M   Ü   Z   İ   K          v  e          B   İ   L   İ   M
" U l u s l a r a r a s ı   H a k e m l i   B i l i m s e l    M ü z i k   D e r g i s i
"
ISSN: 1304 - 6446 (Online)


Yarı zamanlı; Mart, Eylül
 Sayı:2  (Eylül 2004)  

 
HARRY POTTER'İN ANKA KUŞU VEYA MÜZİĞİN ANKA KUŞU "KAKNÜS"
(MÜZİK MİTOLOJİ İLİŞKİSİNDEN BAZI ÖRNEKLER)
Yrd.Doç.Dr. Recep USLU
İ.T.Ü. Türk Musikisi Devlet Konservatuarı Öğretim Üyesi
 

ÖZET:

Bu yazıda amaç Doğu ve Batı Müziği Mitolojisinde bazı ortak noktaların var olduğunu göstermektir. Bu amaçla konunun başlangıcında Harry Potter dizisindeki bir mitolojiden ve bu mitolojinin Doğu Literatüründe müziğin icad edilişinde kullanılan bir figür olduğundan bahsetmek gerekliydi. Sonra Yunan, Doğu ve Batı literatüründe müzik ve mitoloji ilişkisinden örnekler verdim. Türk müziği teori kitaplarında yer alan müziğin icadı hakkındaki bir mitolojide Pisagor’un adı geçmektedir. Yazıda Pisagor ile Doğu müziğinin arasındaki mitolojinin kaynağının ne olabileceği sorgulanmaktadır. Ardından Yunan, Kelt, Germen, Sümer, İran, Çin, Mısır ve Türk Mitolojilerinde müzikle ilgili unsurların varlığına değinilmiştir. Sonuçta bu yazı bazı mitolojik hikayelerin Doğu ile Batı müzik kültürlerinin birbirinden nasıl etkilendiğini göstermesi açısından önem taşımaktadır.

 
 Anahtar Kelimeler:  
Harry Potter - Müzik Mitolojisi – Pisagor - Türk Müziğinde Mitoloji - Kaknüs.


Harry Potter veya Müziğin Anka Kuşu
Birkaç yıldır gençlerin merakla okuduğu bir Harry Potter dizisi var. Dizinin ikinci kitabı olan Harry Potter Ve Sırlar Odası'nın kapağında bir anka kuşu resmi vardır.

Bu kuş romanda da anlatıldığı gibi Harry'yi zor anlarından birinde kurtarır, yaralanmış olan Harry'yi gözyaşlarıyla iyileştirir. Harry'nin bu anka kuşuyla ilk karşılaşması büyü okulunun müdürü Profesör Dumbledore'nin odasında olur. Harry, Dumbledore'un odasına girdiği zaman "kapının arkasındaki altın tünekte, yarısı yolunmuş bir hindiye benzeyen, tiridi çıkış bir kuş duruyordu". Kuş hasta görünüyordu, kuş birden alev aldı ve yanmağa başladı. Ateş topu halini alan kuş bir saniye sonra yerde dumanları tüten bir kül yığını olmuştu. Şaşkınlıkla bakan Harry'e Dumbledore "Fawkes, bir anka kuşudur, Harry. Ankalar ölme vakti gelince alev alırlar, sonra da küllerinden yeniden doğarlar. Gözünü üstünden ayırma" der.

Resim 1.  Harry Potter ve Sırlar Odası Kitabının Orjinalinin Kapağı

  Harry hızla geri dönünce minicik, buruş buruş, yeni doğmuş çirkin bir kuşun kafasını küllerden uzattığını görür. Dumbledore masasının arkasından: "Onu bir Yanma Günü'nde görmen ne yazık, Genellikle çok yakışıklıdır. Harikulâde kırmızı ve altın rengi tüyleri vardır. Çok ağır yükler taşıyabilirler, gözyaşlarının iyileştirici gücü vardır" der.(ROWLING, 2001:248-249) Gerçekten de Harry, romanın sonunda Tom Riddle ile olan mücadelesinde yaralanır, gelen Fawkes adındaki bu anka kuşunun yardımıyla kurtulur ve onun gözyaşlarıyla iyileşir.

Resim 2. Anka kuşu - (Falname'den)

Bu olay bana Türk Müzik Mitolojisinde yer alan müziğin icadı hakkındaki hikayelerden birini hatırlattı. Bu mitolojik hikayeye göre Hindistan'da dev bir anka kuşu varmış. Bu kuşun adına "Kaknüs" derlermiş. Ormanın derinliklerinde yaşarmış. Gagasında yüz delik bulunurmuş. Hiç eşi yokmuş. Bir eş bulmak ümidiyle tatlı tatlı ötermiş. Gagasındaki bu deliklerden çıkardığı ötüşlerin/ nağmelerin etkisine gelen diğer küçük kuşları yiyerek beslenirmiş. Çok uzun yıllar yaşar, öleceği zaman ötmesi çoğalır, sonra birden alev alır ve kül olurmuş. Küllerden yeni bir yavru kaknüs kuşu doğarmış. Bu kuşu merak eden bir filozof, uzun arayışlar sonunda onu bir ormanda bulmuş ve günlerce onu izleyip nağmelerini dinleyerek müziği icat etmiş.

 

Bu hikayenin anlatıldığı zaman dilimi Selçuklulara kadar uzanır. O dönemin ünlü mistik şairlerinden Feridüddin Attar'ın eserinde bu hikayeyi bulabiliriz.(USLU, 2004:276) XV. yüzyıl Türk Müziği teorilerinden Ruhperver'de[1] de bu kaknüsten bahsedildiğini daha önce yazdığım makalede işlemiştim.

Mitolojilerde anka kuşu motifi farklı adlarla yer almaktadır. Türk Mitolojisinde Karakuş, İran mitolojisinde Simurg, Mısır Mitolojisinde Foniks (Phoenix), Hint Mitolojisinde Garuda veya Grifon diye anılır. Türklerde Anka yani Karakuş Kartalbaşı ile simgelendirilmiştir.
(ÇORUHLU, 1999:138) Selçuklularda görülen kartalbaşı süslemelerinin anlamı da budur. Romanın yazarı Rowling'in bu hikayeyi veya buna benzer Doğu Mitolojisine ait hikayeleri iyi biliyor olması gerek.

 

Müzik Mitolojileri

Müzik hakkında mitololojiler hem Doğu kültüründe hem de Batı kültüründe vardır. Batı kültürünün en eski mitolojilerini oluşturan Germen, Kelt ve Yunan destanlarında müziğin de yer aldığını görüyoruz. Bazı mitolojik hikayeler Doğu ile Batı kültürlerinin birbirinden nasıl etkilendiğini göstermesi açısından önem taşır.


Müziğin bulunuşu ile ilgili doğu müzik kitaplarında yaygın olarak bulunan hikayelerden biri de Pisagor'un müziği icat edişi mitolojisidir. Türk müzik teori kaynaklarından biri olan Hasan Gülşenî'nin eserinde Pisagor'un müziği icad edişi mitolojisi şöyle anlatılır: "Safiyyûddîn Abdülmü'min rahmetullah te'lif eylediği Kitāb-ı Edvâr'da öyle rivāyet vuhuş-ı dirayet eder ki, bu ilm-i musikînin ibtida mucidi Fisagores'dir. İlm-i hikmette Hz. Süleyman Aleyhisselâm'ın telamizelerinden olub bi-emrillah teala âlem-i misâlde üç gece alet-tevari bir şahs-ı nurani zahir olub hitab eder ki 'Ya Fisagores, kum ve'zheb ila sahili'l- bahr ve hassi'l- ilmen gariba' yani 'ey Fisagores kalk azimet eyle kenar-ı bahre ki bir ilm-i garib vardır hasıl edib ve te'lif eyleyesin' dedi. Pes üç sabah ale't-tevari ol bahr kenarına vardı. Bir kimse bulmadı, illa anı gördü ki bir bölük demirciler usul-ı tenasüb üzere çekiç ururlar. Bunların durub-ı tenasübünden tefekkürat-ı kesire hasıl edib pes evine avdet eyledi. Bi-avnillah teala ol gece sabaha dek bu ilmin kavaid-i usulunu te'lif edib andan sonra kuvvet-i riyāzet ile bir mertebeye erdi ki daima halet-i zevkden ve lisan-ı mucize beyanından bu kelam encüm sadır olurdu ki 'İnni semi'tü şehiyyeten min harekatil-eflak' yani 'Ben harekat-ı eflakten leziz ve latif nagmeler işidirim' eda-yı kamilesiyle hukema bu ilm-i şerife rağbet edib ihtiraat-ı kesire ve nagamat-ı latife elhan ettiler.".(HASAN GÜLŞENÎ, 2002:44)

 

Yukarda kısaca anlatılmak istenen şudur: Anlatılanlara göre Hz. Süleyman'ın öğrencilerinden sayılan Pisagor üç gece rüyasında bir nurani kişinin "Falan deniz kenarına git, orada bir bilim bulacaksın" demiş, Pisagor gidip orada hiçbir şey bulamayıp geri dönerken orada bulunan demircilerin çıkardıkları seslerden müziği icat etmiştir. Pisagor ruhunu terbiye için uyguladığı riyazet metoduyla gezegenlerin bulunduğu semaya kadar çıkar ve feleklerin hareketinden çıkan müziği dinlermiş. Türk müziği eserlerinde rastlanan şahısların ilginç mitolojik hikayeleri Akademik Araştırmalar Dergisi'nde yayınlanan yazıda daha ayrıntılı olarak işlenmiştir. (USLU, 2004:275-289)

 

Doğrusu Doğu müzik mitolojisinde sıkça yer alan bu hikayenin esin kaynağı neydi? Bunu tespit bir hayli zor gibi görünüyor. Nitekim Yunan mitolojisinden felsefeye kadar uzun bir tarih yolculuğu yapmak gereklidir. Ancak uzun araştırmalardan sonra Yunan mitolojisinde müziğin başlangıcı tanrılara ve özellikle de "Muse"ler / "Mousa"lar denilen mitolojik perilere kadar uzanmakta olduğu görülür. Oradan Aristo, Platon, Pisagor gibi filozofların eserlerine geçip bilimdeki yerini almıştır.

 

Yunan Mitolojisinde Müzik

Aslında Yunan Mitolojisinde tanrılar ve insanlar eğlenmekten hiçbir zaman geri kalmazlarmış. Apollon güzel lir çalmasıyla ünlüdür. Bu nedenle hem hekimliğin hem müziğin tanrısıdır. Apollon insanlara lir çalarak neşe verirdi. Zeus'un oğlu Orphee lir çalan ünlü bir müzisyendi. Karısı yılan sokmasıyla ölünce cehenneme gitmiş orada çaldığı lirle kanatlı ve yılan saçlı periler olan Erinyelerle birlikte cehennemin üç kapıcısı, üç başlı canavar köpek Cerbere'yi bile  hareketsiz bırakmıştı.(ÇOBANOĞLU, 1962:257-262)-(GREBENE, 1978:17) Bunun için Zeus ile Mnemosyne'nin dokuz kızı olarak anılan Museler / Mousalar,(GRIMAL, 1997:519) bazen insanla tanrı arası belirli bir şekle sahip olmayan periler(ERHAT, 1978:228) veya ilāheler(BEGENÇ, 1967:42) olarak tanımlanırlar. Sayıları mitolojilerde önce bir iken, daha sonra üç ve daha da sonra dokuz olduğu kabul edilmiştir. Ancak peri veya ilāhe olarak her iki tanımlamada da "Muse"ler güzel sanatları  kendilerinde barındıran özellikleri ile tanrıları ve insanları eğlendirir, şiir, destan ve methiyeleriyle onlara cesaret ve ilham verirler. Bu nedenle "Muse"ler bazen ilham perileri, bazen de güzel sanatların ilāheleri olarak tanımlanırlar. Dokuz "Muse"den biri olan Euterpe'nin müzik ilham verme veya müzik icrā etme, Kalliope'nin destansı şiir söyleme, Terpsikhore'nin hafif dans ve şiir söyleme özellikleri vardır. Diğerleri güzel konuşma (hitābet), geçmişi güzel bir şekilde hatırlatarak övme veya cesaret veren şarkılar ve şiirler söyleme (destan veya övgü) özelliklerine sahiptir. Ancak bütün "Muse"lerin başı Apollon'dur. Çünkü Apollon müziğin, sanatların ve şiirin tanrıçasıdır,(BAYLADI, 1995:62) müzik aletlerini özellikle de liri iyi çalarmış. Müziği ilham eden Euterpe de iyi flüt çalarmış ve eski Yunan vazolarında çifte flütle temsil edilir.(BEGENÇ, 1967:42-43) Aslında mitolojilerde "Muse"lerin kimin kızları oldukları, sayıları bir hayli karışıktır. "Muse"ler tanrıların eğlencelerinde mutlaka müzik çalma, eğlendirme ve şarkı söyleme özellikleriyle bulunurlar.(GRIMAL, 1997:519) İşte Yunan Destanlarındaki bu "Muse"lerin güzel sanatlardaki özellikleri filozofları da etkilemiştir.

 

Yunan filozofları anlatılarını ve fikirlerini bu destansılardan yararlanarak aktarmışlardır. MÖ 585-500 yıllarında yaşadığı düşünülen filozof Pisagor umutsuzluğa düşen veya çabuk öfkelenen hastaları belirli melodilerle tedavi etmeğe çalışırmış. Hipokrates'in bazı hastaları ilahilerle tapınağa götürerek iyileştirmeğe çalıştığı anlatılır.(ADASAL, 1955:37-38)-(GREBENE, 1978:17) Pisagor / Pythaghoras'ın fikirlerini aktaran öğrencileri tarafından kaleme alınan Magna Graecia'da yeniden ele aldıkları "Muse"ler kültünde onların yeni özellikler kazandıkları görülmektedir. Filozoflar "Muse"lerin eski özelliklerine geçmişi anımsatma, gök çevrelerinin uyuşumunu sağlayan müziğin ilahelerine astronomi ve matematik bilgisi verdiklerini de eklediler.(BONNEFOY, 2000:801) Yukarda cevabını aradığımız Pisagor'un müziği icādı hikayesinin kaynağı da işte bu Pisagor'dan öğrencilerinin anlattıkları olmalıdır. Diğer taraftan yine Türk Müziği kaynaklarında müzik/ musiki kelimesinin aslı anlatılırken bu "Muse" kelimesi ile ilişki kurulur, Yunancada "Muse/ Musi" etkili söz, şiir; "ki" ölçü anlamına gelmekte ve iki kelime Arapça'ya birleşerek Musıki şeklinde girdiği anlatılmaktadır. Çünkü Arapça'da bunun karşılığı "Lahn" veya "Gına"dır.

 

Apollon'un iyi müzik çaldığını anlatan iki efsane vardır. Her ikisi de Anadolu'da şu ünlü Kral Midas'ın huzurunda meydana gelmiştir. Bu mitolojiye göre Athena bir gün bir kaval bulmuş ve onu öttürerek eğleniyormuş. Ancak onu kaval çalarken görenler yüzünün aldığı şekille alay edip onu kızdırmışlar. Buna kızan Athena elindeki kavalı atarken "Seni kim bulursa başına belā gelsin" demiş. Babası iyi bir müzisyen olan ve iyi bir müzik kulağına sahip Marsyas bu kavalı her nasılsa bulmuş. Sesi hoşuna gitmiş ve onu yanında alıkoymuş. Onu sık sık çalıyormuş. Güzel kaval çalmadaki ünü iyice yayılmış. Bir gün güzel sanatların ve müziğin tanrısı Apollon onun ününü duyunca merak etmiş. Onu yarışa davet etmiş. Şāhit olarak da Midas'ı seçmiş. Apollon liri ile, Marsyas kavalı ile müzik yarışı yapmışlar. Marsyas, Apollon'u geçmiş. Midas, Marsyas'ın Apollon'u geçtiğini söyleyince, Apollon sinirlenip "Eşek kulaklı müzikten ne anlar" diyerek Midas'ın kulaklarını eşek kulağına çevirmiş, Marsyas'ı ise bir ağaca bağlayıp derisini yüzerek öldürmüş.(BAYLADI, 1996:144-145) Bir diğer anektotda Apollon, iyi flüt çalan keçi ayaklı Pan adlı bir başkası ile Midas'ın önünde müzik yarışmasına katılır.(BAYLADI, 1995:68) Olayın sonu yukardaki gibi biter. Hüseyin Üreten tarafından "İlk Müzik Yarışması" olarak nitelenen(ÜRETEN, 2004:30) bu anlatımın farklı varyantları vardır. Eski Yunan filozoflarından Sokrates'in öğrencisi Platon (Eflātun) da müziğin kişiye hoşgörü ve rahatlık verdiğini belirtirken, öğrencilerinden Aristotales (MÖ. 384-322), müziğin insan ruhu üzerindeki etkilerinden bahsetmiştir. Buraya kadar kabul edilebilir ancak Yunan şāiri Homeros'un (MÖ IX. yy.) "Odyssiea" adlı yapıtında müziğin kanamalara iyi geldiğini iddia etmesi mitolojiyle karışık bir inançtan kaynaklanıyor olmalıdır.(ÇOBANOĞLU, 1962:257-262)-(GREBENE, 1978:17) Odyssiea'da Ulis adlı kişinin yabani dev domuzun saldırısıyla bacağından yaralanır ve Otolikos'un iki oğlu bacağını sarıp kanamayı şarkılar söyleyerek durdururlar.(GREBENE, 1978:18) Eski Yunan'ın Athennaops adlı hekimi hasta bölgenin üzerinde çalgıyı çalarak ağrıyı geçirirmiş.(GREBENE, 1978:18)

 

Keltler ve Germenler'in Mitolojilerinde Müzik

Avrupa'nın eski topluluklarından Keltler ve Germenler'in mitolojilerinde müzisyenler genellikle tanrılar veya periler tarafından korunan, büyülü ve esrarlı kişilerdi. İrlandada yaşayan Keltler'in Okyanus tanrısı Llyr (Lir) iki oğul sahibi idi. Bunlardan biri Bran adlı dev bir kahramandı. Bran aynı zamanda müzikseverdi ve müzisyenleri korurdu. Onun için şiir ve müzikle uğraşanlar büyülü bir güce sahiptiler. Bran sihirli bir kazanı olan seyyahtı ve cehennemin kıralıydı.(MUTLU, 1965:177) Yine Keltler'in inandıkları Angus tanrısı bir müzik aleti çalardı. Çalgısının sesini işiten onun büyüsüne kapılır, onu takip ederdi.(MUTLU, 1965:178) Finlilerin mitolojilerinde yarı insan yarı tanrı bir milli kahramanları vardır. Vainamoinen adlı bu kahramanın olayları "Kalavala" diye adlandırılan bir epik şiirde anlatılır. Bu kahraman şarkılarıyla doğa kuvvetlerine egemen olur ve düşmanlarını mağlup eder. Hâttā bir savaşta ağır yaralanırsa da eski bir skandinav şarkısıyla kendisini, yaralarını iyileştirir.(GREBENE, 1978:18) Almanya'da yaşayan Germenler'in mitolojilerinde "Wodan-Odin" adlı tanrı şiir ve savaş tanrısıydı. Şairlerin koruyucusu ve ilham kaynağı idi.(MUTLU, 1965:194) Germenler'in bir diğer şāirler tanrısı Bragi Bran kadar eski bir inanış değildir. Bragi inanışı IX. Yüzyılda ortaya çıkmıştır.(MUTLU, 1965:200) Germenler'de özellikle müzik tanrısı yoktur, ancak zaten şiir, şair ve müzik anlayışı ortaktı. Müzik sihirli ve büyülü olacaksa bunu ya tanrılar veya su perileri olan, ormanlarda ve su kıyılarında yaşayan Elfler yapardı. Geleceği bilen Elfler mehtaplı gecelerde şarkı söyleyip dans ederlerdi. Müzik söyleyip dans eden Elf  Kızlarını gören erkekler büyülenir ve ölürdü.(MUTLU, 1965:204)

 

Orta Doğu Mitolojilerinde Müzik

Ortadoğu Medeniyeti'nden Sümer Mitolojisinde Ea-Oannes (su evi anlamındadır) tanrısı su kenarında yaşar, insanlara güzel sanatları, şiir ve güzel konuşmanın temeli olan edebiyat, müzik ve tarım öğretirmiş.(MUTLU, 1965:84) Sümer tabletlerini inceleyen Kramer, Sümer inanışında tanrıların katında bulunan adālet, barış, güç, yaratıcılık gibi özellikler yanında lilis, ub, mesi, ala denilen dört müzik çalgısının bulunduğunu, müzik ve sanatında tanrı katında var olanlar arasında olduğunu listelemiştir.(CAMPBELL, 1962:114)

 

İran Mitolojisi'nde müziğin icadı ve büyük ustası eski krallardan Cemşid'in hānendesi Barbed'dir. Kendi adıyla anılan, Barbed denilen udu veya bir telli çalgıyı icād eden de odur. Bu tema / mazmun Türk Müziği güftelerinde işlenen bir konudur.

 

Mısır Medeniyetinde Osiris, bir tabiat tanrısı iken her türlü şiddete karşı imiş. Bütün ülkeleri şarkı söyleyerek ve müzik konserleriyle zaptetmiştir. Ülkeleri iyilikle idāre etmiştir.(MUTLU, 1965:52) Bu yönüyle ünlü Davut Peygamberi hatırlatmaktadır. Davut Peygamber de söylediği "Mizmarlarla", ilāhilerle insanların gönüllerini fetheder, hastalıklarını iyi edermiş. Osiris'i kıskanan kardeşi Set, onu tuzağa düşürüp öldürmüş, o da Ölüler Tanrısı olmuş.(MUTLU, 1965:52) Mısır Mitolojisinin Gök Tanrısı Hator, kadınların koruyucusu olduğu gibi neşe, aşk, dans ve müziği ilham ederdi. Müzisyenleri korurdu.(MUTLU, 1965:60) Yunan mitolojisindeki dokuz "Muse" gibi, Mısır Mitolojisinde de zamanla bu Hatorların sayısı dokuza çıkmıştır. Mısır Mitolojisinde neşe, aşk, dans ve müziğe ek olarak Hatorlar çocukların geleceklerinden haber verirlerdi.(MUTLU, 1965:72) Mısır Medeniyetinde M.Ö. 2560'a doğru hayatta olduğu bilinen ilk müzisyen Kufu Ank bir flütçü idi. Kralın müzisyenbaşıydı. Mitolojik inançlarda şarkılar çoğunlukla ölüm ötesi temalar işlenmiştir. Sistr, takırtılı tahtalar, klarnet, çenk, flüt gibi çalgılara daha sonra yabancı müziğin etkisiyle dümbelek, lir, obua, lavta gibi çalgılar katılmıştır.(MEYDAN LAROUSSE c.VIII, 1972:741) Eski Mısır'a ait bir papirüste "vebayı getiren rüzgara karşı" bir "kantik/ ilahi-şarkı" kaydedilmiştir. Yine IX. Yüzyıla ait tıbbî konulardan bahseden bir kopt papirüsünde bir deri hastalığını tedavi için Cebrail, Rafael ve Oriel'e karşı okunacak bir şarkıdan sözedilmektedir.(GREBENE, 1978:18) Bir papirüste yazdığına göre eski Mısır'ı yöneten beşinci hanedanın kraliçesi gebeliği süresince çok hastalanır, gebeye yardım ve tedavi etmek için beş dişi tanrı beş müzisyen kız kılığında gelip şarkılarıyla kraliçeyi tedavi ederler.(GREBENE, 1978:20)

 

Çin Mitolojisinde Müzik

Çinlilerin Mitolojisinde müzikle ilgili bilgiler tarih anlatılarıyla karışıktır ve aktarılan bilgiler MÖ III. Bin yıla kadar uzanır. Eski Çin'de gür ses veren ve "Lo" denilen bir gongun cinleri kaçırdığına inanılır ve iyi olması için hastanın yanında bu gong çalınırdı.(GREBENE, 1978:18) Mitolojide müziği icād eden Fuhsi (M.Ö. 2935) aynı zamanda Çin Müziğinde bulunan beş kanun çalgısından ilkini icād etmiştir. Efsanevi kraliçe Niu-gua bambu borulardan Çıng denilen ağız orgunu icat etmiştir. İmparator Şûn (M.Ö. 2255) Müzik Felsefesini kurmuş, müzikteki herşeyin bir anlamı olduğunu söyleyerek ahlâk esaslarına dayandırmıştır. Pan flütünü (P'ey-hsiao) ve beş ipek telli sazı icād etmiştir. Onun yaptığı "Da-Şao" adlı beste kendisinden sonra gelen Konfüçyüs'ü bile etkilemiştir.(MEYDAN LAROUSSE c.III, 1972:262-263)  Hsuang Ti, "Sarı İmparator" diye bilinir ve 12 zilli konsol ile borulardan oluşan bir müzik aleti icād etmiştir. Beş sesi ilk defa bu imparator armonize etmiştir.(CAMPBELL, 1962:383) Bununla birlikte Konfüçyüs'ün düşünce sisteminde ilk ciddi yenilik yapan M.Ö. 480-400 yıllarında yaşayan Mo Tzu'nun müzikle ilgili çalışmaları çok önemsenmektedir.(CAMPBELL, 1962:418) Eski çağlardan beri bilinen Çin Müziğindeki beş nota, Çou Sülâlesi (M.Ö. 206) zamanında yedi nota olmuştur.(MEYDAN LAROUSSE c.III, 1972:262-263) Çin Filozofu Konfüçyüs belki de bu eski inançların etkisiyle müziğin etkilerinden bahsetmek ihtiyacını hissetmişti.  Ona göre

"müzik yapıldığı zaman kişiler arası ilişkiler düzelir, gözler parlak, kulaklar keskin olur. Kanın hareketi ve dolanımı sakinleşir. Görenekler değişir ve dünyada herşey bir düzen içinde olur. Müzik tonların verimidir. Neşeli sesler ince ve yavaştır, ruha rahatlık verir. Sevinç dolu sesler yüksek ve sonra dağılıcıdır. Öfkeli sesler korkunç ve kabadır. Saygı taşıyan sesler doğru ve gösterişsizdir. Sevgi gösteren sesler yumuşak ve ahenklidir. Ancak sesin bu altı özelliği doğal değildir, dış etkenlerin aracılığı ile meydana gelen etkilerdir. Müzik ahenkle süslenir, iyi ruhlara yönelir."(KONFÜÇYÜS, 1963:18)

 

Türk Mitolojisinde Müzik

Türkler'in mitolojilerinde müzik az yer tutar. Daha çok kahramanlıkla ilgili olduğu için Türkler'in en eski destanlarında müziğe pek rastlanmaz. Bununla birlikte Uygur Türkleri'nin inanışlarında yer alan Budist Mitolojide "Apsara"lar sularda ve bazı ağaçlarda yaşayan su perileridir. Germenler'in Elfleri gibi müzik yapıp şarkı söylerler.(ÇORUHLU, 1999:208) Yine bu inanışa göre "Sarasvati", müzik ve bilgelik tanrıçasıdır.(ÇORUHLU, 1999:220) Doğu mitolojisinde görüldüğü gibi Türk-İslâm Mitolojisinde Venüs/ Zühre diğer adıyla Çoban Yıldızı'nın etkisi neşe, eğlence ve sevgidir. Müzik gibi işlere yatkın bir etkisinden dolayı Doğu Mitolojisinde çoğunlukla minyatürlerde "Çenk" çalgısı ile birlikte çizilmiştir.(AND, 1998:345-346) Bu anlayış Türk Müziği sözlerinde de görülür. Eski Türk Müziği kitaplarında makamlarla yıldızlar, insanlar arasında bir etkileşmeden söz eden aktarmaların da mitoloji ile yakından ilgisi vardır. Bununla birlikte XV.yüzyıl eserlerinden Ruhperver'de müziğin icadıyla Âdem Peygamber'in yaradılışı arasında bir ilgi kurulur.(USLU, 2004:276)  Türkler'de müzik mitolojisi için Akademik Araştırmalar Dergisi'ndeki yazı önemlidir.(USLU, 2004:275-289)

 

Sonuç
Sonuçta Harry Potter romanındaki bir mitolojik ögenin gerçekte Doğu Mitolojisinde yer aldığı kaynaklarıyla ispat edilerek başlanan bu yazı, bazı mitolojik hikâyelerde görüldüğü gibi Doğu ile Batı Müzik Kültürlerinin arasında ortak noktaların var olduğuna işāret etmektedir. Yazı Türk Müzik Literatüründe bugüne kadar ele alınmayan Müzik Mitolojilerinin doğrudan veya dolaylı olarak Doğu ile Batının birbirinden nasıl etkilendiğini göstermesi açısından önem taşımaktadır. Müziğin icādı ile ilgili mitolojilere ilk defa bu yazıda dikkat çekilmektedir.

 
 

DİPNOTLAR:                                          

[1] Anonim Ruhperver Doç. Dr. Hakan Cevher tarafından (İzmir 2003) yayınlanmıştır. Bu eserde yer alan mitolojilerden daha önce yayınlanan bir makalemde yararlanıp değerlendirmiştim.

 

KAYNAKLAR:                         

AND, Metin; (İstanbul, 1998). Minyatürlerle Osmanlı İslam Mitologyası.
ANONIM; (İzmir, 2003). Ruhperver, Hazırlayan: Doç. Dr. Hakan Cevher.
BAYLADI, Derman; (İstanbul, 1996). Efsaneler Dünyasında Anadolu: Anadolu Mitolojisi.
BAYLADI, Derman; (İstanbul, 1995). Mitoloji: Tanrıların Öyküsü.
BEGENÇ, Cahit; (İstanbul, 1967).Anadolu Mitolojisi.
BONNEFOY, Yves (ed.);  (Ankara, 2000). Antik Dünya ve Geleneksel Toplumlarda Dinler  ve Mitolojiler Sözlüğü, Hazırlayan: Levent Yılmaz, II, s.801.
CAMPBELL, Joseph; (New York, 1962). The Masks of God: Oriental Mythology.
ÇOBANOĞLU, E.;  (Ankara, 1962). Ruh Hastalıklarının Güzel Sanatlarla Tedavisi, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Mecmuası, Sayı 13.
ÇORUHLU, Yaşar; (İstanbul, 1999). Türk Mitolojisinin ABCsi,, s.138.
ERHAT, Azra; (İstanbul, 1978). Mitoloji Sözlüğü.
GREBENE, Bekir; (Ankara, 1978). Müzikle Tedāvi.
GRIMAL, Pierre;  (İstanbul, 1997). Mitoloji Sözlüğü Yunan ve Roma (çeviren: S. Tangüç- C. Karakaya).
HASAN, GÜLŞENÎ; (İstanbul, 2002). Zübde-i Makale-i İlm-i Edvar, Yayına Hazırlayan: Yrd. Doç. Dr. Recep Uslu, Journal of Academic Studies/ Akademik Araştırmalar Dergisi, Sayı:12.
KONFÜÇYÜS; (1963). Büyük Bilgi (çeviren:  M. N. Özerdim), Millî Eğitim Bakanlığı Yayını.
MEYDAN LAROUSSE; III, s. 262-263; VIII, s. 741

MUTLU, Belkis; (İstanbul, 1965?). Efsanelerin İzinde Yakın Doğudan Kuzey Avrupaya.

ROWLİNG, J. K.; (İstanbul, 2001). Harry Potter ve Sırlar Odası.
USLU, Recep; (İstanbul, 2004). Türk Müziği Teori Eserlerinde Mitoloji, Journal of Academic Studies / Akademik Araştırmalar Dergisi, Volume: 5, No.19.
ÜRETEN, Hüseyin; (İstanbul, 2004). İlk Müzik Yarışması Çine Çayı Efsanesi, Toplumsal Tarih, Sayı: 126

 

 www.muzikbilim.com
Bütün hakları saklıdır.