M   Ü   Z   İ   K          v  e          B   İ   L   İ   M
" U l u s l a r a r a s ı   H a k e m l i   B i l i m s e l    M ü z i k   D e r g i s i
"
ISSN: 1304 - 6446 (Online)


Yarı zamanlı; Mart, Eylül
 Sayı:4  (Eylül 2005)  

 
HASAN GÜLŞENİ'İN MECMUA-I GÜFTE'Sİ :
MİLLET KÜTÜPHANESİNDE (nr. 736) BULUNAN 1734 TARİHLİ
GÜFTE MECMUASININ MÜZİK TARİHİNE SUNDUKLARI
Serçin ERDEN
Müzik Araştırmacısı ve İcracısı

ÖZET:

Müzik tarihimizde çok az sayıda eserin notaya alınarak günümüze ulaşabildiği gerçeği, bu dönemlerde mûsıkiye dair yazılmış olan eserlerin, geçmişten günümüze bir köprü vazifesi gören önemli eserler arasında yer almasını sağlamıştır. Bu sebepten bu yüzyıllara ait müziğimize dair bilgileri edinebileceğimiz güfte mecmuaları, yegâne kaynaklar olarak kabul edilmiştir. Bu yazıda da, müziğimizin tarihi seyri içerisinde bizlere mühim bilgiler aktaran, kaynak olma özelliğine sahip güfte mecmualarından Millet Kütüphanesi, Ali Emîri Manzum eserler, No: 736'da kayıtlı bulunan XVIII. Yüzyıla ait Hasan Gülşenî güfte mecmuası incelenmiştir. Bununla birlikte, bu güfte mecmuaları üzerinde çalışırken, müzik tarihimize faydalı olabilecek en iyi şekilde incelenmesi, yararlanılması kolay olan birer kaynak haline getirilebilmesi için nasıl bir yol takip etmek gerektiğinden bahsedilmiştir. Kısacası bu yazı ile XVIII. Yy. Başına ait güfte mecmuası üzerinde yaptığımız incelemeler sonucunda ortaya çıkan sonuçlardan bahsedilmiştir.

 

 Anahtar Kelimeler:  
Türk Müzik Tarihi Kaynakları - Güfte Mecmuaları - XVIII. Yüzyıl Türk Müziği - Hasan Gülşeni Sezai


GİRİŞ
Güfte mecmuaları, müzik tarihimizin önemli belgeleri arasında yer almaktadır. Bu mecmualar, yazıldıkları dönemin müzik bilgilerini ve repertuarını günümüze aktaran kaynak eserlerdir. Güfte mecmuaları bestelenen eserlerin sadece güftelerini vermekle kalmayıp, bunların hangi bestekâr tarafından, hangi makamda, hangi usûlle bestelendiğini de kaydetmektedir. Böylece bestekârlar hakkında bilgi verdiği gibi makamlar ve usûller hakkında da bilgi verilmiş olmaktadır. Hatta bazı yazmalarda makamlarla ilgili açıklamalara da rastlanmaktadır.

 

Geleneksel Türk müziği öğrenimi ve aktarımının meşk sistemiyle aktarımına ağırlık verildiği dönemlerde, geçilen eserlerin unutulmaması ve gelecek nesillere aktarılmasında güftelerin kaydedildiği bu mecmualar önemli yer teşkil etmekteydi. Meşk yöntemiyle geçilen bu eserlerin besteleniş tarihinden günümüze ulaşıncaya kadar geçen zaman sürecinde değişime uğrayıp uğramadıkları, ait oldukları bestakâr ve güftekârların doğruluğu, besteleniş tarihleri ve bu yüzyıllara ait müzik bilgilerine güfte mecmuaları sayesinde ulaşılabilmektedir. Mecmua yazarlarının birçoğu kendisi de bestekâr olan müzik bilgisine sahip kişiler oldukları için verdikleri bilgiler müzik tarihimiz açısından önem taşımaktadır.

 

Bu noktada ele alıp incelediğimiz Hasan Gülşeni'ye ait güfte mecmuası hem müzik resim ilişkisi açısından, hem de Edirneli bir sufi tarafından yazılmış dindışı güfteleri içerdiği için önemlidir. Bu nedenle üzerinde İTÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Müziği programında yüksek lisans tezi yaparak ortaya çıkardığımız sonuçları Türk müziğiyle ilgilenenlerle paylaşmak gerekmekteydi. Bu yazının amacı XVIII. yy. başında yazılmış olan bir güfte mecmuasının incelenmesiyle ortaya çıkan sonuçları ele almak olacaktır.

 

GÜFTE MECMUALARI NASIL ÇALIŞILMALI?

Yüksek lisans tezime başladığım zaman önce bir güfte mecmuası nasıl çalışılmalı sorusuna cevap aramak zorunda kalındı. Çünkü Türk müzikolojisinde bu konunun şimdiye kadar yeterince ele alınmamış olduğu görüldü. İlk olarak tezin planını belirlemek amacıyla güfte mecmuaları üzerine yapılmış bazı çalışmaların planları incelenmiştir. Görülen bazı güfte mecmuası çalışmalarının bazılarında sadece güfteler okunmuş, güfte mecmuasının yazıldığı yüzyıl ve önemi üzerinde kısa cümlelerle sonuç yazılmıştır. Bir kısım çalışmalarda güfte mecmuasının tanıtımına ağırlık verilmiş, bir kısım çalışmalarda konu dışına çıkılarak mecmuanın bulunduğu yüzyılın tarihi anlatılmış, bazı çalışmalarda ele alınan yazma mecmuasıyla ilgili bilgilerden daha çok basılan güfte mecmualarının tarihi konusuna geniş yer verilmiş, bir kısım çalışmalarda güftelerin yanında makam fihristi yapılmış olduğu görülmüştür. Mecmuaların diğer üzerinde durulması gereken özellikleri üzerine geniş anlamda çalışılmadığı, yararlanılmasını kolaylaştıracak bir metotla ele alınmadığı ve mecmualardan çıkarılması gereken önemli sonuçların yeterince ortaya çıkmadığı görülmüştür. Çok sayıda güfte mecmualarını görüp mecmuaları tam güfte mecmuaları, seçme şarkıların bulunduğu güfte mecmuaları, çeşitli şiir ve notlar arasında yazılmış bestelerin bulunduğu güfte mecmuaları olarak sınıflandıran ve inceleme esaslarını tespit eden R. Uslu'nun makalesinden yararlandık. Yapılan bu çalışmalardaki eksiklikler de göz önünde bulundurularak önce bir güfte mecmuasının planının nasıl olması gerektiği üzerinde araştırma yaptık.

 

Yapılan araştırma doğrultusunda bir güfte mecmuası çalışırken, çalışılan mecmuanın müzikoloji metodolojisine uygun olarak önce dış tanımının, daha sonra iç tanımının yapılması, öneminin vurgulanması, içeriğinin değerlendirilmesi, mecmuada bestesi bulunanların isimleri tespit edilmesi, bestekârların kısaca hayatlarından bilgi verilmesi, repertuarının listesinin verilmesi, güftelerin tam metninin yazılması, formlar ve usuller hakkında sayımlarının ve isimlerinin tespiti, güftelerin ait oldukları yüzyıllara göre istatistiğinin yapılması, güftelerin mevcut bazı önemli güfte mecmualarıyla karşılaştırması hatta günümüze gelen notalarının tespiti yapılmalıdır. Öncelikle düzenli güfte mecmuaları üzerinde yapılacak bilimsel çalışmalara ihtiyaç vardır. Böylece yazarları ve tarihleri bilinmeyenlerin yazarları ve tarihleri tespit edilebilir, içerdikleri yıllarla ilgili müzik repertuarını aydınlatabilir ve müzik tarihimize önemli katkılar sağlayan bir kaynak durumuna getirilebilir.

 

MİLLET KÜTÜPHANESİ 736 NUMARALI GÜFTE MECMUASI

Mecmuanın dış tanıtımı: Bu mecmua, Millet kütüphanesi, Ali Emîri, Manzum eserler, nr. 736' da kayıtlı bulunmaktadır. Mecmuanın sonunda ait olduğu yüzyılı belirten 1734 (Zilhicce 1146) tarihi bulunmakta ve yazarının Hasan Gülşenî olduğu burada belirtilmektedir. Koyu yeşil ciltli bu güfte mecmuası, sonunda bulunan müzik risalesi ile birlikte toplam 285 vr. olup, tâlik yazı ile yazılmıştır.(ERDEN, 2004; 9)

 

Mecmuanın Özellikleri ve Önemi

Mecmuanın iç tanıtımı: Mecmuanın düzenli yazılmış olmasından yazarın müzik bilgisine sahip olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Mecmuanın başında belirli bir sırayı takip eden makamlar fihristi bulunmaktadır ve her makamın güfteleri bu sırayı takip ederek düzenli bir biçimde kaydedilmiştir.

 

 Düzeni açısından muntazam bir biçimde yazılmış olan bu mecmua "güfte mecmuaları ve inceleme esasları"[3] bakış açısıyla, tam güfte mecmuaları sınıfına girmektedir.

 

Mecmua içerisinde dikkati çeken bir başka özellik bazı güftelerin şekillendirilerek yazılmış olmasıdır. Özellikle, nakş gibi terennümlerle kaydedilen bestelerin güfteleri (Millet Kütüphanesi, Ali Emîri Manzum Eserler, No. 736, vr. 3a, 5a 15a, 38a, 46a, 60a, 85a, 100b, 135b, 141a, 198a'da) cami, güneş, ibrik, ağaç, vazo gibi çeşitli şekiller verilerek yazılmıştır. Başka hiçbir güfte mecmuasında rastlanmayan bu hat-müzik-resim özelliği taşıyan bu durum mecmuayı ayrıca önemli kılmaktadır. Bu mecmuaya görsel yönden de sanatsal bir özellik katmıştır.(ERDEN, 2004; 9)

 

Mecmuanın Yazarı Kimdir?

Hasan Gülşenî hakkında bazı araştırmalar yapılmıştır. Ancak şimdiye kadar yapılan araştırmalarda ona ait bir müzik mecmuasından bahsedilmemektedir. Yazarın böyle bir eserinin olabileceğini, ilk olarak Yard. Doç Dr. Recep Uslu bir araştırmasında ele almış, Edirneli, Cabi Hasan Gülşenî ile Edirneli, Cabi Hasan Sezâyi'nin aynı kişi olabileceğini belirtmiş, Hasan Sezâyi' nin bu güfte mecmuasından bahsetmiş, Hâfız Post Mecmuası kadar önemli görmüştür.[5] Sonunda bulunan Zübde-i Makâle-i İlm-i Mûsikî adlı müzik risalesinide yayınlamıştır. Mecmuanın sonunda bulunan müzik risâlesi ve güftelerin kaydedildiği bölümün aynı kişi tarafından yazıldığı hattının benzerliğinden açıkça anlaşılmaktadır.

 

Hasan Sezâyi Gülşenî' nin Hayatı ilk olarak İslam Ansiklopedisi' nde Tahsin Yazıcı[6] tarafından akademik olarak ele alınmıştır. Bundan başka bazı kaynaklar ilavesiyle Recep Uslu'nun makalesinde de ele alındığından mecmuanın içeriği konusuna girmeden önce, Hasan Gülşenî' nin hayatı aşağıda özetlenecektir.

 

Hasan Gülşenî' nin Hayatı

Hasan Sezâyi 1669'da Mora, Korent'de doğdu. 1687'de 18 yaşında iken Venediklilerin adayı işgali üzerine gemiyle yola çıktı. IV. Mehmed'in saltanatının son yıllarında Edirne'ye geldi. Burada piyade mukabelecisi Ali Efendi adında birinin yardımıyla sarayın mukabele kaleminde memur oldu. Edirne'de Hacı Hallac mahallesinde Âşık Efendi zaviyesinde şeyh olan Gülşenî şeyhi Mehmed Sırrı Efendi'nin oğlu ve postnişin olan Ali Efendi'ye mürid oldu. Onun iki yıl terbiyesinden sonra Ali Efendi ölünce Debbağ mahallesinde şeyh Şücaaddin Hankahı şeyhi Mehmed La'li Fenâyî Efendi'ye mürid oldu. Fenâyî, Derviş Hasan'ı, dergahın vakıf gelirlerini toplamakla görevlendirdi. Bundan sonra bu tür işleri yapanlara verilen kelimeyle yani "Câbî", mevlevi çilesini de doldurduktan sonra şeyhlik icazeti aldığı için "Câbî Dede" olarak meşhur oldu. Mehmed Efendi'nin ölümü ile Hasan Sezâyi Âşık Efendi zaviyesine "nakl ve semahnişin" oldu. Bir ara Edirne'den İstanbul'a ve Kahire'ye gitti. Kahire'de Gülşenî hankahında, o sıralarda şeyh olan İbrahim Efendi'den Gülşenî hilâfetnâmesi almıştır. Güfte Mecmuasını tamamladığı zaman 67 yaşında olduğu anlaşılmaktadır. Gülşenîliğin içinde Sezâiyye kolunun kurucusu kabul edilen Hasan Sezâyi yaşının 71 olduğu 1738 yılında ölmüştür.[7]

 

Hasan Gülşenî' nin Bestekârlığı

Osmanlı Musiki Literatüründe[8] mecmuanın yazarı olarak iki ayrı kişiden söz edilmektedir. Bunlardan biri "Ahla Muhammed"in yerine şeyh olan Hasan Gülşeni, diğeri Tatar Hasan Gülşeni. Ancak bunlardan "Ahla Muhammed" denilen kişi gerçekte Mehmed La'li Efendi'dir, "La'li" kelimesi "Ahla" olarak yanlış okunmuştur. Yerine şeyh olan kişi ise bizim bahsettiğimiz Hasan Sezai Gülşeni'dir, farklı bir kişi değildir. Diğer Hasan Gülşeni ise "Tatar" lakablı olup, Hasan Sezai'nin mektuplarında muhatap olan kişidir, İstanbul'da şeyhlik yapmıştır. Mecmuada yazarın "Tatar" lakabından bahsedilmediği gibi, "Tatar Hasan Gülşeni'nin herhangi bir eserinden veya bir güfte mecmuası yazacak kadar "katip" oluşundan bahsedilmemektedir. Hasan Sezai Gülşeni ise bir süre sarayda katiplik yapmıştır. Ayrıca Hasan Sezai Gülşeni'nin mektuplarında, güfte mecmuasında besteleri görülen "Çömlekçizade, Derviş Ali, Esad Molla Efendi"nin adları[9] geçmektedir. Hasan Sezai'nin bu bestekarlarla tanıştığını göstermektedir. Diğer taraftan Menakıbında Edirne'de Devlet-i Aliye erkanı ile üç gün üç gece zevk-i safalar yapılıp, neyler, tamburlar ve tevhidler[10] dinlenildiğini anlatılmaktadır. Bu anlatılan olay Hasan Sezai Gülşeni'nin müzikle ilgisini gösteren bir diğer anektottur. Hasan Sezai Gülşeni'nin Mecmua-i Güfte'si içinde "Fakir" kelimesiyle kaydettiği toplam altı tane bestesi bulunmaktadır. Bestekarlığını gösteren[11] bu eserler şunlardır:

 

Mahur/ Nim devir: Gönül bağı izârın eyleme mesken münâsibdir/ O âşıktır ona bülbül gibi gülşen münâsibdir/

 

Mahur/ Semai: Tîrini ol kaşı yâ sîne-i suzânda bulur/ Lezzet-i zahmını ammâ dil-i ânın cânında bulur/

 

Hüseyni/ Hafif: Rehber-i kûyin olan kıble-nûmâ olmuş olur/ Gösteren rûyini mirât-ı safâ olmuş olur/

 

Hüseyni/ Muhammes: Bir naz ile sad aklı mecnûn eyler/ Bir şîve ile bin dili meftûn eyler/

 

Hüseyni/ Semai: Cerîde-i dili hergeh ki yâre gösteririz/ Terrehhüm etmek içün yâre pâre gösteririz/

 

Hüseyni/ Semai: Sînem hedef ettim yine bir kaşı kemâne/ Müjgânı yeter yeter pute-i câne/

 

Fakat o dönemlerde, meşk sistemi ile geçilen eserlerin orjinallerinin korunmasının zorlaştığı ve birçok eserin kaybolup gittiği de bir gerçektir. O dönemlerde yazılmış birçok bestenin zamanla unutulduğu gibi, TRT repertuarıyla yapılan karşılaştırmada Hasan Gülşenî' nin bu bestelerinin de hiçbirinin günümüze ulaşamadığı anlaşılmaktadır.

 

Mecmuanın İçindekiler

Mecmuanın başında 52 makam fihristi bulunmaktadır. Fihristteki makamlar kırmızı mürekkeple yazılmış ve her birinin altına bulunduğu sayfa numarası verilmiştir. Güftelerin başında bulunan tür, usûl, bestekâr ve güftekâr isimleri de kırmızı mürekkeple yazılmıştır ve güftekârların, şiirlerin maktâ beytinde geçen mahlaslarının üzeri de kırmızı kalemle çizilmiştir. Mecmuanın başında bulunan fihristte yazılı makamlar şunlardır:

 

Rast, rehavi, pençgâh, nikriz, ısfahan, nişabur, zavil, mahur, neva, uşşak, beyati, humayun, nühüft, neva-sünbüle, nevruz-acem, acem, acem-aşiran, nihavent, arazbar, baba-tahir, dügah, sabâ, çargah, kûçek, hüseyni, buselik, aşiran, kürdi, nevruz, zemzeme, büzürk, zirgüle, hisar, hicaz, araban, hüzzam, uzzal, şehnaz, gerdaniye, muhayyer, muhayyer-buselik, zirefkent, geveşt, muhayyer-sünbüle, ırak, muhalif, sultani-ırak, segâh, mâye, bestenigar, rahatülervah, evc.[12]

 

Mecmua içerisindeki güfteler baştaki makam fihristine göre düzenli bir sıra ile kaydedilmiş, ana makam olan "rast"tan başlamış, güfte kaydına "büyük usulden küçük usûle" doğru bir sıra takip edilmiş olması Hasan Gülşenî'nin müzik bilgisinin bir hayli ileri derecede olduğunu göstermektedir. Kaynakların herhangi bir enstruman çaldığından bahsetmemesine rağmen Mevlevîlikte postnişin olması ayin icra ettiğini, ayin yönetecek kadar müzik bilgisinin bulunduğunu gösteren bir özelliktir.

 

Fihristte adı geçen bu makamların her birine mecmua içerisinde birer beyit yazılmıştır, başka mecmualarda da görülmesi muhtemel olan bu beyitlerden sırasıyla rast, rehavi ve pençgah için yazılanları örnek olarak buraya almakta yarar görüyoruz:

 

İptida rast ile bulundu nizam/ Ülfet-i evvel terkib-i makam

Sâniyen oldu rehâvi hâvi/ Feyz-i tâir bî-kavli râvi

Pençgâh ile edüp istinas/ Zevk-i bigâye bulur hiç havas[13]

 

Yalnız fihrist içinde adı geçen "araban ve muhayyer-sünbüle" makamlarına ait beyitlere mecmua içerisinde rastlanmamış ve bu makamlarda güfte kaydı yapılmamıştır Bunun dışında zavil, neva-sünbüle, nihavent, dügah, çargah, kûçek, nevruz, zemzeme, büzürk, zirgüle, uzzal, zirefkend, geveşt, muhalif-ırak, sultâni-ırak, rahatülervah makamlarına da fasl ayrılmış olup güfte kaydı yapılmamıştır. Horasan makamı fihristte yer almamaktadır, fakat mecmua içerisinde bu makam başlığı altında kaydedilmiş besteler bulunmaktadır. Bu durum, ilk bakışta horasan makamında bestelerin kaydedildiği zannı vermektedir. Nitekim konu hakkında yazılmış olan makalede de böyle aktarılmış, "mecmuada horasan makamında beste kayıtlarından" söz edilmiştir.[14] Ancak bu güftelerin tamamı Hâfız Post ve Mustafa Ağa mecmuasıyla karşılaştırıldığında hepsinin hüseyni makamında olduğu anlaşılmaktadır. Bu da mecmuada horasan makamında güfte kaydının yapılmadığını, horasan makamından önce yer verilmiş olan hüseyni makamına ayrılan boş sayfaların bitmiş olmasından dolayı, devamında yer alan "horasan" başlıklı kısma "hüseyni" makamındaki güftelerin kaydına devam edildiğini göstermektedir.

 

Mecmuada, ilk bakışta yazara ait olmadığı düşüncesini veren bazı güfte ilaveleri yapılmıştır. Tâlik yazı ile ama farklı kalem kalınlığı kullanılmıştır. Fakat sonradan yazılan bu güftelerdeki yazı stilinin, harf kıvrımlarının ve birleştirmelerinin, önceki yazıyı yazanla aynı kişinin elinden yazılmış olduğu anlaşılmaktadır. Sonuç olarak yazılar arasındaki bu farklılık, mecmua yazıldıktan bir süre sonra yazar tarafından ilavelerin yapıldığını göstermektedir. Sadece vr. 205b'de farklı bir yazı stiline rastlanmıştır. Bu ilave 19. yy'ın rıkasına benzemektedir. Yazı karakterinin farklılığı ve mecmuanın diğer yerlerinde görülmeyen "eydan" kelimesinin kullanılmasından bu bölümün bir başkası tarafından ilave edildiği açıkça anlaşılmaktadır.[15]

 

Mecmuadaki Formlar ve Usuller:

Mecmua içerisinde, 6 tanesi Kâr, 52 tanesi Nakş ve diğerleri şarkı formunda olmak üzere toplam 638 tane güfte kaydedilmiştir. Bunların 3 tanesi Aksak Fahte, 6 tanesi Aksak semai, 10 tanesi Berefşan, 70 tanesi Çenber, 3 tanesi Darbeyn, 3 tanesi Darb-ı Fetih, 7 tanesi Devrikebir, 114 tanesi Devrirevân, 2 tanesi Düyek, 7 tanesi Evfer, 1 tanesi Evsat, 2 tanesi Fahte, 2 tanesi Fer, 1 tanesi Frengifer, 3 tanesi Frenkçin, 25 tanesi Hafif, 3 tanesi Hâvî, 37 tanesi Muhammes, 9 tanesi Nim devir, 3 tanesi Nim sakil, 27 tanesi Remel, 10 tanesi Sakil, 249 tanesi Semai, 15 tanesi Sofyan, 3 tanesi Türkidarb, ve 6 tanesi Zencir usûlünde bestelenmiş eserlerdir. Geriye kalan bestelerin usûlleri belirtilmemiştir. Çoğunluk sırasına göre düzenlenirse semai (249), devrirevan (114), çenber (70), muhammes (27), remel (27), hafif (25),sofyan (15) olmak üzere diğerleri sayıca 10'dan azdır. Güfte yazarının eserinde büyük usullere daha fazla yer vermesi yine onun müzik bilgisine işaret ettiği gibi, Mevlevi ayinlerinin de çoğunlukla büyük usullerle bestelendiği düşünülürse, yine yazarın gülşeni-mevlevi ilişkisinde sema yaptırdığı, ayin yönettiği sonucu tahmin edilebilir.

 

Mecmuadaki Bestekârlar:

Mecmua içerisinde tespit edilen bestekâr sayısı 73' tür. Bu bestekârların alfabetik sırayla isimleri, mecmuada geçtiği şekil hemen yanlarında olmak üzere, hayatı hakkında bilgi bulunanların -Hayatı hakkında bilgi bulunanlar tezde ayrı bir bölüm olarak ele alınmışlardır-[16] ölüm tarihleri ve mecmuada sahip oldukları beste sayıları şöyledir:

 

Abdi Ağa (Mısrî Derviş Abdi, ö. 1695, 2 beste), Abdülbâki Ağa (12 beste), Abdullah Çelebi (1 beste), Acemler (16. yy, 22 beste), Âhenî (ö. 1700, 1 beste), Ahmed Efendi Gonca (1 beste), Ali Çavuş (1 beste), A'mâ Halil Efendi (1 beste), A'mâ İbrâhim (1 beste), Antâbî (ö. 1670, 1 beste), Asgar Kemâni (3 beste), Arâbî (3 beste), Avvadoğlu (2 beste), Bâki Ağa (3 beste), Bekir Çavuş (Bekir Ağa, Bekir Çavuş Ağa, ö. 1759, 46 beste), Çorbacızâde (Şorbacızâde, ö. 1755, 8 beste), Çultutmaz (4 beste), Dede El Maruf (1 beste), Derviş Ahmed Neyzen (ö. 1726, 1 beste), Derviş Ali (ö. 1714, 5 beste), Derviş Hüseyin A'mâ: (1 beste), Derviş Hüseyin Giriftzen (ö. 1740, 2 beste), Derviş Mehmed Şamlı (2 beste), Derviş Ömer Bağdâdî (Ömer Ağa, ö. 1655, 2 beste), Diyarbekrî (ö. 1680, 4 beste), Dom Dom İmam (Tomtom İmam, 2 beste), Esad Molla (ö. 1753, 4 beste), Fakir (ö. 1738, 6 beste), Hâce Abdülkâdir (Hâce, ö. 1435, 9 beste), Hâfız Kömür (ö. 1680, 3 beste), Hâfız Kumral (Üsküdâri Hâfız, ö. 1621, 1 beste), Hâfız Post (ö. 1694, 38 beste), Hakkak Hacı Mehmed Ağa (Hakkak, Hakkak Hacı, Hakkak Merhum, 11 beste), Hamamcıoğlu Salih Ağa (2 beste), Hasan Ağa (Enfî, Hulûs, ö. 1724, 46 beste), Hasan Efendizâde (ö. 1713, 1 beste), Hindîler (16. yy, 1 beste), Hüseyin Ağa Ceman (2 beste), Itrî (ö. 1712, 41 beste), İmam Sagir (ö. 1675, 7 beste), İsmail Ağa Bursevî (ö. 1724, 4 beste), İsmail Çavuş Ağa (İsmail Çavuş, 48 beste), Kadri (7 beste), Kaftâni Memiş Ağa (5 beste), Kapudanzâde (ö. 1725, 2 beste), Karakız (Kara Mehmed, ö. 1694, 2 beste), Kemâni Mehmed Ağa (Kemâni Mehmed Çavuş, 14 beste), Kemâni Süleyman Ağa (1 beste), Misk İbrâhim Ağa (2 beste), Musallî Çelebi ( Muslî Çelebi Edirnevî, Muslî Efendi Edirnevî, ö. 1710, 4 beste), Mustafa Ağa Cameşûyan (1 beste), Müezzin İsmail Ağa (İmam-ı Kebir Şehriyârî, Şehriyârî İsmail Çavuş, ö. 1724, 3 beste), Müezzinzâde( 1 beste), Naâti Damadı (2 beste), Na'li Ali Ağa (12 beste), Na'na Ahmed (ö. 1687, 2 beste), Nazim Çelebi (ö. 1727, 27 beste), Neşî Çelebi (1 beste), Nihâvendî (8 beste), Osman Efendi Galatalı (ö. 1680, 2 beste), Receb Çelebi (ö. 1701, 18 beste), Rıfat Hâfız (ö. 1720, 22 beste), Selânikî Molla (1 beste), Serrac Hasan Çelebi (3 beste), Seyyid Nuh (ö. 1714, 11 beste), Sütçüzâde (ö. 1628, 2 beste), Şehlâ Mustafa (1 beste), Şeştâri Murat Ağa (ö. 1673, 2 beste), Tanbûri Mustafa Çavuş (Kadızâde, ö. 1745, 1 beste), Teberdâr Abdullah (3 beste), Tosunzâde (Müezzin Abdullah, Müezzin Çelebi, ö. 1715, 15 beste), Üsküdâri Molla Mehmed (Molla, Molla Efendi, Molla Çelebi, ö. 1680, 22 beste), Yusuf Çelebi (Tiznam, ö. 1728, 7 beste).[17]

 

Bu duruma göre mecmuada en çok eseri bulunan bestekârlar Bekir Çavuş, Hâfız Post, Hasan Ağa (Enfî, Hulûs), Itrî ve İsmail Çavuş' tur. Bu bestekârlardan biri olan Hâfız Post'un kendisinin kaleme aldığı bir güfte mecmuası da bulunmaktadır[18]. Hasan Gülşenî Güfte Mecmuası ile İlk Türkçe düzenli güfte mecmuası olarak tanımlanan Hâfız Post mecmuası'nın Yard. Doç. Nilgün Doğrusöz tarafından yapılan çalışmasıyla[19] karşılaştırması yapıldığında, Hasan Gülşen'i mecmuasında (yazımı 1734) kayıtlı bulunan Hâfız Post'un (ö. 1694) 38 bestesinden 16 tanesinin kendi kaleme aldığı güfte mecmuasında kayıtlı olmadığı görülmektedir. Bu durum Hafız Post'un mecmuasında olmayan bestelerinin var olduğunu, Hafız Post mecmuasına her bestesini kaydetmediğini göstermekte, ele alınan güfte mecmuasının önemine de işaret etmektedir. Mecmuada bulunan güftelerin tam bir listesi repertuar açısından önemli olduğu için tezde ayrıca alfabetik olarak listelenmiştir.[20]

 

Mecmua içinde tespit edilen ve Edebiyat tarihi için büyük kıymet ifade eden güftekâr sayısı ise 110'dur ve alfabe sırasıyla mahlasları şöyledir:

 

Âbî, Abdî, Adlî, Alî, Arif, Arzî, Asım, Aşkî, Atâyî, Azmi, Bâkî, Bahâyî, Berber Osman, Cazîm, Cevrî, Cündî Efendi, Dürrî, Edib, Emîrî, Enverî, Esad Molla, Faiz, Faizî, Fasîhî, Fennî, Fevrî, Feyzî, Fuzûlî, Hâdıkî, Hâkânî, Hâletî, Hâlisî, Hamdi, Hâyî, Hıfzî, Hüseyin Baykara, Hüseyin Bey, Itrî, İbrahim Paşa merhum, Kâmî, Kelim, Kemalpaşazâde, Kırımî, Lütfi, Madih, Mahfî, Mahir, Mahdûm, Mahdûmî, Mezâkî, Mihrî, Nâbî, Nahîfî, Naîlî, Nasîbî Edirnevî, Na'tî, Nazim, Nazmi, Nedim, Nermî, Nesîmî, Nev'i, Neylî, Nuri, Nüzhet, Re'fet, Rahîmî, Rahmî, Rasim, Raşid, Refiî, Refî Ahmed Efendi, Resim, Resim Bursevî, Rıf'at, Rıf'at Hâfız, Rıf'atî, Rızâyî, Riyâzî, Rûhî, Rüşdi, Sa'di, Sâid, Sâlim, Sâmi, Sırrî, Subhizâde, Şakir, Şehid Ali Paşa, Şehrî, Şerif, Şermî, Tahir, Tair, Tâlib, Tıflî, Ulvî, Va'dî, Vahid, Vecdi, Vecîhî, Vehbî, Verdî, Veysî, Yahya, Yemînî, Yirmisekiz Efendi, Yümnî, Zahir, Zâti.[21]

 

SONUÇ:

Özelde 18. yy repertuarını aydınlatan fakat 15 yy' a kadar eskiye uzanıp, o dönem bestekârlarının eserlerini de içine alan, Hasan Sezâyî Gülşenî' nin kaleme aldığı bu mecmua ve müzik risâlesi verdiği bilgileri, taşıdığı özellikleri ve içerdiği repertuarı nedeniyle Türk müziği tarihi kaynaklarından biridir. Güfte mecmualarının önemini göstermesi açısından bir örnektir. Mecmuada kayıtlı bulunan güftelerin tam metni İTÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü'nde yüksek lisans tezi[22] olarak yapılan çalışmada orjinal sırası ile verilmiştir. Bu yazıda incelediğimiz mecmuadan çıkan sonuçlar yukarda aktarılan bilgilerle özetlenmiştir. Hasan Gülşenî güfte mecmuasında kayıtlı bulunan güftelerden hangilerinin notasıyla günümüze gelmiş olduğunu tespit etmek amacıyla TRT arşivinde bir tarama yapılmış, bu güftelerden sadece 19 tanesinin notasının günümüze ulaştığı ortaya çıkmıştır. Geriye kalan 619 beste ise zaman içinde unutulup gitmiştir. Günümüze notası gelenler, en eskiden en yeniye olmak üzere kronolojik olarak aşağıda sıralanmış olup, mecmuanın içerdiği XV-XVIII. Yüzyıllardan günümüze gelen notalar şunlardır:

 

Nümûne ist begûş-i sipihr halka-i hûr cânım/ Zi tavkı halka begüşan kutbi din hayder cânım/ Rast, Amel, Kâr-ı Haydarnâğme, Düyek, Hâce Abdülkâdir (ö. 1435)[23]

 

Mâh-ı men der mekteb-i men der serrah-ı muntazır/ Rast, Nakş, Semai, Acemler (16. yy)[24]

Biz âlûde-i sâgar-ı bâdeyüz/ Onun içün leb-i yâre dildâdeyüz/ Rehâvi, Semai, Hafız Post (ö. 1694)[25]

 

Etmezem ikrar-ı aşkın saklarım cânım gibi/ Çâk ederse sînemi âdâ giribânım gibi/ Rast, Semai, Itrî (ö. 1712)[26]

 

Gel ey nesimi sabâ hat-ı yardan ne haber/ Gelir mi kafile-i mişk-bârdan ne haber/ Isfahan, Zencir, Itrî (ö. 1712)[27]

 

Gülbün-i iyş mî-demed sâki-i gül'izârı ko/ Bâd-ı bahâr-ı mîvezed bâde-i hoşgüvârı ko/ Nevâ, Kâr, Amel, Nim sakil, Itrî (ö. 1712)[28]

 

Hem sohbet-i dildâr ile mesrûr idik evvel/ Bir bahtı müsâ'id deyû meşhur idik evvel/ Pençgâh, Fer, Itrî (ö. 1712) [29]

 

Tûti mûcize-i gûyem ne desem laf değil/ Çerh ile söyleşemem âyinesi saf değil/ Segâh, Yürük Semai, Itrî (ö. 1712)[30]

 

Meyl etti gönül bir meh-i hurşîd-i tarrâze/ Şimdengerü minnetimi çeker sûz-i gedâze/ Babatâhir, Remel, Seyyid Nuh (ö. 1714),[31]

 

Yakdı o lale ruh beni hüsnü çırağane/ Pervâne veş acemi düşersem ayağına/ Mahur, Semai, Rıfat Hâfız (ö. 1720)[32]

 

Bir şeh ki tâ hubdârân olmakda hakrâhî/ Ben gibi bir gadahe müşkil ânın nigâhı/ Acem, Nakş, Aksak Fahte, Hulûsi Hasan Ağa (ö. 1724)[33]

 

Hasret hamyazı rîz etmiş hilal kaşına/ Ol meh nâ mihribânım girmiş ondört yaşına/ Bûselik-Aşiran, Muhammes, Hulûsi Hasan ağa (ö. 1724)[34]

 

Murg-ı cânı edeyim âteş-i gamda püryân/ Bezm-i aşkında ânınla mezelensin yaran/ Irak, Muhammes, Hulûsi Hasan Ağa (ö. 1724)[35]

 

Değil câm-ı mey açıldı gül-i bâğ-ı tarâb şimdi/ Nola gelsen açılsak biz dahi ey gonca-i leb şimdi/ Bayâti, Nim devir, Nazîm Efendi (ö. 1727)[36]

 

Sad devletle niyyet-i teşrif-i o dem etti/ Ben rûze kişi hicr-i güle hüznü gam etti/ Nühüft, Semai, Bekir Çavuş (ö. 1759)[37]

 

Zannetme benim gibi sana bende bulursun/ Ama hakikat arasan bende bulursun/ Rehâvi, Remel, Bekir Çavuş (ö. 1759)[38]

 

Durmaz işler tâ cigerden hançerinin yâresi/ Böyle zalim olmasın hiç kimsenin çehâresi/ Rast, Devrirevân, Dede el mâruf (muhtemelen Ali Dede Şirugâni ö. 1714)[39]

 

Bir safâ kesb eyle kim peymâneler reşk eylesin/ Neşve-i serşârına meyhâneler reşk eylesin/ Mahur, Çenber, Naâti damadı Ahmed Efendi (XVII. Yy. sonları-XVIII. Yy. başları)[40]

 

Dağıtma ey sabâ giysû-yi yâri/ Perîşân eyleme ben dil-fikârı/ Sabâ, Amel, Kâr-ı Nâtık, Sade Düyek, Tımışvâri Hasan Efendi[41] (XVII. Yy. sonları-XVIII. Yy. başları)

 
 

DİPNOTLAR:                                         

[3] Recep Uslu, "Güfte Mecmuaları ve İnceleme Esasları Üzerine Tespitler", Müzikte 2000 Sempozyumu, Ankara 2001, s. 158-168
[5]
Recep Uslu, "Hasan Sezâyi Gülşenî'nin Bilinmeyen İki Mûsıkî Eseri", Akademik Araştırmalar Dergisi/ Journal of Academik Studies, sy. 12, İstanbul 2002, s. 37-49
[6]
Tahsin Yazıcı, "Sezâyi", İslam Ansiklopedisi, İstanbul 1976, c. 10, s. 547
[7]
Yazıcı, "Sezâyi", İslam Ansiklopedisi, c. 10, s. 547; Uslu, "Hasan Sezâyi Gülşenî'nin Bilinmeyen İki Mûsıkî Eseri", s. 37-49; Erden, s. 10
[8]
Ekmeleddin İhsanoğlu (ed.), Osmanlı Musiki Literatürü Tarihi, İstanbul 2003, s. 83-84
[9]
Mektubat-I Hazreti Sezai (sad. Cezair Yarar), İstanbul 2001, s. 75, 82, 92
[10]
Menakıb-ı Hazreti Sezai, İÜ Ktp., Yazmalar, TY, nr. 424
[11]
Erden, s. 11, 36
[12]
Erden, s. 11
[13]
Erden, s. 14
[14]
Uslu, "Hasan Sezâyi Gülşenî'nin Bilinmeyen İki Mûsıkî Eseri", s. 43
[15]
Erden, s. 12
[16]
Erden, s. 16-59
[17]
Erden, s. 16
[18]
Hâfız Post, Mecmua-i Güfte, Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi, Revan, No: 1724, Arapça ve Farsça güfteleri üzerine Recep Uslu'nun basılmamış bir çalışması vardır.
[19]
Nilgün Doğrusöz, Hâfız Post Güfte Mecmuası Türkçe Güfteler (Yüksek Lisans Tezi, 1993), İTÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü
[20]
Erden, s. 60-100
[21]
Erden, s. 15
[22]
Erden,  s. 101-252
[23]
Erden, s. 101; TRT, nota arşivi, nr. 8357
[24]
Erden, s. 102; TRT, nota arşivi, nr. 4174
[25]
Erden, s. 107; TRT, nota arşivi, nr. 2412
[26]
Erden, s. 102; TRT, nota arşivi, nr. 3956
[27]
Erden, s. 108; TRT, nota arşivi, nr. 4726
[28]
Erden, s. 117; TRT, nota arşivi, nr. 5596
[29]
Erden, s. 107; TRT, nota arşivi, nr. 6210
[30]
Erden, s. 245; TRT, nota arşivi, nr. 10723
[31]
Erden, s. 176; TRT, nota arşivi, nr. 7703
[32]
Erden, s. 116; TRT, nota arşivi, nr. 11075'te Ebû Bekir Ağa'nın bestesi olarak görünmektedir.
[33]
Erden, s. 161; TRT, nota arşivi, nr. 2269'da Zekai Dede'nin bestesi olarak görünmektedir
[34]
Erden, s. 216; TRT, nota arşivi, nr. 6018
[35]
Erden, s. 234; TRT, nota arşivi, nr. 7806'da Sâdık Ağa' nın bestesi olarak görünmektedir.
[36]
Erden, s. 132; TRT, nota arşivi, nr. 3189
[37]
Erden, s. 160; TRT, nota arşivi, nr. 9043
[38]
Erden, s. 103; TRT, nota arşivi, nr. 11650
[39]
Erden, s. 102; TRT, nota arşivi, nr. 3592
[40]
Erden, s. 112; TRT, nota arşivi, nr. 2237
[41]
Erden, s. 183; TRT, nota arşivi, nr. 3125'de bestekar olarak Zekai Dede'ye, nr. 3124'de ise Muallim İsmail Hakkı Bey adına kayıtlıdır.



KAYNAKLAR:                         

DOĞRUSÖZ, Nilgün; (İstanbul, 1993), Hâfız Post Güfte Mecmuası Türkçe Güfteler, İTÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi.
ERDEN, Serçin; (İstanbul, 2004), 
Hasan Gülşenî' nin Güfte Mecmuası ve İncelenmesi, İTÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi.
HÂFIZ POST;
Mecmua-i Güfte, Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi, Revan, No. 1724
USLU, Recep; "
Güfte Mecmuaları ve İnceleme Esasları Üzerine Tespitler", Müzikte 2000 Sempozyumu, Ankara 2001, s. 158-168
USLU, Recep; "
Hasan Sezâyi Gülşenî'nin Bilinmeyen İki Mûsıkî Eseri", Akademik Araştırmalar Dergisi/ Journal of Academik Studies, sy. 12, İstanbul 2002, s. 37-49
YAZICI, Tahsin; (İstanbul, 1976);
Sezâyi, İslam Ansiklopedisi, c. 10, s. 547
.

 www.muzikbilim.com
Bütün hakları saklıdır.