GİRİŞ
Müzikal ses ve ritmik
düşünceleri bir takım yazılı şifreler aracılığı ile nakletme yöntemi
olarak tanımlanabilecek nota, müzikle ilgili vazgeçilmez bir araçtır.
Sümer tabletlerinde rastlanan ve bir çeşit müzik yazısı olduğu
anlaşılan bulgular sonucunda, nota(lama) sistemlerinin geçmişlerinin
alfabeler kadar eski olduğu, bugün bilinmektedir. Tarih boyunca farklı
yerlerde yaşayan çeşitli kültürlerin, müziği bir şekilde yazıya
dökerek, en ilkel hali ile nota(lama) sistemleri geliştirdikleri
anlaşılmaktadır. Müzikal sesleri ifade etmek için alfabedeki harfler ya
da bir takım özel şekillerin kullanılması ile meydana gelmiş; iki tip
nota(lama) sistemi mevcuttur.
Türkler'in
yaşamında müzik daima önemli bir yer teşkil etmiştir. Türk toplumunda
notanın ilk kez ne zaman kullanıldığı kesin olarak saptanmış değildir.
XIII. yüzyılda (Orta) Asya Türkçesi ile kaleme alınmış bir kaynak, Eski
Çağatay Türkçesi'nde "Ayalgu" adı verilen (eski) Orta Asya Türk
Müzik Yazısı hakkında bilgiler vermektedir. Ayrıca Uygurlar Dönemi'nde
sadece ustanın ağzından-elinden işitip görerek değil, aynı zamanda
yazıp okuyarak da müzik yapma yöntemi öğrenilip uygulanıyordu. Bunu,
Uygur çalgıcıların, müzik yazısından (notasından) çaldıklarına ilişkin
sağlam ve inanılır bir gözlemin yer aldığı "Tansuknâme"de
öğrenmekteyiz.(UÇAN, 1999: s.31)
Osmanlılar zamanında bir müzik eserinin, bir grup müzisyen
tarafından defalarca tekrarlanarak icrâ edilmesi yoluyla hafızaya
alınan eserler; usta-çırak ilişkisine dayalı "Meşk" adı verilen bu metodla öğrenilip öğretilmekte ve sonraki
kuşaklara intikâl ettirilmekteydi. Ayrıca çoğu Türk Müziği üstâdı için,
eserleri notaya almak ve okumak kabul edilebilir bir şey değildi.
Farklı dönemlerde çeşitli notalama sistemleri ortaya konulup
geliştirilse bile, bunlar Türk Müziği nazariyatçılarının daha çok ses
sistemini açıklamak ve örnek vermek amacı ile geliştirdikleri,
kendileri dışında kimsenin pek rağbet etmediği sistemler olmuşlardır.
Sonuçta pek çok değerli Klasik Türk Müziği eseri ya tamamen unutulmuş
ya da özgün halinden değişerek varlığını sürdürebilmiştir.
Kısa yaşamı ve padişahlığı döneminde pek çok yeniliğe imza
atan III. Selim (1767-1808), Türk Müziği'nde süregelen bu erozyona bir
son vermek istemişti. Değerli Klasik Türk Müziği eserlerinin
unutulmadan, ve özgünlükleri bozulmadan korunarak gelecek kuşaklara
intikâl ettirilebilmeleri için, müzisyenleri bir nota(lama) sistemi
geliştirmeleri hususunda cesaretlendirmiş, teşvik etmiştir. Bunun
sonucunda; Abdülbâkî Nâsır Dede (1765-1821) ve çağdaşı Hamparsum
Limonciyan (1768-1839) birer nota(lama) sistemi geliştirerek,
III.Selim'e sunmuşlardır. Abdülbâkî Nâsır Dede'ninki değil ama
Hamparsum'un kendi adı ile anılan nota(lama) sistemi, gerek öğrenimdeki
gerek uygulamadaki kolaylığı nedeniyle, pek çok Türk Müziği sanatçısı
tarafından kullanılmıştır. XIX. yüzyıldan itibaren yaygınlaşarak
binlerce Türk Müziği eserinin günümüze intikâl etmesini sağlamanın
yanında; o döneme dek kullanılmakta olan Ermeni Müzik yazısının da
değişmesine neden olmuştur.
HAMPARSUM
LİMONCİYAN (Baba Hamparsum; 1768-1839)*
|

Hamparsum Limonciyan *
|
Hamparsum Limonciyan 1768 yılında, Beyoğlu Çukur Sokak'taki
bir evde, Harput'tan İstanbul'a göç eden yoksul Katolik Ermeni çiftin oğlu
olarak dünyaya geldi. Anne ve babasının sadece ilkokulu okutabilmeye
güçleri yetmişti. İlkokulu bitirdikten sonra, ailesi tarafından para
kazanması ve meslek sahibi olması için, bir terzinin yanına çırak
olarak gönderildi. Hamparsum müziğe çok düşkün ve yetenekli olması
nedeniyle, aynı zamanda Ermeni kiliselerine devam ederek müzik
bilgisini ve yeteneğini geliştirdi. Kayserili Kirkor Karasakalyan(1736-1808) ve Zenne Bogos (1746-1826)
ile Ermeni Müziği üzerine çalıştı, müzik dersleri aldı.
O dönemlerde varlıklı Türk ailelerinin sürdürmekte olduğu
fakir ve yetenekli çocukları himâye etme geleneği, varlıklı Ermeni
ailelerinde de mevcut idi. Darbhâne Müdürü Hovannes Çelebi Düzyan
kendisini himâye etmeye başlayınca, Hamparsum biraz ilerletmiş olduğu
müzik eğitimine, dönemin varlıklı ve hayırsever ailelerinden olan
Düzyanlar'ın Kuruçeşme'deki konaklarında devam etti (ÖZALP, 1986:
s.216).
|
Gençlik yıllarında hem kilise korosunda korist olarak
çalışan hem de Düzyanlar'ın konağında müzik eğitimine devam eden
Hamparsum, bir süre sonra Meryem Ana Kilisesi'nde baş mugannîliğe tâyin
edildi. Bir yandan da meraklı olduğu Türk Müziği'ni öğrenebilmek
amacıyla mevlevîhânelere gitmekteydi. Beşiktaş Mevlevîhânesi'nde
Hammâmîzâde İsmâil Dede Efendi (1778-1845) ile tanışma imkânı bularak
kendisinden Türk Müziği dersleri almaya başladı. Büyük bir olasılıkla,
kendisine ders vermeyi kabul eden Dede Efendi'nin de desteği ve
teşvîkiyle III. Selim'in huzûruna ve Saray'a kabul edildi. Böylece
müzik bilgisini ilerletme ve dönemin önemli müzisyenleri ile tanışma
imkânı buldu (SÖZER, 1983). III. Selim'in talebi ve teşvîki üzerine,
geliştirdiği nota yazım sistemi ile Klasik Türk Müziği eserlerinden
oluşan altı defter hazırladı ve sundu. Daha sonra kendi adı ile
anılacak olan bu basit nota(lama) sistemi sayesinde pek çok Klasik Türk
Müziği eseri unutulmaktan kurtuldu ve günümüze intikâl etti.
27 yaşında evlenen ve 6 çocuğu olan Hamparsum, müzik
dışında herhangi bir işle uğraşmamış, geçimini müzik aracılığıyla
sağlamıştır. Hasköy'deki evinde müzik öğretmenliği yaparak çok sayıda
öğrenci yetiştirdi. Oğlu Zenop Limonciyan (1810-1866), Tanbûrî Aleksan
Ağa (1815-1864), Bedros
Çömlekçiyan (1785-1840), Aristakes
Hovannesyan ( ? - ? ) bu öğrenciler arasındadır. Öğrencilerinden
Aristakes Hovannesyan, daha sonraları yeni bir takım eklemeler ve
kurallar getirerek Hamparsum'un nota(lama) sistemini geliştirmiştir.
Klasik Türk Müziği'ne kazandırdığı notalama sistemi ve
bestekârlığının dışında; keman ve biraz da tanbur çalan, iyi bir
hânende olan Hamparsum Limonciyan, 1839 yılında, 71 yaşında iken
Hasköy'deki evinde vefât etmiştir. Mezarı, Beyoğlu Surp Agop Ermeni
Mezarlığı'ndadır.
Klasik Türk Müziği makam ve usûllerini kullanarak
bestelediği, dili Ermenice olan kilise ilâhilerinden günümüze 31 tanesi
gelebilmiştir. 9 Peşrev, 5 Saz Semâi, Beyâtî Araban ile Bestenigâr
Fasılları, Beyâtî Beste ve 2 Semâi, Nişâburek Kâr-ı Nâtık, Dügâh Beste
ve Yürük Semâii ile 3 Şarkı, bestelediği Klasik Türk Müziği eserleri
arasındadır. III. Selim'e sunmuş olduğu altı defterden sadece iki
tanesi günümüze gelebilmiştir. Günümüzde söz konusu defterlerde hiç
sözlü eser bulunmadığı, eserlerin tamamının saz semâisi ve peşrevlerden
oluştuğu bilinmektedir .
Hamparsum; bu nota(lama) sistemi ile Ermeni Müziği
nota(lama) sisteminde de bir reform yaşatmıştır. Bu açıdan, Hamparsum
sadece Türk Müziği'ne değil, Ermeni Müziği'ne de hizmet etmiştir.
Ecmiyadzin Başpatrikliği ile Kudüs Patrikliği'nde, bugün hâlâ "Hamparsum Notası" kullanılmaktadır.
HAMPARSUM
NOTA(LAMA) SİSTEMİ
Tarihçesi
III. Selim, yenilikçi, aydın ve aynı zamanda sanatkâr bir
padişahtı. Saltanatı boyunca çok sevdiği Klasik Türk Müziği'nin
gelişmesi için elinden geleni yaptı ve bunu başardı da. Bugün, Klasik
Türk Müziği tarihçileri tarafından III. Selim'in devri "Türk Müziği'nin
Altın Çağı" olarak adlandırılmaktadır. Zamanında Osmanlı Sarayı adeta
bir müzik okulu, sanat yuvası haline gelmiştir. Klasik Türk Müziği
eserlerinin "Meşk" üslûbu yüzünden erozyona uğramasını önlemek adına,
çevresindeki müzisyenlerden yeni ve öğrenilmesi, uygulanması kolay bir
nota(lama) sistemi geliştirmelerini istemiştir. III. Selim'in bu
isteğine Hamparsum Limonciyan ve çağdaşı Abdülbâkî Nâsır Dede cevap
vermiştir. Hamparsum'unki kadar rağbet edilmeyen ve kullanılmayan
Abdülbâkî Nâsır Dede'nin nota(lama) sistemi, "Ebced Notası"na dayalıdır; ancak notaların dizilimi klasik Ebced
Sistemi'ne göre değildir.
1813-1815 yılları arasında, iki yıl süreyle devam eden
çalışmalarının neticesinde Hamparsum, eski Ermeni Kilise Müziği'nde
kullanılan "Khaz Sistemi"ndeki işaretler üzerinde yeni bazı düzenleme ve
değişiklikler yaparak Türk Müziği Ses Sistemi'ne uyumlu hale getirmeye
çalıştığı, daha sonraları kendi adıyla anılacak olan, bir notalama
sistemi geliştirmiştir. Hamparsum, bir çok Klasik Türk Müziği eserini
kendi nota(lama) sistemiyle yazdığı çalışmasını, altı defter hâlinde
III. Selim'e sunmuştur
Abdülbâkî Nâsır Dede'ye ve
Hamparsum Limonciyan'a ait bu her iki nota(lama) sistemi de, aslında
Klasik Türk Müziği'ni doğru olarak ifâde etmek konusunda yetersizdi.
Ancak kullanımının ve öğreniminin Abdülbâkî Nâsır Dede'ninkinden çok
daha kolay olması nedeniyle; Hamparsum'un geliştirmiş olduğu nota(lama)
sistemi, yoğun bir rağbet görmüş ve bu sâyede pek çok Klasik Türk
Müziği eseri unutulmaktan kurtarılarak günümüze gelmiştir. Hamparsum'un
nota(lama) sistemini beğenip teşvîk edenler arasında Dede Efendi de yer
alır.
Klasik Türk
Müziği tarihinde Hamparsum Notası, geniş bir müzik çevresi tarafından
kullanılan ilk nota(lama) sistemi oluşu ve bu sayede binlerce eserin
günümüze intikâl etmesini sağlaması bakımından ayrı bir önem ve değer
taşır.
Ermeni Khaz Sistemi
Hamparsum Notası'nda yer alan işaretler, büyük ölçüde
Ermeni Kilisesi tarafından yaklaşık olarak VIII-IX. yüzyıllardan
itibaren kullanılmış olan Khaz Notası'na dayanmaktadır. Hamparsum Limonciyan Khazlar üzerinde çeşitli değişiklikler ve yeniden düzenlemeler
yaparak, kendi nota(lama) sistemini oluşturmuştur. Ermeni Khaz
Nota(lama) Sistemi'nde, notayı simgeleyen işaretler (bunlara "Khaz"adı verilir), genel anlamda ilâhinin ezgisel seyrini
belirtmek, hatırlatmak amacı ile sözlerin üzerine yazılır ve belirli
bir sesi/perdeyi göstermezler. Pouch, ékortch, Vérnaghagh,
Bénkortch, Khosrovayin, Nérknakhagh, Parouik; söz konusu nota(lama) sistemindeki 7 temel sesi gösteren
Khazlar'ın ismidir. Bunlar kısaca: Po, é, Vé, Bé, Kho, Né
ve Pa olarak anılırlar. [Şekil-1].

Şekil 1 Khaz Nota(lama) Sistemi'nde 7 Temel Ses
Khaz Sistemi'ndeki 7 temel sesin oluşturduğu dizi, günümüz
Batı Müziği Ses Sistemi ana dizisine (Do Major) uyarlandığında
Po = Do, é = Re, Vé = Mi, Bé = Fa, Kho = Sol, Né = La ve Pa = Si sonucu ortaya çıkmaktadır. [Şekil-2].

Şekil 2 KHAZ Ana Dizisi
Şekil-1'deki dizi Ermeni Halk ezgilerine
uyarlandığında; Po'dan değil, Bé'den başlar; " 1 - 1 - ½ -1 - 1 -1 - ½
" olan aralık değerleri aynen korunur
. Bu durumda, Batı Müziği'ndeki ana diziye (Do Major) göre
Bé = Do sonucu elde edilmektedir [Şekil-3].

Şekil 3
KHAZ Ana Dizi
Khazlar, XIII.-XIV. yüzyıllara kadar kullanılmış fakat XVIII.
yüzyıla doğru neredeyse tamamen unutulmuş ve kullanımdan kalkmıştır.
Khazlar, XIX. yüzyılda Hamparsum Limonciyan'ın geliştirdiği yeni
nota(lama) sistemi ile tekrar gündeme gelmişlerdir. Şekil-1'de
gösterilen ana dizideki 7 (değişimsiz) temel ses, Klasik Türk
Müziği'ne uyarlandığında Po = Yegâh (Re), é = (Hüseynî) Aşîran (Mi) ,
Vé = Irak (Fa Diyez), Bé = Rast (Sol), Kho = Dügâh (La), Né =Segâh (Si
Koma Bemol) ve Pa = Çargâh (Do) sonucu ortaya çıkmaktadır. Elde edilen
dizi Klasik Türk Müziği'nde Yegâh Makam
Dizisi'ne karşılık gelir [Şekil-4].

Şekil
4
Özellikleri
Hamparsum bu sistemde, 7 değişimsiz temel sesi, 7 temel
işaret ile [Şekil-4], değişmeli (alterasyonlu) sesleri ise bu
işaretlerin üzerine konulan ( ~ ) işareti ile göstermiştir
[Şekil-5]. Alt ve üst oktavda yer alan sesler bunlara ilave edilen
çeşitli çizgi ve işaretlerle gösterilir [Şekil-7].

Şekil 5
Her oktav, Türk Müziği'nin 7 ana perdesi ve makamlara göre
değişik arızaları temsil eden 7 arızalı perde için toplam 14 işaretten
oluşur [Şekil-6].

Şekil 6
Ayrıca, yazının başında da belirtildiği üzere;
Hamparsum Notası'nda uluslararası porteli nota(lama) sistemindeki gibi
Bemol ve Diyez işaretleri yoktur. Değişmeli sesler notanın üzerine konulan
bir tizleştirme işareti ( ~ ) aracılığı ile gösterilir
[Şekil-7]. Sadece Diyez görevini yapan ( ~ ) bulunur ve tizleştirmenin kaç
koma olacağı hakkında bir ipucu vermez. Bemol içeren sesler, bir önceki sesin tizleştirilmiş şekli ile
ifade edilmektedirler.
Günümüz notasına çeviri yapılırken söz konusu
tizleştirmenin (ya da pesleştirmenin) Klasik Türk Müziği'ndeki kaç
komalık değere karşılık gelebileceğini tespit edebilmek için, eserin
makamının yapısı ve taşıdığı özellikler göz önüne alınır. Bu nedenle
Hamparsum Notası'nı, deşifre edebilmek için, Türk Müziği bilmek
gerekmektedir. Ayrıca; her notanın üzerine konulan tizleştirme işareti
sadece o notaya özgü olup bir ölçü içerisindeki etkisi yine sadece
üzerine konulduğu sesle sınırlıdır; Diyez ya da Bemol gibi bütün bir ölçü boyunca etkisini sürdürmez.

Şekil 7
Klasik Türk Müziği'ne göre Hamparsum Notası'nın
günümüz notasına çevrimi
Hamparsum Nota(lama) Sistemi'nde usûl kalıpları fark
edilecek derecede belirgin olup usûlün okunmasında büyük kolaylık
sağlar. Usûllerdeki vuruşları göstermek için de bazı noktalama
işaretlerinden yararlanılır. Ölçüler ( :: ), ( ) ve ( :
) işaretleri ile birbirinden ayrılır. Birleşik ve büyük usûllerde ölçü
çizgisi olarak ( :: ), ( ) bunları oluşturan küçük usûllerin ölçü çizgileri ise( :
) ile gösterilmiştir. Usûlün en alt birimlerini belirtmek amacıyla
notalar gruplaştırılarak yazılır [Şekil-8].

Şekil 8
Usûlün alt birimlerini belirtmek üzere
yapılan gruplaşmalar
Seslerin süresel
değerlerini ifade etmek için, perdeleri gösteren sembollerin üzerine
nokta ( ),
tek ve çift, virgüle benzeyen ya da düz dikey çizgiler ( ' ), ( " ) ve
yine tek ve çift olmak üzere içi boş küçük daireler ( ), ( )
konulur [Şekil-9 ve Şekil-10].

Şekil 9
Süre İşaretleri
Aynı usûl
birimi içerisinde yer alan bir grup notada, birbirini takip eden
notaların değerlikleri değişmiyorsa, süreyi gösteren
işaret bu grubun en başında yer alan notanın üzerine konulur. Bir
sonraki süre işaretine kadar gruptaki notalar aynı değerlikte kabul
edilir.

Şekil 10 Süresel Oranlar
Süre ve susları
ifade etmekte kullanılan işaretlerin yanı sıra bunlara ek olarak,
uluslararası porteli notalama sisteminde kullanılmakta olan "senyo",
"coda", "bağ", "dolap", "bitiş çizgisi" ve "tekrar" gibi işaretlere
karşılık gelen, aynı görevi üstlenen yardımcı işaretler kullanılmıştır
[Şekil-11]. Günümüze yakın dönemlerde Senyo, D.C., ...vs.
yardımcı imlerin bugünkü bilinen şekilleriyle kullanıldığına tanık
olmaktayız.

Şekil
11
Yardımcı İşaretler
Hamparsum
notasının bir de "Gizli (İşaretsiz/Dilsiz) Hamparsum Notası"
olarak bilinen bir çeşidi vardır ki; bunun diğerinden farkı, perdeleri
gösteren işaretlerin değiştirilmeden kullanılması ve nota
değerliklerinin hepsinin yazılmamasıdır [Şekil12]. Gizli Hamparsum
Notası sadece kullanan kişinin okumasına yardımcı olabilecek kadar ek
işaret içerir, o nedenle de bu nota(lama) sistemi ile kağıda dökülmüş
eserlerin deşifre edilmeleri oldukça güçtür. Sonuç her zaman için açık
ve net olamayabilir. Bu konuyla ilgili olarak Sayın Murat Bardakçı,
usûl kalıplarının Hamparsum Notası'nda belirgin bir şekilde kullanılmış
olmasına dikkat çekerek, Klasik Türk Müziği usûllerini iyi bilen
kimselerin Gizli Hamparsum Notası'nı da rahatlıkla çevirebileceğini
ifade etmektedir. Gizli Hamparsum Notası daha çok besteledikleri ya da
öğrendikleri eserleri kendi tekellerinde tutmak isteyen besteci ve
müzisyenler tarafından kullanılmıştır.

Şekil 12
Gizli Hamparsum Notası ile Normal Hamparsum Notası'nın
karşılaştırılması
Bugün, Arel-Ezgi-Uzdilek Sistemi'nde Si Koma Bemol ile ifade edilen Segâh perdesi, Hamparsum'un kullandığı nota(lama) sisteminde;
değişimsiz 7 temel işaretten biri olarak yer almaktadır. Bûselik (Si) perdesi ise; Segâh perdesine karşılık gelen sembolün
üzerine ( ~ ) işareti getirilerek gösterilmiştir. Günümüzde
kullanılmakta olan
Arel-Ezgi-Uzdilek Ses Sistemi'nde ise; Bûselik perdesi değişimsiz temel ses olarak kabul
edilmekte ve Si notası ile gösterilmekte; Segâh ise; Koma Bemol ekli Si notası olarak ifade edilmektedir. Bu verilerin ışığında,
Hamparsum'un,
Yegâh
(Makamı) Dizisi'ni ana dizi olarak kabul ettiği anlaşılmaktadır. Bir kısım
Türk Müzikçileri Hamparsum'un Rast Makamı Dizisi'ni ana dizi olarak
tespit ettiğini kabul etmektedir. Ben, söz konusu her iki düşüncenin
de; Hamparsum Notası ile kaleme alınmış eserlerin günümüz nota(lama)
sistemine çevrimi üzerinde çok büyük bir fark yarattığını
düşünmemekteyim. Nitekim Po yine Yegâh perdesine karşılık gelmektedir [Şekil-13].

Şekil 13 Hamparsum Notası'nda Tam Sekizliler
Hamparsum
Nota(lama) Sistemi'nde usûl kalıpları son derece belirgindir. Notalar
usûle uygun olarak gruplar halinde yazılırlar. Bu da, usûllerin
okunmasında büyük kolaylık sağlar. Usûller vuruşlarını göstermek için
bazı işaretler tespit edilmiştir [Şekil-14].

Şekil 14
Bazı
usûllerde ayrı iki vuruş yerine, vuruşları birbirine bağlayan bir bağ
işaretinin konulur. Bu işaret, iki birimin tek bir birim olarak kabul
edilmesi gerektiğini göstermektedir [Şekil-15].

Şekil 15
Usûllerin bazı
vuruşları üzerinde yer alan ( / ) işareti,
birim değerin bir kat, ( ) işareti ise; birim değerin bir buçuk kat
arttığı hakkında bilgi verir [Şekil-16].

Şekil 16
8'lik Müsemmen (Katakofti) Usûlü
HAMPARSUM NOTASI'NIN KLASİK TÜRK MÜZİĞİ'NDE KULLANILAN
DİĞER NOTA(LAMA) SİSTEMLERİNDEN FARKI
1.
Hamparsum Nota(lama) Sistemi'nden önce Klasik Türk
Müziği'nde (Ali Ufkî'nin porteli notası hariç), daha çok (başta Ebced
Alfabesi olmak üzere) Arap Alfabesi'ndeki harflere dayalı (alfabetik)
nota(lama) sistemleri kullanılmıştır. Ses sistemini oluşturan her bir
perde için tek bir işaret gösterilmiştir. Ebced ve diğer alfabetik
nota(lama) sistemlerindeki gibi harflerin ikişer, üçer kullanılması söz
konusu değildir. Nota işaretleri ile perde isimleri arasında bir ilişki
kurulmamıştır. İşaret-ses ilişkisine dayalı bir sistemdir. Kalsik Türk
Müziği Ses Sistemi'nde yer alan perdelerin sayıları (ve her birinin
adları) göz önüne alındığında, bu özellik büyük bir rahatlık sağlar.
2.
Ses sisteminin ana dizisini meydana getiren 7 ses için, 7
(ana) işaret vardır ve diğer perdeleri gösteren işaretler, bunlara
yapılan küçük (çizgi şeklinde) eklerle ifade edilmiştir. Genel anlamda,
bir oktavda değişmeli seslerle birlikte 14 perde yer almaktadır. Bu
şekilde 28 perdeden oluşan iki oktav, temel ses alanı olarak
kabul edilmiştir (Daha sonraları bu alanın, ihtiyaca göre mevcut
seslere küçük ilavelerin yapılması ile genişlediği görülmektedir).
3.
Daha önceki nota(lama) sistemlerinde Arap rakamları ile
gösterilen süreler, Hamparsum Notası'nda perde işaretlerinin üzerine
konulan noktalar, çizgiler, içi boş küçük dairelerle gösterilir. Suslar
da, yine aynı işaretlerin herhangi bir perde işaretinin üzerine
gelmeden tek başlarına kullanılması suretiyle ifade edilir.
4.
Hamparsum Notası'nın diğerlerinden en belirgin farklarında
birisi de, soldan sağa doğru yazılıyor olmasıdır. Daha önceki
nota(lama) sistemleri, Arap harflerinin kullanılması ve bu nedenle
yazının sağdan sola doğru yazılması dolayısıyla sağdan sola doğrudur.
Hattâ Türk Müziği'ndeki ilk porteli nota(lama) sistemini kullanmış olan
Ali Ufkî'nin (Alberto Bobevio Leopolitano Bobowski; 1975? - ? ) notası
bile, bu mantık çerçevesinde sağdan sola doğrudur.
5.
Süreleri, susları, usûl kalıplarını gösteren işaretlerin
yanı sıra bunlara ek olarak uluslararası porteli notalama sisteminde
bulunan "Senyo", "Coda", "Bağ", "Dolap", "Ölçü Çizgisi", "Bitiş Çizgisi" ve "Tekrar" ile
aynı görevi üstlenen yardımcı işaretler kullanılmıştır.
6.
Hamparsum Notası'nın bir de "Gizli (İşaretsiz / Dilsiz)
Hamparsum"
olarak bilinen bir çeşidi mevcuttur. Gizli Hamparsum Notası'nda nota
değerliklerinin bazen bir kısmı bazen de hiçbiri yazılmaz. Yardımcı
(referans) işaretlere yer verilmez, bazılarında ölçü çizgileri yoktur.
Eserlerini kendi tekelinde tutmak isteyen, başkaları tarafından
sahiplenilmesinden çekinen bazı müzisyen, besteci ve topluluklar
(Kilise..vb.) tarafından kullanılmıştır. Bunların dışında, herhangi bir
nedenle süre işaretlerinin olmadığı, ancak usûl kalıplarının, ölçü
çizgilerinin mevcut olduğu bazı eserlere rastlanır. Bunlar "Gizli
Hampasum Notası" kapsamına dahil değildir. Çünkü özellikle Klasik Türk
Müziği'nde usûlleri biliyorsanız, süreleri belli olmasa da, bir eseri
deşifre etmeniz mümkündür. Ancak; çoğu kere Gizli ve
İşaretsiz-Dilsiz
Hamparsum Notası aynı
anlamda kullanılmaktadır [Bakınız: Şekil-8].
7.
Bu nota(lama) sisteminde, günümüz nota(lama) sistemi'ndeki
gibi Bemol,
Diyez ve
Bekar
işaretleri yoktur. Notanın üzerine konulan tizleştirici ( ~ )
işareti ile değişmeli sesler gösterilir. Bir çeşit Diyez görevi gören
bu işaret, kaç komalık tizleşme olacağı hakkında bir bilgi vermez.
Bemol içeren sesler, bir öneki sesin tizleştirilmesi ile
gösterilmektedir. Tizleşme veya pesleşmenin kaç koma olacağı, eserin
makamsal özelliklerine göre tespit edilir. Ayrıca; her notanın üzerine
konulan tizleştirme işareti sadece o notaya özgü olup bir ölçü
içerisindeki etkisi yine sadece üzerine konulduğu sesle sınırlıdır;
bütün bir ölçü boyunca etkisini sürdürmez.
8.
Hamparsum Notası'nda usûl kalıpları son derece belirgindir
ve bu en belirgin özelliklerinden biridir. Usûl vuruşlarını göstermek
için bazı (stenografik diyebileceğimiz) işaretler tespit edilmiştir.
Notalar usûle uygun olarak gruplar halinde yazılırlar. Bu da, usûllerin
okunmasında büyük kolaylık sağlar.
6.
Bazı yabancı
kaynaklarda Hamparsum Limonciyan'ın söz konusu nota(lama) sistemini,
Abdülbâkî Nâsır Dede'ninkinin yetersiz bulunması (ya da Hamparsum'un
bizzat kendisinin yetersiz bulması) nedeniyle geliştirdiği öne
sürülmektedir. (Bakınız: Toplumbilim Müzik ve Kültürel Kimlik
Özel Sayısı, S.12, Mayıs 2001, s.74). Abdülbâkî Nâsır Dede'nin
Nota(lama) Sistemi, Yegâh'tan Tiz Hüseynî'ye kadar 38 perdeyi
göstermektedir (yaklaşık olarak iki buçuk oktav). Hamparsum Nota(lama)
Sistemi'nde ise; Yegâh'tan Tiz Nim Hicaz'a kadar 28 perde yer
almaktadır. Bu durumda; Klasik Türk Müziği Ses Sistemi'nde yer alan
perdelerin sayıca zenginliği göz önüne alındığında; Abdülbâkî Nâsır
Dede'nin Nota(lama) Sistemi'nin, Hamparsum'unkinden daha yetersiz
olduğu kabul edilebilecek bir varsayım değildir. Ancak Hamparsum'un
nota(lama) sisteminin, şekil itibariyle ve uygulama bakımından
Abdülbâki Nâsır Dede'ninkinden daha kolay ve akılda kalıcı olduğu bütün
açıklığı ile ortadadır.
7.
Yine bazı yabancı
kaynaklarda, Hamparsum'un bu nota(lama) sistemini aslında Ermeni Kilise
Müziği'ne tatbik etmek için geliştirdiği yazılmaktadır. Küçük yaşlardan
itibaren hem Ermeni Kiliseleri'ne hem de Mevlevîhâneler'e devam ederek;
her iki müzikle de ilgilendiğini ve ders aldığını düşünürsek, bu
düşünce çok da olasılık dışı değildir. Çünkü Hamparsum'un Klasik Türk
Müziği usûl ve makamlarını kullanarak bestelediği Ermenice ilâhilerin
varlığı bilinmektedir. Öte yandan, Klasik Türk Müziği'nde de pek çok
bestesi mevcuttur. Hamparsum Limonciyan büyük bir olasılıkla bu
nota(lama) sistemini, III. Selim'in arzusu ve bu yöndeki teşvikleri
neticesinde geliştirmiştir. Bunun, yazılı kayıtlar dışında en önemli
kanıtı; bizzat hazırlayıp III. Selim'e sunduğu altı defterdir.
8.
Diğer yandan,
Hamparsum Nota(lama) Sistemi'nin genel yapısı incelendiğinde; ana
diziyi teşkil eden 7 temel ses ve bunların tizleştirilmesinden meydana
gelen değişmeli seslerden oluştuğu görülür. Sadece tizleştirici bir
işaretin var olması, bemollü seslerin bir önceki sesin tizleştirilmiş
hali ile gösterilmesi, Hamparsum'un Batı Müziği Ses Sistemi'ni
(Tampereman) temel aldığı sonucunu vermektedir. Bu da bize,
tizleştirici işaretin kaç koma olduğu hakkında bir ipucu vermektedir. Tampereman Sistemi'ne göre diyez ve bemollerin koma değeri birbirine
eşittir. Bu durumda Hamparsum'un nota(lama) sistemi, Ermeni Khaz
Sistemi'ne dayalı olsa bile, benzerlik sadece bazı şekillerle
sınırlıdır. Khaz Sistemi'nin çok fazla işaret içerdiği, bu yüzden de
çok karmaşık bir yapısı olduğu ve zamanla kullanım dışı olduğu
günümüzde bilinmektedir. Bu durumda, Ermeni Khaz Sistemi ile arasındaki
benzerlik sadece, perdeleri gösteren bazı işaretlerden öteye
gitmemektedir.
9.
Binlerce Klasik Türk
Müziği eserinin günümüze intikâlinde çok önemli ve değerli bir yeri
bulunan Hamparsum Limonciyan; geliştirdiği nota(lama) sistemi dışında,
bir çok güzel Klasik Türk Müziği eserine de imzasını atmıştır. Hayatı
boyunca geçimini müzik yoluyla elde etmiş, pek çok öğrenci yetiştirmiş;
yalnız Türk Müziği'ne değil, Ermeni Müziği'ne de hizmet etmiştir.
Klasik Türk Müziği makam ve usûllerini kullanarak, bestelediği Ermenice
kilise ilâhileri ile Ermeni Müziği'nin zenginleşmesini sağlamıştır.
Hamparsum geliştirmiş olduğu bu nota(lama) sistemi ile Ermeni Müziği
nota(lama) sisteminde de bir reform yaşatmıştır. Günümüzde hâlâ
Ecmiyadzin Başpatrikliği ile Kudüs Patrikliği'nde Hamparsum Notası
kullanılmaktadır.
10.
Portesiz
olması nedeniyle, uluslararası porteli nota(lama) sistemine geçildikten
sonra da, pek çok müzisyen ve besteci Hamparsum Notası'nı, özellikle
beste yaparken ya da yeni bir eseri dikte ederken kullanmışlardır.
Günümüzde de, porteye ihtiyaç duyulmaması nedeniyle (Klasik Türk
Müziği'nde) hâlen bu nota(lama) sistemini kullananlar mevcuttur.
11.
Hamparsum
Notası ile yazılmış ve günümüze ulaşmış pek çok defter vardır. Bunların
güfteleri; Ermeni harfleri ile Ermenice, Arap Harfleri ile Türkçe ve
Ermeni harfleri ile Türkçe'dir. Bugünkü Türk Müziği repertuarının
oluşmasında, bu defterlerin önemi büyüktür. Bir kısmı günümüz
nota(lama) sistemine çevrilse, bile büyük bir kısmı incelenmek üzere
bizleri beklemektedir. Ne yazık ki, bunların kütüphane ve müzelerde
olanları dışındakiler, müzayedelerde yüksek fiyatlara satılmakta, bunu
bilen bazı hilekârlar tarafından sahteleri yazılıp satılmaya
çalışılmaktadır (Araştırmalarım sırasında bunlara bizzat rastladım).
Ayrıca, bir takım bilgi hırsızları tarafından kütüphane ve bazı
okullardaki özel koleksiyonlarda yer alan defterler ya çalınmakta, ya
da içlerinden sayfa kopartılarak tahrip edilmektedirler. Özellikle söz
konusu kişiler, kapak ve son sayfalar gibi, defterlerle ilgili
bilgilerin bulunduğu sayfaları hedef olarak seçmektedirler. Bu
kişilerin etiğe sığmayacak olan bu davranışlarının kökeninde, büyük bir
ihtimalle konu hakkında bilgi sahibi olan tek kişi olmak kompleksinin
(ve zavallılığının) yattığı ortadadır. Uzmanlık alanım olan bu konuda
çok ilginç, etik dışı (bir kısmı akademik ünvana sahip) bir çok insanla
yüz yüze geldiğimi burada belirtmeden geçemeyeceğim. Bilimsel
çalışmanın amaçlanan ortak hedeflere varmak hususunda gerektiğinde güç
birliği yapmak olduğunu unutan söz konusu kişiler, defterleri
kütüphanelere, bu konuda araştırma yapan kurumlara bağışlamak yerine
ellerinde anlamsızca tutan koleksiyoncular, rastladığı her defteri bir
para unsuru olarak gören sahaflar ve bu nedenle sahte defterler
üretenler yüzünden Hamparsum nota(lama) sistemi ile yazılmış
defterlerin üzerine araştırma yapmak güçleşmektedir. Ancak, her şeye
rağmen Hamparsum defterlerine ulaşılmalı, her bir eser günümüz
notasına çevrilerek, karşılaştırmalı çözümlemelerle, bu konudaki
araştırmalara devam edilmelidir.
Hamparsum
Notası ile ilgili çalışmalarıma başlamam ve devam etmem konusunda
destek ve yardımlarını hiçbir zaman esirgemeyen değerli hocam Sayın
Prof. Yalçın TURA'ya ve merhum amcam Sevgili Fethi KARAMAHMUTOĞLU'na,
araştırmalarımın başlangıç sürecinde bana yol göstererek
cesaretlendiren Sayın Kenan VERDEMİR'e; ayrıca "Hamparsum Limonciyan ve
Nota(lama) Sistemi" konulu bu çalışmamın şekil çizimlerinde büyük bir
sabırla yardımcı olan değerli arkadaşım Sayın Ahmet Emre ÇELİK'e
teşekkürü bir borç bilirim.
|