Toplum yaşamında müzik
enstrümanlarının rolü oldukça önemlidir. İnsanoğlu,
müzik enstrümanları aracılığı ile tüm tarih öncesi
dönemlerde ve sonrası, algılanan ses sistemi
çerçevesinde dünyayı, tefsir edip anlamaya
çalışıyordu. Bu olay doğal olarak günümüzde de
devam etmektedir. Müzik enstrümanlarının bu yönünü
inceleyen organoloji sayesinde bir çok farklı bilim
dalları ile irtibatlar kurularak, bilimsel
araştırmalar yapılmaktadır. Dolayısıyla bir
enstrümanın gerçek evrimini izlemek istediğimizde:
müzik akustiği, etnoloji, mitoloji ve etimoloji ile,
enstrüman imalatçılarından, icracılarından istenilen
doğrultuda görüş ve bilgi alınıp, ilginç ve
doğru sonuçlarla karşılaşma olanağı vardır.
Makalenin konusu Türk müziğinde
gözde olan müzik enstrümanlarını
tespit etmekten kaynaklanmıştır. Örneğin,
Küçük Asya'dan Orta Asya'ya
kadar, Oğuz Türklerinin Dede
Korkut destanında yer alan Kopuz
(Kobız, Saz vb.) hordofonu (telli çalgısı) bir
simge halindedir. Mehter müziğinde Kös
(Küs), Davul (Tebil) gibi membranofonlar
(deri yapımlı vurmalı çalgılar)
veya çeşitli Ziller (ideofonlar -titreşen
cismi sert olan vurmalı
çalgılar), Zurna (Zurnay), Nefir (Neyfir) gibi aerofonlar
(üflemeli sazlar) bu müziğin genel tınısını
(müzik rengi) ifade edecek faktörlerdir. Antik
Yunanların gözdesi olan Lir (Çitara, Barbiton) gibi hordofonlar, Romalıların Tuba (Bucina, Cornu) aerofon çeşitleri, Ortaçağın XII-XIV yüzyıllar
arasında Troubadour ve Trouvére geleneğinde görülen
yaylı-telli çalgısı Viella, XVI - XVIII yüzyıllarda
İtalyan çalgısal ekolünü üne ulaştıran viollinler
(kemanlar) icracıları, toplumun bu veya diğer
müzik enstrümanına bire bir bireysel ilgisini
yansıtmaktadır.
Halk tefekküründe müzik sazları
hakkında oluşan düşünce ve fikirler
doğal olarak değişik rivayetlere ve
efsanelere yol açar. Burada totemleştirme
olağan üstü bir olay değildir. Müzik
sazlarına olan "merak" sosyal yaşamdan,
gerçekleşen sanat akımlarından, dini ve
tarikat görüşlerinden, devlet siyasetinden
ve hatta " pratik uygunluk" (Matsiyevskiy İ.
s. 99)
gibi faktörlerden oluşmaktadır.
Örneğin, Antik tiyatronun temsilleri ve akustik
koşulları Lir, Arp, Çitara, Barbiton, Aulos gibi
müzik enstrümanlarına olan ihtiyacı ortaya çıkarmış
ve Sophocles , Aischylos gibi ozanların edebi,
lirik ve şiirsel anlatım gerektiren eserlerini bir
eşlik çerçevesinde karşılamaktaydı. Ses seviyesiyle
gür duyulan ağızlıklı üflemeli sazlar
(- boynuz
veya metal yapımlı borular vb.) Roma kültürünün
meşhur Colosseum'a ve
" Panem et circences! " (" Ekmek ve temsil !") lafına
hiç de aykırı değildir veya " askercil yaklaşmaları
dolayısıyla [...] bakır üflemeli çalgıları
geliştirmiştir". (A. Say. Müzik
tarihi s.65).
Alman kültürü bünyesinde yetişen Richard Wagner
ve Gustav Mahler, ortaçağda Almanların "Des Knaben
Wunderhorn" ("Çocuğun Büyülü Boynuzu")
antolojisinden esinlenerek veya Nürenberg kentinin
borazanlar geleneğine dayanarak Romantik dönemin
orkestrasında özellikle bakır üflemelilerin
sayısını ve rolünü artırmaktadır.
Protestan kilisesinde
Organ (Buxtehude - Bach), Barok dönemin Fransız
müziğinde klavyesin (Ramo - Couperin) veya XIX
yüzyıldan başlayarak Kazaklar arasında
Armonikanın yaygınlaşması (Gaysin G.) dinsel, sosyete, " pratik
uygunluk " gibi olguları, bu uygarlık ve kültürlerin,
tarihi dönemin veya halkın, müzik enstrümanlarına
karşı olan tefferuatları ortaya koymuştur.
Ortaçağ Türk müzik kültüründe ise, (hordofon) -
Kopuz / Gopuz / Kobiz vb. ile birlikte, oldukça
önemli bir yer taşıyan düz flüt adıyla tanımlanan
aerofon Nay/Ney'dir. Nay/ Ney terimi ile ilgili
Türk dilli halklar arasında, genellikle üflemeli
sazları ifade eden, bir teşhis prensibi
görülmektedir
. Türk kabilelerin göçebe
hayatı, yaşam, sosyal ve iklim koşulları bu tür
üflemeli sazın ön görülmesinde teşvik edici
karakter taşıyan unsurları içermektedir.
Hayvancılıkla uğraşan çoban düz flüt
(Ney / Nay /
Kaval / Tütek / Sarbasnay/ Kuray / Şahlıç/ Şoor vs.)
aracılığı ile sürüsünü yönlendirebilmiştir. Veya
kamışı / bambu ve benzeri bitkisel malzemeyi çadır
/ otağ / yurt vs. inşaatında kullanmıştır ki, bu
göçebe hayatta kolay kurulabilen, taşınabilen,
yapılabilen bir malzemedir. Mitolojide totemleştirilen
kamış vs. hem temel inşaat, hem de bir müzik
enstrümanının malzemesidir .
Toplumun sosyal faaliyetleri kapsamında kıyaslanan
müzik enstrümanı, tanımlanmasında, gözde olup,
olmama koşullarını net ve bilimsel boyutlara
dayandırmaktadır .
Türk dilli halklar arasında farklı adlarla bilinen
düz flüt çeşitleri Ney / Nay, Kaval, Düdük / Tütek /
Tüydük, Sarbasnay, Kuray, Şahlıç ve Şoor, yapısal ve
icra teknikleri, ses çıkarma yöntemleri ve ses
tınısı ile benzerlik oluşturmaktadırlar. Genelde
diyatonik ses sırasını veren ve aynı zamanda koma
ses düzeyine müsaade eden, ortalama enstrümanın
gövdesinin üst kısmında yerleştirilen altı, alt
kısmında bir ses deliğin konulması, ıslık
yöntemi ile ses çıkarma prensibi (aerofonlar grubun
alt grup belirtisi) , ana gövdenin iki
taraftan açık olması (aerofonlar
grubun tür belirtisi), aşağı yukarı iki buçuk oktav arasında olan ses
sırası, malzemesi kamış, bambu, erik ağacı, vs.
bitkisel maddelerin kullanılması, Türk mitolojisine
çobanın meşhur sosyal aleti olarak yansıması ve
Mevlevi ayinlerinde "irtibatları" kuran düz
flütün simge haline dönüştürülmesi tesadüfi
değildir.
Özbek Türklerinin Nay/Ney ile ilgili yaygın ve
totemleşme olgusunun göstergesi olan bir deyim
günümüzde kadar ulaşmıştır : " Чўпон най -
бутун чолғуларинг онаси. У мукаддас чолғу
(Çoban
Nay'ı - tüm müzik sazlarının anasıdır . O kutsal bir
çalgıdır) - halk arasına derler " (F. Karomatov s.
67). Türkmenistan'da
Kargı - Tüydük hakkında iki efsane (Uspenskiy V. Belyaev
s.117-118), Nizami'nin " İkbal - Name" eserinde " Nay
hikayesi"(Nizami s.617), Celaleddin Rumi'nin " Neyin Şikayetleri
"
(Tacikistan'ın Şiirler Antolojisi s.192-193) , Cemal
Reşit Rey'in bu mevzuu andıran hatırası (Cemal
Reşit Rey Musikinin Kudreti.)
vs. gene de sihirli, büyü sesleri ile etkin bir
Nay/Ney/Kaval/Tütektir...
Türk mitolojisinde açıklanan flüt , Yunanlıların
çok borulu Pan Flüt veya Hintlerin kutsal Krişna'nın
yan flütü değildir, " bozkırda şenlendiren "
(Nizami), "duygulandırıp, düşündüren " (C.Rumi), veya "ahret
gününü" beyan eden (Türkmen efsanesi), "sırrı
açıklayan" (C.R. Rey), gövdesi iki taraftan
açık olan (tür belirtisi), düz (ses
çıkarma ve icra yöntemine göre) flüt
çeşididir. Ayrıca, tüm efsanelerde esas edebi kişi
olan çobanın üflediği kamış, sadece musiki aleti
olarak değil, sürüyü "yönlendiren" sosyal hayatın bir
parçası olarak algılanmaktadır. Örneğin, Kavalla icra
edilen "Suyaindirmehavası","Çanhavası", "Telezotlama" (M . Gaziminihal s.9-10) olarak ifade ettiğimiz
çalgısal repertuar konuyu bizlere kanıtlamaktadır.
Türklerin sözlü edebiyatında somut bir şekilde
gösterilen düz flüt tipli enstrüman, örneğin, Antik
Yunan mitolojisinde tür belirtisiyle vs. tezatlıklar
içermektedir. Sorunlar Frig'ya bölgesinde gerçekleşen
Apollo ile Pan veya Apollo ile Marsias'ın müzik
yarışmasını kapsamaktadır.(Kun N.s.86.) Pan Tanrısı
olduğu takdirde gösterilen flüt tabii ki çok borulu
bir flüttür (bildiğimiz Panflüt) veya "netleşmemiş"
düz flüt çeşidi " Siringa' dır ", Marsiyas ise, o
zaman, her halde, yan flüt olacaktır ki
"yüzburuşturma"(Athena'nın bu enstrümandan vazgeçme
sebebi) büyük bir oranda yan flütlerde gerçekleşen
suret değişmesidir. Bunun yanında incelediğimiz
resimlerde
Marsiyas'ın flütü kimi zaman düz
, yan
veya tamamen farklı aerofon türünü andıran çift obua
çeşididir !? Çeşitli kaynaklardan somut bir şekilde
anlaşılıyor ki dilli aerofonlar Auloslar, hordofon olan
Lut ve Çitara, Barbitonlar Antik Yunanda diğer
çalgılardan daha ön planda görülmekteydi (T. Livanona
Batı Avrupa Müzik Tarihi 1789 yılına kadar s. 6,7 ;
Say A. Müzik Tarihi s.61) Mitolojiye de yansıtan Panın
keçi siması
, Apollo'nun insan şekli
(yarışmada galibiyeti), Marsiyas'ın uzun kulakları toplumun telli
çalgılara ilgisini ve üflemelilerden daha değerli
olduğu yöndeki bir kanaatidir. Fikrimize göre
Antik Yunanda genelde Pan Tanrısının çok borulu
flüt sesinin tınısı, yan veya düz flüt seslerinden
daha çok kutlanmaktaydı.. İfade ettiğimizden anlaşılan
o dur ki, konu daha çözümünü beklemektedir...
Türk efsanesi, her zaman düz flütün doğuşunu
andıran bir efsanedir. Antik mitolojisi ve İslam
din kültürü ile bağdaşarak Türk soylu kavimler
kendine özgü olan mitoloji, sosyal vs. sembolleri
vurgulamaktadırlar. Örneğin, Türk aşiretlerinin temel
uğraşı - hayvancılık - ve esas kahramanı çoban,
belirgin bir biçimde bozkır imgesi altında
gösterilmektedir. Suptropik iklim koşulları
içersinde çoğunluk teşkil eden bitkisel kamış
malzemesinin kullanılması, Neyin sesleri tınısal
bir şekilde kutlanması her defada destani bir
hikaye biçimindedir ki, ya oyun havası, veyahut da
hüzün, kedere bürünmüştür... Ayrıca bu bitki ile
ilgili totemleşme olgusu Türkmenlerin Kargı Tüydük
diye bilinen, sadece Kargı adıyla tanımlanan kamış,
düz flüt çeşidi değildir, aynı zamanda eski
Türklerin güneş sembolü, baş Tanrısı olan ongon
Karga / Garga / Kargı (Kommolodin . Ş.)
ile mecazi bağlar izlenmektedir.
Türklerin düz flütünün adlandırılmasında totemleşme
faktöründen esinlenerek araştırma yapılırsa, farklı
bölgelerde yaşayan Türk kavimlerin aynı tipli
enstrümanına çeşitli isimler verilmesine açıklık
getirebiliriz.Örneğin, Özbeklerde düz flüt Gacir
veya Çupon Nay " kır kartalın" kemiğinden yapılması
(Karomatov F. s.66) ve " Türkçe kargha
kelimesinin tek karga kuşu ile bağlı olmaması,
tüm siyah renkle benzer kuşların siması ile
bağdaşması, eski Türklerin kutsal kuşu olan karga,
altın kartal, turna ile kutsal alametler taşıması "
(Kammolodin Ş.) ünlü bir baş sembolü
sergilemektedir. Çuvaşların düz flütü
(Şahliç), Farsça'dan Türk dillerine geçen baştaki Şah - en
üst düzeyde olan, ağacın dalı, boynuz anlamlarını
bu müzik enstrümanın isminde allegorik manalar
çerçevesinde bağdaştırmaktadır ki, aynı zamanda
Çuvaşlar bu enstrümana " Tanrısal düdük"
(Vladimirskiy S.) tabiriyle
adlandırmaktadırlar.
Dolayısıyla, Türkmenlerin Kargı-Tüydükü, Özbeklerin
Gacir Nayı, Çuvaşların Şahlıçi en önemsenen, en
kutsal, en değerli müzik sazıdır. Anadolu Türkleri
ise de düz flüt çeşidine Kaval isminin verilmesi,
belirttiğimiz tüm Türk kavimlerinin rivayetlerinde
olduğu gibi, düz flütün totemleşme olgusundan
kaynaklanmaktadır. Kaval kelimesi " Arap sufi
elyazmalarında, şiir okuyan kişi kavval
(veya halk tabiri ile " Geveze - konuşkan kişi"),
müzik ayinlerinin yöneticisini ifade etmektedir".
Kaval yani konuşan, başta yöneten, yönlendiren
anlamları ile müzik enstrümanları arasında en
değerlisini, önde geleni, kutlananı yansıtmaktadır.
Anadolu Türklerinin düz flüt tipli üflemeli sazı
Kaval, Azerbaycan da vurmalı saz Gaval
(membranofon
veya litofon)
adıyla tamamen farklı bir enstrümanı anlatmaktadır.
Böyle bir tezatlığın başlıca sebebi, daha önce
belirtildiği gibi, Türklerin tüm tarihi dönemlerde en
değerli müzik enstrümanın ismini kutsal olan güç veya
emanetler ile bağdaştırma geleneklerinden
kaynaklanmaktadır.
Anadolu Türkleri "...sufi
olmadan, Mevlevi ayinlerine aktif
katılması, burada müzisyenlik, hanendelik
görevleri... "(Ansiklopedik lügat "İSLAM" c.206) geniş
kitleler arasında sufi kavramların yaygınlaşması
bir kanaat olarak kabul edilebilir. Buna göre
Anadolu bölgesinde yaşayan Türklerin kutsal algılanan
düz flütüne Kaval isminin takılması hiç de aykırı
değildir.
Sema ayinlerinde 5-10 kişiden
oluşan ve ahenk oluşturabilen düz flüt icracılarına
sürekli ihtiyaç duyulmaktaydı. Bildiğimiz gibi, çobanlar
kitlesi içerisinde, sosyal ihtiyaçlardan dolayı, düz
flütte uzmanlaşma söz konusudur. Yalnız çobanların
düz flüt uzmanlaşması sanattan kar etme (sanatkar,
sanatçı) gayretini taşımamaktadır. Bu durum
Mevlevilik bünyesinde bulunan neyzenler
(usta-çırak) ekolünden farklıdır. Çobanın esas mesleği çobanlık
ve bu işte ona yardımcı, sürüyü yönetebilmek için
kullanılan, düz flüt çeşidi bir araçtır. Olayın
ikinci boyutu çobanın geleneklerini, icra ettiği
müziğini ve rivayetlerini ve bununla ilgili, örneğin,
Sema ayinlerinden esinlenerek yenilenen
görüşlerini ortaya koyacaktır. Profesyonel
müzisyen çobanın düz flütü diyatoniktir, "... delik
sayısı 5 ile 8 arasında değişebilmektedir" .(Burhan Tarlabaşı Kaval Metodu s.65) "... Mutrıb heyetini
idare eden"
neyzen başı " tarafından, fark
edilen " ve farklılık oluşturan çobanın düz flüt
çeşidine illa " Nayi haftebend "
için " haftebend" ekini zaruri
kılmaktadır ki, bu enstrümanda ses deliklerinin
sayısı, diğer düz flüt çeşidine göre sabit olması
koma repertuarına "müsaide" eden temel şartlarından
biridir. Dışardan çağırılan ve "... Mevlevi
mukabelesinde Neyin (düz flütün S.G.) önemli rolünü
..." (Süleyman Erguner . Mevlevi Musikisi) kendisi
için tekrar kanıtlayan icracı, sosyal alanına
döndüğünde büyük bir ölçüde Sufi kültüründen
esinlenerek, gözde olan düz flütüne (Düdük / Duduk /
Tütek / Tüydük vs.
adları ile değişebilen) yeni bir
rehber, baş, yönetici veya önemsenen kavramlarını icat
edecektir ki, Anadolu da yaşayan Oğuz Türklerin düz
flüt "yöneticisi" Arapça'dan metateze uğrayan
kavvaştan Türkçeleşmiş Kaval, Azerbaycan da ise
sazende (makam triyosu) grubunun "yöneticisi"
hanendenin elinde Def/Tef - Gaval (Abdullayeva S. s.285), Gobustan bölgesinde Cingirdağ dağın eteğinde
gözde Gaval Daş
litofonu olacaktır.
Kıyasladığımız faktörler Türklerin "canlı" nitelikte
sayılan düz flütün adlarında totemleşme unsurlarını
ve bununla ilgili kalıplaşmış geleneklerini
kanıtlamaktadır...