M   Ü   Z   İ   K          v  e          B   İ   L   İ   M
" U l u s l a r a r a s ı   H a k e m l i   B i l i m s e l    M ü z i k   D e r g i s i
"
ISSN: 1304 - 6446 (Online)


Yarı zamanlı; Mart, Eylül
 Sayı:1  (Mart 2004)  

 
HAMPARSUM LİMONCİYAN VE NOTA(LAMA) SİSTEMİ
GÜLAY KARAMAHMUTOĞLU
İ.T.Ü. TÜRK MUSİKİSİ DEVLET KONSERVATUARI Araştırma Görevlisi

ÖZET:

Nota(lama) sistemleri, tarihsel ve teorik bakımdan müzik araştırmalarının önemli bir kısmını kapsar. Notaların geçmişlerinin alfabeler kadar eski olduğu kabul edilmektedir. Müziğin başlangıcından bu yana, pek çok farklı kültür tarafından çeşitli nota(lama) sistemleri oluşturulmuştur.

Türk Müziği tarihinde ilk nota(lama) sisteminin Uygur Türkleri tarafından kullanıldığı bilinmektedir. Osmanlılar Dönemi'nde, Klasik Türk Müziği bestekârları ve müzisyenleri için, müziği yazmak kabul edilemez bir şey olduğundan; makam, usûl,...v.s. müzik ögeleri ve teknikler, "Meşk" adı verilen, hafızaya dayalı bir metodla öğretiliyor ve öğreniliyordu. Ancak, bu metod ile bestelerin değişmeden akılda tutulması mümkün değildi.

Klasik Türk Müziği'nde, uluslararası porteli nota(lama) sistemi ile tanışmadan önce Hamparsum Notası, çeşitli nota(lama) sistemleri arasında (Ebced, Nây-i Osman Dede, Kantemiroğlu, Abdülbâkî Nâsır Dede, Ali Ufkî Notası...v.s.) en çok kullanılmış olanıdır. XIX. Yüzyılda, III. Selim'in(1767-1808) isteği ve teşvîki ile Hamparsum Limonciyan (1768-1839) tarafından geliştirilmiş bir nota(lama) sistemidir. Çağdaşı Abdülbâkî Nâsır Dede'nin (1765-1821) Nota(lama) Sistemi kullanılmamış fakat Hamparsum Limonciyan'ın pratik sistemi hızla yayılarak pek çok Türk Müziği bestekârı ve müzisyeni tarafından kullanılmıştır. Bu nota(lama) sistemi, binlerce bestenin bugüne intikâl etmesinde faydalı olmuştur.

 
 Anahtar Kelimeler:  
Nota, Nota(lama) Sistemi, Khaz, Hamparsum Notası


GİRİŞ

Müzikal ses ve ritmik düşünceleri bir takım yazılı şifreler aracılığı ile nakletme yöntemi olarak tanımlanabilecek nota, müzikle ilgili vazgeçilmez bir araçtır. Sümer tabletlerinde rastlanan ve bir çeşit müzik yazısı olduğu anlaşılan bulgular sonucunda, nota(lama) sistemlerinin geçmişlerinin alfabeler kadar eski olduğu, bugün bilinmektedir. Tarih boyunca farklı yerlerde yaşayan çeşitli kültürlerin, müziği bir şekilde yazıya dökerek, en ilkel hali ile nota(lama) sistemleri geliştirdikleri anlaşılmaktadır. Müzikal sesleri ifade etmek için alfabedeki harfler ya da bir takım özel şekillerin kullanılması ile meydana gelmiş; iki tip nota(lama) sistemi mevcuttur.

 

Türkler'in yaşamında müzik daima önemli bir yer teşkil etmiştir. Türk toplumunda notanın ilk kez ne zaman kullanıldığı kesin olarak saptanmış değildir. XIII. yüzyılda (Orta) Asya Türkçesi ile kaleme alınmış bir kaynak, Eski Çağatay Türkçesi'nde "Ayalgu" adı verilen (eski) Orta Asya Türk Müzik Yazısı hakkında bilgiler vermektedir. Ayrıca Uygurlar Dönemi'nde sadece ustanın ağzından-elinden işitip görerek değil, aynı zamanda yazıp okuyarak da müzik yapma yöntemi öğrenilip uygulanıyordu. Bunu, Uygur çalgıcıların, müzik yazısından (notasından) çaldıklarına ilişkin sağlam ve inanılır bir gözlemin yer aldığı "Tansuknâme"de öğrenmekteyiz.(UÇAN, 1999: s.31)

 

Osmanlılar zamanında bir müzik eserinin, bir grup müzisyen tarafından defalarca tekrarlanarak icrâ edilmesi yoluyla hafızaya alınan eserler; usta-çırak ilişkisine dayalı "Meşk" adı verilen bu metodla öğrenilip öğretilmekte ve sonraki kuşaklara intikâl ettirilmekteydi. Ayrıca çoğu Türk Müziği üstâdı için, eserleri notaya almak ve okumak kabul edilebilir bir şey değildi. Farklı dönemlerde çeşitli notalama sistemleri ortaya konulup geliştirilse bile, bunlar Türk Müziği nazariyatçılarının daha çok ses sistemini açıklamak ve örnek vermek amacı ile geliştirdikleri, kendileri dışında kimsenin pek rağbet etmediği sistemler olmuşlardır. Sonuçta pek çok değerli Klasik Türk Müziği eseri ya tamamen unutulmuş ya da özgün halinden değişerek varlığını sürdürebilmiştir.

 

Kısa yaşamı ve padişahlığı döneminde pek çok yeniliğe imza atan III. Selim (1767-1808), Türk Müziği'nde süregelen bu erozyona bir son vermek istemişti. Değerli Klasik Türk Müziği eserlerinin unutulmadan, ve özgünlükleri bozulmadan korunarak gelecek kuşaklara intikâl ettirilebilmeleri için, müzisyenleri bir nota(lama) sistemi geliştirmeleri hususunda cesaretlendirmiş, teşvik etmiştir. Bunun sonucunda; Abdülbâkî Nâsır Dede (1765-1821) ve çağdaşı Hamparsum Limonciyan (1768-1839) birer nota(lama) sistemi geliştirerek, III.Selim'e sunmuşlardır. Abdülbâkî Nâsır Dede'ninki değil ama Hamparsum'un kendi adı ile anılan nota(lama) sistemi, gerek öğrenimdeki gerek uygulamadaki kolaylığı nedeniyle, pek çok Türk Müziği sanatçısı tarafından kullanılmıştır. XIX. yüzyıldan itibaren yaygınlaşarak binlerce Türk Müziği eserinin günümüze intikâl etmesini sağlamanın yanında; o döneme dek kullanılmakta olan Ermeni Müzik yazısının da değişmesine neden olmuştur.

 

HAMPARSUM LİMONCİYAN (Baba Hamparsum; 1768-1839)*

Hamparsum Limonciyan *

Hamparsum Limonciyan 1768 yılında, Beyoğlu Çukur Sokak'taki bir evde, Harput'tan İstanbul'a göç eden yoksul Katolik Ermeni çiftin[1] oğlu olarak dünyaya geldi. Anne ve babasının sadece ilkokulu okutabilmeye güçleri yetmişti. İlkokulu bitirdikten sonra, ailesi tarafından para kazanması ve meslek sahibi olması için, bir terzinin yanına çırak olarak gönderildi. Hamparsum müziğe çok düşkün ve yetenekli olması nedeniyle, aynı zamanda Ermeni kiliselerine devam ederek müzik bilgisini ve yeteneğini geliştirdi. Kayserili Kirkor Karasakalyan(1736-1808) ve Zenne Bogos (1746-1826) ile Ermeni Müziği üzerine çalıştı, müzik dersleri aldı.

O dönemlerde varlıklı Türk ailelerinin sürdürmekte olduğu fakir ve yetenekli çocukları himâye etme geleneği, varlıklı Ermeni ailelerinde de mevcut idi. Darbhâne Müdürü Hovannes Çelebi Düzyan kendisini himâye etmeye başlayınca, Hamparsum biraz ilerletmiş olduğu müzik eğitimine, dönemin varlıklı ve hayırsever ailelerinden olan Düzyanlar'ın Kuruçeşme'deki konaklarında devam etti (ÖZALP, 1986: s.216).

 

Gençlik yıllarında hem kilise korosunda korist olarak çalışan hem de Düzyanlar'ın konağında müzik eğitimine devam eden Hamparsum, bir süre sonra Meryem Ana Kilisesi'nde baş mugannîliğe tâyin edildi. Bir yandan da meraklı olduğu Türk Müziği'ni öğrenebilmek amacıyla mevlevîhânelere gitmekteydi. Beşiktaş Mevlevîhânesi'nde Hammâmîzâde İsmâil Dede Efendi (1778-1845) ile tanışma imkânı bularak kendisinden Türk Müziği dersleri almaya başladı. Büyük bir olasılıkla, kendisine ders vermeyi kabul eden Dede Efendi'nin de desteği ve teşvîkiyle III. Selim'in huzûruna ve Saray'a kabul edildi. Böylece müzik bilgisini ilerletme ve dönemin önemli müzisyenleri ile tanışma imkânı buldu (SÖZER, 1983). III. Selim'in talebi ve teşvîki üzerine, geliştirdiği nota yazım sistemi ile Klasik Türk Müziği eserlerinden oluşan altı defter hazırladı ve sundu. Daha sonra kendi adı ile anılacak olan bu basit nota(lama) sistemi sayesinde pek çok Klasik Türk Müziği eseri unutulmaktan kurtuldu ve günümüze intikâl etti.

                                          

27 yaşında evlenen ve 6 çocuğu olan Hamparsum, müzik dışında herhangi bir işle uğraşmamış, geçimini müzik aracılığıyla sağlamıştır. Hasköy'deki evinde müzik öğretmenliği yaparak çok sayıda öğrenci yetiştirdi. Oğlu Zenop Limonciyan (1810-1866), Tanbûrî Aleksan Ağa (1815-1864), Bedros Çömlekçiyan (1785-1840), Aristakes Hovannesyan ( ? - ? ) bu öğrenciler arasındadır. Öğrencilerinden Aristakes Hovannesyan, daha sonraları yeni bir takım eklemeler ve kurallar getirerek Hamparsum'un nota(lama) sistemini geliştirmiştir.

 

Klasik Türk Müziği'ne kazandırdığı notalama sistemi ve bestekârlığının dışında; keman ve biraz da  tanbur çalan, iyi bir hânende olan Hamparsum Limonciyan, 1839 yılında, 71 yaşında iken Hasköy'deki evinde vefât etmiştir. Mezarı, Beyoğlu Surp Agop Ermeni Mezarlığı'ndadır.

 

Klasik Türk Müziği makam ve usûllerini kullanarak bestelediği, dili Ermenice olan kilise ilâhilerinden günümüze 31 tanesi gelebilmiştir. 9 Peşrev, 5 Saz Semâi, Beyâtî Araban ile Bestenigâr Fasılları, Beyâtî Beste ve 2 Semâi, Nişâburek Kâr-ı Nâtık, Dügâh Beste ve Yürük Semâii ile 3 Şarkı, bestelediği Klasik Türk Müziği eserleri arasındadır. III. Selim'e sunmuş olduğu altı defterden sadece iki tanesi günümüze gelebilmiştir. Günümüzde söz konusu defterlerde hiç sözlü eser bulunmadığı, eserlerin tamamının saz semâisi ve peşrevlerden oluştuğu bilinmektedir .

 

Hamparsum; bu nota(lama) sistemi ile Ermeni Müziği nota(lama) sisteminde de bir reform yaşatmıştır. Bu açıdan, Hamparsum sadece Türk Müziği'ne değil, Ermeni Müziği'ne de hizmet etmiştir. Ecmiyadzin Başpatrikliği ile Kudüs Patrikliği'nde, bugün hâlâ "Hamparsum Notası" kullanılmaktadır.

 

 

HAMPARSUM NOTA(LAMA) SİSTEMİ

Tarihçesi

III. Selim, yenilikçi, aydın ve aynı zamanda sanatkâr bir padişahtı. Saltanatı boyunca çok sevdiği Klasik Türk Müziği'nin gelişmesi için elinden geleni yaptı ve bunu başardı da. Bugün, Klasik Türk Müziği tarihçileri tarafından III. Selim'in devri "Türk Müziği'nin Altın Çağı" olarak adlandırılmaktadır. Zamanında Osmanlı Sarayı adeta bir müzik okulu, sanat yuvası haline gelmiştir. Klasik Türk Müziği eserlerinin "Meşk" üslûbu yüzünden erozyona uğramasını önlemek adına, çevresindeki müzisyenlerden yeni ve öğrenilmesi, uygulanması kolay bir nota(lama) sistemi geliştirmelerini istemiştir. III. Selim'in bu isteğine Hamparsum Limonciyan ve çağdaşı Abdülbâkî Nâsır Dede cevap vermiştir. Hamparsum'unki kadar rağbet edilmeyen ve kullanılmayan Abdülbâkî Nâsır Dede'nin nota(lama) sistemi, "Ebced Notası"na[2] dayalıdır; ancak notaların dizilimi klasik Ebced Sistemi'ne göre değildir.

 

1813-1815 yılları arasında, iki yıl süreyle devam eden çalışmalarının neticesinde Hamparsum, eski Ermeni Kilise Müziği'nde kullanılan "Khaz Sistemi"ndeki işaretler üzerinde yeni bazı düzenleme ve değişiklikler yaparak Türk Müziği Ses Sistemi'ne uyumlu hale getirmeye çalıştığı, daha sonraları kendi adıyla anılacak olan, bir notalama sistemi geliştirmiştir. Hamparsum, bir çok Klasik Türk Müziği eserini kendi nota(lama) sistemiyle yazdığı çalışmasını, altı defter hâlinde III. Selim'e sunmuştur[3]

 

Abdülbâkî Nâsır Dede'ye ve Hamparsum Limonciyan'a ait bu her iki nota(lama) sistemi de, aslında Klasik Türk Müziği'ni doğru olarak ifâde etmek konusunda yetersizdi. Ancak kullanımının ve öğreniminin Abdülbâkî Nâsır Dede'ninkinden çok daha kolay olması nedeniyle; Hamparsum'un geliştirmiş olduğu nota(lama) sistemi, yoğun bir rağbet görmüş ve bu sâyede pek çok Klasik Türk Müziği eseri unutulmaktan kurtarılarak günümüze gelmiştir. Hamparsum'un nota(lama) sistemini beğenip teşvîk edenler arasında Dede Efendi de yer alır.

 

Klasik Türk Müziği tarihinde Hamparsum Notası, geniş bir müzik çevresi tarafından kullanılan ilk nota(lama) sistemi oluşu ve bu sayede binlerce eserin günümüze intikâl etmesini sağlaması bakımından ayrı bir önem ve değer taşır.

 
 
Ermeni Khaz Sistemi

Hamparsum Notası'nda yer alan işaretler, büyük ölçüde Ermeni Kilisesi tarafından yaklaşık olarak VIII-IX. yüzyıllardan itibaren kullanılmış olan Khaz Notası'na dayanmaktadır. Hamparsum Limonciyan Khazlar üzerinde çeşitli değişiklikler ve yeniden düzenlemeler yaparak, kendi nota(lama) sistemini oluşturmuştur. Ermeni Khaz Nota(lama) Sistemi'nde, notayı simgeleyen işaretler (bunlara "Khaz"adı verilir), genel anlamda ilâhinin ezgisel seyrini belirtmek, hatırlatmak amacı ile sözlerin üzerine yazılır ve belirli bir sesi/perdeyi göstermezler. Pouch, ékortch, Vérnaghagh, Bénkortch, Khosrovayin, Nérknakhagh, Parouik; söz konusu nota(lama) sistemindeki 7 temel sesi gösteren Khazlar'ın ismidir. Bunlar kısaca: Po, é, Vé, Bé, Kho, Né ve Pa olarak anılırlar. [Şekil-1].

 

Şekil 1 Khaz Nota(lama) Sistemi'nde 7 Temel Ses

 

 Khaz Sistemi'ndeki 7 temel sesin oluşturduğu dizi, günümüz Batı Müziği Ses Sistemi ana dizisine (Do Major) uyarlandığında Po = Do, é = Re, = Mi, = Fa, Kho = Sol, = La ve Pa = Si  sonucu ortaya çıkmaktadır. [Şekil-2].

 

Şekil 2 KHAZ Ana Dizisi

 

 Şekil-1'deki dizi Ermeni Halk ezgilerine uyarlandığında; Po'dan değil, Bé'den başlar; " 1 - 1 - ½ -1 - 1 -1 - ½ " olan aralık değerleri aynen korunur [4]. Bu durumda, Batı Müziği'ndeki ana diziye (Do Major) göre Bé = Do sonucu elde edilmektedir [Şekil-3].

 

Şekil 3 KHAZ Ana Dizi

 

Khazlar, XIII.-XIV. yüzyıllara kadar kullanılmış fakat XVIII. yüzyıla doğru neredeyse tamamen unutulmuş ve kullanımdan kalkmıştır. Khazlar, XIX. yüzyılda Hamparsum Limonciyan'ın geliştirdiği yeni nota(lama) sistemi ile tekrar gündeme gelmişlerdir. Şekil-1'de gösterilen ana dizideki  7 (değişimsiz) temel ses, Klasik Türk Müziği'ne uyarlandığında Po = Yegâh (Re), é = (Hüseynî) Aşîran (Mi) , Vé = Irak (Fa Diyez), Bé = Rast (Sol), Kho = Dügâh (La), Né =Segâh (Si Koma Bemol) ve Pa = Çargâh (Do) sonucu ortaya çıkmaktadır. Elde edilen dizi Klasik Türk Müziği'nde Yegâh Makam Dizisi'ne karşılık gelir [Şekil-4].

 

              [5]                                                                   

Şekil 4

 

Özellikleri

Hamparsum bu sistemde, 7 değişimsiz temel sesi, 7 temel işaret ile [Şekil-4], değişmeli (alterasyonlu) sesleri ise bu işaretlerin üzerine konulan ( ~ ) işareti ile göstermiştir [Şekil-5]. Alt ve üst oktavda yer alan sesler bunlara ilave edilen çeşitli çizgi ve işaretlerle gösterilir [Şekil-7].

 

 

Şekil 5

 

Her oktav, Türk Müziği'nin 7 ana perdesi ve makamlara göre değişik arızaları temsil eden 7 arızalı perde için toplam 14 işaretten oluşur [Şekil-6].

 

 

Şekil 6

 

 Ayrıca, yazının başında da belirtildiği üzere; Hamparsum Notası'nda uluslararası porteli nota(lama) sistemindeki gibi Bemol ve Diyez işaretleri yoktur. Değişmeli sesler notanın üzerine konulan bir tizleştirme işareti ( ~ ) aracılığı ile gösterilir [Şekil-7]. Sadece Diyez görevini yapan ( ~ ) bulunur ve tizleştirmenin kaç koma olacağı hakkında bir ipucu vermez. Bemol içeren sesler, bir önceki sesin tizleştirilmiş şekli ile ifade edilmektedirler.

 

Günümüz notasına çeviri yapılırken söz konusu tizleştirmenin (ya da pesleştirmenin) Klasik Türk Müziği'ndeki kaç komalık değere karşılık gelebileceğini tespit edebilmek için, eserin makamının yapısı ve taşıdığı özellikler göz önüne alınır. Bu nedenle Hamparsum Notası'nı, deşifre edebilmek için, Türk Müziği bilmek gerekmektedir. Ayrıca; her notanın üzerine konulan tizleştirme işareti sadece o notaya özgü olup bir ölçü içerisindeki etkisi yine sadece üzerine konulduğu sesle sınırlıdır; Diyez ya da Bemol gibi bütün bir ölçü boyunca etkisini sürdürmez.

 

  

Şekil 7 Klasik Türk Müziği'ne göre Hamparsum Notası'nın  günümüz notasına çevrimi

 

 Hamparsum Nota(lama) Sistemi'nde usûl kalıpları fark edilecek derecede belirgin olup usûlün okunmasında büyük kolaylık sağlar. Usûllerdeki vuruşları göstermek için de bazı noktalama işaretlerinden yararlanılır. Ölçüler ( :: ), ( ) ve ( : ) işaretleri ile birbirinden ayrılır. Birleşik ve büyük usûllerde ölçü çizgisi olarak ( :: ), ( ) bunları oluşturan küçük usûllerin ölçü çizgileri ise( : ) ile gösterilmiştir. Usûlün en alt birimlerini belirtmek amacıyla notalar gruplaştırılarak yazılır [Şekil-8].

 

 

Şekil 8 Usûlün alt birimlerini belirtmek üzere yapılan gruplaşmalar

 

Seslerin süresel değerlerini ifade etmek için, perdeleri gösteren sembollerin üzerine nokta (), tek ve çift, virgüle benzeyen ya da düz dikey çizgiler ( ' ), ( " ) ve yine tek ve çift olmak üzere içi boş küçük daireler ( ), ( ) konulur [Şekil-9 ve Şekil-10].

 

   

Şekil 9 Süre İşaretleri

 

Aynı usûl birimi içerisinde yer alan bir grup notada, birbirini takip eden notaların değerlikleri değişmiyorsa, süreyi gösteren işaret bu grubun en başında yer alan notanın üzerine konulur. Bir sonraki süre işaretine kadar gruptaki notalar aynı değerlikte kabul edilir.

 

 

Şekil 10 Süresel Oranlar

 

Süre ve susları ifade etmekte kullanılan işaretlerin yanı sıra bunlara ek olarak, uluslararası porteli notalama sisteminde kullanılmakta olan "senyo", "coda", "bağ", "dolap", "bitiş çizgisi" ve "tekrar" gibi işaretlere karşılık gelen, aynı görevi üstlenen yardımcı işaretler kullanılmıştır [Şekil-11]. Günümüze yakın dönemlerde Senyo, D.C., ...vs. yardımcı imlerin bugünkü bilinen şekilleriyle kullanıldığına tanık olmaktayız.

 

 Şekil 11 Yardımcı İşaretler

 

Hamparsum notasının bir de "Gizli (İşaretsiz/Dilsiz) Hamparsum Notası" olarak bilinen bir çeşidi vardır ki; bunun diğerinden farkı, perdeleri gösteren işaretlerin değiştirilmeden kullanılması ve nota değerliklerinin hepsinin yazılmamasıdır [Şekil12]. Gizli Hamparsum Notası sadece kullanan kişinin okumasına yardımcı olabilecek kadar ek işaret içerir, o nedenle de bu nota(lama) sistemi ile kağıda dökülmüş eserlerin deşifre edilmeleri oldukça güçtür. Sonuç her zaman için açık ve net olamayabilir. Bu konuyla ilgili olarak Sayın Murat Bardakçı, usûl kalıplarının Hamparsum Notası'nda belirgin bir şekilde kullanılmış olmasına dikkat çekerek, Klasik Türk Müziği usûllerini iyi bilen kimselerin Gizli Hamparsum Notası'nı da rahatlıkla çevirebileceğini ifade etmektedir. Gizli Hamparsum Notası daha çok besteledikleri ya da öğrendikleri eserleri kendi tekellerinde tutmak isteyen besteci ve müzisyenler tarafından kullanılmıştır.

 

Şekil 12 Gizli Hamparsum Notası ile Normal Hamparsum Notası'nın karşılaştırılması

 

Bugün, Arel-Ezgi-Uzdilek Sistemi'nde Si Koma Bemol ile ifade edilen Segâh perdesi, Hamparsum'un kullandığı nota(lama) sisteminde; değişimsiz 7 temel işaretten biri olarak yer almaktadır. Bûselik (Si) perdesi ise; Segâh perdesine karşılık gelen sembolün üzerine  ( ~ ) işareti getirilerek gösterilmiştir. Günümüzde kullanılmakta olan Arel-Ezgi-Uzdilek Ses Sistemi'nde ise; Bûselik perdesi değişimsiz temel ses olarak kabul edilmekte ve Si notası ile gösterilmekte; Segâh ise; Koma Bemol ekli Si notası olarak ifade edilmektedir. Bu verilerin ışığında, Hamparsum'un, Yegâh (Makamı) Dizisi'ni ana dizi olarak kabul ettiği anlaşılmaktadır. Bir kısım Türk Müzikçileri Hamparsum'un Rast Makamı Dizisi'ni ana dizi olarak tespit ettiğini kabul etmektedir. Ben, söz konusu her iki düşüncenin de; Hamparsum Notası ile kaleme alınmış eserlerin günümüz nota(lama) sistemine çevrimi üzerinde çok büyük bir fark yarattığını düşünmemekteyim. Nitekim Po yine Yegâh perdesine karşılık gelmektedir [Şekil-13].

 

 

Şekil 13 Hamparsum Notası'nda Tam Sekizliler [6]

 

Hamparsum Nota(lama) Sistemi'nde usûl kalıpları son derece belirgindir. Notalar usûle uygun olarak gruplar halinde yazılırlar. Bu da, usûllerin okunmasında büyük kolaylık sağlar. Usûller vuruşlarını göstermek için bazı işaretler tespit edilmiştir [Şekil-14].

 

  

Şekil 14

 

 Bazı usûllerde ayrı iki vuruş yerine, vuruşları birbirine bağlayan bir bağ işaretinin konulur. Bu işaret, iki birimin tek bir birim olarak kabul edilmesi gerektiğini göstermektedir [Şekil-15].

 

  

Şekil 15

 

Usûllerin bazı vuruşları üzerinde yer alan ( / ) işareti, birim değerin bir kat, ( ) işareti ise; birim değerin bir buçuk kat arttığı hakkında bilgi verir [Şekil-16].

 

 

Şekil 16 8'lik Müsemmen (Katakofti) Usûlü

 

HAMPARSUM NOTASI'NIN KLASİK TÜRK MÜZİĞİ'NDE KULLANILAN DİĞER NOTA(LAMA) SİSTEMLERİNDEN FARKI

1.      Hamparsum Nota(lama) Sistemi'nden önce Klasik Türk Müziği'nde (Ali Ufkî'nin porteli notası hariç), daha çok (başta Ebced Alfabesi olmak üzere) Arap Alfabesi'ndeki harflere dayalı (alfabetik) nota(lama) sistemleri kullanılmıştır. Ses sistemini oluşturan her bir perde için tek bir işaret gösterilmiştir. Ebced ve diğer alfabetik nota(lama) sistemlerindeki gibi harflerin ikişer, üçer kullanılması söz konusu değildir. Nota işaretleri ile perde isimleri arasında bir ilişki kurulmamıştır. İşaret-ses ilişkisine dayalı bir sistemdir. Kalsik Türk Müziği Ses Sistemi'nde yer alan perdelerin sayıları (ve her birinin adları) göz önüne alındığında, bu özellik büyük bir rahatlık sağlar.

 

2.      Ses sisteminin ana dizisini meydana getiren 7 ses için, 7 (ana) işaret vardır ve diğer perdeleri gösteren işaretler, bunlara yapılan küçük (çizgi şeklinde) eklerle ifade edilmiştir. Genel anlamda, bir oktavda değişmeli seslerle birlikte 14 perde yer almaktadır. Bu şekilde 28 perdeden oluşan iki oktav, temel  ses alanı olarak kabul edilmiştir (Daha sonraları bu alanın, ihtiyaca göre mevcut seslere küçük ilavelerin yapılması ile genişlediği görülmektedir).

 

 

3.      Daha önceki nota(lama) sistemlerinde Arap rakamları ile gösterilen süreler, Hamparsum Notası'nda perde işaretlerinin üzerine konulan noktalar, çizgiler, içi boş küçük dairelerle gösterilir. Suslar da, yine aynı işaretlerin herhangi bir perde işaretinin üzerine gelmeden tek başlarına kullanılması suretiyle ifade edilir.

 

4.      Hamparsum Notası'nın diğerlerinden en belirgin farklarında birisi de, soldan sağa doğru yazılıyor olmasıdır. Daha önceki nota(lama) sistemleri, Arap harflerinin kullanılması ve bu nedenle yazının sağdan sola doğru yazılması dolayısıyla sağdan sola doğrudur. Hattâ Türk Müziği'ndeki ilk porteli nota(lama) sistemini kullanmış olan Ali Ufkî'nin (Alberto Bobevio Leopolitano Bobowski; 1975? - ? ) notası bile, bu mantık çerçevesinde sağdan sola doğrudur.

 

5.      Süreleri, susları, usûl kalıplarını gösteren işaretlerin yanı sıra bunlara ek olarak uluslararası porteli notalama sisteminde bulunan "Senyo", "Coda", "Bağ", "Dolap", "Ölçü Çizgisi", "Bitiş Çizgisi" ve "Tekrar" ile aynı görevi üstlenen yardımcı işaretler kullanılmıştır.

 

6.      Hamparsum Notası'nın bir de "Gizli (İşaretsiz / Dilsiz) Hamparsum" olarak bilinen bir çeşidi mevcuttur. Gizli Hamparsum Notası'nda nota değerliklerinin bazen bir kısmı bazen de hiçbiri yazılmaz. Yardımcı (referans) işaretlere yer verilmez, bazılarında ölçü çizgileri yoktur. Eserlerini kendi tekelinde tutmak isteyen, başkaları tarafından sahiplenilmesinden çekinen bazı müzisyen, besteci ve topluluklar (Kilise..vb.) tarafından kullanılmıştır. Bunların dışında, herhangi bir nedenle süre işaretlerinin olmadığı, ancak usûl kalıplarının, ölçü çizgilerinin mevcut olduğu bazı eserlere rastlanır. Bunlar "Gizli Hampasum Notası" kapsamına dahil değildir. Çünkü özellikle Klasik Türk Müziği'nde usûlleri biliyorsanız, süreleri belli olmasa da, bir eseri deşifre etmeniz mümkündür. Ancak; çoğu kere Gizli ve İşaretsiz-Dilsiz Hamparsum Notası aynı anlamda kullanılmaktadır [Bakınız: Şekil-8].

 

7.      Bu nota(lama) sisteminde, günümüz nota(lama) sistemi'ndeki gibi Bemol, Diyez ve Bekar işaretleri yoktur. Notanın üzerine konulan tizleştirici ( ~ ) işareti ile değişmeli sesler gösterilir. Bir çeşit Diyez görevi gören bu işaret, kaç komalık tizleşme olacağı hakkında bir bilgi vermez. Bemol içeren sesler, bir öneki sesin tizleştirilmesi ile gösterilmektedir. Tizleşme veya pesleşmenin kaç koma olacağı, eserin makamsal özelliklerine göre tespit edilir. Ayrıca; her notanın üzerine konulan tizleştirme işareti sadece o notaya özgü olup bir ölçü içerisindeki etkisi yine sadece üzerine konulduğu sesle sınırlıdır; bütün bir ölçü boyunca etkisini sürdürmez.

 

8.      Hamparsum Notası'nda usûl kalıpları son derece belirgindir ve bu en belirgin özelliklerinden biridir. Usûl vuruşlarını göstermek için bazı (stenografik diyebileceğimiz) işaretler tespit edilmiştir. Notalar usûle uygun olarak gruplar halinde yazılırlar. Bu da, usûllerin okunmasında büyük kolaylık sağlar.

 

Sonuç Olarak;

1.      Klasik Türk Müziği'nde kullanılan, Hamparsum ve Ali Ufkî Notası dışındaki nota(lama) sistemlerine bakıldığında; perdeleri gösteren işaretlerin Arap Alfabesindeki harflerden oluştuğu görülür. Söz konusu harfler; daha çok perdelerin isimlerine göre seçilmişlerdir (Perdenin isminin baş harfine, söylenişindeki vurgulamaya; başındaki, sonundaki ya da ortadaki heceye...vb. göre) ve tek ya da çifter (bazen üçer) olarak kullanılmışlardır. Bu da; nota(lama) sistemini öğrenip uygulayabilmek için ses sisteminde yer alan perde isimlerini ve dahası yazılışlarını bilmeyi zorunlu kılar (ki geçmişte zaten okur ve yazar olmak herkesin sahip olduğu bir nitelik değildi. Çoğu kişi Arap alfabesindeki harflerden oluşan yazıyı okuyabilseler bile yazmak ayrı bir meziyetti. O nedenle; eskiler "hem okurum, hem yazarım" diye vurgularlardı). Bu koşullar altında; Ebced ve diğer Arap Alfabesi kökenli nota(lama) sistemlerinin, genelde sadece geliştiren kişi ya da teorisyenler tarafından kullanılmasına pek de şaşmamak gerekir.

 

       Ali Ufkî'nin Nota(lama) Sistemi ise; diğerlerine göre çok daha kolay olduğu halde, büyük bir olasılıkla porteli olması nedeniyle rağbet görmemiştir. Bütün bunların arasında Hamparsum Notası, hem uygulamada hem de akılda tutmada en kolay olanıdır. Ana diziyi oluşturan 7 temel ses vardır ve değişmeli sesler bunlara yapılan küçük (çizgi şeklindeki) eklerle gösterilir. Sistemi oluşturan sembol ve işaretler son derece basittir, tek olarak kullanılırlar ve (Klasik Türk Müziği) perde isimleri ile bu anlamda bir ilişkileri yoktur. Bu nedenle; Hamparsum Notası'nı öğrenmek için, Klasik Türk Müziği Ses Sistemi'nde yer alan perde isimlerini bilmek zorunluluğu yoktur. Kısaca; "Ses-İşaret" ilişkisine dayalı bir nota(lama) sistemidir. Dolayısı ile, duyulan bir ezginin dikte edilmesi, diğer nota(lama )sistemlere göre; Hamparsum Notası'nda çok daha kolaydır

 

2.      Hamparsum Notası'nda genel olarak iki oktavlık bir ses sahasını içerecek şekilde, (değişmeli seslerle birlikte) yirmi sekiz işaret mevcuttur. Klasik Türk Müziği Ses Sistemi'ni meydana getiren seslerin zenginliği göz önüne alındığında, bu sistem (sayısal anlamda) yetersizdir. Ayrı ayrı Diyez, Bemol, Bekar işaretleri yoktur. Sadece, Diyez görevi gören bir ( ~ ) işareti vardır. Bu işaret notaların üzerine yazılır, ancak tizleştirmenin kaç koma olacağı hakkında bir bilgi vermez. Bemollü sesler de, daha önce anlatıldığı üzere, bir önceki sesin tizleştirilmiş hali ile ifade edilmektedir. Değişmeli sesleri düzeltmek için ayrıca bir işaret (Bekar) mevcut değildir. Bütün bunlar pek çok araştırmacı tarafından Hamparum Notası'nın eksikliği olarak görülmüştür. Ancak Bana göre daha önceki Arap harflerine dayalı nota(lama) sistemlerinde de Diyez, Bemol ve Bekar işaretlerinin olmadığı, bu araştırmacılar tarafından sanırım göz ardı edilmektedir. Üstelik söz konusu diğer nota(lama) sistemlerinde ezbere alınması gereken daha çok notalama işareti vardır ve bunlar perde adlarının ezberlenmesini de zorunlu kılar. Hamparsum'un sistemi bu bakımdan gayet açıktır. Hattâ, ( ~ ) işareti ile kaç komalık tizleştirme yapılacağının belli olmaması bir yerde okuyana kolaylık sağlamaktadır. Klasik Türk Müziği'ni bilen biri için makamsal yapıya bakılarak tizleşmenin kaç koma olacağını kestirmek zor değildir. Çok fazla farklı işaret içermemesi, Hamparsum Notası'nı uygulama ve öğrenimde kolay hale getirmektedir. Zaten Hamparsum'dan sonra, onun notasını kullanan pek çok kişinin elinde, ihtiyaca göre bir takım eklerle sistemin zenginleştirildiği görülmektedir. Buna en güzel örnek; İstanbul Atatürk Kitaplığı'ndaki 1637 No.'lu defterdir. Defterde bizzat yaptığım inceleme sonucunda; daha önceki defterlerde (benim) rastlamadığım üç yeni işaret tespit etmiş bulunmaktayım [7]. Bunlar Dik Zirgüle, Dik Hisar ve Dik Mâhûr  perdelerine karşılık gelmektedir [Şekil-17].

 

Şekil 17

 

3.      Hamparsum Notası'nın diğer bir kolaylığı da Klasik Türk Müziği usûl kalıplarını net bir şekilde göstermesidir. Bu bakımdan yeni başlayanlara, zengin Klasik Türk Müziği usûllerini öğrenmede kolaylık sağlar. Bence, bunda Hamparsum'un aynı zamanda bir müzik öğretmeni olmasının rolü büyüktür. Notalar, usûle uygun olarak gruplar halinde yazılırlar. Ayrıca, diğer nota(lama) sistemlerine göre bitiş çizgisi, ölçü çizgisi, dolap, tekrar işaretleri..vs. yardımcı işaretler bakımından (biraz da günümüze daha yakın bir zamanda geliştirilmesi nedeniyle) daha zengindir.

 

4.      Gizli, kimi zaman da İşaretsiz/Dilsiz Hamparsum Notası olarak nitelenen tipi için bir kaç şey söylemenin faydalı olacağı kanısındayım. Gizli Hamparsum Notası'nda ölçü çizgileri yoktur, notaların değerlikleri belli değildir. Ritmik kalıplar anlaşılmaz. Daha çok kapalı bazı (gayri Müslim) cemaatler tarafından kullanılmıştır. Gizli Hamparsum Notası'nda bazen de, bilinen işaretler farklı şekilde kullanılmıştır. Bunun diğer adı Şifreli Hamparsum Notası'dır. İşaretsiz-Dilsiz Hamparsum Notası ise, zannedilenin aksine; Gizli/Şifreli Hamparsum Notası değildir. Bu tip, daha çok duyulan, öğrenilen bir eserin aceleyle kaydedilmesi sırasında notalar dışındaki tamamlayıcı diğer işaretlerin (ölçü çizgisi, süre işaretleri...) yazılmaması sonucu ortaya çıkmıştır. Ancak, usûl kalıpları belli olduğundan, deşifre edilmesi çok zor değildir. Belki bazı bestekârlar, eserlerinin başkaları tarafından çalınmaması ve/ya sadece sonradan kendisinin hatırlayabilmesi için böyle bir yola gitmiş olabilir. Aslında, Gizli/Şifreli ya da İşaretsiz/Dilsiz olsun, her iki tipi de; Normal Hamparsum Notası'na göre eser hakkındaki bazı bilgileri gizlemektedir(!).

 

5.      Hamparsum'un Notası'nın Türk müzisyenler arasında yayılması, sadece öğrenim ve uygulamadaki kolaylığından değil, yaşadığı dönemden de kaynaklanmaktadır. Osmanlı Sultanları her zaman müziğe karşı duyarlı olmuşlardır ama içlerinde, bu konuda belki de en duyarlı diyebileceğimiz, III. Selim'dir. Kendisi de bir müzisyen ve bestekâr olan III. Selim, yaşamın pek çok alanında uyguladığı yenilik hareketlerini, Klasik Türk Müziği için de geçerli kılmıştır. Saltanatı sırasında, Saray adeta bir konservatuvar niteliği kazanmış ve Klasik Türk Müziği'ni yaşatmak, daha da zenginleştirmek için her türlü olanak sağlanmaya çalışılmıştır. Bu nedenle, III. Selim Devri, bugün Klasik Türk Müziği Tarihi'nde "Altın Çağ" olarak adlandırılmaktadır. Klasik eserlerin unutulmadan ve özgünlüklerini yitirmeden gelecek kuşaklara intikâl ettirilmesi için, herkes tarafından kullanılabilecek, pratik bir nota(lama) sistemi geliştirilmesini istemiştir. Çevresindeki müzisyenleri bu konuda bir şeyler yapmaya teşvik etmiştir. Dolayısı ile Hamparsum yaşadığı dönem bakımından büyük bir şansa sahipti. Daha önceki nota(lama) sistemlerini geliştirenler, bunu kendi çalışmaları dahilinde yapmakta idiler. Ancak, Hamparsum  bu konuda bizzat III. Selim'in teşviki ve desteğini de görmüştür. Dede Efendi'nin öğrencisi olması, bizzat Dede Efendi tarafından Saray'a tanıtılması ve III. Selim'in huzuruna çıkması; geliştirdiği nota(lama) sisteminin Dede Efendi tarafında da destek görmesi Hamparsum'un diğer şanslı yönlerini teşkil etmektedir. III. Selim'in reformist kişiliği, çevresine topladığı müzisyenlerin de yeniliklere açık hale gelmesini sağlamıştır. Meşk metodunun yanında, eserleri notaya almanın önemini de artık anlamış bulunmaktadırlar. Hamparsum'un bir diğer şansı da, müzik öğretmenliği yapması nedeniyle, ders verdiği (Türk olan-olmayan) bütün öğrencilerine bu nota(lama) sistemini öğretmiş olmasıdır.

 

6.      Bazı yabancı kaynaklarda Hamparsum Limonciyan'ın söz konusu nota(lama) sistemini, Abdülbâkî Nâsır Dede'ninkinin yetersiz bulunması (ya da Hamparsum'un bizzat kendisinin yetersiz bulması) nedeniyle geliştirdiği öne sürülmektedir. (Bakınız: Toplumbilim Müzik ve Kültürel Kimlik Özel Sayısı, S.12, Mayıs 2001, s.74). Abdülbâkî Nâsır Dede'nin Nota(lama) Sistemi, Yegâh'tan Tiz Hüseynî'ye kadar 38 perdeyi göstermektedir (yaklaşık olarak iki buçuk oktav). Hamparsum Nota(lama) Sistemi'nde ise; Yegâh'tan Tiz Nim Hicaz'a kadar 28 perde yer almaktadır. Bu durumda; Klasik Türk Müziği Ses Sistemi'nde yer alan perdelerin sayıca zenginliği göz önüne alındığında; Abdülbâkî Nâsır Dede'nin Nota(lama) Sistemi'nin, Hamparsum'unkinden daha yetersiz olduğu kabul edilebilecek bir varsayım değildir. Ancak Hamparsum'un nota(lama) sisteminin, şekil itibariyle ve uygulama bakımından Abdülbâki Nâsır Dede'ninkinden daha kolay ve akılda kalıcı olduğu bütün açıklığı ile ortadadır.

 

7.      Yine bazı yabancı kaynaklarda, Hamparsum'un bu nota(lama) sistemini aslında Ermeni Kilise Müziği'ne tatbik etmek için geliştirdiği yazılmaktadır. Küçük yaşlardan itibaren hem Ermeni Kiliseleri'ne hem de Mevlevîhâneler'e devam ederek; her iki müzikle de ilgilendiğini ve ders aldığını düşünürsek, bu düşünce çok da olasılık dışı değildir. Çünkü Hamparsum'un Klasik Türk Müziği usûl ve makamlarını kullanarak bestelediği Ermenice ilâhilerin varlığı bilinmektedir. Öte yandan, Klasik Türk Müziği'nde de pek çok bestesi mevcuttur. Hamparsum Limonciyan büyük bir olasılıkla bu nota(lama) sistemini, III. Selim'in arzusu ve bu yöndeki teşvikleri neticesinde geliştirmiştir. Bunun, yazılı kayıtlar dışında en önemli kanıtı; bizzat hazırlayıp III. Selim'e sunduğu altı defterdir.

 

8.      Diğer yandan, Hamparsum Nota(lama) Sistemi'nin genel yapısı incelendiğinde; ana diziyi teşkil eden 7 temel ses ve bunların tizleştirilmesinden meydana gelen değişmeli seslerden oluştuğu görülür. Sadece tizleştirici bir işaretin var olması, bemollü seslerin bir önceki sesin tizleştirilmiş hali ile gösterilmesi, Hamparsum'un Batı Müziği Ses Sistemi'ni (Tampereman) temel aldığı sonucunu vermektedir. Bu da bize, tizleştirici işaretin kaç koma olduğu hakkında bir ipucu vermektedir. Tampereman Sistemi'ne göre diyez ve bemollerin koma değeri birbirine eşittir. Bu durumda Hamparsum'un nota(lama) sistemi, Ermeni Khaz Sistemi'ne dayalı olsa bile, benzerlik sadece bazı şekillerle sınırlıdır. Khaz Sistemi'nin çok fazla işaret içerdiği, bu yüzden de çok karmaşık bir yapısı olduğu ve zamanla kullanım dışı olduğu günümüzde bilinmektedir. Bu durumda, Ermeni Khaz Sistemi ile arasındaki benzerlik sadece, perdeleri gösteren bazı işaretlerden öteye gitmemektedir.

 

9.      Binlerce Klasik Türk Müziği eserinin günümüze intikâlinde çok önemli ve değerli bir yeri bulunan Hamparsum Limonciyan; geliştirdiği nota(lama) sistemi dışında, bir çok güzel Klasik Türk Müziği eserine de imzasını atmıştır. Hayatı boyunca geçimini müzik yoluyla elde etmiş, pek çok öğrenci yetiştirmiş; yalnız Türk Müziği'ne değil, Ermeni Müziği'ne de hizmet etmiştir. Klasik Türk Müziği makam ve usûllerini kullanarak, bestelediği Ermenice kilise ilâhileri ile Ermeni Müziği'nin zenginleşmesini sağlamıştır. Hamparsum geliştirmiş olduğu bu nota(lama) sistemi ile Ermeni Müziği nota(lama) sisteminde de bir reform yaşatmıştır. Günümüzde hâlâ Ecmiyadzin Başpatrikliği ile Kudüs Patrikliği'nde Hamparsum Notası kullanılmaktadır.

 

10.   Portesiz olması nedeniyle, uluslararası porteli nota(lama) sistemine geçildikten sonra da, pek çok müzisyen ve besteci Hamparsum Notası'nı, özellikle beste yaparken ya da yeni bir eseri dikte ederken kullanmışlardır. Günümüzde de, porteye ihtiyaç duyulmaması nedeniyle (Klasik Türk Müziği'nde) hâlen bu nota(lama) sistemini kullananlar mevcuttur.

 

11.   Hamparsum Notası ile yazılmış ve günümüze ulaşmış pek çok defter vardır. Bunların güfteleri; Ermeni harfleri ile Ermenice, Arap Harfleri ile Türkçe ve Ermeni harfleri ile Türkçe'dir. Bugünkü Türk Müziği repertuarının oluşmasında, bu defterlerin önemi büyüktür. Bir kısmı günümüz nota(lama) sistemine çevrilse, bile büyük bir kısmı incelenmek üzere bizleri beklemektedir. Ne yazık ki, bunların kütüphane ve müzelerde olanları dışındakiler, müzayedelerde yüksek fiyatlara satılmakta, bunu bilen bazı hilekârlar tarafından sahteleri yazılıp satılmaya çalışılmaktadır (Araştırmalarım sırasında bunlara bizzat rastladım). Ayrıca, bir takım bilgi hırsızları tarafından kütüphane ve bazı okullardaki özel koleksiyonlarda yer alan defterler ya çalınmakta, ya da içlerinden sayfa kopartılarak tahrip edilmektedirler. Özellikle söz konusu kişiler, kapak ve son sayfalar gibi, defterlerle ilgili bilgilerin bulunduğu sayfaları hedef olarak seçmektedirler. Bu kişilerin etiğe sığmayacak olan bu davranışlarının kökeninde, büyük bir ihtimalle konu hakkında bilgi sahibi olan tek kişi olmak kompleksinin (ve zavallılığının) yattığı ortadadır. Uzmanlık alanım olan bu konuda çok ilginç, etik dışı (bir kısmı akademik ünvana sahip) bir çok insanla yüz yüze geldiğimi burada belirtmeden geçemeyeceğim. Bilimsel çalışmanın amaçlanan ortak hedeflere varmak hususunda gerektiğinde güç birliği yapmak olduğunu unutan söz konusu kişiler, defterleri kütüphanelere, bu konuda araştırma yapan kurumlara bağışlamak yerine ellerinde anlamsızca tutan koleksiyoncular, rastladığı her defteri bir para unsuru olarak gören sahaflar ve bu nedenle sahte defterler üretenler yüzünden Hamparsum nota(lama) sistemi ile yazılmış defterlerin üzerine araştırma yapmak güçleşmektedir. Ancak, her şeye rağmen  Hamparsum defterlerine ulaşılmalı, her bir eser günümüz notasına çevrilerek, karşılaştırmalı çözümlemelerle, bu konudaki araştırmalara devam edilmelidir.

 

Hamparsum Notası ile ilgili çalışmalarıma başlamam ve devam etmem konusunda destek ve yardımlarını hiçbir zaman esirgemeyen değerli hocam Sayın Prof. Yalçın TURA'ya ve merhum amcam Sevgili Fethi KARAMAHMUTOĞLU'na, araştırmalarımın başlangıç sürecinde bana yol göstererek cesaretlendiren Sayın Kenan VERDEMİR'e; ayrıca "Hamparsum Limonciyan ve Nota(lama) Sistemi" konulu bu çalışmamın şekil çizimlerinde büyük bir sabırla yardımcı olan değerli arkadaşım Sayın Ahmet Emre ÇELİK'e teşekkürü bir borç bilirim. 

 
 

ŞEKİL LİSTESİ                              

Şekil-1           Khaz Nota(lama) Sistemi'nde ana diziyi oluşturan 7 Temel Ses: Po, é, Vé, Bé, Kho, Né, Pa.

Şekil-2           Khaz Sistemi'ndeki Ana Dizi'ni oluşturan 7 temel sesin, Batı Müziği Ana Dizisi'nde (Do Major) karşılığı. [Po = Do]

Şekil-3           Ermeni Halk Ezgilerine uyarlanmış şekli ile Khaz Sistemi'ndeki ana dizinin, Batı Müziği ana dizisinde (Do Major) karşılığı. [Bé = Do]

Şekil-4           Hamparsum Nota(lama) Sistemi'ndeki 7 temel sesin Klasik Türk Müziği'ne uyarlandığında elde edilen dizi

Şekil-5           Değişmeli ve değişimsiz seslerin gösterilmesine örnek

Şekil-6           Hamparsum Notası'nda 1 oktav içerisinde yer alan (değişmeli seslerle birlikte) Klasik Türk Müziği Perdeleri.

Şekil-7           Klasik Türk Müziği'ne göre günümüz Uluslararası Porteli Avrupa Notası'na çevrimi

Şekil-8           Usûlün alt birimlerini belirtmek üzere yapılan gruplaşmalar

Şekil-9           Süre İşaretleri

Şekil-10         Süresel Oranlar

Şekil-11         Yardımcı İşaretler (Dolap, Ölçü Çizgisi, Bitiş Çizgisi...vs.)

Şekil-12         Gizli Hamparsum Notası ile Normal Hamparsum Notası'nın karşılaştırılması

Şekil-13         Hamparsum Notası'nda Tam Sekizlilerin Belirlenmesi [Verdemir, 1994, Şekil 3, s.7]

Şekil-14         Usûl vuruşlarını gösteren işaretler.

Şekil-15         Usûllerde bağ işaretinin kullanılması.

Şekil-16         8'lik Müsemmen (Katakofti) Usûlü'nün Hamparsum Nota(lama) Sistemi'nde gösterilişi.

Şekil-17         İstanbul Atatürk Kitaplığı'ndaki 1637 No.lu defterde tespit edilen üç ek nota (işareti).[8]

 

 

DİPNOTLAR:                                         

[1]  Godarine ve Serkis Limonciyan

[2]  Bilinen en eski Ebced Notası [TURA, 1997].

[3]  Hamparsum Limonciyan'ın, 1813-1815 yılları arasında, reformist ve aynı zamanda aydın ve sanatçı kişiliğe sahip III. Selim'in arzusu üzerine yeni bir nota(lama) sistemi geliştirdiği konusundaki bilgiyi, Koca Mustafa Paşa (Eski Samatya) Ermeni Kilisesi papazlarından Aristakes Hisarliyan'ın (1856-1937) "Ermeni Musikisi" adlı kitabından öğrenmekteyiz [VERDEMİR, 1994 ,s.3].

[4] Bu iki farklı nota sistemi arasında, aynı gamsal ilişkiyi korumak ve Tampere Sistemi gamlarındaki sesler arasında bulunan " 1 - 1 - ½ - 1 - 1 - 1 - ½ " ilişkisini elde edebilmek için; Neumatik Ermeni Gamı'na Po'dan değil Bé'den başlanmaktadır. [Ayrıntılı bilgi için bakınız: Folklora Doğru, 1994, s.302].

[5] Hüseynî Aşîran

[6] [VERDEMİR, 1994, Şekil3, s.4]

[7] Söz konusu defterin sahibi hakkında henüz bir kanıt bulamamış olmakla birlikte; defterin cildi, kapaktaki kabartması, kaydedilen eserler bakımından (şimdilik) XIX. yüzyılın son çeyreği ile XX. yüzyılın ilk çeyreği arasında tutulmuş olabileceği sonucuna varmış bulunmaktayım.

[8] [KARAMAHMUTOĞLU, 1999, s.24]



KAYNAKLAR:                         

CAN, Halil; (İstanbul 1948), Hamparsum Notasında Usûller, Mûsıkî Mecmuası, (ilk sayı 01.03.1948) S:13, s.4-5.

 

EZGİ, Suphi; (İstanbul 1993), Nazarî ve Amelî Türk Mûsıkîsi, İstanbul Belediye Konservatuvarı Neşriyatı, Cilt.4, s.530.

 

KARAMAHMUTOĞLU, Gülay; (Aralık 1999), İstanbul Atatürk Kitaplığı'ndaki 1637 No.lu Yazma Hamparsum Nota Defteri (Danışman: Prof. Yalçın TURA), İTÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Basılmamış Sanatta Yeterlik Tezi.

 

KAZANDJIAN, Sirvat; (İstanbul 1996), Ermeni Müziği'nin Kökenleri [Les Origines de la Musique Arménienn, Editions Astrid, 1984], Türkçesi: Aydın AKKAYA-Berna KURT, Folklora Doğru, Boğaziçi Üniversitesi Folklor Kulübü, S:62, s.302-303.

 

KÜRELİ, Leyla; (Haziran, 1989), Hamparsum Limonciyan'ın Mûsıkîmizdeki Yeri ve Önemi  (Danışman: Doç. Erol DERAN), İTÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Basılmamış Yüksek Lisans Tezi.

 

ÖZALP, Nazmi; (Ankara 1986), Türk Musıkisi Tarihi - Derleme, TRT Yayınları, Cilt.2, s.216.

 

POLATYAN, Sirvat; (İstanbul 1998), Ermeni Müziği, çeviren: Tolga TANYEL, Avesta/Müzik: 28/2.

 

SÖZER, Vural; (İstanbul 1964), Müzik ve Müzisyenler Ansiklopedisi, Atlas Kitabevi.

 

TAVITYAN, Kevork; (İstanbul 2001), "Cumhuriyet Öncesi ve Sonrasında Türk Vokal Müziğinde Ermeni Besteciler", Toplumbilim Müzik ve Kültürel Kimlik Özel Sayısı, s.73-99.

 

TURA, Yalçın (Prof.); (İstanbul 1997), Abdülbâki Nâsır Dede : Tedkîk ü Tahkîk  (İnceleme ve Gerçeği Araştıma), Küğbilim Dizisi:1,  Tura Yayınları.