Müzik üretme, müzik yaratma. Yani besteleme,
doğaçlama, taklit etme, düzenleme, çalgılama, tınılarla
denemeler yapma, seslerle oynama.
2- Reprodüksiyon: Müzikleri seslendirme, çalma, söyleme; genel olarak
müzik yapma.
3- Resepsiyon: Müziği dinleme, algılama, sindirme.
4- Transpozisyon. Müziği başka anlatım biçimlerine dönüştürme;
hareketle, sözle, resimle yorumlama ve anlatma.
5- Refleksiyon: Müzik hakkında konuşma, düşünme; müziğin kuramını,
yapısını inceleme, öğrenme." (Okyay, 1989, s.59)
Bu
alanlardan her birinden oluşturulacak konular; müzik
tarihinin, müzik türlerinin, çalgıların, müzik
araçlarının, müzikçilerin, müzik kurumlarının ve müzik
yaşamının bütün boyutları ile müzik derslerinde
işlenmesi olanağını vermektedir.
Bu sınıflandırmaya uygun olarak müzik eğitim ve öğretim
programları; günün gereksinimlerine, elektronik sanayi
alanındaki gelişmelere ve müzik yaşamındaki değişiklere
uygun olarak sürekli gözden geçirilip
zenginleştirilmektedir. Bu eğitim programlarına paralel
düşen konu önerileri, zengin ve sürekli bir yayın
etkinliği içinde, müzik öğretmenlerinin seçimine
sunulmaktadır. Almanya'daki okullardan rast gele
seçilmiş birkaç örnek bizi bu konular hakkında
aydınlatabilir:
"1- Çalgılarla ilk tanışma: (İlkokul birinci sınıf müzik dersi konusu,
5 ders saatinde işlenecek biçimde planlanmış)
2- Bir resimli masalın müziklenmesi (doğaçlama): (İlkokul 3. sınıf
müzik dersi konusu, 5 saatinde işlenecek)
3- Bir filme müzik uydurma (Dinlenen müziklerden seçme): (İlkokul 3. ve
4. sınıfları için 2 ders saatinde işlenecek)
4- Şarkılara ek yapma veya şarkıdaki müzik cümlelerinin yerini
değiştirme (İlkokul 4. sınıfları için 8 ders saatinde
işlenecek)
5- Televizyondaki bir "popmusic" programını taklit yoluyla benzer bir
program üretme (Hitparade): (9. sınıflar için)
6- "Sunoljamaica" öğrencilerle birlikte yapılan şarkı düzenlemesi: (7.
sınıflar için)
7- Yıldız sanatçıların sahne arkası yaşamı: (10. sınıflar için)
8- Müzik kuramının temel terimleri. (11. sınıflar için sözlük
çalışması)
9- Arap ve Avrupa müziğinin yapı taşları arasında karşılaştırma: (13.
sınıflarda seçmeli müzik kursu için)
10- Biz de bir müzik kaseti dolduralım : (11. sınıflar için)"
(Okyay, 1989, s.59)
Önerilen bu konuların yanı sıra, öğretmenlere, konuların
işlenmesinde gereksinim duyacakları çeşitli eğitim
araçları (kitap, nota, resim, ses kaseti, video-kaset
vb.) önerilmekte, davranışa dönüştürülmesi istenen
hedefler gösterilmekte ve öğretim yöntemleri hakkında
bilgiler sunulmaktadır. Öğretim yöntemleri konusunda en
çok dikkat çeken nokta, konuların bir tür açık ders veya
proje-ders biçiminde işlenmesidir. Dersin işleniş
planını öğrenciler tartışarak saptamakta, öğretmen geri
planda kalmaya özen göstermektedir.
Son yıllarda batı okullarındaki müzik dersleri salt
sanat müziğinin ya da bu müziğe dayandırılmış bir okul
müziğinin yaşandığı, söylendiği, çalındığı veya
dinlendiği bir etkinlik olmaktan çıkmıştır. Toplumda
yaşanan her tür müzik, hatta kitle iletişim araçları
yoluyla ulaşılan pek çok yabancı kültürlerin müzikleri
bile müzik derslerine girmiştir. Bu müzikler, dersler de
çalınmakta, söylenmekte, dinlenmekte ve incelenmektedir.
İnsanın; bugün içinde yaşadığımız geniş müzik evrenini
algılamayı, çözümlemeyi ve işlevlerine uygun bir biçimde
tüketmeyi ve yaşamayı öğrenmesi gerekmektedir. Bunun
içinde; onun yapı taşlarını ayrıştıracak, dilini
çözümleyecek ve varsa içindeki yaratıcı kıvılcımları
duyumsayacak yetilerle donatılmasına ihtiyacı vardır.
İşte müzik öğretiminde çok çeşitli müzikler kullanmanın
başlıca işlevi de, öğrencilere bu ses ve tını evreninin
kapılarını açmaktır.
Müzik eğitimi alanındaki başarıları ispatlanmış
ülkelerden bir tanesi de Macaristan'dır. Macaristan'ın
müzik eğitimi Zoltan Kodaly'nın anlayışına
dayanmaktadır.
Besteci ve eğitimci Zoltan Kodaly (1882-1867)
geliştirdiği ve uyguladığı müzik eğitimi sistemi
sayesinde, Macaristan'ı bu konuda dünyanın önde gelen
ülkelerinden biri haline getirmiştir. Kodaly'e göre.
"Müzik başka hiçbir şeyle yeri doldurulamayacak kadar
entelektüel bir gereksinimdir. Bu gıdayı alamayanlar
hayatları boyunca ruhsal yönden eksik kalırlar. Müziğin
olmadığı yerde manevi hayat bir anlam taşımaz. İnsan
ruhunun bazı köşeleri vardır ki, onlar sadece müzikle
aydınlanabilir" (Education, 2000).
Macaristan'daki ilköğretim müzik eğitimi programını,
Kodaly kuramı üzerine oturtmuş bulunan Macar Eğitim
Bakanlığı, müzik, matematik ve anadil ders saatlerini
eşit oranda dağıtarak, müziğin eğitimdeki yerinin
önemini vurgulamaktadır. Bu ülkede uygulanan müzik
öğretim programı şu şekilde özetlenebilir:
"Yuvalardaki müzik
öğretim programı:
Yuvalar üç yaş grubuna
ayrılmıştır.
1. Grup: 3-4 yaş grubu
da, her gün sekiz, on beş dakikalık bir zaman diliminde
yapılmaktadır. Şarkı repertuarı onsekiz, yirmi
tekerleme, şarkılı oyun ve şarkıları kapsar.
Ritm Çalışmaları:
Tekerlemeleri ve şarkıları söylerken kelimelerin ve
seslerin temiz olmasına çalışılır. Sesler arasındaki
farklar öğretilir (kalın, ince, daha kalın, daha ince
gibi). Davul, tiriangle gibi vurmalı çalgıların
seslerini ayırt etme öğretilir. Hafif ve kuvvetli sesler
arasındaki farklar öğretilir.
Müzik Dinleme:
Hayvanlara vs. ait kısa şarkılar ve folk şarkıları
öğretilir.
Orta Grup: 4-5 yaş
grubudur. Yirmi, yirmi beş kadar tekerleme, şarkılı
oyunlar, tek sesli şarkılar öğretilir.
Ritm Çalışmaları:
Şarkıların ritmleri, el çırparak, hafifçe ayaklar
vurularak, oyun hareketleriyle öğretilir. Bu ritmler
2/4, 4/4 gibi düz ve yürüyüş ritmleri olmalıdır.
Çocuklar hızlı ve yavaş ritmleri tanımaya teşvik edilir.
Davullar, ziller kullanılır.
Ses Çalışmaları: Pes tiz
seslerin tanınmasına, şarkıların pratik olarak
öğretilmesine, doğru seslerin verilmesine çalışılır.
Aynı şarkılar kelimeler yerine la, la diyerek söylenir.
Müzik Dinleme: Keman,
flüt v.s. nin eşlik ettiği kısa, neşeli şarkılar
dinletilir.
Büyük Grup: 5-6 yaş
grubudur. Şarkı repertuarı 25-30 tekerleme, şarkılı
oyunlar, bayram kutlamaları için yazılmış şarkılar, özel
konulu şarkılar öğretilir.
Ritm Çalışmaları: Çabuk
ve ağır farkı çocuklara gösterilir. Birçok farklı
tempoda şarkılar çalınır. Çocuklar farkı görür veya
adımlarıyla yeni ritmleri tekrarlar. Şarkıları
dinledikten sonra, el çırparak ritmlerini bulurlar. Önce
grup olarak, sonra kişisel olarak el çırparlar. Bağımsız
oyunlar oynanır. Davullar, ziller, çelik üçgen
kullanılır.
Müzik Dinleme: Ses ve
enstrümantal klasik müzik parçalarından örnekler
verilir. Bunlar, çocuk korolarından, kanonlardan,
şarkılardan oluşur.
İlkokullarda Müzik
Öğretimi Programı:
İlk yıl haftada iki gün müziksel kapasitenin artmasını
sağlayacak eğitim yapılır.
İkinci yıldan sekizinci
yıla kadar haftada iki gün olan müzik derslerinde, koral
şarkılar, müzik egzersizleri, işitme, ritm, analiz ve
şarkı gruplarının toplu çalışmaları yapılır.
İlk yıldan dördüncü yıla
kadar ilk okullarda çocuklara dersleri müzik
öğretmenleri ve özel öğretmenler tarafından verilir.
Beşinci sınıftan
sekizinci sınıfa kadar özel branş öğretmenleri eğitimi
yürütür.
Orta Öğretimde Müzik:
Haftada iki saat olan müzik derslerinde pratik koro
çalışmalarının yanında kişisel saz çalışmalarına ve
orkestrada çalmaya katılırlar. Melodi, ritim, armoni ve
form çalışmaları da yapılır.
Özel Müzik Okullarında:
İlköğretimde haftada altı saat müzik, orta öğretimde ise
birinci yıl altı, ikinci yıl beş, üçüncü yıl ve dördüncü
yıl dört saat müzik yapılır.
Enstrümantal müzik
öğretimi ise devlet müzik okullarında verilir. Bu tip
okullar sadece şehirlerde değil, birçok köyde de vardır.
Yedi yıl süren esas kurs, okuldaki ikinci sınıftan
itibaren başlar. Kursun ilk yılı müzikal okuma ve yazma,
solfej v.s. müzikal başarının genel olarak gelişmesini
sağlar. Diğer taraftan öğrenciler amatör oda müziği
çalışmaları yaratabilirler. Orkestralarda çalarlar.
Diğerleri profesyonel müzisyen olmak isteyebilirler.
Geleceğin virtiozları, enstrüman öğretmenleri, orkestra
üyeleri, özel müzik okullarında öğretim görürler. Bu
okullarda genç müzisyenlerin gelişmesine ilave olarak
enstrüman çalışmaları, solfej, teori, müzik literatürü
ve oda müziği dersleri görürler." (Kamacıoğlu, 1999,
s.3-5)
1975 yılında, Kodaly'nin doğum yeri olan Kecskemet
kasabasında, Macar Kültür Bakanlığı tarafından "Zoltan
Kodaly Müzik Pedagojisi Enstitüsü" kurulmuştur. Bu
enstitüden diploma alan öğrenciler, dünyanın her yerinde
Kodaly Kavramı ile müzik eğitimi yapabilmektedirler.
Enstitüde, eğiticilerin çok yönlü olarak
yetiştirilmelerine özen gösterilmektedir. Örneğin, müzik
psikolojisi dersinde; geleceğin öğretmenine, devamlı
devinen ve değişen modern toplum içinde çocukta
belirecek yeniliklere, değişimlere ayak uydurması ile
çocuğun yaratıcılığı devamlı besleyerek, elde
edilebilecek en üst başarı oranı hedef alınmıştır. Bu
enstitünün öğrencileri; bir çalgıyı, tercihen piyanoyu
çok iyi çalabilecek, ses eğitiminden geçecek, koro
yönetecek, müzik kuramları arasında armoni, doğaçlama
yapabilecek koro, orkestra ve oda müziği eserlerinin
piyanoya aktarımı, müziği her tonda ve her anahtarda
okuyup transpoze yani ton değiştirme becerilerini elde
edecek şekilde yetiştirilirler.
Halk müziğinin geleneksel evriminden yola çıkarak; ezgi,
tartım, tonal ya da modal sistem içindeki özellikleri,
çeşitleme ve doğaçlama alışkanlıklarını inceleyerek,
Macar Folkloru dışında Avrupa, Asya, Afrika ve Amerika
halk müziklerini de karşılaştırılmalı yöntemlerle
öğrenmektedirler.
Zoltan Kodaly'nin müzik eğitimi yöntemi bugün
Macaristan'daki bütün okullarda uygulanmaktadır. Müziğe
en az matematik kadar önem verilmesi çocukların başarı
grafiğinin yükselmesine neden olmaktadır. Kodaly
yöntemi, Macaristan dışında başka ülkelerde de
uygulanmaktadır. Bu yöntem yoluyla uygulandığı ülkenin
koşullarına göre gerekli bazı değişikliklerle, asıl
amacı olan sağlıklı, eşit eğitim-öğretim ereğine
ulaşılmaya çalışılmaktadır.
Dünyanın teknoloji devlerinden Japonya'daki görüşe göre
ise müzik eğitimine; "mutlaka okul öncesi çağda
başlanmalıdır. İdeal bir müzik eğitimi için en önemli
şey, çocuğun gündelik yaşamında devamlı olarak iyi müzik
dinlemesidir. Fakat müzik dinlemek her şey değildir.
Müzik çocuğun kalbine ve duygularına hitap eder. Bunun
için müzikal bir kişiliğin tomurcuklanması çok önem
taşımaktadır. Bu da, müziğin çocukların gündelik
yaşamında, bebeklikten itibaren doğru bir şekilde yer
alması gerektiği anlamına gelir" (Miyoshi, 1997,
s.62).
Bugün Japonya'daki müzik öğretim düşüncesi, öğrencinin
ilgi alanlarından yola çıkarak desteklenen sentez haline
getirilmiş müzik yaşantıları yaratılması yönündedir.
Öğrenimde deneme-yanılma metodundan çok, öğrencinin
motivasyonu üzerinde durulmaktadır. Öğretmenin
kullandığı öğretim metodu ve malzemesi, öğrencinin ilgi
ve yaşantısına göre düzenlenir. Bu yaklaşıma örnek
olarak Suzuki metodu gösterilebilir. Suzuki metodunun
özünde, motivasyonun zekice teşvik edilmesi ve harekete
geçirilmesi yatmaktadır. Suzuki metodu belli bir çalgıyı
(keman) öğretmek amacı taşır. Bu özelliği ile diğer
müzik öğretim metotlarından Kodaly, Orff, Dalcroze
ayrılır. Sistemin felsefesi, çocuk beyninin verilen her
bilgiyi sünger gibi emmesi prensibine dayandırılmıştır.
Suzuki'nin eğitim siteminde Çocuk+Anne+Öğretmen üçlüsü
ve birbirleri ile olan ilişkileri çok önemlidir.
Suzuki sistemi notasız, doğrudan doğruya yineleme ve
öykünmeye dayalı bir sistemdir. Çocuk haftalık dersi
dışında her gün 3 saat, o hafta çalacağı parçayı
kasetten dinler. Bu 3 saat, çocuğun uyanık olduğu
saatlere serpiştirilir. Oyun oynarken, yemek yerken
kaset çalar. Yine çocuk, her gün annesinin gözetiminde,
derste öğrendiği ve kasetten dinlediği parçayı birkaç
kez çalar ya da çalışır. Bu yöntemle Suzuki, binlerce
çocuğu, yaş gruplarına ayırarak, aynı anda, aynı müzik
parçasını kusursuz çalacak duruma getirir. Suzuki kuramı
günümüzde; A.B.D., İngiltere, Danimarka, Belçika,
Fransa, İsviçre, Avustralya, Kore, Tayvan, Hollanda,
İsrail ve Almanya'da başarıyla uygulanmaktadır.
Müzik eğitiminde, genelde, metot sözcüğü; "belirli bir
felsefe diğer bir anlatımla, bir seri özgün prensipler,
kendine özgü bütünleştirilmiş bir yapı, izlenmeye değer
amaç ve hedefler ile samimi, ciddi ve gereksinilen bütün
malzeme ve örneklerin yalnız müzik öğretme amacına
yönelik olduğu nesnel eğitim yaklaşımı" (Choksy
ve diğ., 1986, s.2). olarak açıklanır. Bu noktada,
Dalcroze, Kodaly ve Orff metotlarına kısaca değinerek,
bu yaklaşımların benzer ve farklı noktalarını vurgulamak
gerekir. Orta Avrupa kökenli bu metotlar günümüzde pek
çok ülke tarafından müzik öğretiminde yaygın olarak
kullanılmaktadır.
"Dalcroze Eurhythmics" -müzikle hareket-; müzikteki
temel öğenin ritim olduğuna ve bütün müzikal ritmlerin
de insan vücudunun doğal ritmlerinde bulunduğu
varsayımına dayanan bir müzik eğitimi yaklaşımıdır
(Choksy ve diğ., 1986, s.17).
"Sorumlu Hareket" Dalcroze yaklaşımının bir
açıklamasıdır. Dalcroze'un müzikle hareket tarzı, "dans"
olarak adlandırılmıştır. Bu hata piyano müziği ile
hareket eden genç dansçıların görüntülerinden türetilmiş
bir önyargıdır. Dalcroze yaklaşımının üç yönü vardır.
Bunlar; Müzikle Hareket, Kulak Eğitimi (Solfej ve Ritmik
Solfej) ve Doğaçlamadır. Bu üç dalda başarıya bağlı olan
anahtar özellikler; "yaratıcılık, dinleyebilme
yeteneği ve müzikal etkiye anında tepki verebilmektir"
(Campbell ve diğ., 1995, s.48).
Dalcroze yaklaşımının kurucusu Emile Jaques-Dalcroze
(1865-1950), Cenevre Konservatuarı'nda solfej, armoni ve
kompozisyon profesörü olan İsviçre'li bir müzisyendir.
Eğitim tarzı, kulak eğitimi çalışmalarıyla gelişmiştir.
Öğrencilerin çalgı çalmada gelişmiş teknikleri ve
başarısına rağmen, müzikalitelerinde belirgin
eksiklikler saptamıştır. Bu eksiklikler yanlış anlaşılan
ritmler ve ses kalitesi ile ilgilidir. Sonunda,
öğrencilerin müzikal duygudan uzak, mekanik bir anlayış
sergilediklerini öne sürmüştür.
Dalcroze, sanat üretiminde tekniği sadece bir araç
olarak görmüştür. Dalcroze göre müzik eğitiminin amacı;
"İcracıları teknik olarak çalıştırmak değil, onların
müzikal yeteneklerini geliştirmek olmalıdır" (Mark,
196, s.128). Dalcroze müzikaliteyi öğrencilere ton ve
ritim unsurları kullanarak aktarılması gerektiğini
savunmuştur. Çünkü tonal duygu, ancak kulak yoluyla
gelişebilir. Bunun için vokal egzersizler ve şarkı
söyleme üzerinde durmuştur. Öğrencilerin vuruşları kendi
kendilerine yaptıklarında, daha müzikal bir şekilde
şarkı söylediklerini görmüştür. Bunun üzerine hareket ve
müziği birleştiren şarkılar yazmıştır. Yaygın
uygulamanın aksine, "hareket eğitimi"nden (movement
education) yararlanmıştır. Böylece; hareket ile müziğin
ortak kullanımı esasına dayanan metodunu meydana
getirmiştir. İlk aşamada, orkestra şeflerinin el
hareketlerini kullanmış, bir sonraki aşamada ise iki
vuruşluktan on iki vuruşluk ölçüye kadar olan usulleri
içeren el hareketlerini geliştirmiştir. Vücut ve bacak
hareketlerini de, çeşitli nota değerlerine karşılık
olacak şekilde bölmüştür. "Dalcroze'un müzikle
hareket yöntemi geliştikçe, öğrenciler; en küçük
uzunluk, zaman, yoğunluk ve yapısal ifade farklarını
anlayabilecek kas ve sinir sistemi yetenekleri
sergilemişlerdir" (Campbell ve diğ., 1995,
s.48).
Öğrenilen müzikal hareketleri en iyi şekilde
uygulayabilmek için, karışık eklem hareketleri
repertuarı gereklidir. Çocukların müzikal hareketleri
çok çeşitli olabilir. Bunlar, el, kol, baş, omuz ve
vücudun birçok bölümünün birleşiminden oluşabilir.
Çocukların hareketleri kişisel ve ani tepkilerden
oluşur. Çocuklar tempo, ritm ve müzik ölçüsünü
bedenleriyle işledikçe, müzikteki değişikliklere (ölçü,
ritm, dinamikler veya uzunluk) aniden uyum sağlamayı
öğrenirler ve ilerleme kaydederler.
Kulak eğitimi, solfej ve ritmik solfej, Dalcroze
eğitiminin ikinci önemli aşamasıdır. "Çocuklar; tonlar
ve yarım tonlar ile bunların şarkılarla ve gamlarla olan
ilişkilerini anlamaya yönlendirilirler. Dalcroze
metodunu uygulayan birçok öğretmen "sabit do" (fixed do)
sistemini destekler. Bu sistemde do -c- bağımsız olarak
başlangıç notasıdır. Dalcroze, do -C- duygusunun kulak,
kaslar ve zihinde yerleşince, çocukların "sabit perde" (absolute
pitch) hissini geliştireceğini desteklemiştir. Her gama
denk düşen ton ve yarım tonların fark edilmesiyle,
gamların birbirleriyle olan ilişkilerinin kolayca
anlaşılabileceğini savunmuştur. Dalcroze yaklaşımıyla
şarkı söyleme el hareketleriyle tamamlanır. Bu el
hareketleri, boşlukta perde pozisyonunu veya parmakların
kolun üzerinde, bir klavye üstündeymiş gibi bir duruşu
temsil eder. Çocuklar armonik değişikliğe duyarak ve
hareket ederek tepki vermeye yönelirler; tonik (anahtar
nota) için merkeze, dominant (gamın beşinci derecesi)
için sağa ve subdominant (dominant altı) akorlar için
sola dönerler" (Campbell ve diğ., 1995, s.49).
Dalcroze, yönteminin üçüncü aşaması olan doğaçlama (improvisation)
çocukları; hareket, ritmik ve enstrümantal söylem
yoluyla ifade özgürlüğüne davet eder. Önce
öğretmenlerinin melodi, ritm ve hareketlerini izleyip
taklit eden çocuklar daha sonra kendi kendilerine
seçecekleri bir hareket ve müzikal düşünce repertuarı
oluştururlar. Bu metot, müziği öğrencilere derinlemesine
aktaran bir teknik bütünlüğe sahiptir. Bunun nedeni,
hareketin müzikal tepkinin önemli bir parçası olarak
bilinmesidir. Bu metodu uygulayacak öğretmenlerin, ileri
düzeyde piyano hâkimiyetine, doğaçlama yapabilme yetisi
ile üstün ritmik özelliklere sahip olması gerekir.
Kodaly'nin müzik öğretimine yaklaşımının özü ise müziğin
herkese ait olduğu düşüncesine dayanmaktadır. Zoltan
Kodaly ve meslektaşlarının kendi metotlarını
geliştirirken izledikleri yol, sadece müzikal yeteneği
olanların değil; yeterli sahne deneyimi, müzik dinleme
ve bilgi potansiyeli sağlayan çocukların da müziği
kavrayabileceği savına dayanır. Çocuklar küçük yaştan
itibaren, halk ve sanat müziği türlerini içeren şarkılar
yoluyla yapılan bir eğitim anlayışı ile müziğe
başlatılırlar. Bu aşamanın sonucunda; kolaylıkla nota
yazıp okuyabilirler, Kodaly yandaşları öğrencilerin
müzik eğitim programının müzikal gelişimi ve bilgisinden
türetilmesi gerektiğini savunurlar.
Zoltan Kodaly(1882-1967) bir müzik eğitimcisi,
etnomüzikolog ve besteciydi. Béla Bartok ile birlikte
Macaristan, Romanya ve Güneydoğu Avrupa'da şarkılar
topladılar. 1907'den 1940'a kadar; Budapeşte'deki müzik
Akademisi'nde kompozisyon, armoni, kontrpuan ve
orkestrasyon dersleri verdi. En tanınmış eserleri olan;
Háry Janos Suite, Dance of Marosszek, Dances of Calanta
ve Summer Evening folklorik melodiler içerirler. Vokal
müziğe ağırlık veren bir besteci olan Kodaly'nin halk
şarkılarının düzenlemelerini içeren iki kitabı bir
kültürel mirası tüm Macarlara ve dünyaya sergilemiştir.
1920'lerin başında Kodaly, Macar koro hareketini yeniden
canlandıran besteler yapıyor, şarkı söyleme ve okuma
araştırmaları yazıyordu. 1930'larda ilkokullardaki
öğretim şekillerinde köklü değişikliklere neden olan bir
şarkı söyleme metodu geliştirdi.
Kodaly bir ilkokulda öğretmenlik yapmamasına rağmen,
pedagoji üzerine olan düşünceleri, birkaç kuşak öğretmen
ve müzisyeni öğrencilerinin potansiyellerini yükseltmeye
çabalamaya itmiştir. Daha sonra Kodaly metodu; "Jena
Adam Logjos Bardos, Katalin Ferrai, Gyogry Kenanyi,
Benjamin Rajecky ve Erszbet Szonyi tarafından yeniden
düzenlenip tamamlanmıştır" (Campbell ve diğ.,
1995, s.51-52). Kodaly, grup halinde şarkı
söyleme tekniklerini ilerletmek için, Macaristan'da
çeşitli seyahatler yapmıştır. Daha ileriki yıllarda,
okullarda daha köklü bir müzik eğitimi için, Macar
hükümeti yardımda bulunmuştur.
Kodaly yaklaşımının müzik dünyasıyla tanışması, ISME'
nin 1958 yılında Viyana'da yapılan toplantısıyla
olmuştur. Kodaly'e göre; "Müzik eğitiminin erken
yaşlarda başlatılması koşulu ile, herkes müzikal
yeteneklerini geliştirebilir. Onun yaklaşımında, insan
sesi en önemli enstrümandır. Müzik eğitiminde, halk
şarkıları kullanılarak bu önemli araç geliştirilmelidir.
Kodaly metodunun ilk aşamasında diatonik gamı, içerdiği
yarım tonlar (mi-fa, si-do) kullanmaktan kaçınmıştır.
Bunun yerine müziğin okunması ve yazılması üzerinde
durmuştur. Bunun için; bağıntılı solfej (relative
solminization) ile el işaretleri (hand signs), ritmik
heceler (rythmic syllabes) ve basitleştirilmiş bir dizek
kullanılır. Çocuk sesler ve sembollerle ilgili
kullanabileceği bir dağarcık oluşturana dek,
"yaratıcılık"la ilgili çalışmalar yapılmaz. Yine aynı
sebepten başlangıçta enstrüman kullanılmaz" (O'Brien,
1983, s.265).
Kodaly metodunda, ritm ve melodi öğretilirken basitten
karmaşığa doğru akıcı bir ilerleme görülür. Şarkı
söyleme, dinleme, hareket ve kulak eğitimi bir aradadır.
Bütün aşamalarda solfeje büyük önem verilir. Kodaly'
göre müzik eğitiminin esası, müzik okur-yazarlığına
dayanır. Buradaki okur-yazarlıktan kasıt, kulaktan çalıp
söylemenin ötesinde, müzik sembollerini kullanarak bir
ifade sağlama anlamındadır.
Kodaly müzik eğitiminde "iyi müzik" kullanılmasının
önemini belirtmiştir. Özellikle, Macar pentatonik
melodilerini seçmiş ve Rönesans'ın a capella müziğine
hayranlık duymuştur. Kodaly'e göre müzik eğitiminde
kullanılacak malzemenin üç temel kaynağı vardır.
Bunlar; "geleneksel çocuk oyunları ve şarkıları,
geleneksel halk müziği ile başarılı bestecilerin yazmış
olduğu kaliteli müzikler" (Choksy, 1988, s.17)
den oluşurlar.
Yukarıda adı geçen bu iki müzik eğitim metoduna oranla
ülkemizde daha çok adı duyulmuş ve yaygın uygulama
imkânına sahip bir diğer müzik eğitim yaklaşımı tüm
dünyada "Orff-Schulwerk" olarak tanınan Orff
Yaklaşımı'dır. Orff Yaklaşımı'nın temelinde besteci Carl
Orff tarafından ortaya atılan "elementer müzik" kavramı
yatar. Orff "elementer müzik" tanımını şöyle
yapmaktadır: "Ses, tekerleme, söz, şarkı söylemek en
önemli çıkış noktasıdır... Elementer müzik hiçbir zaman
sadece müzik değildir; hareketle, dansla ve lisanla
birliktedir, insanın kendi yapması gereken bir müziktir.
İnsan bu müzikte sadece dinleyici olamaz, bu müziğe
yaparak katılır. Bu müzik dünyevi, doğal, bedenseldir,
büyük biçimlere sahip değildir, herkesin öğrenip
yaşayabileceği bir müziktir. Çocuğa göredir" (Schumacher,
2003, s.4). Bu tanımlama çerçevesinde, çocukluğun
doğal davranışları olan şarkı söyleme, konuşma, dans
etme, oyun oynama ile birlikte doğaçlama ve yaratıcılığa
dayalı hareket, Orff Yaklaşımının temelini oluşturur.
Çoğunlukla ilkel müzik yapma olarak bilinen bu pedagoji,
çocuğun, oyunlar, şarkılar ve melodilerden oluşan
fantezi dünyasıyla yakından bağlantılıdır. Orijinal
Formunda ilkel müzik -başlangıç müziği- akılcı düşünme
öncesi, araştırmaya yönelik bir çalışmadır. Orff
yaklaşımı, öğrenciyle zengin ve çeşitli bir müzik
tecrübesi kazandırır.
Orff Yaklaşımı'nın Avrupa'da anlaşılan ve uygulanan
temel içeriği, müziğin ve onun içerdiklerinin taklit
edilmesi ve araştırılmasından geçer. Öğrenciler tecrübe
kazandıkça doğaçlamayı da programlarına katarlar.
Amerika'da kullanılan yöntem dört aşamalıdır. Bunlar;
"Taklit etme, araştırma, bilgi kazanma, doğaçlamadır.
Taklit etme, anında veya kanonik olabilir. Kanonlar,
kesik kesik (grup lideri alkış tutar ve grup onu izler)
veya akıcı bir şekilde yapılabilir. Araştırma
öğrencilerin bilgiyi kullanmada, yaratıcılıklarının
sonucu olarak, yeni yollar bulmalarını sağlar. Örnek
olarak "şimdi bu ritmi öğrendiğimize göre, onu daha
hızlı, daha yavaş, yüksek sesle, alçak sesle, farklı bir
enstrümanla, perde değiştirerek çalabilir misiniz?"
Bilgi veya müzik okuma ve yazmada ki yeterlilik, çocuğun
önceki müzik tecrübelerinin bir gelişimidir. Orff
Yaklaşımı, bilginin mekanikten çok, müzikal bir boyuta
gelmesi için bol miktarda tecrübe edinilmesi gerektiğini
savunur. Bu yolla çocuklar, yarattıkları müziği, müzikal
beceriyi- muhafaza edebilirler. Onaltılık ve sekizlik
notalar için ritmik notasyon, anaokuluyla ilkokul
birinci sınıfta tanıtılabilir. Önce belirli perdelerde
(sol-mi ile mi-re-do) notasyon gösterilir. Daha sonra
ikinci veya üçüncü sınıfta pentatonik, beşinci sınıfa
gelindiğinde ise diatonik gamların okunup yazılmasına
geçilebilir. Doğaçlama, Orff yönteminin son aşamasıdır.
Önceden öğrenilmiş olan müzikal bilgiyi keşfetmeye
yarar. Bu son aşamaya gelinmeden önce de kısıtlı
doğaçlama çalışmaları yapılabilir. Ancak şimdikinin
farkı, artık öğrencilerin yarattıkları kaydedecek
yeterli müzikal bilgi ve donanıma sahip olmalarıdır.
Örnek olarak, araştırma evresinin başındaki bir öğrenci
var olan parçaların, ritmlerin ve hareketlerin
bölümlerini değiştirerek çalışıyor ise, doğaçlama
evresindeki bir öğrenci kendi orijinal ürünleri üzerinde
duracaktır. Bu şekilde doğaçlama Orff yaklaşımında,
"çocukların müzisyenlik yolunda varılmak istenen en üst
noktadır" (Campbell ve diğ., 1995, s.54-56).
Orff yaklaşımında, bestecinin geliştirmiş olduğu bir
çalgı topluluğu kullanılır. Çocuklar tarafından
kolaylıkla çalınabilen bu çalgılardan çeşitli renk ve
tını da sesler elde edilebilir. "Instrumentarium" olarak
adlandırılan çalgılar vurmalı ve telli olarak iki grupta
toplanmıştır. "Vurmalı çalgılar; ksilofon
(soprano-alto-bas), metafolon (soprano-alto-bas),
glockenspiel (soprano-alto), davullar, ziller, üçgen
zilden oluşur. Telli çalgılardan gitar, viola da gamba
ile zaman zaman blok flüt kullanılır" (Choksy
ve diğ., 1986, s.100).
Bu üç müzik öğretim yaklaşımı amaç, kullandıkları
müzikal materyaller, süreç içinde sundukları temel
yaşantılar, işitsel yetenekleri geliştirmede
kullandıkları araçlar, notasyon bilgisine yaklaşımları,
öğretim süreci açısından karşılaştırılabilir.
Dalcroze bedenin doğal ritmik hareketi ile işitsel
yetenekleri geliştirmeyi amaçlarken, Kodaly' e göre
müzik yazısının öğrenilmesi ve içsel duyumun sağlanması
en önde gelen hedeftir. Orff ise müzikal deneyim
kazanarak, müzik yoluyla ifadeyi savunur. Dalcroze
hedeflerine varmak için ağırlıklı olarak piyano ile
yapılan doğaçlama müziği kullanır. Kodaly, geleneksel
halk müziği ve sanat müziğinden faydalanır. Orff'ta halk
ve çocuk şarkıları ön plandadır. Dalcroze'da temel
yaşantılar Eurhythmics, solfej ve doğaçlama üzerine iken
Kodaly'de eşliksiz şarkı söyleme (a capella),
yönlendirilmiş dinleme, halk şarkıları, şarkılı oyunlar,
halk dansları yer alır. Orff ritmik konuşma parçaları,
hareket, şarkı söyleme, çalgı icrası ve doğaçlama gibi
müziksel öğeleri kullanır.
Dalcroze işitsel yeteneklerin geliştirilmesinde; "sabit
do" (fixed do), akorlar, hareketle birleştirilmiş
solfejden yararlanırken Kodaly "hareketli do" (movable)
ve ritmik hatırlatma heceleri kullanır. Orff ise
ezgisel-ritmik modellerin taklidi ve araştırılması
çözümünü sunmaktadır. Dalcroze'da başlangıçta
kullanılan iki çizgili porteden beş çizgili tam porteye
doğru gelişim sağlanır. Kodaly'de duyulan, söylenilen ve
ritmi çalışılan şarkı örnekleri daha sonra nota yazısı
ile çalışılır. Orff müzik yazısının öğretilmesinde özel
bir öneri getirmez. Önce müzikal deneyim kazanılır. Nota
yazısı bu müzikal deneyimi kâğıda dökmeye yarar.
Dalcroze'da süreç, en küçük ritmik müzik cümlesinden
yola çıkarak tamamlanmış müzik parçasına doğru gelişen
bir yapı kurmak şeklinde gelişir. Kodaly, ritmik/ezgisel
dağarın ardışık gelişimini, Orff ise
taklit-araştırma-doğaçlama süreçlerini içerir.
Kullandıkları yöntem, teknik ve eğitim materyalleri
farklılık gösterse de tüm bu yaklaşımlar müziği
çocuklara en etkili bir biçimde öğretmeyi
hedeflemektedir. Ortak noktaları ise tümünün öğrenci
merkezli, öğrencinin birebir katılımcı olduğu, yaratıcı
ve üretkenliği teşvik edici çağdaş bir eğitim anlayışı
benimsemiş olmalarıdır.
SONUÇ
Sonuç olarak, her alanda olduğu gibi müzik eğitimi
alanında da çağdaş düzeye ulaşabilmenin koşulu,
işlerliği ve etkililiği kanıtlanmış teknik ve yöntemleri
algılayıp benimseyebilmektir.
Müzik öğretiminde, her öğretmen kendine özgü bir yol
izler. Bu kişisel öğretme metodu, öğretmenin eğitim
tecrübesine, amaçlarına, sınıf ortamına, ve öğrencilerin
gereksinimlerine paralel olarak ortaya çıkar. Ancak
öğretmenin bu kişisel yöntemi bilimsel ve sağlıklı
temellere oturtabilmesi için, müzik eğitimi hakkındaki
genel yaklaşım ve yöntemleri yakından tanıyıp, fikir
sahibi olması gereklidir. |