Bu kitap bir Rembetika aşığı olan Gail Holst tarafından;
yazarın oldukça heyecan verici bulduğu Rembetika
Müziğine bir giriş olması gāyesi ile yazılmıştır. İçinde
de bahsedildiği üzere, bu kitap bir ders kitabı ya da
akademik bir inceleme olması hedeflenerek yazılmamış;
yazarın bu kitap aracılığı ile kendi müzikal mirasları
hakkında bilgi sahibi olmayan Yunanlı gençlerle
birikimlerini paylaşmak isteğiyle kaleme alınmıştır
Yazarla ilgili biraz da biyografik bilgi vermek
istiyorum: Gail Holst; Melbourne-Avustralya'da dünyaya
gelmiş, 1970'lerde müzisyen ve gazeteci olarak çalıştığı
Yunanistan'a gitmeden önce İngiliz Edebiyatı ve Sanat
Tarihi eğitimini tamamlamıştır. Mikis Theodorakis,
Dionysis Savvopoulos ve Mariza Koch'un orkestralarında
Harpsichord çalmıştır. 1975 yılında basılan
"Rembetika'ya Giden Yol: Yunan Alt-Kültürü Müziği" adını
taşıyan bu kitap, yazarın yayımlanan ilk kitabıdır.
Holst, Anthony Quinn'in seslendirdiği ve kitabını konu
alan, ödüllü bir belgesel filminin metnini de yazmıştır:
Rembetika: Yunanistan'ın Blues'u. Kitap Yunanca, Türkçe
ve Almanca'ya çevrilmiştir. Türkçe çevirisi 1993 yılında
Pan Yayınevi tarafından basılmıştır. İkinci kitabı olan:
"Theodorakis: Modern Yunan Müziği'nde Efsane ve
Politika", 1980'de, Hakkert tarafından yayımlanmıştır.
1990'da, Cornell Üniversitesi'nde Karşılaştırmalı
Edebiyat üzerine doktorasını tamamlamış; doktora tezi
1992'de Routledge tarafından yayımlanan: "Tehlikeli
Sesler: Kadınların Feryadı ve Yunan Edebiyatı" adlı
kitaba temel oluşturmuştur. Holst'un en son çalışması
2000'de Harvard Üniversitesi Yayınevi tarafından
yayımlanan "Tutkuyu Harekete Geçiren Söz: Keder ve
Politik Kullanımları" adını taşıyan kitabıdır. Yazar,
yayımlanmış çok sayıda Modern ve Antik Yunan'dan şiir ve
düzyazı çevirileri de mevcuttur. Birçok ödül almış, çok
sayıda gazete ve dergide makalelerine yer verilmiştir.
Hālen, Cornell Üniversitesi, Klâsik ve Karşılaştırmalı
Edebiyat Bölümü'nde Doçent olarak görev yapmanın yanı
sıra bir şāir ve çevirmen olarak da çalışmalarına devam
etmektedir.
Bir müzik türünü açıklayan "Rembetika" kelimesinin
kullanımı, "Rebetika"nın genel kullanımından farklıdır.
Holst kelimenin aslen Türkçe olup-olmadığından bile emin
değildir. Fakat bildiği bir şey vardır ki; o da
Yunanca'da "m" sesinin telâffuz edilmediğidir. Bu
nedenle, orijinal kelimeyi isim olarak kullanmıştır.
Kitapta, Rembetika hakkında genel konular ele
alınmıştır. Yazar, kitabında Rembetika'yı: "Rembetika
şarkısının özel olan tarafı, şehrin yeraltı dünyası
hayatına ve toplumun daha az saygıdeğer unsurlarına
değinen şarkı sözleriyle Doğu Akdeniz geleneksel müzikal
formlarının birleşimidir" şeklinde tanımlamaktadır.
Rembetika Müziği, Yunan yeraltı (dünyasının) müziğidir.
Temelleri, iki milyon Yunan mültecinin Asya'dan göçüyle
birlikte Pireaus ve Thessaloniki'nin haşhaş mağaralarına
dayanmaktadır.
"Rembetika'ya Giden Yol"; müzik tarihi, müzisyenlerin
biyografileri, fotoğraflar ve müzikal yapının
açıklanmaları bakımından, bir kaç şarkı sözü ve bunların
çevirileri ile birlikte konuya iyi bir giriş
niteliğindedir. Rembetika, yüzyılın başlangıcından beri
varolmuştur. Yunanistan'ın 1923'de Asya'dan gelen iki
milyondan fazla Yunan mültecinin bölgeye tekrar
yerleşmesiyle yüz yüze gelmesi sonucunda Atina, Pireas
ve diğer şehirlerin çevresinde kulübelerden oluşan
kasabalar meydana gelmiştir. Bu mülteciler, Türkçe olan
müziklerini de beraberlerinde getirmişlerdir ki; bu da,
en çok Yunan Şehir Müziğini etkilemiştir. Modern Yunan
Devleti'nin ortaya çıkmasıyla birlikte üst ve orta
sınıflar, Avrupa Müziği'nin klâsik stiline
eğilmişlerdir. Diğer yandan, Yunan ve Bizans gelenekleri
etkili olmaya başlamıştır. Fakir işçi sınıfı, mülteciler
ve onların kültürleriyle sürekli bir etkileşim
içindeydi. Bu iki kültürün müzisyenleri sürekli olarak
müzikal fikir alış-verişinde bulunuyorlardı. Rembetika
bölgenin farklı tarzlarını birleştirmiş; eğlence, keder
ve günlük hayatın zorluklarını içeren sözleriyle her
zaman yoksulların müziği olmuştur.
Rembetika, o anda uydurulan sözlerin hem müzikte hem
şarkı sözlerinde önemli bir rol oynadığı sözlü
gelenekten kaynağını almaktadır. Şarkılar her zaman
müzisyenin yeteneğini gösterdiği enstrümantal bir
girişle (Taksim) başlamıştır. Bu taksimler başlayacak
olan şarkının atmosferini hazırlamakta ve yirmi dakikaya
kadar sürmektedir. Şarkıcı genelde (girişteki nağmeye)
benzer bir nağmeyle o anda sözleri uydurur, dinleyici
grubundaki insanlardan bahseder ve halkı ilgilendiren
güncel olaylara gönderme yapar.
Kitap, Rembetika'nın tarihsel hikâyesi hakkında 5
bölümden oluşmaktadır. Yazar bu bölümlerde bize
"Rembet"lerden (Rembetika Müzisyenleri), "Manga"lardan
(yeraltı dünyasının insanları) ve Aman Kafelerinden (Rembetika'nın
ilk olarak başladığı mekânlar) bahsederek, öyküsel bir
üslûpla okuyucuyu bilgilendirmektedir. Ayrıca
anlatımında oraya gittiğinde yaşadığı tecrübelere ve
insanlarla karşılıklı etkileşimlerine de yer
vermektedir.
Altıncı bölüm Rembetika'nın tarzı ve ritimleriyle
ilgilidir ve Türk Müziği'yle tam olarak aynı olan
Rembetika'nın kuramı ile ilgili kısa, fakat gerçekten
yararlı bilgileri de sunmaktadır. Sonraki bölümlerde
ise; Yunanca'ya ve İngilizce'ye çevrilmiş "Rembetler"in
ve Rembetika dinleyicilerinin felsefesini net bir
şekilde anlamaya yardımcı olan şarkı sözleri
bulunmaktadır. Ayrıca kitapta, çoğunlukla bulunabilecek
Yunanca kısa bir kaynakça ve seçilmiş diskografi
bölümlerine de yer verilmiştir. Bu kitap için
hazırlanmış üç farklı indeks bulunmaktadır. Birincisi
ilk satırlarına göre şarkıların indeksi, ikincisi
başlıklarına göre şarkıların indeksi ve sonuncusu da
genel indekstir.
Kitap, Yunanistan ve Batı Türkiye'nin haritasıyla
başlamaktadır ki, içeriğinde adı geçen yerlerin
bilinmesi açısından yararlıdır. Ayrıca kitabın her
yerine serpiştirilmiş fotoğraflar da kitabı ve içeriğini
daha iyi anlamaya yardımcı olmaktadır, bunlar sayesinde
enstrümanları ve rembetleri görmek olanağı
sağlanmaktadır..
Bu kitabı yazma ve düzenleme şekli gerçekten beğendiğim
Holst; bence akademisyen bir etnomüzikolog olmasına
rağmen bu kitapta başarılı bir çalışma ortaya
çıkarmıştır. Bir müzisyen olarak kitabı yazarken müziğin
uyandırdığı hisleri de ifāde edebilmiştir. Bu kitap
ciddî bir Rembetika araştırması için güzel bir başlangıç
ya da müzik severler için iyi bir kitap olabilir. Yunan
Müziği'ne bir ilgi duymasanız da, yazarın kullandığı
dilin o kadar sādeliği ve eğlenceli bir üslûpta olması
bakımında okunmasını kesinlikle tavsiye edebileceğim bu
kitap, ayrıca Türk ve Yunan Kültürleri'nin ne kadar
yakın olduğunun insanlar tarafından anlaşılması için
oldukça iyi bir örnek de olabilir.