AMAÇ, KAPSAM
VE YÖNTEM
2001 yılının ikinci
yarısında okunan belgelerden dünyaya dağılmış
Yahudi Kültürü hakkında araştırma yapmanın çok zor olduğu fark edildi.
Bu yüzden de konunun tarihsel süreci kısıtlandı Klezmer
hakkında daha evvel araştırma yapılmadığı için de Klezmer
Müziği'nin Erken Dönemi'ni yani oluştuğu dönem incelemeye karar
verildi. Bu karar; Klezmer Müziği hakkındaki araştırmayı daha sonraki
yıllarda da devam ettirme isteğinin büyük payı oldu. Başlangıç
dönemini incelemekle daha ilerisi için bir başlangıç yapmak istendi.
Hitap edilen okuyucu
kitlesi genellikle Yahudi dışı dinlerden
olacağından
Klezmer Müziği'ni anlatmadan önce, bahsedilecek kavramların yabancı
gelmemesi için, müziğin oluşumunda çok önemli yer tutan "Yahudi"
kavramı ve doğurduğu alt kültürler, Yahudi dininin gelenekleri hakkında
bilgi verildi. Çalışmayı hazırlama sürecine bir çok zorluk ile
karşılaşıldı. Karşılaşılan ilk zorluk, kısmen yabancı olduğumuz Aşkenaz
kültürü ve gelenekleriydi. Seferad Cemaati'nin çoğunlukta olduğu,
Aşkenaz Cemaati'nin ise; neredeyse yok denecek kadar az olduğu
İstanbul'da, kitaplar haricinde bilgi alabilecek çok az kişi vardı.
Birebir bilgi alınan tek kişi İstanbul Aşkenaz cemaatinden Yidiş
kültürü ile ilgili yazılar yazan Dr. Robert Schild oldu.
Konu
hakkında, -şimdilik- çok
fazla detaya girilmeden fakat genel anlamda okuyucuya bilgi vermek
amaçlandığından, araştırmanın başlığı "Erken Dönem Klezmer Müziğine
Genel Bakış" olarak seçildi. İnceleme sırasında Klezmer müziğinin
oluşumu ve oluşumunu etkileyen faktörler ele alındı. Erken Dönem
Klezmer Müziği Teorisine; sadece okuyucuya kısa bir bilgi vermek
amacıyla değinildi. Klezmer Müziği Teorisi, ayrıca incelenecek çok daha
geniş bir araştırma konusu olduğundan, çalışmada bu konuya fazla yer
verilmedi.
GİRİŞ
"Klezmer",
Aşkenaz Yahudileri'nin, hattâ; Yahudi ruhunun hüzün
ve neşesini bir arada ve en iyi ifade eden müzik türüdür. Neşenin ve
hüznün aynı tınılarda bu kadar iyi ifade edildiği, kendisiyle dalga
geçen, dünyayı alaya alan, dışarıdan bakıldığında hafif bir müzik tarzı
olarak gözüken, fakat içinde çok yoğun duygular ve felsefe barındıran Klezmer;
Yahudiler'in binlerce yıl boyunca yaşadığı felâketler, geçmişe ve
geleneklere bağlılık ve yaşamının yalın bir ifadesidir.
Klezmer; 400
yıl boyunca Avrupa'da
gezmiş Yidiş Troubadur'ların müziğidir. Açıkça; "Klezmer": Orta,
Doğu ve Batı Avrupa'da yaşamış Aşkenaz Yahudileri'nin müziğidir. Bu
cümle ilk kez okunduğunda içindeki yabancı kelimelerden dolayı
okuyucuya hiçbir şey ifade etmeyebilir fakat Yahudi, Aşkenaz
ve Klezmer gibi
kavramlar tek tek açıklandığında konuyu daha iyi kavrarız.
Klezmer Müziği'nden
bahsetmeden önce, bu
müziğin sahibi olan toplumun, Yahudiler'in kim olduğu, nasıl bir kültür
ve gelenekleri olduğu anlatılmalıdır. Musevîlik olarak da adlandırılan
kitâbî dinin, doğuş yeri ve kökenleri Ortadoğu'ya dayanır. Yahudilik
bir din olmanın yanında, inananları tarafından bir ırk olarak da kabul
edilir. Yahudiler, dünyanın çeşitli ülkelerine dağılmış; 1948'de İsrail
Devleti'nin kuruluşuna kadar kendilerine ait toprağı, ortak dili
olmayan ve bütün bunlara rağmen çok güçlü bir birlik ve ortak kimlik
duygusu taşıyan bir halktır. Dînî inanç ve törenlerini doğumdan ölüme,
hayatlarının her anına koymuşlardır. Dînî yaşam ve gündelik yaşam,
paralel bir çizgide devam eder. Din ve dinin getirdiği kurallar ve
törenler temel Yahudi kültürünü meydana getirir. Yahudiliğin
önemli kavramı "diaspora", M.Ö.VI.yüzyılda, Kudüs'ün Babilliler
tarafından yakılıp yıkılmasından sonra ortay çıkan bir kavramdır.
Yahudiler'in kutsal kitabında geçen kutsal topraklar (vaad edilmiş
topraklar) dışında yaşayan bütün Yahudiler diasporada kabul
edilir. Diasporada yaşamak tarih içerisinde, üzerinde yaşanılan
bölgenin coğrafî, tarihsel ve kültürel özelliklerine göre, çeşitli alt
kültürler doğurmuştur.
Yahudi olmak; sadece
dînî bir inancı kabul etmek değildir, dünyanın her
bir yanına dağılmış Yahudiler ister Amerika'da, ister İstanbul'da
olsunlar ortak bir duygu altında birleşmişlerdir. Bu duygu,geçmişe olan
bağlılık ve ortak kaderdir. Yahudiler sayıca az, dağınık bir halktır.
Her zaman toplumlardaki küçük azınlıkları oluşturmuş ve her bireyin bir
veya iki kuşak öncesi o ülkenin göçmenidir.
Yahudi dînî
gelenekleri; hatırlatıcı, anma törenleri niteliğindedir.
Yahudiler tarihlerine sıkı sıkıya bağlı olduklarını, yaptıkları dini
törenlerle de açıkça belli etmektedirler. Din ve uzantısı törenler,
kültürü oluşturan temeller olduğundan çok önemlidir. Gelenekler ve
ritüeller yerleşimlere, göçlere, savaşlara, zamana ve içinde yaşanılan
toplumlara göre değişim göstermiş ve Yahudi toplumu kendi içinde büyük
kültürel kollar oluşturmuştur. En önemli iki temel kültürel ayrım Sefarad
ve Aşkenaz olarak adlandırılan iki
ayrı toplumdur.
Geldikleri yer
bakımında İspanya'nın; yaşadıkları bölge bakımından
Doğu'nun ve İslamiyet'in etkilerini kültürlerinde yaşatan Sefarad
Yahudileri; Doğu ve Orta Avrupa'da yaşamlarını sürdürmüş ve
buradaki toplumlardan etkilenerek kendilerine kültür yaratmışlardır.
Klezmer Müziği'nin yaratıcıları ve sahipleri Aşkenaz Yahudileri ile
Seferad
Yahudileri; bölgesel ve dinsel etkileşim farklılıkların yarattığı iki
ayrı kültür olsalar da, temelde birleştirici olan ırk ve din olgusu, bu
iki kültürü aynı kılar.
Kutsal kitapta "Aşkenaz"
sözcüğü "Almanya" anlamına
gelmektedir. Batı, Orta ve Doğu Avrupa'da ve günümüzde Amerika'da
yaşayan Aşkenazlar,
ibadet yerleri olan sinagoglardaki mimari yapıları, giysileri,
konuştukları Yidiş dili, İbraniceyi öğrenme ve telâffuz
şekilleri, dualarda kullanılan müzik ve gelenekler bakımından
Sefaradlar'dan tamamen farklıdır. IX.yüzyıldandan itibaren Almanya'nın
güney-batısında yaşayan Aşkenaz Yahudileri, Ortaçağ Almancası ve
İbranice karışımı Yidiş dilini kullanmaya başlamışlardır. Yidiş
dilinin kullanıldığı geniş bir edebiyat ve müzik, Yahudi
kültürünün önemli bir parçasını teşkil eder.
Ortaçağ'dan beri
Almanya, İsviçre, Kuzey İtalya, Orta Fransa ve
İngiltere gibi bölgelerde, "Getto" adı verilen kendilerine ait
mahallelerde yaşayan Yahudiler, zamanla getto yaşamından
sıkıntı duyarak başta Polonya olmak üzere; Doğu Avrupa'ya doğru göç
etmeye başlamışlardır. Yahudiler; Doğu Avrupa'daki "shtetl" adı
verilen Yahudi kasabası yaşam tarzını tercih etmiştir. Shtetl
adı verilen bu küçük kasabalar dışında, Yahudiler Vilna, Minsk, Odessa,
Kiev, Kishinev gibi büyük şehirlere de yerleşmişlerdir. 1500'lü
yıllardan itibaren İspanya, Polonya ve Orta Avrupa'dan kovulan
Yahudiler; Polonya, Romanya, Ukrayna, Belarus ve Litvanya gibi ülkeleri
kapsayan, Karadeniz'den Baltık Denizi'ne kadar uzanan bir bölgeye
yerleşmişlerdir. Aşkenazlar'ın ortaya çıkardığı Yidiş kültürü,
Yahudiliğin tutucu dînî kurallarından dolayı gelişmemiş; ancak Fransız
Devrimi (1792) sonrasında milliyetçilik etkilesiyle, "Haskala"
adı verilen Aydınlanma Döneminde ortaya çıkmıştır. Müzik açısından ilk
olarak dindışı profesyonel müzisyenlik, dans ve eğlence kültürünün
ortaya çıkışıyla, kendini göstermiştir. Yahudi Müziği, bu dönemden
önce, yaşanılan bölgenin geleneksel motiflerini kapsayan dinsel
melodilerden ibarettir. Klezmer Müziği'nin ortaya çıkışı, bu
döneme rastlar. Klezmer Müziği'nin çıktığı ve geçmişten gelen birikimle
bir repertuar oluşturduğu söz konusu dönem, XVII.yüzyıl sonlarına doğru
başlayıp XVIII.yüzyıl sonlarına kadar bir yüzyıl boyunca devam
etmiştir. Bu dönem; "Erken Dönem Klezmer Müziği" olarak
adlandırmaktadır.
Shtetl adı
verilen kasabaların küçük
Bohem mahallelerinde, çingenelere benzer bir hayat süren Klezmer
Müzisyenleri yani "Klezmorim"ler, icrâ ettikleri müziğin
oluşumunu ve gelişimini anlamak için, Erken Dönem Klezmer Müziği
incelenmelidir. Klezmer zaman içinde değişikliklere uğramış olsa da,
kökleri 1800'lü yıllarda Pale denilen yerleşim bölgesinde
hangi şartlarda yaratıldığı incelenmelidir.
Pale
bölgesinde yaşayan Klezmorimler
daha sonraları kendilerini geliştirmiş olsalar da, ilk başlarda Yahudi
Çingenesi veya Yahudi Romanı olarak da adlandırabileceğimiz
kesinlikle nota bilmeyen, Meşk yöntemiyle müzik öğrenmiş,
gerekirse boğaz tokluğuna çalan, hokkabazlık yapan, kendi cemaati
tarafından bile aşağılanan, Bohem müzisyenlerdi.
Klezmorimler, aynen
Çingeneler ve Amerika'daki cazcılar gibi mafya,
kadın ticareti gibi işlerin döndüğü kötü namlı mahallelerde yaşarlar,
müziklerini gerek yerel çevrelerde gerekse gezerek icrâ ederlerdi.
Yahudi düğünleri ve diğer düğünler Klezmorimler için, müzik
çalabilecekleri en rahat olaylardı. Çünkü zaman zaman yaşadıkları
bölgelerin yönetimleri tarafından müziklerini icrâ etmelerine veya icrâ
ediş tarzlarına kısıtlamalar getirilirdi.
Balkan, Türk, Yunan
gibi yerel müziklerin etkileri dışında; Sinagog
Müziği, 1700'lü yıllarda müziği ibadette kullanan Hasidik
Cemaati'nin müziği, Abraham Goldfaden'ın 1800'lü yıllarda
Romanya'da başlattığı Yidiş Tiyatrosu yani halk için opera
çalışmaları Klezmerin oluşumunda çok etkili olmuştur. Bütün bu
özellikleri içinde barındıran Klezmer Müziği zamanla değişmiş, Aşkenaz
Cemaati dünya üzerindeki yolculuğunu devam ettirdikçe, savaşlar,
felâketler gibi diğer etkenler ve değişen popüler müzikler, zamanla
Klezmer Müziği'ne yeni boyutlar kazandırmıştır.
Erken Dönem
Klezmer Müziği; eğlence
amacıyla kullanıldığı için düğün veya dans müziği,
müziğin birebir
karakterini enstrumanların ortaya koyması nedeniyle enstrumantal
müzik, barındırdığı yerel etkiler ve özel bir kültüre ait
ollmasından ötürü yöresel müzik olarak; çeşitli şekillerde
tanımlanır.
XIX. yüzyıl
sonlarında, Avrupa'da artan Yahudi düşmanlığı (Antisemitizm),
birçok Aşkenaz Yahudi'sinin Amerika'ya göç etmesine neden olmuştur.
Klezmer, özellikle Amerika'nın doğu bölgelerinde yayılmış Yidiş
Tiyatroları'nın radyolarda yer alması ve plaklar sayesinde tüm
ülkeyi sarmıştır. 1920'lerde ve 1930'larda en parlak dönemini yaşayan
Klezmer Müziği; ekonomik bunalım ve ardından gelen II. Dünya Savaşı ile
unutulmaya yüz tutmuştur. Savaştan sonra ortaya çıkan hafif müzik
furyası, genç Yahudi müzisyenleri köklerinden uzaklaştırmış ve kültürel
asimilasyona (yok olma) sebep olmuştur. Bu sırada Klezmer, sadece New
York civarındaki Yahudi tatil yerlerinde Mickey Katz gibi, aynı
zamanda gösteri sanatçısı olan müzisyenler tarafından icrâ edilmiştir.
1980'lerde tamamen
unutulan bu müzik, 80 sonrası bir avuç Amerikalı
Yahudi etnomüzikolog tarafından yeniden keşfedilmiştir. Bu
etnomüzikologlar sayesinde eski değerler tekrar su yüzüne
çıkarılmıştır. Eski plaklardaki müzisyenler bulunup, tekrar konserlere
çıkarılmış (Dave Tarras gibi), birlikte çalınıp, parçalara yeni
yorumlar getirilmiştir. Zev Feldman, Andy Statman, Henry
Spoznik gibi yeni nesil
müzisyenler Klezmer Conservatory Band, Klezmatics, Kapelye,
Brave
Old World gibi yeni gruplar kurmuşlardır. Ithzak Perlman
gibi ünlü Yahudi klasik müzik duayenleri de arşiv çalışmaları
yapmıştır. "Revival" olarak anılan bu dönem Klezmer Müziği'nin
en önemli dönemidir.
Günümüzde Klezmer;
Rock, Caz, hatta Techno gibi popüler olan her tarz
müzikten etkilenir ve bunlarla beraber Fusion tarzda bir müzik
oluşturur. Ayrıca; günümüzde Avrupa, Amerika ve İsrail'de birçok
festivaller ve seminerler düzenlenmektedir. Aynı zamanda, Klezmer
Müziği, etnomüzikoloji bölümlerinde birçok araştırmanın konusu
olmuştur. Hâlen etnomüzikologlar ve Yeni Çağ Klezmorimleri, Klezmerin
akademik olarak çalışılıp çalışılmayacağını tartışmaktadırlar. Nota
bilmeyen gezgin müzisyenlerin müziğinin akademik ortamlarda
kuramlaştırılmaya çalışılmasının doğru olup olmayacağı ayrı bir
tartışma konusudur.
"KLEZMER"
NEDİR?
Etimolojisi
Klezmer
kelimesi; İbranice "kle"
ve "zemer" sözcüklerinin birleşmesinden oluşur. Ülkemizde bu
konu üzerinde çalışan iki araştırmacı Muammer Ketencioğlu ve Robert
Schild'e göre; iki kelimenin ayrı ayrı anlamları farklı olarak
biliniyorsa da, toplamda kelimenin anlamı iki araştırmacıya göre de
aynıdır. Ketencioğlu kelime karşılığını şarkı gemisi olarak
ifade etmektedir. (Ketencioğlu, 1995) Schild ise, İbranice "kli" kelimesi "alet" ve "zemer"
kelimesi "ezgi" anlamında; her iki kelimenin dolaylı anlamının
"keley-zemer"-"klezmer" kelimesini oluşturduğunu ve anlamının "sesin
iletimi" anlamına geldiğini söylemektedir. (SCHILD,
2001: 21) Kelimenin genel anlamı "şarkı söylemek"
yani "sesi iletmek"tir. Bunu Klezmer Müziği'nin günümüzde en çok
tanınan klarinet virtüözü Giora Fiedman'ın kendi stilini ifade
etmekte kullandığı sözlerden de anlarız:
"Ben
klarinet çalmıyorum, klarinetimle şarkı söylüyorum"
(KETENCİOĞLU,
1995)
Burada
kullanılan şarkı söyleme ifadesi insan sesine en yakın müzik aletleri
olarak bilinen klarinet ve kemanın Klezmer Müziğin en popüler
enstrumanları olmasıyla da açıklanabilir.
Klezmer
terimi, Amerika ve Avrupa'da bu
konuda araştırma yapanlara göre ise, Yidiş bir kelimedir.
Kelimenin kökeni daha önceden de bahsettiğimiz üzere; İbranice müzik
enstrumanlarından gelmektedir. XVI. yüzyıl Trinity College,
Cambridge'de yayımlanmış bir metinde "sele-semorim" terimi
artık bir aleti değil, çalgıcıyı tanımlamaktadır. Bu terim, ilk kez
XVII. yüzyılda, Avrupa'daki profesyonel müzisyenleri tanımlamak için
kullanılmıştır
Bir Müzik Türü
Olarak Klezmer
Klezmer; Orta ve Doğu
Avrupa Aşkenaz Yahudileri'nin müziğidir. Klezmer
Müziği'ni bir tür olarak, enstrumantal müzik, düğün müziği,
dans müziği, yöresel müzik veya Çigan Müziği
olarak tanımlayabiliriz.[3]
Klezmer akademik veya salon müziği diye tabir edilen
müziklerden değildir.(SCHILD, 2001: 21) Nota bilmeyen, basit
insanların çaldığı tınılardan oluşur.
Resim
1. Klezmorim
Klezmer içinde sözlü
parçalar barındırsa da, genel olarak baktığımızda
enstrumantal bir müzik türüdür. Klezmer Müziği'ne yön veren ve
iskeletini oluşturan temel, kullanılan enstrumanlardır. Müziği
oluşturan karakteristik keman ve klarinet gibi enstrumanlar olmazsa
Klezmerin yapısı ortaya çıkmaz. Duyguları enstrumanlarla bir insan gibi
ifade eden Klezmer, çağlar boyunca kullandığı enstrumanlarla
yapılanmıştır. Buna örnek vermekgerekirse; piyano ile karakteristik bir
Klezmer Müziği çalınamayacağını söyleyebiliriz.
Erken dönemlerde bir
eğlence müziği olan Klezmeri geliştiren en önemli
unsur düğünlerdir. Bu yüzden tür olarak düğün müziği olarak
tanımlayabiliriz. (bkz: Düğünler ve Badhkn)
Aşkenazlar'ın
yaşadıkları bölge ve buna bağlı olarak doğan kültür ile
kültürün meydana getirdiği dil, müzik gibi öğeler Klezmerin temelini
oluşturur. Klezmer; tarih içinde yaptığı büyük yolculuklar ve çağa göre
yeniliklerle şeklini değiştirmiş ve yeni özellikler kazanmıştır. Ancak
genele baktığımızda Klezmer Müziği; dil, form, enstruman kullanımı,
orkestrasyon, ritim, melodi gibi temel öğeler bakımından kesin
benzerlikler gösterir. Klezmer Müziği'nin zamanla kazandığı özellikleri
kavrayabilmek için tarihi gelişimini kısa bir göz atmak gerektiğine
inanıyorum. Klezmer ortaya çıktığı ve yayıldığı yerlerden dolayı,
yöresel bir türdür. Klezmorimlerin Bohem hayat tarzı, boğaz
tokluğuna sadece eğlenmek için çalmaları ve gezgin bir hayat sürmeleri,
Çingeneler'le olan yakın ilişkileri ve etkileşimleri sayesinde Klezmeri
"Çigan Müziği" olarak da adlandırmak mümkündür.
Klezmer Müziği'nin
köklerinin çok eskiye dayandığı ve ilk örneklerinin
XIII. yüzyılda bile görülmeye başlandığı söylenir. Ortaya çıktığı dönem
ve yer ise; 1800'lerden sonra Orta ve Doğu Avrupa ile
Rusya'dır.Yerleştikleri bölge halklarının folklorik ezgileri ile Aşkenaz
Yahudileri'nin halk, dans ve dînî ezgilerinin bir araya geldiği bir
türdür.
Aşkenaz Yahudileri'nin
en önemli kültürel göstergesi İbranice, Almanca
ve Slav dillerinin birleşiminden oluşan Yidiş dilidir.
Aşkenazlar'ın ortaya çıkardığı Yidiş Kültürü, Yahudiliğin
tutucu tarzından dolayı ancak Fransız (1792) Devrimi sonrası, ulusçu
düşünce ve Marx'ın etkileriyle ortaya çıkan Yahudiler'in Haskalah
[4]
olarak adlandırdığı, Aydınlanma Dönemi'nde kendini
gösterir. Müzik açısından bakıldığında, bu hareket ilk
kez dans ve eğlence kültürünü oluşturmuş, dolayısıyla
dindışı profesyonel müzisyenlik ortaya çıkmıştır. Bu
dönemden önce Yahudi Müziği, yaşanan bölgenin geleneksel
motiflerini kapsayan dinsel melodilerden ibaretti.(KETENCİOĞLU,
1995)
1870'de ise Abraham
Goldfaden'in, Romanya'da Jassy
kentinde, şarap mahzeninden bozma bir yerde yarattığı küçük, komik
müzikallerle; Yidiş Tiyatrosu'nun ilk adımını atmasının,
Aşkenaz Yahudi Folkloru'nun oluşumuna büyük etkisi olmuştur. Diğer bir
etki ise; mistik Yahudi tarikatı Hassidik'lerin melodilerinin
de Yidiş Kültürü'nün önemli bir ürünü olan Klezmer Müziği'nde yeri ve
yansıması vardır.
Batı Avrupa'nın
yanısıra; Bulgar, Romen, Grek ve Türk ezgileri Klezmer
Müziği'ni etkilemiştir. Bölgesel olarak Klezmer, Urallar'dan
Almanya'ya, güneyde Türkiye'ye kadar yayılır. Küçük ve samimi
orkestralarda çalınması ve melodilerin Doğu, Orta Avrupa etkileri
taşımasıyla bu bölgelerin etkisini açıkça ortaya koymaktadır. Demek ki
Klezmer Müziği'ni oluşturan temel faktörler; Sinagog Müziği, Hasidik
Müziği, Yidiş Tiyatrosu ve Yöresel Müzik
değerleridir. Erken dönemde Klezmer Müziği'nin temeli, bu öğelerden
meydana gelmiştir. Bu müziklerin içinde barındırdıkları özellikler;
Klezmerin bir tür olarak özelliklerini oluşturmuştur.
XIX. yüzyıl
sonlarında, Avrupa'da artan Yahudi düşmanlığı (Antisemitizm)
ve Amerika'nın çekiciliği ,bu bölgelerden birçok Yahudi'nin Amerika'ya
göç etmesine neden olmuştur. Klezmer, özellikle Amerika'nın Doğu
bölgelerinde yayılmış, Yidiş Tiyatroları'nın radyolarda yer
alması ve aynı zamanda, kendisi de bir Yahudi olan Emilie Berliner'in
taş plağı keşfetmesi ile bu müzik yaygınlaştırmıştır. Taş plaklar tüm
ülkeyi sarmış ve zamanın Benny Goodman gibi ünlü cazcıları bile
Klezmer'den etkilenmiştir. 1915'de Dixyland Cazı ile etkileşim, bakır
nefeslilerin katılımı ve kapelyelerin kalabalıklaşması ile ortaya
çıkar.
Amerika'ya gelmelerine
rağmen eskiden yaşadıkları yerleri özlem duyarak
anan müzisyenler topluluklarına Romanya Orkestrası, Kişenev'den
Anılar gibi isimler vermişlerdir. 1920'lerde ve 1930'larda en
parlak dönemini yaşayan Klezmer; ekonomik bunalım ve ardından gelen
II.Dünya Savaşı ile unutulmaya başlanır. Savaştan sonra ortaya çıkan
hafif müzik furyası genç Yahudi müzisyenlerini köklerinden
uzaklaştırmış ve kültürel asimilasyona (yok olma) sebep olmuştur. Bu
sırada Klezmer, sadece New York civarındaki Yahudi tatil yerlerinde Mickey
Katz gibi, aynı zamanda gösteri sanatçısı olan müzisyenler
tarafından yaşatılmıştır. 1980'lerde tamamen unutulan bu müzik, 80
sonrası bir avuç Amerikalı Yahudi etnomüzikolog tarafından yeniden
keşfedilmiştir. Bu etnomüzikologlar sayesinde eski değerler tekrar su
yüzüne çıkarılmıştır. Eski taş plaklardaki müzisyenler bulunup, tekrar
konserlere çıkarılmış (Dave Tarras gibi), birlikte çalınıp, parçalara
yeni yorumlar getirilmiştir. Zev Feldman, Andy Statman,
Henry Spoznik gibi yeni nesil
müzisyenler Klezmer Conservatory Band, Klezmatics, Kapelye,
Brave Old World gibi
yeni gruplar kurmuşlardır. Ithzak Perlman gibi ünlü Yahudi
klasik müzik duayenleri de arşiv çalışmaları yapmıştır.
|

Resim 2. Klezmorim
|
Günümüzde
Klezmer; Rock, Caz hattâ Techno gibi birçok müzikle beraber
gelişmektedir. Bu tarza örnek olarak; geçtiğimiz senelerde Mickey
Katz'ın repertuvarından derleme bir albüm çıkartmış olan ünlü Caz
klarinetçisi Don Byron'ı verebiliriz. Gerek Avrupa'da, gerekse Amerika
ile İsrail'de birçok festival ve seminer düzenlenmektedir. Aynı
zamanda, Klezmer Müziği, etnomüzikoloji bölümlerinde birçok araştırmaya
konu olmuştur. Zaman içerisinde geçirdiği evrimlerle Klezmer Müziği,
tür olarak da etkilenmiş fakat ilk baştaki formundan hiçbir
zaman tamamen kopmamış; Dans Müziği, Düğün Müziği, Yöresel Müzik,
Enstrumantal Müzik, Çigan Müziği özelliklerinden hiçbir şey
kaybetmemiştir.
|
Türkiye'de
ise; bu müziğe ilgili az insan olmasına rağmen, takip eden
etnik müzik meraklıları bulunmaktadır. Pek bilinmeyen diğer bir nokta
ise; 1908'de, İstanbul'da bu müziğin ilk örneklerinden olan Orchestra
Goldberg'in, bir kaydının yapılmış olmasıdır. (bkz:Osmanlı
İmparatorluğu Başkentinde Klezmer Müziği)
Ülkemize iki kez gelen
Giora Fiedman, Klezmer'in tanıtımında ve
sevilmesinde çok etkili olmuştur. Fiedman haricinde, Bente Kahan
ve geçen sene Kol Simcha gibi ünlü Klezmer toplulukları da
gelerek konser vermişlerdir. Klezmer Müziği, etkilendiği ve aynı
zamanda kullandığı Türk makamlarından dolayı, aslında Türk Müzik
dinleyicisinin kulağına hiç de yabancı bir müzik değildir.
ERKEN DÖNEM KLEZMER
MÜZİĞİ
"Erken Dönem
Klezmer Müziği" olarak
tanımladığımız dönem, Klezmer repertuarının tam olarak oluştuğu
1800-1900 yılları arasıdır. 1820-1890 yılları arasında, geçmişten gelen
müzik birikimiyle geniş bir repertuar oluşturan Klezmer, en yalın
örneklerini bu tarihler arasında vermiştir. Erken dönem müziğinin
bu yalın hali, Yahudiler'in 1900 başlarında Amerika'ya göç etmesine
kadar sürer.
Klezmerin ilk
dönemlerine ait kayıt ve nota, bugünelimizde olmadığı
için bu müzik hakkındaki birçok bilgiyi XIX. yüzyıl Yidiş
Edebiyatı'ndan elde etmekteyiz. I. L Peretz ve Sholem
Aleichem gibi Yidiş Edebiyatı'nın ünlü yazarları,
eserlerinde karakter olarak Klezmorimleri kullanmışlardır.
Örneğin; Sholem Aleichem'in eseri Stempenyu'da ünlü
Klezmer kemancısı ve bestecisi Yosele Druker'in müziği ve
hayatı hakkında bilgi bulabiliriz. Kitapta, Druker'in keman çalış stili
ve o zamanların müziği hakkında fikir verilmektedir. (Gerçekte bu
kitabın asıl konusu Druker'e aşık olan bir genç kızın hikayesinden
ibarettir.) (ROGOVOY, 2000: 17)
Klezmer Müziği'nin
Oluştuğu Bölge
IX. yüzyıldan itibaren
Almanya'nın güneybatısında yaşayan Aşkenaz
Yahudileri, Ortaçağ Almancası ve İbranice karışımı Yidiş dilini
kullanmaya başlamışlardır. Yidiş dili gerek edebiyat, gerekse
müziğiyle, beraberinde önemli bir kültür oluşturmuştur.
XVII. yüzyıl sonlarına
doğru Avrupa'nın batısında yaşayan Yahudi
toplumu, katı Getto[5]
yaşamını, Doğu Avrupa'daki "Shtetl" adı verilen, Yahudi
kasabası yaşam tarzına tercih etmiştir. Shtetl adı verilen bu küçük
kasabalar dışında Yahudiler; Vilna, Minsk, Odessa, Kiev, Kishinev gibi
büyük şehirlere de yerleşmişlerdir. 1500'lü yıllardan itibaren İspanya,
Polonya ve Orta Avrupa'dan kovulan Yahudiler; Polonya, Romanya,
Ukrayna, Belarus ve Litvanya gibi ülkeleri kapsayan, Karadeniz'den
Baltık Denizi'ne dek uzanan bir bölgeye yerleşirler. Bu bölge Rusya'nın
Avrupa kıtasında kalan topraklarının yüzde yirmisini kapsamaktadır.
XIX. yüzyıl başlarında, bölgede bir milyon olan Yahudi nüfusu, XX.
yüzyıl başlarında 5 milyona kadar ulaşmıştır. Yahudi tarihindeki en
geniş topraklara yayılmış, en fazla nüfus bu yerleşim bölgesinde yer
almaktadır.
Doğu Avrupa'da yaşayan
Yahudiler; 1791'den 1915 yılına kadar Büyük
Katerina Dönemi ile başlayarak Çarlık Rusyası tarafından Pale
Yerleşimi (yani yerleşimin sınırları) olarak da bilinen bir alana
kapatılmıştı. Pale; Ukrayna, Litvanya, Belarus, Kırım ve Polonya'nın
(1772'de Rusya, Prusya ve Avusturya arasında bölüştürülmüştü) bir
kısmını da içeren 25 eyaletten oluşuyordu.

Resim 3. Rusya'da Pale Yerleşim Haritası
Yahudiler özellikle;
Moskova ve St. Petersburg'dan kovulmuş, Pale'de
yaşamaya zorlanmıştı. Daha sonra Pale içindeki kentsel
alanlardan da kovulmuş ve yalnızca shtetl adı verilen
kasabalarda yaşamaya mecbur edilmişlerdi. Bu bölgede, genel zulme karşı
bir tepki olarak Yahudiler arasında büyük bir dayanışma
oluşturulmuştur. Yardıma ihtiyacı olan yoksul Yahudiler'e diğer
Yahudiler tarafından yardım edilmeye başlanarak destek sağlanmıştır.
Yahudiler tarafından
örgütlenen yardım kuruluşları arasında yoksul
öğrencilere giyecek, askerlere kaşer yiyecek (Yahudi
kurallarına uygun yiyecek), fakirlere bedava tıbbi tedavi, yoksul
gelinlere drahoma
[6],
yetimlere teknik eğitim veriliyordu. Bu zorluklarla dolu dönemde hiçbir
Yahudi terk edilmiyordu, Yahudiler kendi aralarında bir refah düzeni
sağlamışlardı. Yahudiler'in birbirlerine karşı duyarlı olmaları, Yahudi
olmayanların gözünden kaçmamıştır. İstanbul'da çok az kalmış
Aşkenaz Yahudileri'nden Robert Schild'in Aşkenaz Kültürü ve oluştuğu
bölge ile ilgili birebir aşağıdaki gibidir:
"İşte, Nazi soykırımına
kadar yüzyılların Doğu Avrupası'nda yer alan onlarca değil, yüzlerce
küçük kasaba ve köylerinde Yahudi toplumu bu biçimde, kendi aralarında
yaşardı. Genel olarak (Almanca "Staedtlein" = "küçük şehir"
sözcüğünden türetilmiş olan) bu schtetl'lerin birçoğunda
nüfusun tümü, diğerlerinde ise büyük bir kısmı Yahudi'ydi. Rusya,
Ukrayna, Romanya, Macaristan, Bohemya, Galiçya, Polonya, Litvanya gibi
bölgelerde, yerine göre Rus Çarlığı veya Avusturya-Macaristan
İmparatorluğu'nun buyruğu altında, kuşaklar boyunca sürdürülen
geleneklere sımsıkı bağlı, apayrı bir dünya! İşyerleri olan dükkân ve
atölyeler, pazar yerleri, kır evleri, Şabat ve dua saatlerinde gidilen schul
(sinagog) ve köy kahvesi ile meyhane arasında oluşan, duaların İbranice
okunduğu, ancak tüm diğer iletişim ve etkileşimin Yidiş dilinde geçtiği
günler ve yıllar. Arada bir, içkiyi çok kaçırmış yerel serseri takımı
(o dönemde
holigan veya lümpen terimleri yoktu henüz) veya
kışkırtılmış Rus kozak'larının etrafı yıkıp yaktıkları pogrom'lar
arasında, çoğu kez kelle koltukta bir yaşam."
|

Resim 4. XIX.yy Shtetl'de iki
Hasidik
|

Resim
5. XIX.yy
Odessa'da Yahudiler
|
|

Resim 6. Prag Aşkenaz Sinagogu
|

Resim 7. Polonya'da Bir Sinagog
|
"Schtetl ortamı, Jidischkejt
olarak da adlandırılan yalın Aşkenaz kültürünün (ve dolayısıyla
sanatının) doğduğu, geliştiği, yüzyıllar boyunca korunduğu ve nihayet
tüm dünyaya yayıldığı Ana Ocak olarak görülmelidir. Bu
ortamdan kimler yetişmemiş, ne tür evrensel yapıtlar oluşmamıştı ki! Yazın
(edebiyat), müzik, sahne ve görsel
sanatlar alanında nice dünya çapındaki ustaların kökenleri, hep bu
alçak gönüllü küçük ortamlara dayanır."
"Öte yandan, daha
Batı'ya gidip Avusturya, Almanya, Fransa, Hollanda ve İngiltere gibi
ülkelerde yaşayan Yahudilere baktığımızda, oldukça farklı bir yaşam
tarzı görürüz. Schtetl nüfusu, Çar veya İmparator yönetiminin
özel ve yazılı izni olmadan bulundukları bölgeleri terk edemezken,
batıdaki ülkelerin büyük kentlerinde oturan Yahudi halkı daha erkin ve
olduğunca hür bir yaşam sürdürüyordu. Aydınlanma dönemi ile,
Ortaçağ'dan kalma getto sınırları içinde oturma zorunluluğu
ortadan kalkmıştı. Buna rağmen, çoğu kentlerde Yahudiler gene de
belirli bazı semtlerde kümelenmişlerdi; yaşam buralarda da genellikle
aynı sokaklarda, belirli sinagog ve okulların etrafında sürüyordu.
Ancak kentler arası seyahat olanakları ve arzuya göre gidilebilecek
eğitim kurumlarının seçimi, yüzyıllar ilerledikçe belirli bir rahatlığa
kavuşmuştu. Kentsoylu Yahudi halkının meslek tercihleri böylece
gittikçe doktor, avukat, gazeteci, politikacı gibi daha entellektüel
alanlara kaymaktaydı. Ve bu ortamdan, schtetl'lerden türeyen
yukarıda sıraladığımız sanat dallarına ilaveten, dünyayı yerinden
oynatacak düşünürler çıkmaya başlayacaktı." (FRAYMAN, vdğr.,
2000)
Klezmorim ve Kapelye
Klezmorim
kelime anlamı olarak, Klezmer
kelimesinin çoğuludur. Klezmer Müziği icrâcılarına Klezmorim
denir. Klezmer Müziği icrâ eden müzisyenleri için; orta Avrupa'daki en
eski Aşkenaz Cemaatleri'nde, İbranice palyaço anlamına gelen "Leyts"
ifadesi, kullanılıyordu. Yidiş bir kelime olan Klezmer, ilk defa XVII.
yüzyılda profesyonel müzisyenleri tanımlamak için kullanılmaya başlandı
[7].
Daha sonraları ise, Klezmer Müziği icrâ eden müzisyenlere Klezmorim
adı verildi. Klezmorimler Aşkenaz Cemaatleri'nde marjinal bir
topluluktu. Bunların arasında geçimini sadece müzikten sağlayan
profesyonel müzisyenler haricinde, aynı zamanda terzilik, kunduracılık,
berberlik gibi mesleklerde çalışan müzisyenler de vardı. Klezmorimlerden
oluşan orkestralara ise "Kapelye"adı verilir. Klezmer Müziği
topluluk ile çalınan bir müzik olduğu için; bu bölümde Klezmorimler ile
birlikte kapalyelerden de bahsedilecektir.
|

Resim 8. Klezmorim
|

Resim 9. Kapelye
|
Klezmorimler
saygın müziklerden, halka
hitap eden müzik türlerine kadar her çeşit müzik çalarlardı.
Yaşadıkları bölge ve yaşam tarzı itibariyle, müziği bir hayat tarzı
olarak seçmiş Bohem müzisyenlerdi. Çoğu Klezmorim boğaz
tokluğuna Yahudi veya diğer dinlere ait düğünlerde çalardı. Klezmorimleri
"Yahudi Çingeneler "olarak adlandırabiliriz.
Klezmorimlerin,
yaşadığı
devletlerin hükümetinden izin almadan sanatlarını icrâ etmelerine izin
verilmezdi. İzin her zaman çok kolay alınmazdı, Klezmorimler
nerede ve kaç kişi
çalacaklarını, hangi enstrumanları kullanacaklarını, bildirmek
zorundaydılar. Bütün bu bilgileri hükümete sunarlar, karşılarına çıkan
birçok bürokratik engele rağmen hayatlarını müzikten kazanmaya devam
ederlerdi. Örneğin; Alsas Şehri Metz'de üçten fazla müzisyen ancak bir
düğünde çalabilirdi; Frankfurt'ta ise bir kuartet gece yarısına kadar
müzik yapabilirdi. Bazı kasabalarda ise Klezmorimlerin Yahudi
düğünlerinde bile çalmalarına izin verilmemekteydi. Prag yönetimi, 1641
senesinde Yahudi müzisyenlere Pazar ve bayram günlerinde çalmaları için
izin verdiği halde, bu izin Yahudi olmayan müzisyenlerin yönetime
verdiği dilekçe ile sonradan ellerinden alınmıştı.1651'e kadar bu izin
alıp vermeler sürmüştür. Almanya'da ise; 1700'lü yıllarda Klezmorimlerin,
bulundukları bölgelerin dışına çıkmaları yasaktı. Bazı kasabalarda ise,
sadece flüt, tsimbl
gibi sessiz enstrumanların çalınmasına izin veriliyordu. Davul,
kontrbas gibi enstrumanlar zaman zaman tamamen yasaklanmış olsa da
keman hiçbir zaman bu yasaklar dahilinde olmamıştır. Keman ve Yahudi
müzisyeni her zaman bir arada anılmış ve yaşatılmıştır
.

Resim 10. Faust Ailesi Klezmorimleri
Rivayetlere göre ilk
dönem Klezmorimlerinin çoğu nota okuyup,
yazmayı bilmiyorlardı. 1800'lü yıllarda, Almanya'da yazılmış bir metnin
içinde yapılan Klezmer Kapelyesi tarifi şöyledir:

Resim 11.
Simeon Bellion
Aile Kapelyesi
"İlk kemancı notaya bakarak
çalıyordu, diğerleri ise kulaktan ona eşlik ediyorlardı.
Viyolonsel çalan müzisyen çok yetenekliydi. Notalardan
hiç anlamamasına rağmen, melodiye mükemmel bir armoniyle
eşlik ediyordu." (IDELSOHN,
1992: 457)
Bu
arada; Klezmer Müziği'ni halk müziği olmaktan çıkarıp, sanat müziği
haline getiren kişi ise; Micheal Joseph Gusikow'dur (Resim-12).
Rusya-Polonya sınırında yaşayan Gusikow, hackbrett
[11]
(Resim-13) adlı bir enstruman icâd
etmiştir. Bu enstruman çeşitli boyutlardaki tahtaların yan yana
dizilmesiyle kromatik bir dizi elde edilen, bir çeşit silefondur
ve taşınabilir olması bu enstrumanı Klezmorimler arasında çok popüler
yapmıştır. Gusikov bu enstrumanda virtüözlük derecesine ulaşmış, Yahudi
yerleşimlerinin dışında da tanınmış ve Viyana, Leipzig gibi şehirlerde
konserler vermiş, Felix Mendelssohn gibi ünlü bestecilerden övgüler
almıştır.(ROGOYOV, 2000: 30)
|

Resim 12. Micheal Gusikov
|

Resim 13. Shtrofidl
|
XIX. yüzyılın
sonlarına doğru ise; okuma yazma bilmeyen, eğitimsiz
Klezmorimlerin yerine zamanla eğitimli müzisyenler yetişmeye
başlamıştır. Örneğin; döneminin ünlü kemancısı Louis Grup (1888-1983),
Rusya'da müzik eğitimi almıştır. Ailesi tarafından keman eğitimini nota
öğrenerek alması için desteklenmiştir.
Erken dönemin
sonlarına doğru doğmuş fakat Erken Dönem Klezmer
Müziği'nin tanıtıcısı ve taşıyıcısı çok önemli bir Klezmer
müzisyeni ise; klarinet virtüözü Dave Tarras'tır (Resim-14). Tarras'ın
hayat öyküsünden dönemin müziği hakkında bilgilenmek mümkündür. Dava
Tarras (1897-1989), Ukrayna'da doğmuş ve bütün ailesi gibi eğitimli bir
müzisyendir. Erkek kardeşlerinin Leningrad Senfoni orkestrasında
çalıştığı söylenmektedir. Büyükbabası ise badkhn'lık
[12]
(bkz: Düğünler ve Badhkn) yapmıştır. Ailesinin aşağı yukarı bütün
üyeleri klarinet veya keman sanatçısıdır. Tarras'ın tromboncu ve
büyükbabası gibi badkhn olan babası ona dokuz yaşında notaları
öğretmeye başlamıştır. Küçük yaşlarda balalayka, flüt gibi aletler
çalarak müziğe başlamış fakat on üç yaşında flüt bir enstruman olarak
onu tatmin etmemiş ve klarinet çalmaya başlamıştır. Neredeyse yok
denecek kadar az klarinet dersi almıştır. Zamanla babasıyla goyishe
khasene
[13]'lere
gitmeye başlamış ve düğünlerde çalarken kendini geliştirmiştir.(SPOZNIK, 1999: 11)
|

Resim 14. Dave Tarras'ın Küçüklüğü
|
Polonyalı
soylular her ne kadar antisemit olsalar da, Tarras
ailesine saygı duyarlar ve onları çalışmaları için evlerinden alırlar,
en iyi şartlarda seyahat etmelerini, yemek yemelerini, konaklamalarını
sağlarlardı. Tarras ailesi, gezdikleri yerlerin repertuarını da
müziklerini katmış; kontların, baronların, toprak sahiplerinin
balolarında valsler, mazurkular, üvertürler çalmışlardır.
David
Tarras'ın anlattığına göre, Klezmer müzisyenleri usta-çırak
ilişkisiyle yetişirlerdi. Küçük yaştaki müzisyenler hemen kapelyede
çalmaya başlayarak müziğe atılırlardı. (, 1991: 13).Klezmorimlerin
önemli diğer bir özelliği ise aile orkestralarıdır. Dave Tarras
örneğinden farklı,
nesiller boyu müzisyen olan bir aile yerine çoğu kapelye
ailenin üyelerinden oluşur ve birarada çalarlardı. Klezmorimlerim yaşam
tarzı için aile orkestraları çok önemliydi. Musiker Aile Orkestrası
bu örneklerin en önemlilerindendir.
|
Klezmorimler,
o dönemde çok hareketli
bir hayat tarzı süren müzisyen topluluğuydular. İlk dönemlerdeki
repertuarlarında Yahudi Müziği'nin yanı sıra, diğer toplumlar için de
parçalara yer verirlerdi. Yerel müzikler Yahudi tarzıyla
çalınarak, Yahudi melodilerinin de diğer toplumlar için çalınması ile
müzikler ve kültürler arası bir etkileşim oluşmuş ve Klezmer repertuarı
ilk dönemlerden itibaren genişlemiştir. Özellikle, Yahudiler ve
Çingeneler arasındaki müzik alışverişi Klezmer Müziği'nin
gelişiminde çok önemli bir yer tutmuştur. Bu etkileşimin ürünü
hareketli parçalardan, doina gibi (bkz:Kullanılan
Formlar ve Repertuvar) hüzünlü formlara kadar görülür.
Klezmorimler yaşadıkları marjinal hayat tarzından dolayı her
zaman çingenelere yakın olmuşlardır. Çingene Müziği ve Klezmer
Müziği'nin en iyi etkileşimi Çingene-Macar Müziği'nin öncüsü Rozsavölygi
Mark'ın, aslında Mordchele Rosenthal[14]
adında bir Yahudi olup, kurduğu orkestrada da Çingene olarak tanıtılan
bütün müzisyenlerin aslında Yahudi olmasıyla açıklanabilir.(IDELSOHN,
1992: 459)
Klezmorimler ve Yahudi
olmayan müzisyenler arasında sosyal ve dînî
açıdan düşmanlık her zaman olsa da Doğu Avrupa'da, Ortaçağ'dan beri
beraber müzik yaptıkları çeşitli kayıtlarda saptanmıştır. Özellikle her
iki dinden keman sanatçıları bir arada çalar, birbirlerinin stillerini
ve repertuarlarını örnek alırlardı.
Klezmorimlerin
en yoğun çaldıkları
sosyal olay düğünlerdi. Klezmorimler gerek Yahudi düğünleri,
gerekse Yahudi olamayan düğünlerde neşe ve eğlence kaynağı olurlardı
(bkz: Düğünler ve Badhkn). Düğünler dışında Hasidik Cemaati,
Klezmorimleri kiralar ve ibadetlerinde müzik icrâ etmeleri için
onlardan faydalanırlardı.
XV. yüzyılda
Almanya'nın güneybatısındaki küçük köy ve kasabalarının
kayıtlarında ve yazılmış hatıralarda, kadınların da görev aldığı
Klezmer Kapelyeleri'nden bahsedilmektedir. Kadınların bir daha, bu
kapelyelerde XX. yüzyıla kadar görev yapmadıkları da bilinmektedir.
(IDELSOHN, 1992: 436)
XIX. yüzyıl sonlarına
doğru Rusya'da 2000, Ukrayna'da olmak üzere 3000
Klezmorim olduğu bilinmektedir.
KLEZMER MÜZİĞİ'Nİ OLUŞTURAN FAKTÖRLER
Sinagog Müziği :
Dönemde yaşamış
Klezmorimlerin kullandığı enstrumanlar hakkında
bilgimiz olsa da, çaldıkları müzikler hakkında pek bir bilgimiz yoktur.
Doğu Avrupa yerel halklarına ait, çalınan bazı melodilerden ve Sinagog
Müziği'nde o dönemlerden günümüze dek süre gelen Hazan
[15]
ve ona eşlik eden Meshroyrim
[16]
geleneğinden biraz fikrimiz vardır. Hazan'ların icrâ ettiği
dînî müzikte kullanılan makamlar ve şan tekniği Klezmer Müziği'nin
temelini oluşturmaktadır. Klezmer Müziği'ndeki insan sesinin
etkisi, Hazan'ların yaptıkları iç çekiş tarzındaki sözsüz
melodilerden kaynaklanır. Klezmer, her ne kadar genellikle enstrumantal
bir müzik olsa da, Hazan'ların yaptığı bu vokaller enstrumanlar
tarafından taklit edilmiştir. Ancak o döneme ait kayıtlar
bulunmadığından, bu melodilerin ilk dönemlerde ne yoğunlukta
kullanıldığını bilememekteyiz. Kayıtlar olmamakla beraber, ilk
dönemlerdeki Klezmer Müziği ile ilgili yazılmış nota, XIX.
yüzyılın ikinci yarısındaki örneklere kadar bulunamamıştır.
Yahudi
Aydınlanması olarak ta bilinen Haskalah Dönemi'nden
sonra, Hazan'lar
sinagogdan sinagoga gezerek, gerek dînî melodileri gerekse Yahudi dışı
melodileri birbirine katarak Sinagog Müziği'nin yapısını değiştirmiş ve
geliştirmişlerdir. (www.grovemusic.com, Ekim 2001)
Hazan'ların
şehri olarak tanınan, Ukrayna'daki Rovne şehri; Yahudi Müziği
için bir merkez olmuştur. Çevre kasabalardan Yahudi müzisyenler bu
şehre göç etmişlerdir. 1941 senesine kadar bölgede yaşayan 30.000
kişiden 21.000'i Yahudi'dir. Hazan'ların çokluğu yüzünden şehre
"Büyük Sinagog" denilmiştir. Rovne'nin kendi
Yidiş Tiyatrosu olmamasına rağmen, çevredeki bütün tiyatrolar kışı
burada geçirirler, yazları ise Almanya ve Macaristan'dan sirkler
gelerek bölgenin
Klezmorimleriyle gösteri yaparlardı.
Hasidizm ve Hasidik
Müziği :
Yahudilikte, Ba'al
Shem Tov [17]
veya Besht olarak da bilinen, İsrael ben Eliezar ve
takipçilerinin oluşturduğu akıma "Hasidizm" denir. XVII.
yüzyıldaki Cossak Katliamı, Yahudiler arasında büyük korku ve
tedirginlik yaratmıştı. Besht, Yahudi toplumundaki yozlaşma ve
ruhsal depresyona karşı iman ve dindarlığı yaymak amacıyla, Ukrayna ve
Polonya Yahudileri arasında yıllarca çalıştı. Görüşleri, geleceğe
bakmak yerine günlük hayatta tanrının varlığını ve duanın değerini
vurgulamışlardır. Taraftarları, kendisinin savunduğu gibi en güzel
ibadet şekli olan şarkı söylemeyi ve dans etmeyi tercih etmişlerdir.
Hareketin liderleri kendilerini Zaddik
[18]
olarak adlandırdılar. Hasidizm, Avrupa'da hızla yayılmış ve XIX. yüzyıl
ortalarında Doğu Avrupa Yahudileri'nin neredeyse yarısı bu akımın
içerisinde yer almıştır. Bu arada bu yeni tarikat hakkında Rabbinik
Akademi
[19]
lerde şiddetli tartışmalar yapılmıştır.
Ancak modernizmin yaygınlaşmasıyla hareket inişe geçmeye başladı. Martin
Bunber gibi modern mistikler, Batı'da Hasidizm'i yeniden
yorumlama yoluna gitmişlerdir. (GÜNDÜZ, 1998: 160)
Hasidiklerin
lideri Ba'al Shem Tov;
ibadette dans ve müziği kullanmış; Hasidik Rabi
[20]
Reb Nachman ise; tanrıya bağlılığın en
güzel, bir melodi aracılığıyla olacağını söylemiştir. Hasidiklerin
"nigun" adı verilen sözsüz melodileri ibadette kullanılır. Hasidikler
de korolarına Klezmer orkestraları gibi kapelye demişlerdir.
Ayrıca bu cemaat, ibadette kullanmak üzere Klezmer melodilerini
kendilerine göre uyarlamışlar ve hepsine dînî bir anlam yüklemişlerdir.
Polonya valslerini, Rusya ve Ukrayna melodilerini, hattâ Napolyon'un
marşını bile kendilerine göre yorumlamış, ibadetlerde kullanılmak üzere
nigun haline getirmişlerdir.
Hasidik
Cemaati'nin önde gelen diğer
liderleri; Lubavich Mitler Rebbe ve Gere Hasidim nigunim
[21]
yaratıcıları arasındadır. Belz, Bobov,
Karlin gibi Hasidikler'in yaşadığı kasabalarda nigun adı
verilen bu melodiler bestelenmiştir. Hasidikler, müziğe kendi
tarzlarındaki dindarlıklarıyla katkıda bulunmuşlardır. Her ne kadar
vokal ağırlıklı olsa da, besteledikleri melodilerin Klezmer
Geleneği'nde çok önemli bir yeri ve etkisi vardır. Dave Tarras
ve Naftule Brandwein gibi ünlü Klezmer klarinet virtuozları,
repertuvarlarında hasidik nigunlarına yer vermişlerdir. Hasidik
Cemaati ayrıca Klezmorimleri sık sık kiralayarak, onlara mânen ve
maddeten yardım etmişlerdir.
Yidiş Tiyatrosu :
1900'lü yıllarda
Yahudi nüfusunun 140.000'lere ulaştığı Odessa
şehrindeki kültürel hareketler de, Yahudi Müziği'ni çok etkilemiştir.
Odessa şehri, Batı'dan etkilenmiş eğitim kurumları, konser salonları,
operaları ve politik organizasyonlarıyla kültürel bakımdan çok önemli
bir merkez olmuştur. Şehirdeki ekonomik ve kültürel gelişme, Yahudileri
de etkilemiştir. (1870'lerde Devlet Güzel Sanatlar ve Müzik Okulunun
öğrencilerinin Yahudilerden oluştuğu bilinmektedir)
Odessa'nın Moldavanka
adlı kısmında, Bohem bir hayat sürülür, buralarda
hırsızlar, mafya üyeleri, fahişe, şarkıcı, müzisyen, dansçı, şarap
yapımcıları gibi mesleklerden insanlar yaşarlardı. Yahudiler'den ise;
daha kültürlü, aydın, şair, sanatçı, yazar gibi vasıflara sahip kişiler
ve Klezmorimler burada yaşarlardı. Moldavanka Mahallesi'ni, Amerika'da
Missisipi nehri kıyısındaki Caz'ın doğduğu StoryVille'e benzetebiliriz.
Böyle Bohem hayat sürdürülen yerlerde, çağlar boyunca kaliteli müzik
oluşmuş ve gelişmiştir. Moldavanka'da yaşayan Yahudi Klezmorimler gibi,
Amerikalı zenci Caz müzisyenleri de, mahallerinde müzikler kavrulmuş,
daha sonra başka bölgelere giderek müziklerini devam etmişlerdir.
Bu mahallede yaşayan
Yahudi gazeteci-şair Abraham Goldfaden (1840-1908)
kendisinin yaptığı şarap mahzeninden bozma bir sahnede, küçük komik
müzikaller sergileyerek Yidiş Tiyatrosu'nun ilk adımını
atmış ve bu adımın Aşkenaz Yahudi Folkloru'nun oluşumunda büyük
bir etkisi olmuştur. Başlangıcı XVI. yüzyıla kadar uzanan Yahudi
Tiyatrosu, sahnelenen Purim oyunlarıyla yeni bir şekle
bürünmüştür. Purim parodilerindeki bütün roller Yeşiva
[22]'nın
erkek öğrencileri tarafından oynanırdı. Zamanın mahzen şarkıcılarından Broder
Singers ve ünlü şair-şarkıcı Eliakum Zunser, sadece Purim
zamanı yapılan bu tiyatro gösterilerini, bayram dışındaki zamanlarda da
eski
Hazan ve Klezmorimlerle sergilemeye başladılar. Golfaden'ın
öncüsü olduğu Yidiş Tiyatro ve Müzikalleri zamanla gelişmeye
başladı.
Goldfaden bir
müzikali bestelerken eşi
görülmemiş bir yol izlerdi. İlk önce şarkıcıları bir araya toplar,
onlara en iyi bildikleri parçaları okumalarını söylerdi, bu parçalar
bazen bir Hasidik Nigunu, bazen bir opera aryası, bazen de bir
dînî parça olurdu. Golfaden ile çalışan aranjör Arnold
Perlmutter, bu bilinen melodileri uygun tonlara transpoze eder ve Goldfaden
de Yidiş sözler yazarak müzikalin bir kısmını oluştururlardı.(SLOBIN,
1996: 17) Golfaden zamanla
aslı Fransızca, Almanca sözlerle yazılmış söz konusu melodilerin
Yidiş dili ile prozodi hatalarını görünce, müzikallerinde Yidiş
dili ile daha uyumlu olacak Yahudi melodilerini kullanmaya başlamıştır.
Goldfaden'ın, Jassy'den Odessa'ya
gelişi Osmanlı-Rus Savaşı sırasındadır. Jassy'de ilk tiyatrosunu,
savaştan etkilenen ve kendine eğlence arayan halkı düşünerek faaliyete
geçirmiştir. Goldfaden, şehrin Badkhonim,
Meshoyreim, Klezmorimlerini ve Yahudi olmayan müzisyenleri
tiyatrosunda bir araya getirmiştir. Özellikle 1860'larda Romanya
Ulusal orkestrasından Lemen Ailesi'nin Klezmorimleriyle de çalışmıştır.
Lemen Ailesi'nin Goldfaden'ın tiyatrosunda çalması, Klezmer
Müziği açısından çok önemli olmuş, zamanın birçok önemli gazetesi
bu olayı manşet yapmıştır.
Goldfaden'ın
Klezmer Müziği'ne diğer bir
önemli katkısı da, XV. yüzyıldan beri sahnede çalmayan kadınları tekrar
sahneye çıkarmaktır. Yahudi dînî kurallarına göre; kadın sesi dualarda
kullanılmamalıdır. Bu inanış yüzyıllarca kadınların sinagoglardan ve
dolayısıyla müzikten uzak kalmalarına sebep olmuştur. Golfaden'ın
desteklemesi sonucu, sahnede şarkı söylemeye ve enstruman çalmaya
başlayan kadınların etkisiyle çoğu Klezmorim ailedeki kızlara
da enstruman çalmayı öğretmeye başlamıştır. Savaşın bitmesiyle
Odessa'ya giden Goldfaden, reformist Çar II. Alexsandr
sayesinde, halka açık gösteriler yapmaya başlamıştır. Golfaden'ın
tiyatrolarını "halk operası" olarak da adlandırabiliriz. Goldfaden'ın
en iyi takipçisi ise; ciddi bir müzik eğitimi almış Joseph Rumshinks'dir.
Rusya doğumlu besteci, birçok operet bestelemiş ve Yidiş Tiyatrosu'nu
Amerika'ya taşımıştır.
[23].
Yidiş Tiyatrosu
dışında, Yidiş halk şarkılarının da Klezmer Müziği'ne
çok büyük etkisi olmuştur. Klezmer enstrumantal bir müzik türü olsa da,
dilden dile dolaşan bu şarkıların gerek Klezmer melodileri, gerekse
Klezmorimlerin doğaçlamalarında yeri olmuştur. Goldfaden'ın bir Aşkenaz
ninnisi olan bestesi bu etkileşime örnektir.
OSMANLI İMPARATORLUĞU'NUN BAŞKENTİNDE KLEZMER MÜZİĞİ
Doğu Avrupa ve
çevresinde gelişen Klezmer hareketi ilk zamanlarda az da
olsa Osmanlı İmparatorluğu'nun başkenti İstanbul'da da hissedilmeye
başlanmıştır. Klezmorimler çok fazla seyahat etmelerine rağmen,
gittikleri en uzak mesafe iki üç günlük bölgelerdi. Bazı müzisyenler
ise, İstanbul'a kadar geliyorlardı. Klezmorimlere göre, İstanbul, o
dönemde "Balkanlar'ın Viyanası" idi. İstanbul'da o zamanlar
Türkler dışında, Rumlar, Sefaradlar ile birlikte küçük bir Aşkenaz
Cemaati bulunuyordu. Ayrıca Yahudi müzisyenler, İstanbul'u, uzak
bölgelere ve kutsal topraklara
[24]
gitmek için bir geçiş yolu olarak kullanıyorlardı.
XIX. yüzyıl
ortalarında İstanbul'da, 500'e yakın Yahudi müzisyenin
yaşadığı bilinmektedir. İstanbul'un büyük Sefarad Cemaati'ne karşın,
bir Yidiş Tiyatrosu bile vardı. Bu tiyatro, 1875 yılında ilk Yidiş
tiyatro prodüksiyonu olan The Sale of Joseph'i sahneye
koymuştur.
1908'de Orchestra
Goldbreg tarafından, adı bilinmeyen bir
kornet solistiyle Kleftico Vlachiko isminde bir doina kaydı
yapılmıştır. Golberg Orkestrası, Klezmer Müziği'nin yanı sıra Yunan,
Moldovya, Türk repertuvarlarından da seçmeler kaydetmişlerdi. Aynı
kayıtta Mithat Paşa Kantosu bulunur. Kaydın devamında Yunan
sirtoları
[25]
yer almaktadır. 1912'de ise; Orchestra Orfeon İstanbul'da bir
kayıt yapmıştır. Bu kayıt, Batı Moldovya'da Sirba
[26]
olarak bilinen eski bir Yahudi-Bulgar melodisidir. Ana melodi, Batı
Ukrayna'nın çok tanınmış bir dans parçasından alınmıştır. Bu sirba,
ayrıca 1911'de Almanya, 1913'te ise New York'ta kaydedilmiştir. Adı
bilinmeyen İstanbullu
kapelye Romanya-Moldovya repertuarından tanınmış parçaları ve Yunan
melodilerini kaydetmişlerdir. Kaydın satışını sağlamak için yazılar
Rumca yazılmıştır. Daha sonra bu orkestra, Greek Orchestras adı
altında 1912-13'de Orfeon kataloğunda yer almıştır. (Klazmer Music:
Early Yiddish Instrumental Music, The First Recordings:1908-1927, 7, 10, 11; 1997) İki kayıttaki Yunan repertuarı, İstanbul'a çalmaya gelen kapelyelerin
pek çoğunun kozmopolit hayattan etkilendiğini gösterir.
"Klezmorimler,
gittikleri diğer bölgeler gibi İstanbul'da da, bölgenin
yerel müziklerinden etkilenerek çalmışlardır. Klezmer, Türk ve Yunan
müziğiyle İstanbul'da kaynaşmıştır. Fasılda kullanılan makamları
Klezmorimler de sırayla birbirine bağlayıp çalarlardı.
İmparatorluk'taki Müslümanlar'ın, Fasıl Müziği'yle
ilgilenmeleri pek hoş karşılanmazdı, gayri müslimler daha çok Fasıl
Müziği'yle uğraşırlardı
[27].
İstanbul'un büyük Sefarad Cemaati de, daha çok eğlence için
icrâ edilen Fasıl Müziği yerine, daha ağırbaşlı Sanat Müziği ile
uğraşırlardı. Klezmorimler, İstanbul'daki Sefarad
Yahudileri'nden çok, Türkler'e ve Pera'daki yabancılara çalarlardı.
Söylentilere göre, Sefarad Yahudileri kızlarının yanına marjinal bir
hayat süren Klezmorimleri yaklaştırmak istemezlerdi." (COHEN, 2002)
İstanbul'da Klezmorimlerin
varlığıyla ilgili diğer bir bilgi
ise; bunların Aşkenaz düğünlerinde çaldıklarından ibarettir.
Anlatılanlara göre İstanbul'un küçük Aşkenaz Cemaati'nin düğünlerinde,
gelin bir iskemlenin üzerinde; Yüksekkaldırım'daki sinagogdan, Tünel'e
kadar taşınırmış. Merdivenlerden oluşan bu sokakların iki yanında Klezmorimler
çalar, gelin aralarından geçermiş (SCHILD, 2002)[28].
1800-1900 yılları
arasında İstanbul, birçok Karadeniz ülkesi için de en
önemli kent merkezi durumundaydı. Müzisyenler, İstanbul'a; yeni ve
popüler olanı yakalamaya ve çalmaya giderlerdi. İstanbul'da o zamanlar
pop müziği diyebileceğimiz tarz Fasıl'dı ve Klezmorimler bu
tarzı müziklerinde kullandılar. Fasıl'ın, zamanındaki bu
popülerliğinden dolayı Osmanlı makamları; Klezmer Müziği'nde, Romanya
Müziği'nde, Yunan Müziği'nde ve Ermeni Müziği'nde
halen kullanılmakta ve
duyulmaktadır. Ayrıca Romanya doğumlu Prens Dimitri Kantemir'in
1600'lü yılların sonlarında yazdığı Türk Müziği'ne dönük eserler,
Romanya Yahudileri'nin İstanbul'a gitmeden de, bu makamları duymasını
sağlamıştır.
[29]
1910'da Julius
ve Herman Blumenthal adlı iki Aşkenaz
kardeşin İstanbul'da bir kayıt stüdyosu ve müzik dükkanına sahip
oldukları ve burada Türk Müziği'nin yanı sıra Klezmer Müziği üzerine
plak ve notaları sattıkları da bilinmektedir. (SAPOZNIK, 1999: 21) 1879'da
doğan Santur ustası
Joseph Mosccowitz ise; İstanbul'da duyduğu melodileri, Klezmer ile
harmanlayarak bütün dünyaya tanıtmıştır.
Hasidikler'in
ve Dervişler'in de
bu dönemlerde birbirleri ile karşılıklı etkileşimleri olmuş ve bu
etkileşim müziğe de yanmıştır. Düşünce ve yapı olarak birbirine çok
yakın olan bu iki cemaat birbirlerinden etkilenmiştir. Bal Shem Tov
kendisine örnek olarak
Derviş Tekkeleri'ni almıştır.
İzmir'de Sahte
Mesih Sabetay Zvi'nin, İslam'a dönmeden evvel
Bektaşiler ile bir araya gelip ilahiler söylediği biliniyordu. Sabbetay
Zvi'nin Balkanlar'da ve Orta Avrupa'da bir yüzyılı aşkın etkisi sürdü.
Sabbetay Zvi'ye inanıp kendilerini korumak için Müslüman olan Yahudiler
yani Sabbetaycılar
[30] uzun süre tekkelere gittiler ve Dervişler ile birlikte dualar ettiler.
XIX. yüzyılda halen Romanya'da Derviş Tekkeleri vardı. Bu müzikal
etkileşim Klezmer Müziği'ni etkilemiş, İslamî Müziğin ve makamların
Klezmer'de kullanılmasına sebep olmuştur. (COHEN, 2002)
[31]
Repertuarda "Der
Yiddishe Soldat in di
Trenches" olarak geçen parça da; "Üsküdar'a gider iken aldı da
bir yağmur (Katibim)" adlı türkünün bir Klezmer yorumudur.
Tüm repertuarda başına Terk veya Terkish yazar ve bu
ifade Osmanlı Müziği'ni temsil eder. Örneğin; Terk in Amerika, Osmanlı Müziği'nin içinde Klezmorimlerin
sık sık çaldığı
sirtolar da vardır. Naftule Brandwein kayıtları, Türk
etkisini en çok hissettiren kayıtlardır. Brandweim nota okumayı
bilmediğinden, Osmanlılar gibi meşk usûlüyle Türk Müziği'ni
öğrenmiştir. Dave Tarras da, yakın geçmişten Türk Makamları'nı
sık sık kullanmaktadır. Bazı kaynaklarda ise "Terkish" teriminin,
Yunan sirtosundan esinlenen
eserler için kullanıldığı belirtilmektedir.
KLEZMER
MÜZİĞİ'NİN KULLANIM VE GELİŞİMİ
Klezmer Müziği günlük
hayatın ve sosyal ihtiyaçların müziğidir. Her tür törende, eğlencede,
bazen dua'da
kullanılır. Klezmer Müziği, hayatın bir gereksinimi olarak ortaya
çıkmış ve gelişmiştir. Sosyal olaylar, dînî bayramlar, özellikle
düğünler Klezmer Müziği'nin büyük ölçüde gelişmesini sağlamış ve
repertuarını genişletmiştir.
Düğünler ve Badhkn
İlk dönemlerdeki
Klezmer Müziği hakkında, en çok o zamanın Yahudi
düğünleri incelendiğinde fikir sahibi olunabilir. Yahudi
Cemaati'nin en fakiri bile düğünlerini büyük müzikli kutlamalarla
gerçekleştirirdi. Düğünler, Klezmorimler'in müziklerini icrâ etmek için
dînî ve idarî bakımdan her zaman izin verilmiş tek mekanları olmuştur.
Klezmorimler, düğünün törensel ve eğlence kısmı için kendilerine özgün
bir repertuara sahiptiler. Düğünlerde çaldıkları tören müzikleri
Klezmer Müziği'nin sadece bir dans ve eğlence müziği olmadığının da
kanıtı olmuştur.
Klezmorimler sadece
düğün sırasında değil, düğünden önce geleneklerin
uygulandığı törenler sırasında da çalarlardı. Düğün günü damat için Khosns
Tish
[32],
gelin için ise kale bazetsns[33]
törenleri ile başlardı. Knosns tish'de damat erkek konuklara
evlilik üzerine dînî bir konuşma yapar ve daha sonra yakın
arkadaşlarıyla üzerinden düğün heyecanını atması için Klezmorimler'in
çaldıkları müzik eşliğinde dans ederlerdi. Kadınlar ise kale
bazetsns'de geline saygılarını sunarlar ve gelinin saçı geleneklere
uygun bir şekilde kesilirdi. Aşkenaz Yahudileri'ne göre bir
kadın evlendikten sonra saçını uzatmamalı, saçı kazıtılmalı ve peruk
takmalıdır. Bu gelenek kadının erkeğine olan saygısını gösterir. Bu
törenlere Klezmorimler ve Badhkn eşlik ederlerdi.
Badkhn Yidiş dilinde, içinde Tevrat'tan alıntılar bulunan şiirler
okurdu.
Badhkn'ın repertuarına "Badkhone" denirdi. Bu şiirlere bir
örnek aşağıdaki gibidir:
Güzel gelin, sana şarkı
söyleyip anlatayım
Eski gelenekleri
Nasıl davranıp, neler
yapmamız gerektiğini
Bu tabure odanın ortasında
olduğundan
Tam merkezdedir
Çarşambaya kadar erken
kalkmalısın
Çünkü çarşamba nehire
gireceğin gündür
Buğdaylar ve mısırlar o
gün üzerine atılacak
Genç ve yaşlılar orada
olacak
Bütün cemaat
Bütün cemaat
Burada nişanlanacaksın
Küçük altın bir yüzükle
Güzel gelin, emin ol
Törenden sonra, yüzük
senin olacak
Törenden sonra, yüzük
senin olacak
Güzel gelin, beni iyi dinle
En mutlu gününde iyi düşün
Sonsuza dek yaşamayacağını
Dünyanın şeytanlarından
sakınman gerektiğini (ROGOVOY, 2000: 38)

Resim 15.Düğün

Resim
16. Yahudi Düğünü 1722
Düğünler eğlence ve
neşe dolu olaylar gibi gözükse de, Yahudi
düğünlerinde gelinin yaşadığı bir hüzün de vardı. O zamanlar aileler
arasında antlaşmayla genellikle shadkhn[34]
yardımıyla yapılan evliliklerde genç yaşta ailesini terk etmek, başka
bir eve, hattâ başka bir kasabaya gitmek zorunda kalan küçük yaştaki
gelin için; kale bazetsn törenleri sırasında hüzünlü melodiler
de çalınırdı. Yahudi geleneklerindeki çöpçatanlık ve antlaşma
evlilikleri halen günümüzde de devam etmektedir.
Düğün akşamı, gelen
konukların karşılanması için "mazltov dobbriden"
adlı bir parça, damat geline yaklaşıp duvağını kaldırdıktan sonra,
akrabaları ve yakın arkadaşları eşiliğinde hep beraber khupe
[35]'ye
doğru giderken Klezmorimler, 2/4'lük Honga[36]
çalarlardı. Dînî tören sırasında hiç müzik olmamasına rağmen, damadın
gelenekler doğrultusunda bardağı kırması ve konukların "Mazel tov!"[37]
diye bağırmasının ardından hareketli ve eğlendirici parçalar çalınmaya
başlanır.
Mazeltov Tants (İyi
Şanslar Dansı),
badkhnın kadın konukları gelini tebrik etmeleri için takdim etmesi
ve bir halka oluşturarak dans etmeleri için çalınan bir parçadır. Mitsve
tants ise erkek ve kadınların birlikte dans edebilecekleri tek dans
müziğidir. Bu müzikte erkek konuklar genellikle gelinle tek tek dans
ederler. Yemek sırasında ise, Tish Nigunim[38]
denilen yavaş parçalar ve doinalar çalınır. Düğün gecesinin
sonunda ise; Klezmorimler, konukların artık gitmesi gerektiğini belli
eden gut morgn [39]
dansını çalarlardı. Klezmorimler bu parçadan sonra kaynanaları evlerine
kadar
gasn nign[40]
veya bir hora[41]
ile uğurlarlardı. Bunun yanı sıra, müzikle
eşlik edilen teyatral danslar da yapılırdı. Bu danslara örnek olarak;
iki kaynananın karşılıklı yaptığı
Brogyes Tants[42]
gösterilebilir.
Düğün repertuarı
sadece Yahudi Müziği'nden seçilmezdi. Ukrayna ve Rusya
gibi komşularda görülen hopak ve kozachok gibi danslar,
polka, mazurka, vals, gavot gibi formlar da çalınırdı. Böylece Klezmer
Müziği ilk dönemlerden beri etrafındaki gelenek ve deneyimlerden
faydalanmış; kendi repertuarını ve yazılı nota eksikliğini gidermiştir.

Resim 17. Badkhn
Klezmorimler
genellikle Yahudi düğünleri dışındaki düğünlerde de cüz'i miktarlara ya
da boğaz tokluğuna çalarlar ve hokkabazlık yaparlardı. Kiralanan
kapelyeler genellikle aşağılanır, hor görülürlerdi. Yabancıların
kiraladığı bu tür kapelyelere Ma Yofusniks deniliyordu. Bu
isim, günümüzde Havva Nagila olarak bilenen eski ismi olan Ma
Yofus'dan gelir. Etkileşimlere karşın, Klezmorimler özellikle
Yahudi düğünleri için çok özel bir repertuara sahiptirler. Ma Yofus;
Tevrat'ta Hz. Süleyman'ın Şarkıların Şarkısı adlı pasajından uyarlanan ve Tants, Tants
Yidelekh veya Reb Davidl's Nigun ismiyle de bilinen
parçadır.
Dönemin Sinagog Müziği
ve Klezmer arasındaki diğer bir bağlantı ise "badkn" adı
verilen düğün meddahlarının şarkılarında ve şiirlerinde kullandıkları
melodilerdir. Düğün meddahlarının görevi; düğündeki tören, dua,
eğlence, dans ve müziğin arasındaki bağlantıyı sağlamaktır.
Badkhn'ın vurgu ve şiirlerindeki kafiyelerine baş kemancı eşlik
eder; kemancı ve meddah karşılıklı atışmalar şeklinde melodiler
arasında geçişler yaparlardı. Badkhn'lar taklitler yapar, bazen
tören ve gelenekleri dalga geçerek eleştirir, şarkı söylerlerdi. Bazen
bu meddahlar aşırı davranışları yüzünden hahamların tepkisini
alırlardı, hahamların kapelyelerde görev yapmaması için cemaat
meclisinde karar çıkarttıkları bile olurdu. Birçok
kapelye gruplarına bir badkhn dahil ederlerdi. Badkhlar
çok aşağılanır ve fakir bir hayat sürerlerdi. 1800'lü yıllarda düğün
meddahları, Yahudi Cemaatleri'nde çok önemli bir yere sahip olmalarına
rağmen, 1900'lü yılların başından itibaren ortadan kayboldular.
Günümüzde ise; badkhnlara sadece bazı Hasidik Cemaatleri'nde
bulunmaktadır. Badkhnları düğün şairi, düğün meddahı,
düğün hokkabazı veya günümüzün stand-upçılarına
benzetebiliriz.

Resim 18. Düğün Tablosu

Resim
19. Düğün
Resim 20. Polonya'da XIX.yy'da bir
Düğün
KLEZMER VE KLASİK BATI MÜZİĞİ
XIX. yüzyıl sonlarına
doğru Rusya'daki antisemitizm, Yahudiler'in
sosyal, kültürel ve ekonomik durumunu kötü etkilemeye başladığı dönemde
Çar II. Alexandr 1855-81 yılları arasında ülkeyi yönetmiş ve Avrupa'da
Fransız ihtilaliyle başlayan milliyetçilik akımını ülkesine yaymıştır.
Yayılan milliyetçiliğin etkisiyle Doğu Avrupa'da Yidiş konuşan Yahudi
cemaatleri arasında Haksalah adı verilen bir aydınlanma
hareketi doğmuştur. Bu hareket Sosyalizm ve
Sionizm'in de (Milliyetçi Yahudi Hareketi) yükselişini sağlamıştır.
Bu gelişmelerden
sonra, Rusya'da bir Yahudi'nin Hıristiyan olmadan
konservatuvarda eğitim görmesine izin verilmiştir. II. Alexsandr
1868'de, St.Petersburg Konservatuvarı'nın sınavlarına Yahudi
müzisyenlerinde girmelerini sağlamıştır. Böylece Rusya'da Klezmer
Müziği'yle yetişen Yahudi çocukları
Konservatuvar eğitimi görmeye başlamışlardır. St.Petersburg
Konservatuvarı'nda, ünlü keman virtüözü Leopold Auer'un
(1845-1939) yetişmesi, Yahudi Müzisyenler bakımından büyük bir değişim
yaratmıştır. Etnomüzikolog Mark Slobin bu gelişmeyi "Klezmer
çocukları keman virtüözü oldu" diye nitelemiştir.[43]
Zamanla Misha Elman, Jascha Heifetz ve Elman
Zimbalist gibi müzisyenler Konservatuvar'da, Auer'den çok
destek görmüşlerdir. Auer,
Rus Ekolu ile Klezmer Keman Stili'ni birleştirmiş ve
arkasından gelenlere de bu konuda yardımcı olmuştur. Klasik ve
gelenekseli mükemmel bir şekilde birleştiren bu ekol, Ukrayna'da doğan
ve Odessa Konservatuvarı'nda eğitim almadan evvel kapelyelerde
çalan Pytor Solomonovich (1871-1944) tarafında devam
ettirilmiştir. Solomonovich ise, Nathan Milstein ve David
Oistrokh gibi keman virtüözlerinin hocası olmuştur. Klezmer
Ekolü'nden gelen, Klasik Müzik eğitimi görmüş ünlü müzisyenler hem
Klezmer'e, hem de Klasik Müziğe birçok yenilikler katmışlardır.
Klezmer Loncaları :
İlk dönemlerde Klezmer
Müziği'ni öğreten okul veya Konservatuvarlar
yoktu fakat Klezmorimler'e ait meslek loncaları vardı. Bu
loncalarda müzisyenler eğitilir ve hakları savunulurdu. Doğu
Avrupa'daki ilk Klezmer Loncası Prag'da, 1558'de
kurulmuştur.(IDELSOHN, 1992: 457) Loncanın sembolü kemandır. Loncadaki
müzisyenler, düğünler ve alışveriş merkezlerindeki performansları
dışında sinagoglarda Şabat Duaları'nda ve Shabos
Klaper[44]
zamanlarında çalarlardı.
Klezmorimler'in
loncalara katılması için; evli olmaları, Tevrat
çalışmalarını aksatmamaları ve cumartesi günlerini dua ederek geçirme
şartları aranıyordu. XVII. yüzyılda Polonya'da kurulan loncalar ise;
sendika gibi çalışıyorlardı. Romanya'da, 1819'da kurulan loncanın o
kadar çok üyesi vardı ki, kendilerine ait bir sinagogları bile
bulunuyordu. Klezmorimler sürekli seyahat ettiklerinde, gittikleri
yerlerin localarına orada çalmak için bir miktar para öderlerdi. Çoğu
zaman loncalar arasında anlaşmazlıklar çıkar, bu anlaşmazlıklar
hahamlar tarafından çözülmeye çalışırdı. Loncalar, Klezmorimler'i
kapalı bir topluluk haline getirmiştir. Bu kapalı toplum zamanla o
kadar gelişmiştir ki, Klezmorimler aralarında dışarıdan kimsenin
anlayamayacağı "Klezmer Shprakh" denilen Yidiş, Almanca ve
Polonyaca karışımı bir dil geliştirmişlerdir. Klezmorimler gerek
Çingeneler'le, gerekse Yahudi Mafyası'yla aynı mahallelerde
oturduklarından bu dil karşılıklı etkileşimlere uğramıştır. Örneğin;
Odessa'da Yahudi Mafyası ile aynı mahallede oturan lonca üyeleri,
mafyanın kullandığı "kart oynamak" anlamına gelen balen
sözcüğünü, "müzik çalmak" manâsında kullanmışlardır.(ROTHSTEIN,
1998: 24) Aralarında konuştukları bu dilde klarinet foyal,
viyolonsel barok, kontrbas verbel, müzisyen labushnik,
dans krokadil, nota tablatir, düğün
sahibi shmarotsher gibi gerçek Yidiş karşılıklarından ayrı kelimelerle
ifade edilmiştir.(Weissenberg,"Die Klezmer
Sprache",Mittilungen Antropologishen Geselleschaft in Wien, sy.13, 1993,
s.134) Dave Tarras ve Max Epstein gibi bazı XX.
yüzyıl Klezmorimleri'nin halen bu özel dili aralarında konuşurken
kullandıkları bilinmektedir.
ENSTRUMANLAR VE KULLANIMLARI
Keman, viyola,
viyolonsel ve kontrbas ilk Klezmer Kapelyeleri'nin
temel enstrumanlarıdır. Fleyt[45],
Baraban[46],
Tats[47]
ilk kapelyelerin temel enstrumanlarıdır. Bu enstrumanların
vazgeçilmezliği, aynı zamanda yerel repertuarda da kullanılabilmesi ve
taşınabilir olmasıdır.
Klezmer'de
enstrumanların en popüler olanları klarinet ve kemandır. Bu
enstrumanların çok kullanılmalarının sebebi insan sesine olan
yakınlığı, geniş ses aralığı sahip olmaları, hüznü ve neşeyi bir arada
ifade edebilmeleridir. Etnomüzikologların diğer bir iddiası ise;
yüzyıllar boyunca göç etmek ve kaçmak zorunda kalmış olan Yahudi
toplumu için bu aletlerin kolay taşınılabilir olmasıdır. İlk Klezmer
örneklerinde keman, klarinet, flüt ve orkestra eşliği kullanılmıştır.
Keman, ilk dönem
Klezmer Kapelyeleri'nde birden fazla olurdu. Kemana
Yidiş dilinde fidl , kapelyedeki ikinci kemana ise sekunde
denir.
Fidl ilk dönem kapelyelerinin karakteristik müziğini oluştururdu. Fidl
insan sesine benzeyen kaymalar ve inlemeler ve ağlayışa benzer sesler
çıkarır; bu seslere sinagoglarda Hazanların okumalarından
esinlenerek krekhtsn denirdi.(ROGOYOV, 2000: 31)
Klarinetin bu
müzikteki tartışılmaz egemenliği ve Yahudilerin bu
enstrumanı çok iyi kullanması, bir çok efsanevi klarinet virtüözünün
ortaya çıkmasına neden olmuştur. Brandwein, Beckerman, Dave Tarras,
Musiker ailesi ve günümüzde Giora Fiedman bu müzisyenlerin en
önemlilerindendir. Klarinet, erken dönem klezmer müziğine XIX. yüzyılın
ortalarında Ukrayna, Mollddovya, Litvanya gibi bölgelerde kullanılmaya
başlanmıştır. Klarinet zamanla kemanın yerini almaya başlamış ve
kapelyelerdeki solist enstruman konumuna geçmiştir. Klarinet gerek
karakteristik ve volyumlü sesi, gerek kemanın yapabildiği her tür
ifadeyi rahatlıkla vermesi bakımından, Yeni Dünya[48]
Klezmer Kapelyeleri'nde kemanı
tamamen ortadan kaldırmış, tek solo enstruman olmuştur. (ROGOYOV, 2000: 31)
|