M   Ü   Z   İ   K          v  e          B   İ   L   İ   M
" U l u s l a r a r a s ı   H a k e m l i   B i l i m s e l    M ü z i k   D e r g i s i
"
ISSN: 1304 - 6446 (Online)


Yarı zamanlı; Mart, Eylül
Sayı:4  (Eylül 2005)


Oğuzhan KUŞOĞLU
İTÜ TMDK Müzikoloji Bölümü Mezunu
Marmara Üniversitesi Yüksek Lisans Öğrencisi
 
 
Kitabın Adı: Avrupa ve Türk-İslâm Medeniyeti'nde Müzikle Tedavi Tarihi, Gelişimi ve Uygulamaları

Yazarı:         Ahmet Şahin AK
Yayımcı:
     
Öz Eğitim Basın Yayın Dağıtım Ltd. Şti.-Konya (Yayın no: 0026)
Yayım Yeri ve Yılı:
İstanbul-Türkiye, 1997.
Detaylar:      II Cilt: 231 sayfa + 63 sayfa ek. ISBN: 975-8004-25-5.

Müziğin bir tedâvi aracı olarak kullanılmasına dāir bazı araştırmalar yapılmış ancak yayımlanan bir kaç kitabın dışında bilimsel anlamda pek fazla çalışma yapılmamıştır. Tanıtımı yapılacak olan bu kitap, aynı zamanda yazarın Konya Selçuk Üniversitesi'nde sunduğu yüksek lisans tezidir ve 1997'de Öz  Eğitim Yayınları tarafından yayımlanmıştır. 

Kitapta müzikle tedâvinin tarihsel süreç içerisinde hangi uygarlıklar tarafından kullanıldığına dikkat çekilmektedir. Konu hakkında çalışma yaparken kırktan fazla yerli ve yabancı kaynaktan yararlanan yazar, bunlardan edindiği bilgiler ışığında müzikle tedâvi yöntemlerini uygulandıkları çağlara göre sınıflandırmıştır.

Kitap 5 ana bölümden oluşmaktadır. Ayrıca kitabın ek bölümünde Doktor Abdullah Cevdet'in Osmanlı Türkçesi'ne tercüme ettiği M. Daubresse'nin "Musicotherapie" adlı kitabı [Matbaa-i İçtihât, 1908, Mısır. / Orijinal Kaynak: Konya Yusufağa Kitaplığı 930-1, No: 298], Osmanlı harflerinden Lâtin harflerine çevrilerek, Osmanlıca aslı ile birlikte yer almaktadır.

Kitabın ilk bölümünde, "Müzikle Tedâvinin Tarihçesi" başlığı altında ilkel kabilelerde ve Antik Dönem Uygarlıkları'nda müzikle tedâvinin nasıl uygulandığı hakkında bilgilere yer verilmiştir. İlkel kabilelerle ilgili kısımlarda, özellikle Afrika ve Amerika yerlileri ile Orta Asya'daki Büyücü-Şaman geleneklerinde ruhsal hastalıkların nasıl ve ne şekilde tedâvi edildiği anlatılmaktadır. Antik uygarlıklardan İbrâni, Antik Yunan, Antik Roma, Eski Çin ve Eski Mısır'da mevcut olan tedâvi yöntemlerinden bahseden A. Şahin Ak, müzisyen kişiliği sayesinde Kral Saul'u müzikle tedâvi eden Hz. Davud'dan Hipokrat'a; Fisagor'dan Konfüçyus'a kadar tanınmış kişilere ait görüşleri, tedâvi sırasında tercih edilen ezgi tiplerini ve kullanılan çalgıların neler olduğunu açıklamaktadır: Flavta ile çalınan Frigya usûlü ezgilerin "Gut" hastalığına iyi gelmesi verilen örneklerden biridir.

İkinci bölümünde, XX. yüzyıla kadar olan dönemde Avrupa'da, özellikle Fransa'daki hastanelerde, müzikle tedâvi seanslarının hastalar üzerinde yarattığı etkilerden bahsedilmekte ve bu etkileri gözlemleyen doktorlara ait; tedâvide uygulanacak yöntemlerin nasıl sıralanması gerektiği husûsundaki görüşlere yer verilmektedir.

Türk-İslâm Medeniyeti'nde müzikle tedâvi yöntemlerinin çok geniş bir şekilde anlatıldığı üçüncü bölümde; çeşitli yerli ve yabancı kaynaklara dayanılarak ispatlanan düşünce (ki kitabın genelinde hâkim olan düşüncedir), müzikle tedâvi konusunda Türk-İslâm Medeniyeti'nin Avrupa'yı etkilemiş olduğudur. Zîrâ bilindiği üzere; Ortaçağ Avrupası'nda akıl hastaları zincirlere bağlanmakta ve şeytanla işbirliği yaptığı gerekçesiyle diri diri yakılmakta idi. Bu bölümde ilk olarak Türkler'de, İslâm öncesi dönemlerde Şamanlar'ın, hastaların ruhlarıyla müzik aracılığı ile kurdukları iletişim ve dans ederek transa geçtikleri anlatılmaktadır. Orta Asya'da uygulanan müziğin "Pentatonik" temele dayandığı vurgulanarak bu ses sisteminin, Safiyûddîn'in (Urmevî: 1224?-1294?) Türk-İslâm Müzik Sistemi'ne temel olduğundan bahsedilmektedir. Ancak yazar buna bağlı olarak, İslâmiyet'in Türkler tarafından kabul edilmesinin bir sonucu olarak, pentatonik müzikten makamsal müziğe geçişine ait dereceli gelişimi hakkında bir açıklama yapmamıştır.

Kitapta çeşitli resim ve fotoğraflarla, kullanım alanları da belirtilerek Orta Asya çalgıları, tanıtılmaktadır. Göktürkler'de askerî bando takımının günümüzden 1500-2000 yıl kadar önce var olduğunu belirten Ak, görünüşe göre (her nedense) aradaki 500 seneyi dikkate almamıştır (bakınız sayfa:93).  Zîrâ  Göktürk Yabguluğu ( Göktürk Devleti ), Bumin Kagan tarafından 552 yılında kurulmuştur ki, bu durumda yaklaşık 1500 yıl öncesinde Göktürkler'de bir bandonun var olduğundan söz edilebilir. Ancak günümüzde bütün tarih kitaplarında, 2000 yıl önce Orta Asya'da bir Göktürk Devleti yerine, Asya Hun-Türk Devleti'nin var olduğu, kabûl edilmiş bir gerçektir. 

Bu bölümünde (Üçüncü Bölüm), ikinci olarak İslâmiyet'te müziğin yeri ve önemi, İslâmiyet  öncesinde müziğin Arap Yarımadası'ndaki durumu ile İslâmiyet'ten sonra dinde müziğin yasak olup olmadığı ile ilgili konular ele alınmıştır. Ayrıca, Arap-İslâm filozofu ve müzik bilgini Ebû Yusuf Yâkub el-Kindî'nin (872 - ? ) kendisine düşman olan komşusunun çocuğunu tedâvi edişi ile ilgili bir hikâyeye de yer verilmektedir. Kitabın bu bölümünde; Türk-İslâm bilginlerinden Zekeriyâ er-Râzî (854 - 932), Fârâbî (870 - 950) ve İbn-i Sînâ'nın  (980 - 1037) eserlerinde bahsettikleri ve Osmanlı ile Selçuklu Dārüşşifāları'nda esas olarak alınan, müzikle tedâvi hakkındaki bilgiler ve çeşitli görüşlere de, bir bütün olarak yer verilmiştir. Yine aynı bölümde üçüncü ve son olarak, Selçuklu ve Osmanlı Dârüşşifâları'nda uygulanan müzikle tedâvi yöntemlerinin yanı sıra; bu Dārü'şşifālar'ın ait resimleri ve planları da bulunmaktadır.

Dördüncü bölümde, Avrupa'nın özellikle Endülüs Emevî Devleti ile Haçlı Seferleri aracılığıyla Selçuklu Türkleri'nden bilimsel anlamda etkilendikleri vurgulanmaktadır. Böylece müzikle tedâvinin, Rönesans'tan sonra, hâttā günümüzde bile Avrupa'daki hastanelerle  üniversitelere temel oluşturduğu anlatılmaktadır.

Kitabın beşinci ve son bölümü, günümüzde modern tıpta uygulanması gereken müzikle tedâvi yöntemleri hakkında önerilerin bulunduğu bir sonuç bölümüdür. 

Genel olarak kitaba bakıldığında, eserin büyük ölçüde başarılı olduğu ve ilgili olduğu alandaki bir gereksinimi karşıladığı sonucuna varılabilir. Ancak bence, müziğin tedâvi edici niteliğinden çok, öncelikle koruyucu hekimlik işlevi üzerinde durulması ve bu yönüyle ele alınması daha doğru olacaktır.

 www.muzikbilim.com
Bütün hakları saklıdır.